Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak: Dijital Çağda Türk Toplumunun Kültür Sermayesi Sınavı
Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak: Dijital Çağda Türk Toplumunun Kültür Sermayesi Sınavı
Türkiye, okuma yazma bilen ancak çağın gerektirdiği bilinçli okuma düzeyine ulaşmakta zorlanan bir 'okur-yazar paradoksu' mu yaşıyor? Prof. Dr. Halil Çivi, sosyolojik veriler ve evrensel teoriler ışığında kaleme aldığı bu dinamik makalede, sınav odaklı eğitim sisteminin, dijital dopamin tuzağının ve kökleşmiş sözlü kültürün okuma alışkanlıklarımızı nasıl baltaladığını gözler önüne seriyor.
Türkiye, okuma yazma bilen ancak çağın gerektirdiği bilinçli okuma düzeyine ulaşmakta zorlanan bir 'okur-yazar paradoksu' mu yaşıyor? Prof. Dr. Halil Çivi, sosyolojik veriler ve evrensel teoriler ışığında kaleme aldığı bu dinamik makalede, sınav odaklı eğitim sisteminin, dijital dopamin tuzağının ve kökleşmiş sözlü kültürün okuma alışkanlıklarımızı nasıl baltaladığını gözler önüne seriyor.
Bireysel bir habitus eksikliğinden toplumsal nakilcilik hastalığına kadar okumama nedenlerimizi sorgulayan bu ufuk açıcı yazı, kalıcı bir kültür sermayesi inşa etmek için aileden eğitime kadar acil bir 'rol model' seferberliğine ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.
TÜRKİYE'DE KİTAP OKUMA KÜLTÜRÜ ÜZERİNE SOSYOJİK KISA NOTLAR.
Çağdaş toplumlardaki kitap okuma alışkanlığı,bireysel gelişim, toplumsal ilerleme ve kültürel kalkınma göstergelerinden biridir. Türkiye'de okuryazarlık oranının oldukça yüksek olmasına karşın, eğitim ve ders süreci dışındaki okuma alışkanlığının oldukça düşük olduğu görülmektedir.
Eğitim sisteminin normatif, ezberci ve sınav odaklı yapısı, dijital ve sosyal medyanın ürettiği akıl yürütme ve düşünmeye dayanmayan bilgi bonbardımanları...Toplumun kültür sermaye birikimini olumsuz etkilemektedir.
Kitap okuma alışkanlıkları yönünden, Türkiye'de gözlemlenen durum; klasik aydınlanma ve çağdaşlaşma varsayımlarının yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir.
Acaba, ülkedeki yüksek okuryazarlık oranına karşın toplum neden okumuyor ya da okuyamiyor? Bu durumu bir "okur-yazarlik paradoksu" olarak açıklamak olası mı?
1- Bazı Sayısal Göstergeler.
* Türkiye' de düzenli kitap okuma oranı % 25-30. Hiç okumayan ya da düzensiz okuyaların oranı ise % 70.
* Düzenli kitap okuyanların ABD'deki oranı % 75, Fransa' da % 70, Japonya da ise % 65
* Bütün Orta Doğu ve azgelişmiş ülkelerin kitap okuma alışkanlıkları Türķiye'den daha düşük...
* Her gün en az bir gazete alarak, düzenli gazete okuyanların oranı Japonya'da % 33, Fransa'da % 30,ABD' de %25, Türkiye'de ise % 11 kadar.
Bu sayılar tam doğruları göstermese bile, yine de ortalama bir fikir veriyor. Türk toplumu, hem kitap ve hem de gazete okumada gelişmiş toplumların yaklaşık ancak üçte biri kadar çaba gösteriyor. Ayrıca okunan şeylerin içeriği ve çağdaş dünya ile ilişkisi de tartışmaya açık...
Bu durum Türk toplumunu, yüksek oranda okur yazar, fakat çok düşük oranda okuyan bir toplum sınıfına itiyor.
