Gazetecilik Hatırlatıcı ve Sorgulayıcı Gücünü Kaybederse, Demokrasi Yara Alır
Gazetecilik Hatırlatıcı ve Sorgulayıcı Gücünü Kaybederse, Demokrasi Yara Alır
Son günlerde medya dünyasında yaşanan tartışmalar, gazeteciliğin evrensel ilkelerini ve asli görevini yeniden gündeme getirdi. Gazeteci Ahmet Hakan’ın, canlı yayında eski CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gündeme dair kritik ve can alıcı sorular yönelten meslektaşlarını hedef alan açıklamaları, basın kulislerinde ve kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Yaşanan bu durum, "Gerçek gazetecilik unutuluyor mu?" sorusunu beraberinde getirdi.
Son günlerde medya dünyasında yaşanan tartışmalar, gazeteciliğin evrensel ilkelerini ve asli görevini yeniden gündeme getirdi. Gazeteci Ahmet Hakan’ın, canlı yayında eski CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gündeme dair kritik ve can alıcı sorular yönelten meslektaşlarını hedef alan açıklamaları, basın kulislerinde ve kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Yaşanan bu durum, "Gerçek gazetecilik unutuluyor mu?" sorusunu beraberinde getirdi.
Gazeteci Sipariş Sorularla Değil, Halkın Merakıyla Sorar
Gazetecilik mesleği, doğası gereği kamu adına denetim yapma ve halkı aydınlatma misyonunu taşır. Bir gazetecinin temel görevi, önüne konulan veya eline tutuşturulan yapay gündemleri değil, toplumun vicdanını yaralayan, karanlıkta kalan ve yanıt bekleyen gerçekleri sorgulamaktır.
Geçmişten bugüne Türk basınının duayen isimleri, karşılarındaki siyasi figür kim olursa olsun, toplumun merak ettiği "can alıcı" soruları sormaktan çekinmemişlerdir. Canlı yayınlar, siyasetçilerin sadece kendilerini rahat hissettikleri konularda monolog yaptıkları alanlar değil; gazetecilerin halk adına mikrofon uzattığı, sorguladığı ve kamuoyunu aydınlattığı arenalardır.
Siyasetin Gazetecilik Etiğine Saygısı Tarihsel Bir Gelenektir
Basın tarihine bakıldığında, Türkiye'de her siyasi görüşten lider, gazetecilerin en zor, en sert ve en köşeli sorularına muhatap olmuş ve bu duruma saygı göstermiştir. Liderlerin basının karşısına çıkması, demokratik bir hesap verebilirlik mekanizmasıdır. Siyasetçilerin bu sorulara olgunlukla yanıt vermesi ne kadar demokratik bir gelenekse, gazetecilerin de meslektaşlarının soru sorma hakkını savunması o kadar temel bir meslek dayanışması gereğidir.
Ancak günümüzde, zor ve sorgulayıcı soru soran gazetecilerin yine kendi meslektaşları tarafından eleştirilmesi, medya etiğinde yaşanan erozyonu gözler önüne sermektedir. Gazetecinin görevi liderleri korumak veya konfor alanları yaratmak değil, gerçeğin peşinden gitmektir.
Halkın Aydınlanma Hakkı Engellenemez
Medya, demokrasinin dördüncü kuvveti olma özelliğini ancak ve ancak bağımsız, cesur ve sorgulayıcı kalabildiği sürece koruyabilir. Eline verilen metinlerin dışına çıkamayan, sadece duymak istenenleri soran bir anlayış, gazetecilik değil, halkın haber alma hakkına vurulmuş bir sekte olarak tarihe geçecektir.
Gerçek gazetecilik; rüzgara göre yön değiştiren değil, toplumun doğru bilgiye ulaşması için her şartta can alıcı soruları sormaya devam edenlerin omzunda yükselecektir.
