DEVA Partili Karal: Ekonomide ilk 10'da yokuz, hukukta ilk 10'da yokuz; organize suçta ilk 10’dayız. Türkiye’ye reva görülen tablo bu mu?

ÖZEL HABER 23.02.2026 - 18:19, Güncelleme: 23.02.2026 - 18:19 5429 kez okundu.
 

DEVA Partili Karal: Ekonomide ilk 10'da yokuz, hukukta ilk 10'da yokuz; organize suçta ilk 10’dayız. Türkiye’ye reva görülen tablo bu mu?

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, 2025 Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye’nin 193 ülke arasında 10’uncu sırada yer almasına ilişkin yaptığı açıklamada, ülkenin bir organize suç bataklığı algısıyla anılmasının hem toplumsal güven duygusunu zedelediğini hem de uluslararası itibarına zarar verdiğini söyledi.

“Vaat edilen ilk 10 ekonomi idi; ulaşılan ilk 10 organize suç oldu” Ak Parti’nin seçim beyannamelerinde 2023 hedefi olarak Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinin sunulduğunu, gelinen noktada ülkenin organize suç yoğunluğunda ilk 10’da yer aldığını kaydeden Karal, “Gönül isterdi ki ülkemiz ekonomisiyle, hukuk sistemiyle, adalete güvenle ve huzurlu sosyal yaşamıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alsın. Ama bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki ülkemiz organize suç batağında ilk 10’a girdi. Vaat edilen ilk 10 ekonomi idi; ulaşılan ilk 10 organize suç oldu. Bu, suçun münferit olay olmaktan çıktığını ve sistematik hale geldiğini gösterir. Uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve yasa dışı ekonomik ağların güç kazanması; denetim mekanizmalarının zayıfladığına, hukukun caydırıcılığının aşındığına ve ciddi bir yönetim zaafına işaret ediyor.” dedi. DEVA Partili Hasan Karal, uluslararası kamuoyunda referans kabul edilen Global Initiative Against Transnational Organized Crime tarafından hazırlanan Global Organized Crime Index 2025 sonuçlarına dikkat çekti. Türkiye’nin organize suç yoğunluğu bakımından dünyanın en riskli ülkeleri arasında gösterilmesinin çok boyutlu bir soruna işaret ettiğini kaydeden Milletvekili Karal, ortaya çıkan tablonun son derece çarpıcı ve sarsıcı olduğunu söyledi.  “Suç, münferit olmaktan çıkıp sistematik hale geldi” Söz konusu sıralamanın yönetenler için açık bir sorumluluk çağrısı olduğunu belirten Karal, “Organize suçta ilk 10’da olmak tesadüf değildir. Bu tablo, devletin denetim gücünün zayıfladığını, kurumların etkinliğinin tartışmalı hale geldiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesinin yara aldığını gösterir. Güçlü bir hukuk devletinde suç örgütleri bu kadar alan bulamaz. Bu sıralama, hukuk devleti kapasitesinin gerilediğini ve kamu otoritesinin caydırıcılığının zayıfladığını açık biçimde ortaya koymaktadır.” diye konuştu. “Suç ağlarının ekonomik hayata sızdığı, gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bir ortam güvenli bir gelecek inşa edemez” Karal, Türkiye’nin köklü devlet geleneğine sahip bir ülke olduğunu hatırlatarak, buna rağmen ilk 10’da yer almanın ülkenin uluslararası itibarı açısından da ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Organize suçun yalnızca asayiş başlığı altında ele alınamayacağını, ekonomik ve sosyal dokuyu da tehdit eden bir boyuta ulaştığını vurgulayan Karal, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Suç ağlarının ekonomik hayata sızdığı, kara paranın sistem içinde dolaşabildiği, gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bir ortam güvenli bir gelecek inşa etmemizi zorlaştırır. Bu tablo çocuklarımızın geleceği açısından büyük bir risk barındırır. Toplumun huzuru, adalet duygusu ve kamu güveni zedelenmiştir. Organize suçla mücadele yalnızca operasyonel tedbirlerle sınırlı kalmamalıdır.  “Türkiye suç endeksleriyle değil  adaletle, hukukla ve güvenli yaşamla anılan bir ülke olmalı” Bağımsız yargı, şeffaf kamu yönetimi, liyakat esaslı kadrolar ve etkin denetim mekanizmaları hayati önem taşımaktadır. Gerçek güvenlik güçlü kurumlarla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla ve hukukun üstünlüğüyle sağlanır. Türkiye’nin adı suç endeksleriyle anılmamalıdır. Türkiye adaletle, hukukla ve güvenli yaşamla anılan bir ülke olmalıdır. Doğru reformlarla değiştirilebilir. Organize suçla mücadele siyasi polemik konusu yapılmadan, devlet ciddiyetiyle ve bütüncül bir stratejiyle ele alınmalıdır.”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, 2025 Küresel Organize Suç Endeksi’nde Türkiye’nin 193 ülke arasında 10’uncu sırada yer almasına ilişkin yaptığı açıklamada, ülkenin bir organize suç bataklığı algısıyla anılmasının hem toplumsal güven duygusunu zedelediğini hem de uluslararası itibarına zarar verdiğini söyledi.