2- Pierre Bourdieu ve Kültür Sermayesi.
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'ye göre, okuma ile ilgili kültürel pratikler, uygulama ve okuma... gibi alışkanlıklar sadece bireysel seçimlerle oluşmaz. Aile yapısı,
ülkedeki eğitim düzeni ve toplumdaki bireysel sınıfsal davranışlar ve alışkanlıklara göre oluşur. Şöyleki:
* Kültür sermayesi bireylere aile ve eğitim sistemi ile aktarılır.
* Kitap okumak, bireyler için bir "habitus" tür. Yani " "doğallaştırılmış bir alışkanlık" tır. Toplumsal kültürlenmenin bir parçasıdır.
* Okuma oranları sınıfsal yapıya göre değişir. Ekonomik ve kültür sermayeleri zengin sınıfların okuma oranları daha yüksek olur.
* Bireyler genellikle yetiştirdikleri sınıfsal ve kültürel yapının değerlerini benimser ve yeniden üretilmesini sağlarlar.
* Okuyan aile=okuyan çocuk; okumayan aile= okumayan çocuk demektir. Okumayan ailelerde bir "rol model" eksikliği vardır.
Türkiye' de genellikle, tarihsel ve sosyal bazı nedenlerle, sözlü kültür daha baskın olmuştur. Okuyarak değil, daha çok nakil yoluyla, duyarak öğrenme önemli bir etken olmaya devam etmektedir.
3- Dijital Çağ ve Nöro-ekonmik Dikkat Olayı.
Herbert A.Simon' göre; çağdaş birey sürekli koşuşturma içindedir. Bu koşuşturma ve dijital çağda, bireylerin en kıt kaynağ ise " dikkat" tır.
* Digital- sosyal medyanın ödülü anlıktır ve hazırdır. Bireylere öğreten, güldüren, ağlatan hazır yüzeysel görseller ve reçeteler sunar. Test etme ve doğrulama şansı zayıftır.
* Halbuki kitap okumada; ayrıntılı düşünme ve bir senteze ulaşma ödülü daha uzun bir zaman dilimi içinde ve daha çok emek harcanarak ve gecikmeli olarak gelir.
* Sonuç olarak, insan beyni, salgıladığı depomin hormonu nedeniyle, uzun vadeli kalıcı ödüller yerine, digital- sosyal medyanın sunduğu kısa vadeli yüzeysel ödüllere daha kolay odaklanır.
* Bu durum kitap okuma alışkanlıklarına zarar verir. Böylece, derin okumalarla kazanılan doğru ve kalıcı bilgi yerini yüzeysel bilgilere bırakır. Toplumdaki yüzeysel bilgi ve kültür tüketimi yaygınlaşır. Kültürel bozulma ve yozlaşma hızlanır.
4- Eğitim Sosyolojisi Ne Diyor?
Ünlü eğitim sosyologu Paulo Freire' göre; öğrencilere eğitim pedagojisi ile verilen eğitim bireyleri düşündürmez. Fakat mevcut normlar ve değerler sisteminin kendini yeniden üretmesine yarar. Halbuki çağdaşlık ancak doğru düşündüren akılcı bir eğitimle olasıdır.
Eğer konu Türkiye açısından ele alınacak olursa:
*Türkiye'deki eğitim sistemi büyük oranda sınav odaklıdır. Daha çok, dersleri ezberleyip sınavlarda aktarmaya dayanır.
* Bu tür bir eğitim kişiye soru sorma ve eleştirel düşünme kültürü vermez.
* Öğrencinin başarısı, ezberletilenleri aktarabilme performansına göre belirlenir.
* Eğer gündelik yaşamda girilip başarılacak bir sınav yoksa kitap okumak anlamını yitirir.
* Ezber ve özellikle de "test" odaklı sınav sistemi,okuma alışkanlıkları üretmez. Bilgiyi derinleştirmez. Sadece sınav stratejisi geliştirmeye odaklanır.
