İSTANBUL BAROSU BAŞKANI İBRAHİM KABOĞLU DAVASINDA KARAR AÇIKLANDI!

İstanbul Barosu Başkanı seçilmesinin ardından hakkında yargı süreci başlatılan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı dava bugün İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, baro yönetiminin yayımladığı bir deklarasyonun "suç teşkil ettiği" iddiasıyla açılmıştı.

İddianamede Ağır Suçlamalar Yer Alıyordu

Anka Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre; İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesinin, Suriye’de yaşamını yitiren gazetecilere ilişkin yapılan açıklamalar gerekçe gösterilerek "basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından 12'şer yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada beraat kararı verildi. Savcılık, Kaboğlu ve yönetiminin açıklamalarının kamu düzenini bozmaya yönelik olduğunu ve terör örgütlerinin söylemleriyle paralellik gösterdiğini iddia ederek hapis cezası talep etmişti.

Kaboğlu: "Savunma Susturulamaz, Bu Bir Anayasa İhlalidir"

Duruşma salonunda savunmasını yapan İbrahim Kaboğlu, davanın sadece şahsına değil, savunma makamına ve ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu vurguladı. Kaboğlu savunmasında, "Barolar, anayasal kurumlar olarak hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumakla görevlidir. Yaptığımız açıklamalar akademik ve hukuki birer tespittir. Bu dava, anayasal hakların yargı eliyle kısıtlanması çabasıdır" dedi.

Mahkeme heyeti; sanıkların üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına kanaat getirerek BERAAT kararı verdi. :Mahkeme heyeti, baronun açıklamalarının "ifade özgürlüğü" ve "eleştiri sınırları" içerisinde kaldığına vurgu yaparak, demokratik bir toplumda hukuk kurumlarının denetleme görevine dikkat çekti.

Davaya Siyasi ve Hukuki Tepkiler

Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Türkiye Barolar Birliği temsilcileri ve çok sayıda avukat, "Savunma susmadı, susmayacak" sloganları atarak kararı selamladı. Hukukçular, bu davanın açılmasının dahi Türkiye’deki yargı bağımsızlığı tartışmalarını derinleştirdiğini ifade ettiler.