Sahne Işıkları Altındaki Vicdan: 27 Mart Dünya Tiyatro Günü
Sahne Işıkları Altındaki Vicdan: 27 Mart Dünya Tiyatro Günü
27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.
27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.
İbrahim Bilgin
Bugün 27 Mart. Perdeler dünyanın dört bir yanında aynı heyecanla açılıyor, ışıklar yanıyor ve insanlık, kendine tutulan o kadim aynaya bir kez daha bakıyor. Tiyatro, sadece bir eğlence aracı ya da estetik bir uğraş değil; bir toplumun nefes alma biçimi, ortak vicdanı ve en demokratik meydanıdır. Ancak bugün, kutlama mesajlarının ötesine geçip sahne ışıklarının arkasındaki o derin gölgeye de bakmak zorundayız.
Toplumun Aynası, Gelişimin Lokomotifi
Tiyatro, bir toplumun entelektüel gelişiminde sessiz ama devasa bir güçtür. Sahne, izleyiciye empati kurmayı, ötekinin acısını hissetmeyi ve en önemlisi "soru sormayı" öğretir. Eleştirel düşüncenin filizlendiği en verimli topraklar, o ahşap sahne tozuyla harmanlanmış alanlardır. Bir toplumda tiyatro ne kadar güçlüyse, o toplumun ifade özgürlüğü, adalet duygusu ve kültürel derinliği de o denli köklüdür. Çünkü tiyatro, insanın insanla, insan aracılığıyla ve insanca anlatılmasıdır.
Türk Tiyatrosunun "Perde Arkası" Zorlukları
Ne var ki, Türkiye’de tiyatro sanatı bugünlerde tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Sahne ışıklarının parıltısı, tiyatro emekçilerinin yaşadığı yapısal ve ekonomik sıkıntıları gizlemeye yetmiyor:
Artan salon kiraları, enerji maliyetleri ve yüksek vergi yükü (KDV oranları), özel tiyatroları birer birer "perde kapatma" noktasına getiriyor. Bilet fiyatları, halkın alım gücüyle sanatı sürdürme maliyeti arasında sıkışmış durumda.
Sanatın doğasında var olan eleştiri okları, zaman zaman siyasi ve sosyal baskıların hedefi haline geliyor. "Otocensür" kaygısı, yaratıcılığın önündeki en büyük bariyer olarak duruyor.
Binlerce tiyatro sanatçısı ve sahne arkası emekçisi, sosyal güvenceden yoksun, belirsiz bir gelecekle mücadele ediyor. Sanatın "hobi" değil, bir "meslek" olduğu gerçeği hâlâ tam anlamıyla yasal ve toplumsal bir zemine oturmuş değil.
"Perde Hiç Kapanmamalı"
Eğer bir ülkede sahneler susarsa, toplumun sesi kısılır. Tiyatroyu korumak; sadece oyuncuyu korumak değil, halkın düşünme ve hissetme hakkını korumaktır. Yerel yönetimlerden merkezi hükümete kadar her kademenin, tiyatroyu "lüks" bir tüketim değil, "temel bir ihtiyaç" olarak görmesi gerekir. Salonların kapısına kilit vurulmadığı, sanatçının kirasını değil rolünü düşündüğü ve her fikrin sahnede özgürce yankılandığı bir Türkiye, gerçek anlamda "uygar" bir Türkiye olacaktır.
Özgür İfade Gazetesi ailesi olarak, tüm zorluklara rağmen "İnadına Tiyatro" diyen, sahne tozunu yutan ve bizlere ayna tutan tüm sanatçılarımızın Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyoruz.
Unutmayın; ışıklar kapandığında karanlıkta kalan sadece sahne değil, toplumun kendisidir.