5-Okuma Alışkanlığını Azaltan Diğer Etkenler Neler Olabilir?
* Toplumun geniş bir kesiminde gözlenen gelir düşüklüğü.
* Kitap, dergi, gazete ve benzeri okuma araçları fiyatlarındaki yükseklik.
* Kültürel ürünlere para ayırma alışkanlığının yetersizliği ya da yokluğu.
*Ekran, dijital ekran ve sosyal medya baskısı.
* Çevrede ve ailede, devamlı ve sistemli okuma konusunda örnek alınacak " rol model" insanların yokluğu.
* Geçim ve aile sorunlarının yaygınlığı ve çokluğu. İş ve geçim baskısı.
* Okumayı önemli bir gereksinme kabul edip ona zaman ayırma bilincinden yoksunluk.
* Toplum,aileler ve bireylece içselleştirilememiş bir okuma kültürü.
S O N U Ç
Kültürel bilgi normlarını ve değerler sistemini akılla ve eleştirel bir gözle değil , sözlü kültürle, kulaktan kulağa, ağızdan ağıza aktararak oluşturan toplumlar dışa, yeniliklere ve çagdaşlaşmaya kapalı kalır. NAKİLCİLİK kültürü ise ancak kendini, tekrar eder. Kültürel sermayeyi çoğaltamaz, genişletemez ve yenileyemez.
Nakilcilik, sürekli olarak birilerini taklit etmektir, kendisi olamamaktır. "Çiğnemik Kültürü"dür. Kuş yavrusu gibi başkalarının ağzından beslenmektir.
Halbuki, akılcılık insanı doğru düşündürür. Özgüven kazanmasına ve kendisi olmasına katkı sağlar. Tersine, nakilcilik başkalarını yanılmaz otorite kabul etmeyi, onlara koşulsuz biat ve itaat etmeyi öğretir.
Kıssadan hisse: Türk toplumu okuma yazma bilen fakat henüz çağın gereklerine göre akılcı ve bilinçli bir okuma düzeyine yeterince ulaşamamış bir toplumdur. Okur yazar olmakla akılcı bir şekilde yaygın olarak okuyabilen bir toplum olmak başka şeydir.
Rahmetli uğur Mumcu'nun dediği gibi, toplumun çoğunluğu, " bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma peşindedir." Nakilci bilgi çiğnemiktir, içinde yanlışlar, çağdışı ve zararlı bilgiler taşıyabilir.
Atatürk diyor ki: " Dünyada en hakiki mürşit bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dışında mürşit aramak delalettir, ihanettir."
Sen oku;rol model ol ki, çocukların da okusun.
Sen kitapla dost ol ki çocukların da dost olsun.
Halil Çivi
TÜRKİYE'DE KİTAP OKUMA KÜLTÜRÜ ÜZERİNE SOSYOJİK KISA NOTLAR.
Çağdaş toplumlardaki kitap okuma alışkanlığı,bireysel gelişim, toplumsal ilerleme ve kültürel kalkınma göstergelerinden biridir. Türkiye'de okuryazarlık oranının oldukça yüksek olmasına karşın, eğitim ve ders süreci dışındaki okuma alışkanlığının oldukça düşük olduğu görülmektedir.
Eğitim sisteminin normatif, ezberci ve sınav odaklı yapısı, dijital ve sosyal medyanın ürettiği akıl yürütme ve düşünmeye dayanmayan bilgi bonbardımanları...Toplumun kültür sermaye birikimini olumsuz etkilemektedir.
Kitap okuma alışkanlıkları yönünden, Türkiye'de gözlemlenen durum; klasik aydınlanma ve çağdaşlaşma varsayımlarının yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir.
Acaba, ülkedeki yüksek okuryazarlık oranına karşın toplum neden okumuyor ya da okuyamiyor? Bu durumu bir "okur-yazarlik paradoksu" olarak açıklamak olası mı?
