Doğal Hukuktan Pozitif Hukuka Meşruiyet Arayışı
Doğal Hukuktan Pozitif Hukuka Meşruiyet Arayışı
Prof. Dr. Halil Çivi bu makalesinde hukuk, adalet ve meşruiyet kavramlarını derinlemesine inceliyor.
Prof. Dr. Halil Çivi bu makalesinde hukuk, adalet ve meşruiyet kavramlarını derinlemesine inceliyor.
Hukuk, yalnızca toplumsal düzeni tesis eden bir kurallar bütünü değil; insanlık onurunun, vicdanın ve toplumsal barışın en temel güvencesidir. Kökenini "hak" ve "doğruluk"tan alan bu dinamik yapı, tarih boyunca örflerden ilahi buyruklara, sultan fermanlarından modern evrensel ilkelere kadar pek çok kaynaktan beslenmiş; ancak her daim "adalet" ile olan bağı üzerinden imtihan edilmiştir. Hukuk felsefesi ise bu bedene "ruh" üfleyerek, kuralların sadece şeklen değil, özü itibarıyla da adil olup olmadığını sorgular. İnsanı özne, adaleti temel gaye kılan Doğal Hukuk ile devlet düzenini ve kamu disiplinini önceleyen Pozitif Hukuk arasındaki o kadim gerilim; aslında bir toplumun "hukuk devleti" mi yoksa sadece "kanun devleti" mi olacağının sınır çizgisini belirler. Zira adaletle bağı kopmuş bir hukuk düzeni, ne kadar güçlü bir otorite tarafından dayatılırsa dayatılsın, evrensel vicdanda meşruiyetini yitirmeye mahkûmdur.
HUKUK- HUKUK FELSEFESİ; DOĞAL HUKUK VE POZİTİF HUKUK GERİLİMİ ÜZERİNE ÖNEMLİ BAZI KISA ANIMSATMALAR.
A- Hukuk Sözcüğü; Hukukun Anlam ve Önemi?
*HUKUK sözcüğü Arapça " hak" kökünden türetilmiştir. Doğruluk, gerçeklik ve adalet anlamlarına gelir. HUKUK, sözcük olarak, hak sözcüğünün çoğuludur. Haklar demektir.
* HUKUK, toplum ve devlet düzenini sağlamak amacıyla,meşru olarak türetilmiş ve yaptırım gücüyle desteklenmiş normlar ya da uyulması zorunlu olan kurallar bütünüdür. Toplumdaki hak ve adalet beklentisinin ve kamusal düzenin eş anlı olarak birlikte gerçekleşmesini amaçlar.
*Hukuk kurallarına uymayanlar devlet tarafından uygulanan çeşitli yaptırımlarla karşılaşırlar. Hukuk düzenindeki aksamalar hem hak kayıpları ve hem de toplumsal düzenin aksaması ya da bozulmasına neden olur. Çünkü adil ve etkin bir hukuk düzeni adaletin de barometresidir.
B- Hukukun Kaynakları.
Özet olarak, tarihten günümüze hukukun başlıca ana kaynakları şunlardır.
1- Örf- adet, gelenek ve töreler.
Özellikle tarihsel ve gelenekel toplumlarda, hukukun kanakları toplumdaki örfler, gelenekler ve törelerden türetilmiştir. Bu dönemlerdeki hukuk anlayışı, toplumdaki bilinçlenme düzeyi ve ortaklaşa sosyal değerlerin ürünü olagelmiştir.
2- Dinsel, ilahi hukuk.
Dinsel hukuk, Tanrı tarafından geldiğine geldiğine inanılan kutsal kitaplardan analoji yapılarak türetilen hukuktur. Dinsel hukuk, Tanrısal kutsal bir düzenin yeryüzüne, topluma yansımış bir şekli olarak kabul edilmiştir.
3- Sultanî hukuk.
Siyasi egemenlik temelli bir hukuk anlayışını yansıtır. Daha çok monarşik sistemlerin ve saltanat rejimlerinin hukukudur. Kral, han, sultan, padişah...ve benzeri ünvan ve yetkilerle siyasi güce egemen olanların buyruklar ya da fermanlarla ürettikleri hukuktur.
4- Çağdaş ya da modern hukuk.
Evrensel,doğal insan ve yurttaş haklarına dayanan, devlet ile toplum arasındaki karşılıklı hak ve sorumlulukları birlikte düzenleyen, her türlü bireysel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir hukuk anlayışına dayanır.
C- Hukuk Felsefesi.
