İnsan Odaklı Bir İnancın Anatomisi: Alevi Ritüellerine Sosyolojik Bir Bakış

Prof. Dr Halil Çivi’nin bu çalışması, Alevi-Bektaşi geleneğindeki ritüel dünyasını din sosyolojisi perspektifinden ele alarak, bu inancın 'insan ve toplum merkezli' özgün yapısını mercek altına alıyor. Alevilikte Tanrı sevgisinin insan sevgisiyle başladığı, rızalık esasına dayalı toplumsal dokunun nasıl örüldüğü ve ritüellerin ekonomik hayattan sanata kadar uzanan çok katmanlı etkileri, bu yazıda kapsamlı bir sentezle sunulmaktadır."

DİN SOSYOLOJİSİ AÇISINDANDAN, RİTÜEL- İBADET VE ALEVİ RİTÜELLERİNİN ÇEŞİTLİ BOYUTLARI ÜZERİNE KISA NOTLAR.

Toplumların bünyesinde yaşayan ibadetler ve ritüeller, insanlık tarihinin en eski ve en yaygın olan yaşamsal anlam üretme biçimleri arasında yer alır. İbadetler  ya da ritüellerin işlevleri sadece kuramsal anlamlandırma ile sınırlı değildir. Bireysel psikolojiden toplumsal  örgütlenme ve kimlik üretimine, siyasetten, ekonomiye, sanata ve kültüre uzanan geniş bir etki alanına sahiptir. Ayrıca klasik ve geleneksek ibadet ve ritüel anlayışından farklı olarak, Alevi ibadet ya da ritüellerinin kendisine özgü bazı özellikleri de vardır.

1- İbadet Ne Demektir?

İbadet, insanın kutsal bildiği varlık ile manevi anlam düzeyinde gönüllü, bilinçli  ve derin bir ilişki ve gönül bağı kurma biçimidir. Bu ilişki bireysel ya da ortaklaşa olabileceği gibi, zihinsel, duygusal ve  bedensel boyutları da kapsar. İbadet yalnızca kutsala, Tanrı'ya yöneliş değildir. İnsanın varoluş, kendisini var etme çabasının somut pratik ifadesidir. İbadetler bireysel ya da topluca, ortaklaşa olabilir.

2- Ritüel  Ne Demektir?

Ritüel, ibadetin belli bir form kazanmış, toplumca benimsenmiş ve belli zaman aralığı ile tekrarlanan şeklidir. Her ritüel mutlaka ibadettir; ancak her ibadet mutlaka ritüel olmaz. Ritüeller, bireysel ya da topluca, kutsal olanla temas kurmaya ve toplumsal hafızayı sürekli canlı tutmaya yarar. Bireyleri toplumsallaştırır; ortak bir anlam dünyası ve ortak değerler sistemi içinde birleştirir. İnsanlara kimlik ve toplumsal aidiyet duygusu  kazandırır. Toplumsal dokuyu sağlamlaştırır.

3- Alevi Ritüelleri ve Özgünlükleri Nelerdir?

Alevi ritüellerinin özgünlüğü bu ritüellerin önce insana yönelmesi İNSAN ve TOPLUM MERKEZLİ oluşudur. Çünkü Alevilikte, aşkın bir Tanrı anlayışından çok içkin bir Tanrı inanışı vardır. Tanrı insanı kendi nefsinden üretmiştir. İnsan Tanrı değildir. Fakat mutlaka Tanrı'dan bir öz taşır. Bu nedenle de, Tanrı'ya saygı insana saygıyla başlar. Hak hukuk ve insanlık açısından Alevilikteki kadın- erkek eşitliğinin temelinde de bu vardır.

Alevi ritüellerinin temelinde önce kulu kuldan razı edip toplumsal dokuyu güçlendirmek gerekir. Çünkü eğer kul kuldan razı değilse, Tanrı kuldan razı olmaz. Bu nedenle Alevi ritüellerinin, örneğin Cem ayininin başlayabilmesi için istisnasız herkesin birbirleri ile barışık ve birbirlerinden razı olması zorunludur. Halbuki başka ibadet ve ibadethanelerde rızalık ve barış aranmaz. Hiç bir kurala bağlı olmadan, her türlü insan ibadethaneye girip ibadetini yapabilir.