“Vaat edilen ilk 10 ekonomi idi; ulaşılan ilk 10 organize suç oldu”

Ak Parti’nin seçim beyannamelerinde 2023 hedefi olarak Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinin sunulduğunu, gelinen noktada ülkenin organize suç yoğunluğunda ilk 10’da yer aldığını kaydeden Karal, “Gönül isterdi ki ülkemiz ekonomisiyle, hukuk sistemiyle, adalete güvenle ve huzurlu sosyal yaşamıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alsın. Ama bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki ülkemiz organize suç batağında ilk 10’a girdi. Vaat edilen ilk 10 ekonomi idi; ulaşılan ilk 10 organize suç oldu. Bu, suçun münferit olay olmaktan çıktığını ve sistematik hale geldiğini gösterir. Uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve yasa dışı ekonomik ağların güç kazanması; denetim mekanizmalarının zayıfladığına, hukukun caydırıcılığının aşındığına ve ciddi bir yönetim zaafına işaret ediyor.” dedi.

DEVA Partili Hasan Karal, uluslararası kamuoyunda referans kabul edilen Global Initiative Against Transnational Organized Crime tarafından hazırlanan Global Organized Crime Index 2025 sonuçlarına dikkat çekti. Türkiye’nin organize suç yoğunluğu bakımından dünyanın en riskli ülkeleri arasında gösterilmesinin çok boyutlu bir soruna işaret ettiğini kaydeden Milletvekili Karal, ortaya çıkan tablonun son derece çarpıcı ve sarsıcı olduğunu söyledi. 

“Suç, münferit olmaktan çıkıp sistematik hale geldi”

Söz konusu sıralamanın yönetenler için açık bir sorumluluk çağrısı olduğunu belirten Karal, “Organize suçta ilk 10’da olmak tesadüf değildir. Bu tablo, devletin denetim gücünün zayıfladığını, kurumların etkinliğinin tartışmalı hale geldiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesinin yara aldığını gösterir. Güçlü bir hukuk devletinde suç örgütleri bu kadar alan bulamaz. Bu sıralama, hukuk devleti kapasitesinin gerilediğini ve kamu otoritesinin caydırıcılığının zayıfladığını açık biçimde ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

“Suç ağlarının ekonomik hayata sızdığı, gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bir ortam güvenli bir gelecek inşa edemez”

Karal, Türkiye’nin köklü devlet geleneğine sahip bir ülke olduğunu hatırlatarak, buna rağmen ilk 10’da yer almanın ülkenin uluslararası itibarı açısından da ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Organize suçun yalnızca asayiş başlığı altında ele alınamayacağını, ekonomik ve sosyal dokuyu da tehdit eden bir boyuta ulaştığını vurgulayan Karal, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Suç ağlarının ekonomik hayata sızdığı, kara paranın sistem içinde dolaşabildiği, gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bir ortam güvenli bir gelecek inşa etmemizi zorlaştırır. Bu tablo çocuklarımızın geleceği açısından büyük bir risk barındırır. Toplumun huzuru, adalet duygusu ve kamu güveni zedelenmiştir. Organize suçla mücadele yalnızca operasyonel tedbirlerle sınırlı kalmamalıdır. 
“Türkiye suç endeksleriyle değil  adaletle, hukukla ve güvenli yaşamla anılan bir ülke olmalı”

Bağımsız yargı, şeffaf kamu yönetimi, liyakat esaslı kadrolar ve etkin denetim mekanizmaları hayati önem taşımaktadır. Gerçek güvenlik güçlü kurumlarla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla ve hukukun üstünlüğüyle sağlanır. Türkiye’nin adı suç endeksleriyle anılmamalıdır. Türkiye adaletle, hukukla ve güvenli yaşamla anılan bir ülke olmalıdır. Doğru reformlarla değiştirilebilir. Organize suçla mücadele siyasi polemik konusu yapılmadan, devlet ciddiyetiyle ve bütüncül bir stratejiyle ele alınmalıdır.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.