1- Bazı Sayısal Göstergeler.
* Türkiye' de düzenli kitap okuma oranı % 25-30. Hiç okumayan ya da düzensiz okuyaların oranı ise % 70.
* Düzenli kitap okuyanların ABD'deki oranı % 75, Fransa' da % 70, Japonya da ise % 65
* Bütün Orta Doğu ve azgelişmiş ülkelerin kitap okuma alışkanlıkları Türķiye'den daha düşük...
* Her gün en az bir gazete alarak, düzenli gazete okuyanların oranı Japonya'da % 33, Fransa'da % 30,ABD' de %25, Türkiye'de ise % 11 kadar.
Bu sayılar tam doğruları göstermese bile, yine de ortalama bir fikir veriyor. Türk toplumu, hem kitap ve hem de gazete okumada gelişmiş toplumların yaklaşık ancak üçte biri kadar çaba gösteriyor. Ayrıca okunan şeylerin içeriği ve çağdaş dünya ile ilişkisi de tartışmaya açık...
Bu durum Türk toplumunu, yüksek oranda okur yazar, fakat çok düşük oranda okuyan bir toplum sınıfına itiyor.
2- Pierre Bourdieu ve Kültür Sermayesi.
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'ye göre, okuma ile ilgili kültürel pratikler, uygulama ve okuma... gibi alışkanlıklar sadece bireysel seçimlerle oluşmaz. Aile yapısı,
ülkedeki eğitim düzeni ve toplumdaki bireysel sınıfsal davranışlar ve alışkanlıklara göre oluşur. Şöyleki:
* Kültür sermayesi bireylere aile ve eğitim sistemi ile aktarılır.
* Kitap okumak, bireyler için bir "habitus" tür. Yani " "doğallaştırılmış bir alışkanlık" tır. Toplumsal kültürlenmenin bir parçasıdır.
* Okuma oranları sınıfsal yapıya göre değişir. Ekonomik ve kültür sermayeleri zengin sınıfların okuma oranları daha yüksek olur.
* Bireyler genellikle yetiştirdikleri sınıfsal ve kültürel yapının değerlerini benimser ve yeniden üretilmesini sağlarlar.
* Okuyan aile=okuyan çocuk; okumayan aile= okumayan çocuk demektir. Okumayan ailelerde bir "rol model" eksikliği vardır.
Türkiye' de genellikle, tarihsel ve sosyal bazı nedenlerle, sözlü kültür daha baskın olmuştur. Okuyarak değil, daha çok nakil yoluyla, duyarak öğrenme önemli bir etken olmaya devam etmektedir.
3- Dijital Çağ ve Nöro-ekonmik Dikkat Olayı.
Herbert A.Simon' göre; çağdaş birey sürekli koşuşturma içindedir. Bu koşuşturma ve dijital çağda, bireylerin en kıt kaynağ ise " dikkat" tır.
* Digital- sosyal medyanın ödülü anlıktır ve hazırdır. Bireylere öğreten, güldüren, ağlatan hazır yüzeysel görseller ve reçeteler sunar. Test etme ve doğrulama şansı zayıftır.
* Halbuki kitap okumada; ayrıntılı düşünme ve bir senteze ulaşma ödülü daha uzun bir zaman dilimi içinde ve daha çok emek harcanarak ve gecikmeli olarak gelir.
* Sonuç olarak, insan beyni, salgıladığı depomin hormonu nedeniyle, uzun vadeli kalıcı ödüller yerine, digital- sosyal medyanın sunduğu kısa vadeli yüzeysel ödüllere daha kolay odaklanır.
* Bu durum kitap okuma alışkanlıklarına zarar verir. Böylece, derin okumalarla kazanılan doğru ve kalıcı bilgi yerini yüzeysel bilgilere bırakır. Toplumdaki yüzeysel bilgi ve kültür tüketimi yaygınlaşır. Kültürel bozulma ve yozlaşma hızlanır.