* Pratikte gözlenen başlıca Alevi ritüelleri:

Çeşitli nitelikteki cem erkanları, semahlar, deyişler, nefesler, görgü ve sorgular, ikrar verme, musahiplik, 12 hizmet, lokma paylaşımı, Muharrem ve Hız oruçları, kurbanlar, adaklar, Aşure kaynatma ve paylaşma,  dardan indirme erkânı ...

Alevi ritüellerinin en temel ve belirgin özelliği, bireyleri  sadece Tanrı'ya karşı değil, ırk, renk, dil, cinsiyet... ayrımı yapmadan tüm insanlara ve topluma karşı saygılı, ahlaklı, adaletli ve sorumlu yapmaktır. Çünkü Hakkın mekânı insanın gönlüdür.

Hak, insana şah damarından daha yakındır.

4- Alevi Ritüellerinin Sosyo- Kültürel Boyutları Nelerdir?

a- Teolojik/ Dinsel Boyut.

Alevi inancında Tanrı, insandan uzak, erişilmez değildir.  İnsanın ahlaki ve vicdanı tutum ve davranışlarında yani insanın insancıl  fıtratında  sezinlenir. Hak, Muhammed Ali öğretisi, Ehlibeyt, 12 imam sevgisi eline, diline, beline sahip olma ilkeleri, içten doğan bir ahlaki anlayışla insanın ahlak ve adalet dairesi dışına taşmaması için bir set oluşturur. Cemlerdeki bazı ritüeller bu setin yıkılan ve bozulan yerlerini yeniden onarmaya yarar. Alevilik biçim ve şekli değil özü benimser.

b- Psikolojik Boyut.

Psikolojik olarak, cem erkânı, bireyin yalnızlık ve kimsesizlik duygularını azaltır. Bireyler, eğer varsa, kabahat ve suçlarını saklamaz ve bastırmazlar. Cemde itiraf eder, haklıya hakkını teslim eder, cezalarına katlanır,  küslerle barışır...sonuçta ahlaki ve vicdani bir arınma yaşarlar. Toplumsal sevgi ve kardeşlik bağları yeniden güçlenir. Gelecek için moral ve umut depolanmış olur

c- Sosyolojik Boyut.

Cemevi  ve cem ayini, hiyerarşik ve cinsiyetçi bir mekân ve ritüel  değildir. Orada kadın, erkek, zengin fakir... ayrımı olmadan herkes candır ve eşittir. Lokmalar eşit olarak paylaştırılır. Çünkü Yaradan tüm nefisleri eşit yaratmıştır. Nefisler eşit olunca hakların da eşit verilmesi gerekir. Müsahiplik, ikrar ve görgü gibi ritüeller hem eşitliği ve hem de aidiyet duygusu ve Alevi kimliğini sağlamlaştırma ve devam etmeye yarar. Sonuçta ahlak ve adalet temelli bir toplumsal doku oluşur ve kendini devam ettirir.

d- Ekonomik Boyut.

Alevi toplumu her alanda olduğu gibi, ekonomik konularda da yardımsever, birbirlerinden sorumlu ve dayanışmacı bir yapı gösterir. Müsahiplik kurumu, cemlerde lokmaların eşit pay edilmesi kadar, tarımsal faaliyetlerdeki imeceler de söz konusu olur. Yoksullara, yetimlere, gariplere yardım  ve konukseverlik çok üst düzeyde gözlenir.

Ayrıca cem erkânında her türlü, sosyal, sınıfsal ve servet ayrımları askıya alınır. Herkes eşit can olur.

e- Siyası Boyut.

