Kamu parasıyla geleceğin mirasını tüketmek…
Kamu parasıyla geleceğin mirasını tüketmek…
Turizm Haftası’na girerken, turizmin payandası olarak kültürel mirasımıza Anemurium ören yeri üzerinden bir bakış…
Turizm Haftası’na girerken, turizmin payandası olarak kültürel mirasımıza Anemurium ören yeri üzerinden bir bakış…
Yusuf Yavuz
Milyonlar harcayarak ‘geleceğin mirasını’ bugünden tahrip eden uygulamalara her gün bir yenisi ekleniyor. Burası Mersin Anamur’daki Anemurium Antik Kenti.
Türkiye’deki en iyi korunmuş miras alanlarından biri.
Koruma alanında yapılaşmaya gidilerek büyü bozulmuş.
15 Nisan‘dan itibaren kıyı ve ‘turistik’ kentlerimizden başlayarak bir hafta boyunca tüm protokol turizim haftası kutlayacak. Bol bol nutuklar çekilecek, turizmin, dövizin, cari açığın kapatılmasının öneminden bahsedilecek. Elbette hemen her kasabanın ilçenin ileri gelenleri, o beldenin eşsiz oluşundan söz edecek ve turistleri bu güzellikleri görmeye çağıracak.
Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak eksik olan bir şey var: Çoğu zaman salt “hacet giderme” uğuruna bütün bu güzelliklerin içine ettiğimizin farkına varmıyoruz. Genel savunu da “insanlar ihtiyaçlarını gidermesin mi?
Elbette gidersinler, ancak bir ihtiyaca çözüm üretirken yeni sorunlara neden olacak adımlar atmak bunun savunusu olamaz. Hele söz konusu alanlar, kentlerin, kasabaların, ülke coğrafyasının gözümüz gibi korumamız gereken kültürel ve doğal miras alanları olunca…
Böylesi alanlarda neyin yanlış neyin doğru olduğunu hala bu dönemde tartışıyor olmamız bile çok büyük bir enerji ve vakit kaybı. Kurallar var, yasalar var, uluslararası sözleşmeler, tüzükler var; göz var, izan var; akıl var mantık var…
Ama tüm bunların yanında ihalecilik ve mütahitlik sistemi de var. Hal böyle olunca her işlemi mevzuata uygun hale getirmeye yönelik inanılmaz bir çaba da doğası gereği kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Anemurium’da yaklaşık üç yıldır ziyaretçi karşılama merkezi projesi yürüyor. Daha önce yapılan 100 m2’lik beton tabanlı yapı yıkılmıştı. Yerine daha küçük tabanlı ama yine beton yapılaşmaya gidilmiş. Amaç ziyaretçilerin “konforu”. Tuvalet, büfe, kafeterya olmazsa olmazımız.
Bu alan hem arkeolojik hem de doğal sit vasıflarında. Ayrıca sahil caretta carettaların üreme alanı. Bu yapılaşma için, mevzuat zorlanmış. Belediye imar mevzuatı kapsamında görüş vermiş, oysa alanın koruma statüsü var. Geçiş dönemi ve ilke kararına bu yapı yok hükmünde.
Ama bu yapı var ve orada öylece duruyor. Kurumlar arasında yazışma trafiği ve mevzuat hatırlatmaları sürerken, Türkiye’nin en güzel ören yerlerinden biri daha “hacet giderme” uğruna yapılaşıyor. Üstelik hepimizin gözü önünde ve kamu-müteahhit işbirliğiyle…
Anemurium’da ziyaretçi konforu için, 2024 rakamlarıyla yaklaşık 37 milyon bütçe ayrılmış. Daha fazlasının detaylarını henüz bilmiyoruz. Bu yapının olduğu alanda derin bir fosseptik çukuru da kazılmış. ‘Geleceğe miras’ projesi kapsamında görülmemiş bir kaynak aktarımı var…
Antik mirasın kültürel peyzajın bütünlük içinde korunması esastır. Ören yerinin dışında çözülebilecek pek çok detay, koruma ülkeleriyle uyumsuz biçimde miras alanının içinde uygulanıyor. “Geleceğe miras”diyerek, geleceğin mirasını hızlıca tüketiyoruz. Üstelik turizm uğruna tüm cazibeyi de öldürerek.
