Tarih, Kelime Oyunlarıyla Yeniden Yazılamaz

ÖZEL HABER 07.07.2026 - 12:47, Güncelleme: 07.07.2026 - 12:54 144 kez okundu.
 

Tarih, Kelime Oyunlarıyla Yeniden Yazılamaz

Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredat değişikliklerini savunurken ders kitaplarından "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını açıklamasına sert tepki gösterdi. TÜMÖD Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, bu kararın basit bir terim değişikliği değil, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin anlamını çarpıtan "maksatlı bir tahrifat" olduğu vurgulandı.

"Kurtuluş Savaşı" ifadesinin bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından seçildiğini tarihi belgelerle hatırlatan Yarman, Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyoruz?" sorusuna, "Türk milleti Osmanlı’dan değil, Osmanlı’yı esir alan, Anadolu’yu parça parça bölüşen emperyalist işgal devletlerinden, yani Yedi Düvelden kurtulmuştur" sözleriyle yanıt verdi. Tarihin masa başında siyasi mülahazalarla yeniden yazılamayacağını belirten TÜMÖD, Milli Eğitim Bakanlığı’nı tarihi gerçeklere ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı kalmaya davet etti. Prof. Dr. Tolga Yarman     ULUSUMUZA VE KAMUOYUNA DUYURU Tarih, Kelime Oyunlarıyla Yeniden Yazılamaz: “Kurtuluş Savaşı” Adı Bizzat Atatürk Tarafından Konmuştur. I. MAKSATLI BİR TARİHSEL TAHRİFAT VE BAKAN TEKİN’İN AÇIKLAMALARI Evveli gün, İktidar Partisi milletvekilleriyle gerçekleştirilen ve basına yansıyan bir istişare toplantısında, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından yapılan açıklamalar Türk eğitim sistemi ve milli hafıza açısından kaygı verici bir boyuta ulaşmıştır. Bakan Tekin, müfredat değişikliklerini savunurken ders kitaplarından Kurtuluş Savaşı ifadesinin çıkarılacağını ilan etmiş ve bu kararı“bozuk bir Türkçe” ile şöyle ifade etmiştir: - Kurtuluş Savaşı yerine artık Milli Mücadele diyoruz. Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı. Millî Mücadele demek daha doğru. Bu açıklama, sadece bir terim değişikliği değil; Türk milletinin emperyalizme (devlet olarak örgütlenmiş haydutluklara) karşı verdiği dünyadaki “en onurlu” denebilecek, bağımsızlık mücadelesinin dokusunu, hedefini ve mânâsını çarpıtan maksatlı bir tahrifat çabasıdır. “Neyden kurtuluyoruz?” sorusu (Bakan,“Kimden, nelerden kurtuluyoruz?”, demek istiyor olmalı), bilgisizlikle açıklanamayacak kadar vahim, tersine bilinçli bir hafıza karartma operasyonunun tezahürüdür. Türk milletinin evlâtlarına rehberlik etmesi gereken bir bakanın, tarihi, kendi rahatsızlıklarına göre yeniden yazmaya, kelime oyunlarıyla eğip bükmeye hakkı yoktur. Hiç kimsenin, hiç bir siyasi öznenin, bir ulusun ortak hafızasını ve eşsiz kurucu liderinin bizzat yonttuğu deyimleri yok sayma yetkisi bulunmamaktadır. II. MESELE OSMANLI’DAN KURTULMAK DEĞİL, ‘’İŞGALCİ’’ ; YEDİ DÜVELİN” ESARETİNDEN KURTULMAKTIR. Bakan Yusuf Tekin’in “Ondan önce, koskoca Osmanlı vardı, neyden kurtuluyoruz?” sorusuna verilecek en yalın cevap şudur: - Türk milleti, Osmanlı’dan değil, Osmanlı’yı esir alan, Sevr Antlaşması (!) ile Anadolu’yu parça kurtulmuştur!.. Mondros Ateşkes