 Tarihsel olarak, Alevi inancı siyaseten devletten dışlanmış olduğu için, Aleviler merkezi siyasi otoriteye hep mesafeli olmuşlardır. Hatta inançlarını, ibadetlerini ve kimliklerini merkezi siyasi otoritenin bilgisi ve ilgisinin zor ulaşabileceği coğrafya ve mekanlara taşımaya, hatta  kendilerine özgü bir kamusal alan oluşturmaya çalışmışlardır. Bunun nedeni, haklı olarak can ve mal güvenliklerinin yeterli olamamasıdır.

 Son yıllarda,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının yarattığı ivme ile birlikte, merkezi siyasi iktidarca, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bir ALEVI BEKTAŞİ GENEL MÜDÜRLÜ kurulmuştur. Bu sayede,  tarihte ilk olmak üzere,  Alevi inancı,  Alevi kimliği ve Alevilerin ibadet mekânı olan cemevleri resmi olarak devlet nezdinde tanınmıştır. Sanırım demokrasi ilkeleri ve hak eşitliği çerçevesinde Alevilerce arzulan yeni bir konuma getirme çalışmaları devam etmektedir ve etmelidir.

f- Sanatsal Boyut.

Cemlerde, dedelerin okuduğu gübanklar, zakirlerin bağlama eşliğinde söyledikleri deyişler, nefesler ve dönülen semahlar, ahlak ve vicdan arınmasına ek olarak, Alevi ritüellerinin şiirsel, sanatsal ve estetik yönünün somut örnekleridir. Örneğin semahlar evrensel bir kozmolojik döngüyü, insan, toplum, doğa ve evren bütünlüğünü sembolize eder. Zakirlerin bağlama eşliğinde söylediği deyişler ve nefeslerse  Alevilerin ahlakî, inançsal ve kültürel belleğini geleceğe aktarır.

 g- Kültürel Boyut.

Alevilik, tarihsel olarak, yazılı kaynaklardan daha  çok,  cemlerde dile getirilen,   kulaktan kulağa  ve kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü öğretilerle beslenmiş ve varlığını sürdürebilmiştir.  Bu durum , Alevilerin yazılı kaynakları olmadığı anlamına gelmez. Ancak tarihsel olarak,  kırsal kesim insanının okuma yazması daha kısıtlıdır.  Bu kısıtlı  koşullarda kitap, hele Alevi inancı kitabı basmak hem çok tehlikeli hem de çok masraflıdır. Alevilik  devletçe,  resmen kabul edilmediği için kitapları müsadere edilebilir. Sahipleri cezalandırılabilir.

Bazı okuryazar Alevi dedeler ise kalemle, elle yazılan  ve adına " cönk defteri" denilen ve çoğu üretenden saklı kalan yazılı kaynaklar da vardır. Günümüzde ise, güvenirlikleri kısmen soru işaretleri yaratsa bile  Alevi ve Bektaşi inancı ile ilgili hızlı bir  yazılı kaynak üretimi söz konusudur.

S O N   S Ö Z L E R.

Alevi ritüelleri, ibadet etmetyi korku,  ödül ve itaat merkezli bir pratik olmaktan  çıkarır. Adalet, ahlak, eşitlik, dürürüstlük, sevgi ve sorumluluk merkezli bir yapı üzerinde yeniden inşa etme yoluna gider. Bu nedenle, Alevi ritüellerinin temelinde, İnsanı Tanrı'ya yaklaştırmadan öte, önce  insanı insana yaklaştırma, eşitlik, adalet ve sevgi temelinde, her nefsi eşit can kabul edip insanları bibirleri ile dostça buluşturma, kaynaştırma ve toplumsal birliği korumaya dayalı hümanist bir mesaj vardır. Çünkü Alevi inancına göre, adalete, eşitliğe, kardeşliğe, dayanışmaya, yardımlaşmaya, sevgiye dostluğa hizmet etmeyen hiç bir fiil, fikir ve eylem Tanrı katında da kabul ve makbul olamaz. İnsan, insanlar, tolum   ve insanlıkla iyi bir dost olamayanlar Tanrı'nın dostluğunu hak edemez ve  kazanamazlar.