BİLİMİN VE AYDINLANMANIN YILMAZ NEFERİ: PROF. DR. COŞKUN ÖZDEMİR’İN ARDINDAN

ÖZEL HABER 11.08.2026 - 12:47, Güncelleme: 11.08.2026 - 12:47 840 kez okundu.
 

BİLİMİN VE AYDINLANMANIN YILMAZ NEFERİ: PROF. DR. COŞKUN ÖZDEMİR’İN ARDINDAN

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in kaybının ardından bir açıklama yayımladı.

Türkiye bilim camiası ve Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Ailesi, yeri doldurulamaz bir bilim insanını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Nörolojik (sinirbilimsel) ve nöromüsküler (sinirkas) hastalıklar(ı) alanında dünya çapında bir uzman olan, ömrünün son anına kadar aydınlanma, Cumhuriyet ve Üniversite mücadelesinden geri durmayan Büyüğümüz, Hocamız, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 10 Ağustos 2026 tarihinde 97 yaşında aramızdan ayrıldı. Coşkun Hoca, ilerlemiş yaşına karşın TÜMÖD’ün hemen hemen bütün etkinliklerine katılarak bizlere heyecan bahşeden, şevk aşılayan, müstesna bir bilim adamı ve ender güzellikte bir insandı. Bu yazı, O’nun tıp bilimine yaptığı devrimsel katkıları, Türkiye’ye kazandırdığı kurumsal mirasları ve hafızalarımızda yer etmiş anıları, kısacası O’nu, yâdetmek üzere kaleme alınmıştır. Prof. Dr. Coşkun Özdemir 1. Boston Günleri: MIT Ashdown House’dan hatıralar Coşkun Özdemir’in vizyonunun küresel çapta şekillendiği önemli dönemlerden biri, 1968 yılında İstanbul Üniversitesi’nde doçent olduktan hemen sonra gittiği Boston’daki, üst ihtisas çalışmaları dönemidir. 1969-1971 yılları arasında Harvard Üniversitesi Massachusetts General Hospital (MGH) Nörofizyoloji Bölümü’nde, “Research Fellow” (Konuk Araştırmacı) olarak görev yaptığı bu dönem, sadece tıp dünyası için değil, Türkiye’nin bugün yetişmiş tıp insan gücü açısından da, muazzam bir tarihsel nirengiye sahne olmuştur, denilebilecektir. O yıllarda, MIT’de nükleer mühendislik alanında doktora çalışmalarımı sürdürmekteydim. Coşkun Hoca ile ve sonraları Hacettepe Üniversitesi’nde pediatrik immünolojinin (çocuk bağışıklığı biliminin) temellerini atan Doç. Dr. İzzet Berkel ile, işte orada, Boston’da tanıştım. Coşkun Hoca gündüzleri laboratuvarlarda, kliniklerde ve MGH’in efsanevi hocası Prof. Dr. Raymond Adams’ın önderliğinde gerçekleştirilen akademik tartışmalarda, o arada meşhur “Brain Cutting” (dilim dilim beyin kesip, beyin kesiti inceleme) toplantılarında, pişmekteydi. Harvard MGH ile MIT arası, otobüsle 15 dakikadır. Yani çok yakındır. Coşkun Hoca ve İzzet Hoca, Hastane çıkışında, birbirlerini bulurlar, zaman zaman ise, bana, MIT Ashdown House’a (benim kaldığım yurda) ziyarete gelirlerdi. Bir önemli sebep, Ashdown House’da mükemmel bir piyano olması, benimse, fena sayılmayabilecek düzeyde piyano çalmamdı ) ... Klasik Türk Müziği namelerine ve türkülere, Urfalı Coşkun Hoca ile Karadenizli İzzet Hoca, can-ı gönülden, tutkuyla eşlik ederlerdi. Hem dinlenirdik, hem memeleket hasreti giderirdik. İstek parçalarının ise sonu gelmezdi ) ... 2. Bilimsel Başarıları ve Tıp Literatürüne Dünya Çapında Katkıları Coşkun Hoca, Boston’a esasen, arkasına genç yaşta aldığı başarılarla gelmiş genç bir hekimdi. Burada, Dünya’nın en iyi tıp merkezlerinden biri olan Harvard Üniversitesi MGH’da, hiç kuşku yok, üst bir akademik disiplin ve vizyon kazandı. Bu birikimle, 1971 sonunda Türkiye’ye döndü ve İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda adeta bir devrim başlattı. O’nun bilime ve tıp literatürüne katkıları, şu “ana başlıklar” altında dünya tıp tarihine geçmiştir: o Nöromüsküler Ekolün Kurulması: Türkiye’de o döneme kadar tam anlamıyla tasnif edilmemiş olan kas hastalıkları tanısı, histopatolojisi (doku bozukluğu) ve bunun klinik takibi, Coşkun Hoca ile kurumsallaştı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurduğu ve sonraki yıllarda adı verilerek onurlandırıldığı Nöromüsküler Hastalıklar İnceleme Laboratuvarı, Türkiye’de kas biyopsisi (kasiçi tahlil) ve ileri elektrodiagnostik testlerin (ışınla görünteleme işlemlerinin), dünya standartlarında yapılmasını sağlayan merkez haline geldi. o Klinik Elektromiyografi (EMG) ve Sinir-Kas Kavşağı Çalışmaları: İğne EMG’si tekniklerinin ve siniriletim çalışmalarının Türkiye’deki öncüsü oldu. Özellikle Myasthenia Gravis (Kas Güçsüzlüğü) ve Kas Distrofisi (Kas Bozukluğu), alanında geliştirdiği klinik protokoller, uluslararası alanda kabul gördü. Uluslararası Prestijli Yayınlar: Dijital veritabanlarının henüz olmadığı 1960’lı, 70’li ve 80’li yıllarda, makaleleri tıp dünyasının en prestijli dergilerinde yayınlandı. The Lancet, Neurology (American Academy of Neurology), Muscle & Nerve ve Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry (JNNP) gibi dünyanın önde gelen dergilerinde, Türkiye’deki kas hastalarının genetik ve klinik profillerine dair öncü makalelere imza attı. Tıp Eğitimi ve Ders Kitapları: Nöroloji asistanları ve tıp öğrencileri için temel başvuru kaynağı niteliğinde olan 4 adet ortak ders kitabı kaleme aldı, yüzellinin üzerinde, ulusal ve uluslararası bilimsel makale yayımladı. Coşkun Hoca’nın, bilimsel gradosunun en belirgin ölçütü, her halde, bugün Türkiye’de nöroloji (sinirbilim) alanında yüksek h-indekslerine (uluslararası yayın başarı değerlerine) sahip, onlarca profesörün ve bilim insanının, doğrudan, O’nun rahle-i tedrisinden geçmiş, O’nun kurduğu laboratuvarlarda yetişmiş olmasıdır. 3. Türkiye’ye Bıraktığı Kurumsal ve Toplumsal Miras Prof. Dr. Coşkun Özdemir, bilimi toplumun yararına sunan gerçek bir “halk sağlığı” savaşçısıydı. KASDER'in Kuruluşu: Kas hastalarının kaderlerine terk edilmemesi, tedaviye ve sosyal haklara ulaşabilmesi amacıyla 1978 yılında Türkiye Kas Hastalıkları Derneği'ni (KASDER) kurdu ve bu kuruluşun uzun yıllar genel başkanlığını yürüterek, binlerce hastaya umut oldu. Tabip Odası ve Hekim Onuru: 12 Eylül askeri darbe döneminin, en gergin günlerinde İstanbul Tabip Odası Başkanlığı görevini üstlenerek, hekim haklarını, insan onurunu ve tıp ahlâkını, canını dişine katarak, savundu. Aydınlanmanın Yorulmaz Kalemi: Üçyüzün üzerinde aydınlanma makalesi yazdı. Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan ve büyük bölümü Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinden derlenen “Üniversiteden Toplumsal Sorunlara Bakış” adlı eseri, tıp eğitimi, akademide özgürlük ve laiklik (aklilik) mücadelesinin, manifestosu niteliğindedir. Ticarileştirilmiş ilaç yutturmacalığına karşı “kanıtlanan tıp” düsturunu savundu. Tıbbî şarlatanlıkla, hayatı boyunca mücadele etti. Tıp Dünyası’nın, TÜMÖD’ün, ve Ulusumuz’un Başı Sağ Olsun!.. Coşkun Hoca, Üniversite’nin ve ülkenin dertleriyle, hep dertlendi. Daha düne kadar, 4. Levent’teki evinden fırlayıp metroya atlar, koştura koştura, Kadıköy’se Kadıköy, neresiyse orası, İstanbul’un gayya trafiğine çalım üstüne çalım ata ata, oraya intikal eder, tartışmalara, söyleşilere bitmeyen bir sevinçle katılır, hepimizi hem şaşırtır, hem kamçılardı. Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in hâtırası; yetiştirdiği binlerce hekimde, şifa verdiği binlerce kas hastasında, TÜMÖD’ün özgür üniversite mücadelesinde yaşamaya devam edecektir. Nur içinde yatsın... Bilim dünyamızın ve ulusumuzun başı sağ olsun!..
TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in kaybının ardından bir açıklama yayımladı.

Türkiye bilim camiası ve Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Ailesi, yeri doldurulamaz bir bilim insanını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. Nörolojik (sinirbilimsel) ve nöromüsküler (sinirkas) hastalıklar(ı) alanında dünya çapında bir uzman olan, ömrünün son anına kadar aydınlanma, Cumhuriyet ve Üniversite mücadelesinden geri durmayan Büyüğümüz, Hocamız, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 10 Ağustos 2026 tarihinde 97 yaşında aramızdan ayrıldı.

Coşkun Hoca, ilerlemiş yaşına karşın TÜMÖD’ün hemen hemen bütün etkinliklerine katılarak bizlere heyecan bahşeden, şevk aşılayan, müstesna bir bilim adamı ve ender güzellikte bir insandı. Bu yazı, O’nun tıp bilimine yaptığı devrimsel katkıları, Türkiye’ye kazandırdığı kurumsal mirasları ve hafızalarımızda yer etmiş anıları, kısacası O’nu, yâdetmek üzere kaleme alınmıştır.


Prof. Dr. Coşkun Özdemir

1. Boston Günleri: MIT Ashdown House’dan hatıralar

Coşkun Özdemir’in vizyonunun küresel çapta şekillendiği önemli dönemlerden biri, 1968 yılında İstanbul Üniversitesi’nde doçent olduktan hemen sonra gittiği Boston’daki, üst ihtisas çalışmaları dönemidir. 1969-1971 yılları arasında Harvard Üniversitesi Massachusetts General Hospital (MGH) Nörofizyoloji Bölümü’nde, “Research Fellow” (Konuk Araştırmacı) olarak görev yaptığı bu dönem, sadece tıp dünyası için değil, Türkiye’nin bugün yetişmiş tıp insan gücü açısından da, muazzam bir tarihsel nirengiye sahne olmuştur, denilebilecektir.

O yıllarda, MIT’de nükleer mühendislik alanında doktora çalışmalarımı sürdürmekteydim. Coşkun Hoca ile ve sonraları Hacettepe Üniversitesi’nde pediatrik immünolojinin (çocuk bağışıklığı biliminin) temellerini atan Doç. Dr. İzzet Berkel ile, işte orada, Boston’da tanıştım.

Coşkun Hoca gündüzleri laboratuvarlarda, kliniklerde ve MGH’in efsanevi hocası Prof. Dr. Raymond Adams’ın önderliğinde gerçekleştirilen akademik tartışmalarda, o arada meşhur “Brain Cutting” (dilim dilim beyin kesip, beyin kesiti inceleme) toplantılarında, pişmekteydi. Harvard MGH ile MIT arası, otobüsle 15 dakikadır. Yani çok yakındır. Coşkun Hoca ve İzzet Hoca, Hastane çıkışında, birbirlerini bulurlar, zaman zaman ise, bana, MIT Ashdown House’a (benim kaldığım yurda) ziyarete gelirlerdi. Bir önemli sebep, Ashdown House’da mükemmel bir piyano olması, benimse, fena sayılmayabilecek düzeyde piyano çalmamdı ) ...

Klasik Türk Müziği namelerine ve türkülere, Urfalı Coşkun Hoca ile Karadenizli İzzet Hoca, can-ı gönülden, tutkuyla eşlik ederlerdi. Hem dinlenirdik, hem memeleket hasreti giderirdik. İstek parçalarının ise sonu gelmezdi ) ...

2. Bilimsel Başarıları ve Tıp Literatürüne Dünya Çapında Katkıları

Coşkun Hoca, Boston’a esasen, arkasına genç yaşta aldığı başarılarla gelmiş genç bir hekimdi. Burada, Dünya’nın en iyi tıp merkezlerinden biri olan Harvard Üniversitesi MGH’da, hiç kuşku yok, üst bir akademik disiplin ve vizyon kazandı. Bu birikimle, 1971 sonunda Türkiye’ye döndü ve İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda adeta bir devrim başlattı.

O’nun bilime ve tıp literatürüne katkıları, şu “ana başlıklar” altında dünya tıp tarihine geçmiştir: o Nöromüsküler Ekolün Kurulması: Türkiye’de o döneme kadar tam anlamıyla tasnif edilmemiş olan kas hastalıkları tanısı, histopatolojisi (doku bozukluğu) ve bunun klinik takibi, Coşkun Hoca ile kurumsallaştı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurduğu ve sonraki yıllarda adı verilerek onurlandırıldığı Nöromüsküler Hastalıklar İnceleme Laboratuvarı, Türkiye’de kas biyopsisi (kasiçi tahlil) ve ileri elektrodiagnostik testlerin (ışınla görünteleme işlemlerinin), dünya standartlarında yapılmasını sağlayan merkez haline geldi. o Klinik Elektromiyografi (EMG) ve Sinir-Kas Kavşağı Çalışmaları: İğne EMG’si tekniklerinin ve siniriletim çalışmalarının Türkiye’deki öncüsü oldu. Özellikle Myasthenia Gravis (Kas Güçsüzlüğü) ve Kas Distrofisi (Kas Bozukluğu), alanında geliştirdiği klinik protokoller, uluslararası alanda kabul gördü.

Uluslararası Prestijli Yayınlar: Dijital veritabanlarının henüz olmadığı 1960’lı, 70’li ve 80’li yıllarda, makaleleri tıp dünyasının en prestijli dergilerinde yayınlandı. The Lancet, Neurology (American Academy of Neurology), Muscle & Nerve ve Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry (JNNP) gibi dünyanın önde gelen dergilerinde, Türkiye’deki kas hastalarının genetik ve klinik profillerine dair öncü makalelere imza attı.

Tıp Eğitimi ve Ders Kitapları: Nöroloji asistanları ve tıp öğrencileri için temel başvuru kaynağı niteliğinde olan 4 adet ortak ders kitabı kaleme aldı, yüzellinin üzerinde, ulusal ve uluslararası bilimsel makale yayımladı.

Coşkun Hoca’nın, bilimsel gradosunun en belirgin ölçütü, her halde, bugün Türkiye’de nöroloji (sinirbilim) alanında yüksek h-indekslerine (uluslararası yayın başarı değerlerine) sahip, onlarca profesörün ve bilim insanının, doğrudan, O’nun rahle-i tedrisinden geçmiş, O’nun kurduğu laboratuvarlarda yetişmiş olmasıdır.

3. Türkiye’ye Bıraktığı Kurumsal ve Toplumsal Miras

Prof. Dr. Coşkun Özdemir, bilimi toplumun yararına sunan gerçek bir “halk sağlığı” savaşçısıydı.

KASDER'in Kuruluşu: Kas hastalarının kaderlerine terk edilmemesi, tedaviye ve sosyal haklara ulaşabilmesi amacıyla 1978 yılında Türkiye Kas Hastalıkları Derneği'ni (KASDER) kurdu ve bu kuruluşun uzun yıllar genel başkanlığını yürüterek, binlerce hastaya umut oldu.

Tabip Odası ve Hekim Onuru: 12 Eylül askeri darbe döneminin, en gergin günlerinde İstanbul Tabip Odası Başkanlığı görevini üstlenerek, hekim haklarını, insan onurunu ve tıp ahlâkını, canını dişine katarak, savundu.

Aydınlanmanın Yorulmaz Kalemi: Üçyüzün üzerinde aydınlanma makalesi yazdı. Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan ve büyük bölümü Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinden derlenen “Üniversiteden Toplumsal Sorunlara Bakış” adlı eseri, tıp eğitimi, akademide özgürlük ve laiklik (aklilik) mücadelesinin, manifestosu niteliğindedir.

Ticarileştirilmiş ilaç yutturmacalığına karşı “kanıtlanan tıp” düsturunu savundu. Tıbbî şarlatanlıkla, hayatı boyunca mücadele etti.

Tıp Dünyası’nın, TÜMÖD’ün, ve Ulusumuz’un Başı Sağ Olsun!..

Coşkun Hoca, Üniversite’nin ve ülkenin dertleriyle, hep dertlendi. Daha düne kadar, 4. Levent’teki evinden fırlayıp metroya atlar, koştura koştura, Kadıköy’se Kadıköy, neresiyse orası, İstanbul’un gayya trafiğine çalım üstüne çalım ata ata, oraya intikal eder, tartışmalara, söyleşilere bitmeyen bir sevinçle katılır, hepimizi hem şaşırtır, hem kamçılardı.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in hâtırası; yetiştirdiği binlerce hekimde, şifa verdiği binlerce kas hastasında, TÜMÖD’ün özgür üniversite mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.

Nur içinde yatsın... Bilim dünyamızın ve ulusumuzun başı sağ olsun!..

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.