4- Eğitim Sosyolojisi Ne Diyor?
Ünlü eğitim sosyologu Paulo Freire' göre; öğrencilere eğitim pedagojisi ile verilen eğitim bireyleri düşündürmez. Fakat mevcut normlar ve değerler sisteminin kendini yeniden üretmesine yarar. Halbuki çağdaşlık ancak doğru düşündüren akılcı bir eğitimle olasıdır.
Eğer konu Türkiye açısından ele alınacak olursa:
*Türkiye'deki eğitim sistemi büyük oranda sınav odaklıdır. Daha çok, dersleri ezberleyip sınavlarda aktarmaya dayanır.
* Bu tür bir eğitim kişiye soru sorma ve eleştirel düşünme kültürü vermez.
* Öğrencinin başarısı, ezberletilenleri aktarabilme performansına göre belirlenir.
* Eğer gündelik yaşamda girilip başarılacak bir sınav yoksa kitap okumak anlamını yitirir.
* Ezber ve özellikle de "test" odaklı sınav sistemi,okuma alışkanlıkları üretmez. Bilgiyi derinleştirmez. Sadece sınav stratejisi geliştirmeye odaklanır.
5-Okuma Alışkanlığını Azaltan Diğer Etkenler Neler Olabilir?
* Toplumun geniş bir kesiminde gözlenen gelir düşüklüğü.
* Kitap, dergi, gazete ve benzeri okuma araçları fiyatlarındaki yükseklik.
* Kültürel ürünlere para ayırma alışkanlığının yetersizliği ya da yokluğu.
*Ekran, dijital ekran ve sosyal medya baskısı.
* Çevrede ve ailede, devamlı ve sistemli okuma konusunda örnek alınacak " rol model" insanların yokluğu.
* Geçim ve aile sorunlarının yaygınlığı ve çokluğu. İş ve geçim baskısı.
* Okumayı önemli bir gereksinme kabul edip ona zaman ayırma bilincinden yoksunluk.
* Toplum,aileler ve bireylece içselleştirilememiş bir okuma kültürü.
S O N U Ç
Kültürel bilgi normlarını ve değerler sistemini akılla ve eleştirel bir gözle değil , sözlü kültürle, kulaktan kulağa, ağızdan ağıza aktararak oluşturan toplumlar dışa, yeniliklere ve çagdaşlaşmaya kapalı kalır. NAKİLCİLİK kültürü ise ancak kendini, tekrar eder. Kültürel sermayeyi çoğaltamaz, genişletemez ve yenileyemez.
Nakilcilik, sürekli olarak birilerini taklit etmektir, kendisi olamamaktır. "Çiğnemik Kültürü"dür. Kuş yavrusu gibi başkalarının ağzından beslenmektir.
Halbuki, akılcılık insanı doğru düşündürür. Özgüven kazanmasına ve kendisi olmasına katkı sağlar. Tersine, nakilcilik başkalarını yanılmaz otorite kabul etmeyi, onlara koşulsuz biat ve itaat etmeyi öğretir.
Kıssadan hisse: Türk toplumu okuma yazma bilen fakat henüz çağın gereklerine göre akılcı ve bilinçli bir okuma düzeyine yeterince ulaşamamış bir toplumdur. Okur yazar olmakla akılcı bir şekilde yaygın olarak okuyabilen bir toplum olmak başka şeydir.
Rahmetli uğur Mumcu'nun dediği gibi, toplumun çoğunluğu, " bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma peşindedir." Nakilci bilgi çiğnemiktir, içinde yanlışlar, çağdışı ve zararlı bilgiler taşıyabilir.
Atatürk diyor ki: " Dünyada en hakiki mürşit bilimdir, fendir. Bilim ve fennin dışında mürşit aramak delalettir, ihanettir."
Sen oku;rol model ol ki, çocukların da okusun.
Sen kitapla dost ol ki çocukların da dost olsun.
Halil Çivi
