Bir Milletin Ortak Vicdanı: İstiklal Marşı
Bir Milletin Ortak Vicdanı: İstiklal Marşı
İstiklal Marşı bir milletin yokluklar içindeki destansı varoluş mücadelesinin edebi bir vesikasıdır. Allah Bu Millete Bir Daha İstiklal Marşı Yazdırmasın! M. Akif Ersoy
İstiklal Marşı bir milletin yokluklar içindeki destansı varoluş mücadelesinin edebi bir vesikasıdır. Allah Bu Millete Bir Daha İstiklal Marşı Yazdırmasın! M. Akif Ersoy
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Maltepe Şube Başkanı İbrahim Bilgin İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 105. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.
Bugün takvimler 12 Mart’ı gösterirken, sadece bir şiirin kabulünü değil, bir milletin uçurumun kenarından dönüşünü belgeleyen o büyük mutabakat metnini selamlıyoruz. 105 yıl önce bugün, Ankara’nın ayazında, Birinci Meclis’in ahşap sıralarında yankılanan o ilk mısra, aslında bir ordudan önce bir ruhun ayağa kalkışıydı. Anadolu’nun her yanından barut kokusunun yükseldiği, yarının belirsiz, umudun ise lüks sayıldığı bir dönemde Mehmet Akif’in kaleminden dökülen "Korkma!", basit bir teselli değil; bin yıllık bir tarihin öz güven patlamasıydı.
Mehmet Akif Ersoy, o muazzam eseri kaleme alırken aslında kendi karakterini de o mısralara nakşetmişti. Herkesin bir ödülün peşinden koşabileceği o zor günlerde, "Milletin marşı parayla yazılmaz" diyerek yarışmaya katılmayı reddeden o asil duruş, İstiklal Marşı’nın neden bugün bile her okunduğunda tüylerimizi diken diken ettiğinin cevabıdır. Taceddin Dergahı’nın sessizliğinde, mürekkebin kağıda sadece yazı değil, bir halkın bağımsızlık andını bıraktığı o anlar, bugün sahip olduğumuz her türlü hürriyetin gizli anayasasıdır. Akif, o on kıtayı yazarken aslında bir şairden öte, bir milletin ortak vicdanı olarak konuşuyordu.
Meclis kürsüsünde Hamdullah Suphi’nin gür sesiyle ilk kez okunduğunda, vekillerin gözyaşları ve ayakta alkışları eşliğinde kabul edilen bu marş, o günden beri bizim en büyük ortak paydamız oldu. Siyasi görüşlerimiz, hayata bakışımız ya da yaşayışımız ne kadar farklı olursa olsun, "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!" dendiğinde hepimiz aynı hizada buluşuyoruz. Çünkü bu metin, bir partinin, bir zümrenin değil; topyekûn bir halkın, imkansızlığı imkana çevirme öyküsüdür.
Bugün bizlere düşen görev, sadece bu marşı ezbere okumak değil, içindeki özgürlük, adalet ve bağımsızlık ruhunu diri tutmaktır. Akif’in vefatından hemen önce, "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" derken kastettiği o derin sızıyı anlamak, bugün sahip olduğumuz Cumhuriyet’in ve demokrasinin kıymetini bilmekten geçer. İstiklal Marşı, dünün destanı olduğu kadar, bugünün ve yarının da en güçlü pusulasıdır. Bu vesileyle, başta büyük şair Mehmet Akif Ersoy olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
