İMBATIN GETİRDİĞİ MÜJDE: KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR İZMİR 104 YAŞINDA

ÖZEL HABER 10.09.2026 - 03:26, Güncelleme: 10.09.2026 - 03:26 8691 kez okundu.
 

İMBATIN GETİRDİĞİ MÜJDE: KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR İZMİR 104 YAŞINDA

15 Mayıs 1919’da Kordonboyu’nda patlayan o ilk kurşun, aslında üç buçuk yıl sürecek karanlık ve boğucu bir gecenin içine atılmış bir umut fişeğiydi. İşgal altında geçen 1200’ü aşkın gün boyunca İzmir, boynu bükük bir zeytin dalı gibi Ege’nin sularına bakıp kurtarıcılarını bekledi. Ve o uzun, acı dolu gece, 9 Eylül 1922 sabahı Belkahve sırtlarından kente dört nala inen Türk süvarilerinin kopardığı toz bulutuyla ebediyen aydınlandı

Dağlarda Açan Çiçeklerin Habercisi Kocatepe’de başlayan, Dumlupınar’da alevlenen o "ateşten gömlekli" yürüyüş, sadece askeri bir harekat değil; yurdu elinden alınmak istenen bir halkın varoluş çığlığıydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın "İlk hedefiniz Akdeniz’dir!" emrini yüreklerine kazıyan askerler, uykuyu ve yorgunluğu unutarak, adeta rüzgarla yarışırcasına İzmir’e aktılar. O gün İzmir’in dağlarında açan çiçekler, sadece bir tabiat olayı değil, toprağa düşen binlerce vatan evladının yeşeren umuduydu. Hükümet Konağı’nda Ağlayan ve Gülen Yüzler 9 Eylül sabahı saatler 10.30’u gösterdiğinde, kılıçlarından kan ve ter damlayan kahraman süvarilerimiz Hükümet Meydanı’na ulaştı. Yüzbaşı Şerafettin Bey, göğsünden ve yüzünden aldığı yaralara, kanayan bedenine aldırmadan Hükümet Konağı’nın balkonuna koştu. Yıllardır sandıklarda gizlenen, anaların gözyaşlarıyla diktiği ay yıldızlı al bayrak yeniden göndere çekilirken, Kordon’dan Kadifekale’ye kadar tüm şehir aynı anda hem ağlıyor hem de bağımsızlık coşkusuyla gülümsüyordu. Gökyüzüne yükselen o bayrak, emperyalizmin Anadolu’daki son hayallerinin de denize döküldüğünün kesin ilanıydı. Hürriyetin 104 Yıllık Kokusu Bugün, o destansı kavuşmanın üzerinden tam 104 yıl geçti. İzmir, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mührü değil; aynı zamanda çağdaşlığın, aydınlığın ve bağımsız iradenin en güçlü kalesi olmaya devam ediyor. Bugün Kordon’da yürürken yüzümüze vuran imbat, hala o eylül sabahının hürriyet kokusunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının sarsılmaz inancını taşıyor. Bize düşen, bu mirasın gölgesinde değil, ışığında yürümektir. Bağımsızlık ateşini yakanlara ve o ateşi bir asırdır hiç söndürmeyenlere bin minnetle selam olsun! Bu topraklarda biz özgürce nefes alalım diye bizden önce birileri nefeslerini tükettiler. Biz de bizden sonraki kuşakların bu topraklarda nefes alması için nefesimizi seve seve tüketmeye hazır bir milletin evlatlarıyıyz! İzmir'in kurtuluşunda hayatlarını feda eden şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. İbrahim Bilgin İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu  Maltepe Şube Başkanı
15 Mayıs 1919’da Kordonboyu’nda patlayan o ilk kurşun, aslında üç buçuk yıl sürecek karanlık ve boğucu bir gecenin içine atılmış bir umut fişeğiydi. İşgal altında geçen 1200’ü aşkın gün boyunca İzmir, boynu bükük bir zeytin dalı gibi Ege’nin sularına bakıp kurtarıcılarını bekledi. Ve o uzun, acı dolu gece, 9 Eylül 1922 sabahı Belkahve sırtlarından kente dört nala inen Türk süvarilerinin kopardığı toz bulutuyla ebediyen aydınlandı

Dağlarda Açan Çiçeklerin Habercisi

Kocatepe’de başlayan, Dumlupınar’da alevlenen o "ateşten gömlekli" yürüyüş, sadece askeri bir harekat değil; yurdu elinden alınmak istenen bir halkın varoluş çığlığıydı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın "İlk hedefiniz Akdeniz’dir!" emrini yüreklerine kazıyan askerler, uykuyu ve yorgunluğu unutarak, adeta rüzgarla yarışırcasına İzmir’e aktılar. O gün İzmir’in dağlarında açan çiçekler, sadece bir tabiat olayı değil, toprağa düşen binlerce vatan evladının yeşeren umuduydu.

Hükümet Konağı’nda Ağlayan ve Gülen Yüzler

9 Eylül sabahı saatler 10.30’u gösterdiğinde, kılıçlarından kan ve ter damlayan kahraman süvarilerimiz Hükümet Meydanı’na ulaştı. Yüzbaşı Şerafettin Bey, göğsünden ve yüzünden aldığı yaralara, kanayan bedenine aldırmadan Hükümet Konağı’nın balkonuna koştu. Yıllardır sandıklarda gizlenen, anaların gözyaşlarıyla diktiği ay yıldızlı al bayrak yeniden göndere çekilirken, Kordon’dan Kadifekale’ye kadar tüm şehir aynı anda hem ağlıyor hem de bağımsızlık coşkusuyla gülümsüyordu. Gökyüzüne yükselen o bayrak, emperyalizmin Anadolu’daki son hayallerinin de denize döküldüğünün kesin ilanıydı.

Hürriyetin 104 Yıllık Kokusu

Bugün, o destansı kavuşmanın üzerinden tam 104 yıl geçti. İzmir, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mührü değil; aynı zamanda çağdaşlığın, aydınlığın ve bağımsız iradenin en güçlü kalesi olmaya devam ediyor. Bugün Kordon’da yürürken yüzümüze vuran imbat, hala o eylül sabahının hürriyet kokusunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının sarsılmaz inancını taşıyor. Bize düşen, bu mirasın gölgesinde değil, ışığında yürümektir. Bağımsızlık ateşini yakanlara ve o ateşi bir asırdır hiç söndürmeyenlere bin minnetle selam olsun! Bu topraklarda biz özgürce nefes alalım diye bizden önce birileri nefeslerini tükettiler. Biz de bizden sonraki kuşakların bu topraklarda nefes alması için nefesimizi seve seve tüketmeye hazır bir milletin evlatlarıyıyz! İzmir'in kurtuluşunda hayatlarını feda eden şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

İbrahim Bilgin

İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu 

Maltepe Şube Başkanı

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.