Hukuk felsefesinin konusu; Hukukun doğasını, elde ediliş biçimini, meşruiyetini amacını, uygulanan şeklini, adalete katkılarını...sorgulamaya yönelik bir akıl yürütme ve değerler setidir. Hukuk felsefesinin başlıca temel İşlevleri şunlardır.
* Mevcut hukuk düzeninin adil olup olmadığını belirlemek.
* Adil ve etkin bir hukuk sistemi için hukuk normları ya da kurallarının taşıması gereken nitelikleri tespit etmek.
* Hukuk ve hukuk düzeni ile ilgili kavramların doğruluğu, anlaşılırlığı ve sistemli bir duruma gelmesi için katkı sağlamak.
*Hukuk kurallarının meşruiyet kazanma koşulları ve yollarını göstermek; meşruiyeti bozan koşulları irdelemek.
* Yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerine rehberlik etmek, yön vermek.
Tek bir cümle ile söylemek gerekirse; eğer hukuk, adaletin ve düzenin iskeleti ve bedeni ise hukuk felsefesi de hukukun ve düzenin ruhunu oluşturur.
D- Doğal Hukuk ve Pozitif Hukuk tartışmaları?
* Tarihsel olarak, doğal hukukun iki büyük kurucularından birisi Aristotales, diğeri de Thomas Aquinas olmuştur. Doğal hukuku açıklamak için ortaya çıkan düşünceler bu iki düşünürün fikirleri üzerine eklemlenegelmiştir. Bu hukuk anlayışa göre hukukun temel kaynağı insanın dokunulamaz doğası ve insan aklıdır. Amacı ve öznesi de insandır; bireysel ve toplumsal adaleti sağlamaktır.
* Thomas Hobbes, John Austin ve benzeri düşünürlere göre de hukukun ve hukuk normlarının öznesi ve temel amacı insan ve adalet değil toplumsal düzendir, kamu düzenini sağlamaktır. Hukukun geçerliliği, içerdiği değerlerden bağımsızdır. Devlet ve toplum düzeni esastır.
* Bu durum, bir devlet ve toplum yapısında, adaletin mi yoksa toplumsal ve siyasi düzenin mi öncelikli olacağı tartışmasını başlatmıştır. Doğal hukuk ilkesine göre, insan hakları ve adalete mi, yoksa pozitif hukuk anlayışına göre devlet düzeni ve toplumsal disiplinemi öncelik verilmesi gerektiği iki kutuplu bir hukuk anlayışı doturmuştur.
* İnsanı ve toplumu özne, siyasi iktidarı nesne sayan, amaçları ise insan hakları ve adaleti sağlamak olanlar hukukun üstünlüğü ve hukuk devletini savunurlar. Halbuki, devleti ve siyasi iktidarı özne yapıp insanı ve toplumu ikinci plana atarak adaleti ve insan haklarını görmezden gelen pozitif hukuk yanlıları, hukuk devletinin değil kanun devletinin altyapısını hazırlamış olurlar.
* Stalin, Mussolini, Hitler ve benzeri otoriter ve totaliter rejimler, hukuk ve hukukun üstünlüğü, insan hakları ve adaleti bir kenara bırakıp, hukukun doğası ile asla bağdaşmayan formel yada biçimsel olarak ürettikleri kanunlarla insanlara ve insanlığa büyük zulüm ve kıyımlara neden olmuşlardır. Günümüz de bile aynı yolun yolcusu olmaya çalışan ya da heveslenen otoriter ve totaliter rejimler az değildir...
* Peki hukukun adaletle bağı asla koparılmadan, siyasi ve toplumsal düzen sağlanamaz mi? Ancak bunu sağlamak için toplumsal zora dayalı bir siyasi düzen yerine adalete, liyakata
ve iknaya dayalı bir siyasi yönetim anlayışı lazımdır.
E- Tartışma ve Sonuç.
Hukuk, bir yönüyle toplumsal düzen üretirken; öbür yönüyle de adalet üreten bir sistemdir.
Çağımızın evrensel hukuk sistemi " düzen" ile " adalet" arasındaki çelişkiler ve gerilimleri:
* Evrensel insan hakları,
* Din ve vicdan özgürlüğü,laiklik,
* Temel hakların vazgeçilemez ve dokunulamazlığı ve benzeri argümanlarla dengelemeye çalışır.
Adaletli bir düzene gönülden evet, fakat düzen bahanesiyle
adaleti yok saymaya hayır. Kuvvetsiz bir adalet aciz, fakat adaletsiz bir kuvvet ise her zaman zalim olur.
*Son ve kilit cümle:
Adaletle bağınını koparan hukuk; hangi güçler, kurumlar, kurullar ya da yetkililer tarafından üretilmiş olursa olsun MEŞRUİYETİNİ YİTİRİR.
