30 Ağustos Zafer Bayramı! Sadece Bir Geçmiş Değil, Geleceğe Yön Veren Bir Zafer…
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ HAKINDA TOPLUMCA YENİDEN DÜŞÜNMEMİZ İÇİN GEREKLİ OLAN KISA NOTLAR.
Bu yıl, Büyük Taarruz ya da Kurtuluş Savaşı'mızın kazanılması ve düşmanların kesin olarak ülkeden kovulmasının 103. yıldönümü. Bize, düşmandan temizlenmiş, her alanda özgür bir toplum, düşmansız bir vatan ve egemen bir devlet bıraktıkları için; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, saygın silah arkadaşları ve tüm Kurtuluş Savaşı gazi ve şehitlerini şükran ve minnetle anmak hepimize düşen derin vicdani ve ahlaki bir görevdir. Hepsinin ruhları şad ve mekânları cennet olsun.
Kurtuluş Savaşı'nın ne olduğu konusu, bu savaşın büyük mimarı ve başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi kalemiyle şöyledir.
Atatürk diyor ki:
" Türk Milletinin istiklal ve hakimiyetine kasteden düşmanları mağlup eden bu büyük zafer, Türk ordusunun, Türk subaylarının ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlıklarını tarihe bir kere daha yazdıran muazzam bir eserdir."
Her ulusun tarihinde çok önemli dönüm noktaları vardır. Türk ulusu için de, 30 Ağustos 1922 zaferi sadece askeri bir başarı değildir. Ulusun kaderini, devletin varlığını ve geleceğin aydınlık ufkunu açan tarihsel bir şahlanış ve yeniden diriliştir. 30 Ağustos 1922 zaferi, tam bağımsızlık irademizin doruk noktası olduğu kadar, yeni bir devlet kurup yeni bir toplum inşa etmenin de somutlaşmış gücü ve temel dayanağıdır.
* Askeri bakımdan, Dumlupınar Meydan Muharebesi, bu savaşın strateji ve taktiklerini planlayan komuta heyetinin üstün dehası sayesinde kesin başarıya ulaşmıştır. Düşmanlar yurttan kovulmuştur. Ülkemizi parçalamak amacıyla hareket eden emperyalist devletlerin yıkıcı planları suya düşmüştür. Ulusumuz ve ordumuz tek parça bir güç haline gelerek unutulmaz bir özgürlük destanı yazmıştır.
* Diplomatik açıdan, bu zafer, halkımızın ölüm fermanı anlamına gelen Sevr Antlaşması'nı tarihin çöplüğüne göndermiştir. Empryalist devletlerle eşit koşullarda barış masasına oturabilmenin yolu açılmıştır. Bu işgalci emperyal ülkelerle çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu anlamına gelen 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, evrensel ölçekte saygın ve çağdaş 8o bir devlet konumuna yükselmiştir.
* Siyasi bakımdan, toplumu yönetme hakkı el değiştirmiştir. Egemenlik, Hanedandan ulusa geçmiştir. Osman oğullarının saltanatına son verilmiştir. 2 Kasım 1922 Yılında Saltanat, 3 Mart 1924Yılında da Hilafet kaldırılmıştır. 29 Ekim 19923 tarihinde de Cumhuriyet ilan edilmiştir.
Demokratik ve laik bir hukuk devleti kurmanın yolu açılmıştır.
* Hukuki açıdan, dini hukuk yerini laik ve çağdaş hukuka , medrese eğitimi de yerini bilimsel laik bir eğitime bırakmıştır. Ferman ya da buyruklarla değil; gücünü ve meşruiyetini seçimle halktan alan ve anayasal kurallara göre yönetilen bir devlet modeli kurulmuştur. Medeni hukuk kabul edilerek toplumun aile, mülkiyet ve sosyal düzeni çağın gereklerine göre yeniden düzenlenmiştir. Toplum, eşit yurttaşlık anlayışı içinde tek hukuklu ve kanun önünde eşitlik anlayışına göre yeni bir statüye kavuşmuştur.
* 30 Ağustos zaferi, Lozan Antlaşması ile birlikte, devlete ve topluma ekonomik özgürlük kazandırmıştır. Yabancılara verilen ekonomik ayrıcalıklar anlamına gelen kapitülasyonlar, tuz, tütün ve alkollü içkiler üzerindeki yabancı tekeller, vergiler üzerindeki ambargolar kaldırılmıştır. Ülkenin tarım arazisi, madenleri, ormanları, akarsuları, gölleri ve denizleri yepyeni bir üretim ve çalışma anlayışı ile yeniden yapılandırılmıştır. Üretim, istihdam ve ekonomik refah hızlanmıştır.
* Sosyolojik olarak; 30 Ağustos Zaferinin bilinci ve onuru toplumdaki ulusal dayanışma ve birlik ruhunun çimentosu olmuştur. Türk halkı kendi iradesine sahip olmaya ve kendi geleceğini kendisi tayin etmeye başlamıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün " Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" özdeyişi bir dilek, bir istek olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmeye başlamıştır.
* Tarihsel ve kültürel açılardan, 30 Ağustos Zaferi, Türk ulusunun küllerinden yeniden doğuşu ve ayağa kalkmasının enerjisini getirmiştir. Bu zafer sadece başarılması çok zor bir savaşın kazanılması değildir. Evrensel ve ulusal düzlemlerde, özgürlüğün, tam bağımsızlığın, eşit yurttaşlık ve laik hukuka sahip olmanın, fikri, irfanı ve vicdanı hür nesillerin yetişebilmesinin altın anahtarıdır. Türk ulus kimliğinin ortaya çıması ve ulus devlet olmak bu zaferle mümkün olmuştur.
* Bu gün 30 Ağustos Zafer Bayramı denilince, bu zaferin bize kazandırdıkları ile övünç ve gurur duyuyor, fakat sadece geçmişe çakılıp kalmıyoruz.
Bu zafer ve zafere bağlı olarak elde ettiğimiz kazanımlar bize geleceğimizi nasıl planlamamız gerektiği konusunda da önemli ipuçları veriyor.
Tıpkı Atatürk'ün yaptığı gibi, özgür akıl ve çağdaş bilimin yolundan hiç ayrılmadan ve birbirimize sıkıca kenetlenerek ve devrimci bir ruhla durmadan yolumuza devam etmek gerekiyor
* Türkiye' de; 1945 Yılından günümüze, son 80 yıldır, siyasi iktidar olanların rotası ulus devlet, laik hukuk ve eşit yurttaşlık kimliği ile ne oranda uyumlu? Emperyalist ülkelerin Türkiye siyaseti üzerinde gölgeleri var mı? Varsa hangi boyutlarda? Yaşadığımız sorunların kaynağını biraz da kendimizde aramak gerekmiyor mu? Bu iktidarları kim ya da kimler seçiyor?
* BU DUYGU VE DÜŞÜNCELERLE ULUSUMUZUN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN.