İran’da Halk Ayaklanması Yayılıyor! Tahran Kritik Yol ayrımında...

İran, tarihinin en derin toplumsal ve siyasi krizlerinden biriyle karşı karşıya. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, sadece büyük şehirlerde değil, rejimin kalesi sayılan muhafazakâr bölgelerde de halk sokaklara döküldü. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ve internet kesintilerine rağmen geri adım atmayan protestocular, bu kez meselenin "birkaç reformdan fazlası" olduğunu vurguluyor.

İsyanın Sosyolojik Altyapısı

Uzmanlara göre bu ayaklanma, onlarca yıllık birikmiş öfkenin sonucu. Yüksek enflasyonun alım gücünü bitirmesi, yolsuzluk iddiaları ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, toplumun farklı kesimlerini (gençler, işçiler ve kadınlar) aynı safta birleştirdi. 2026 yılı itibarıyla İran halkı, artık "iyileştirme" değil, "yapısal dönüşüm" talep ediyor.

Yakın Gelecek: İran’ı Hangi Sonuçlar Bekliyor? (Alternatif Senaryolar)

Analistler, krizin derinleşmesi durumunda İran’ın karşı karşıya kalabileceği üç ana senaryoyu şu şekilde değerlendiriyor:

1. "Mevzi Kaybeden Rejim" (Kısmi Reform Süreci): Eğer gösteriler bastırılamayacak bir noktaya gelirse, Tahran yönetimi hayatta kalabilmek için bazı radikal reformlara gitmek zorunda kalabilir. Bu senaryoda ahlak polisinin tamamen kaldırılması, internet üzerindeki denetimin gevşetilmesi ve ekonomik teşvikler gündeme gelebilir. Ancak bu, protestocuların "sistem değişimi" talebini dindirmeye yetmeyebilir.

2. "Demir Yumruk" (Şiddetli Bastırma ve İzolasyon): Rejimin tüm güvenlik aygıtlarını (Devrim Muhafızları ve Besic) tam kapasite sahaya sürmesi ihtimali. Bu senaryo, kanlı bir bastırma sürecini ve İran’ın dış dünyadan tamamen koparak "Kuzey Koreleşme" yoluna girmesini tetikleyebilir. Ancak bu durumun, içeride daha büyük ve silahlı bir yeraltı direnişini besleme riski oldukça yüksek.

3. "Tarihi Dönüşüm" (Sistem Çöküşü ve Geçiş Süreci): Ordu içinden kopmaların yaşanması veya bürokrasinin felç olması durumunda sistemin çökme ihtimali. Bu, İran için en belirsiz senaryo. Laik ve demokratik bir yapıya geçiş fırsatı doğabileceği gibi, güç boşluğunun iç çatışmalara veya etnik ayrışmalara (Beluçlar, Kürtler, Azeriler) zemin hazırlaması da muhtemeldir.

Bölgesel ve Küresel Etki

İran’daki bir sarsıntı; Lübnan, Suriye ve Irak’taki milis güçlerin desteğinin kesilmesi anlamına geliyor. Bu durum, Ortadoğu'daki "Şii Hilali" stratejisinin çökmesine ve güç dengesinin yeniden dağıtılmasına neden olabilir. Enerji piyasaları ise Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir istikrarsızlık nedeniyle şimdiden alarm veriyor.

 İran’daki süreç sadece bir iç mesele değil, 21. yüzyılın en büyük jeopolitik kırılmalarından biri olmaya adaydır. Dünya, Tahran sokaklarından gelecek haberlere kilitlenmiş durumda.

İran’daki Ayaklanmanın Türkiye İçin 4 Kritik Riski

İran’da tırmanan halk hareketleri, Türkiye için sadece bir dış politika meselesi değil, doğrudan bir milli güvenlik ve ekonomi meselesi haline geldi. Ankara, Tahran’daki süreci "bekle-gör" stratejisiyle izlerken, masada mülteci akınından enerji krizine kadar pek çok riskli dosya bulunuyor.

Türkiye ile İran arasındaki 560 kilometrelik sınır hattı, tarihsel olarak en istikrarlı sınırlardan biri olsa da, İran içindeki mevcut huzursuzluk bu dengeyi bozma tehdidi taşıyor. Uzmanlar, İran’daki sürecin Türkiye’ye olası etkilerini dört ana başlıkta topluyor:

1. Yeni Bir Göç Dalgası ve Sınır Güvenliği

İran’daki olayların şiddetlenmesi veya merkezi otoritenin zayıflaması durumunda, Türkiye’nin en büyük endişesi kitlesel bir göç dalgasıdır. Suriye ve Afganistan göçlerinden farklı olarak, İran’dan gelebilecek olası bir dalganın "eğitimli şehirli nüfusu" içermesi bekleniyor. Ancak sınır güvenliği ve demografik yapı üzerindeki baskı, Ankara için yönetilmesi en zor risklerden biri olarak görülüyor.

2. Enerji Arz Güvenliği: Doğalgaz Hattı Kritik

Türkiye, doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan tedarik ediyor.

Sabotaj Riski: İç çatışma durumunda boru hatlarına yönelik saldırılar artabilir. Kesinti: Tahran yönetimi iç talebi karşılamak veya kontrolü sağlamak için vanaları kapatabilir. Bu durum, Türkiye’deki sanayi üretimi ve ısınma maliyetleri üzerinde doğrudan bir "şok etkisi" yaratma potansiyeline sahip.

PKK/PJAK ve Suriye Denklemi

İran’daki otorite boşluğu, sınırın her iki yanındaki terör unsurları için fırsat alanı yaratabilir. PJAK ve PKK’nın İran-Irak-Türkiye sınır hattındaki hareketliliği, Türkiye’nin sınır ötesi operasyon trafiğini artırabilir. İran’ın iç meselelerine odaklanıp Suriye’den milislerini çekmesi, bölgede Rusya ve Türkiye’nin rolünü artırırken, aynı zamanda yeni bir güç boşluğu yaratabilir.

İran, Türkiye’nin Orta Asya’ya açılan en önemli transit kapılarından biri.

Lojistik Durma Noktasına Gelebilir, Gürbulak ve Esendere sınır kapılarındaki işleyişin aksaması, Türkiye’nin ihracat koridorunu tıkayabilir. Sınır illerindeki ticaretin durması, yerel ekonomilerde ciddi daralmalara yol açabilir.

"İstikrarlı Bir İran Türkiye'nin Çıkarınadır"

Ankara’daki güvenlik koridorlarında hakim olan görüş; İran’ın demokratikleşme sancılarının Türkiye için orta vadede fırsatlar sunabileceği, ancak kısa vadeli bir "kaosun" Türkiye’ye faturasının çok ağır olacağı yönünde. Türkiye, bir yandan insan hakları vurgusu yaparken diğer yandan bölgesel statükonun tamamen yerle bir olmasını önleyecek bir denge siyaseti yürütmek zorunda.