Antlaşması’yla (30 Ekim 1918) orduları dağıtılmış, tersanelerine girilmiş, Başkenti, İngiliz zırhlılarının namlularına boyun eğmiş ve fiilen bitme noktasına gelmiş bir devletin enkazının içinden, kurtulmuştur. Türk milleti, o evrede, canını dişine takarak:  İzmir’e çıkan Yunan Ordusu’ndan,  Adana’yı ve Maraş’ı işgal eden Fransızlar’dan,  Güneydoğu’yu kuşatan İngilizler’den,  Antalya’ya ve Konya’ya yerleşen İtalyanlar’dan,    Daha daha, tüm şu işgallere seyirci kalan, halkı direniş yerine teslimiyete çağıran aciz bir Osmanlı yönetiminden, kurtulmuştur. TBMM’nin alnına “Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir”, düsturunu mıhlamış, bağımsızlığına koştura koştura ve tam anlamıyla, hayatı pahasına, ama dimdik ve onuruyla kavuşmuştur. III. CEVAP BİZZAT ATATÜRK’ÜN AĞZINDAN VE EL YAZISINDAN: TARİHİ BELGELER Bakanlığın iddialarına ve “Neyden kurtuluyorduk?” sorusuna en sarsıcı cevabı, bizzat mücadelenin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı andaki manzarayı tasvir ettiği Büyük Nutuk’un (1927) ilk sayfalarında şu sözlerle vermektedir: - Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, Harbi Umûmî(!)de (I. Dünya Savaşı) mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti (şartları) ağır bir mütarekename (Mondros) imzalanmış... Millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Harb-i Umûmî (!)ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta... Atatürk, kimden ve nelerden kurtulmamız gerektiğini işte bu satırlarla, o günkü acı resmi ortaya koyarak ilan etmiştir. O sebeple, süreci sadece “milli mücadele” olarak sınırlandırmak eksiktir; bu mücadelenin nihai amacı Tam bir Kurtuluş’tur. Daha da önemlisi, “Kurtuluş Savaşı” deyiminin bizzat Atatürk tarafından öne çekildiği, devlet arşivleriyle sabittir. Cumhuriyetimiz’in ilanının 10. yılı vesilesiyle, 29 Ekim 1933 tarihinde Gazi Paşa’nın okuyacağı 10. Yıl Nutku'nun ilk taslak metninde bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısıyla yaptığı tarihî düzeltme, bugün bu tartışmayı açanlara, en büyük dersi vermektedir. 10. Yıl Nutku’nun yazımı sürecinde, nitekim Atatürk, metindeki “İstiklâl Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız...” cümlesindeki “İstiklâl” kelimesinin üzerini kendi kalemiyle çizmiş, bu sözcüğün üstüne, kendi el yazısıyla “Kurtuluş” kelimesini eklemiştir. O metin, o gün Ankara Hipodromu’nda yüz binlerce vatandaşa ve tüm dünyaya bizzat Atatürk’ün ağzından, kendi seçtiği o kelimeyle, “Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız...” şeklinde okunmuştur. IV. SONUÇ VE ÇAĞRI: TARİHİ DEĞİŞTİRMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ!.. Mustafa Kemal Atatürk, süreci anlatırken hem toplumsal direnişi ifade eden “Millî Mücadele” deyimini, hem cephedeki askeri boyutu anlatan “İstiklâl Harbi” deyimini, hem de neticeyi taçlandıran “Kurtuluş” kelimesini bir bütün olarak görmüş ve kullanmıştır. Bunlar birbirinin seçeneği değil, birbirini tamamlayan kavramlardır. Ancak bugün “Kurtuluş” kelimesini artık neyi kurtarmak içinse, öyle bir saikle, cımbızlayıp müfredattan kazımaya çalışmak, “Neyden kurtulduk ki?” diyerek işgal gerçeğini hafifletmeye yeltenmek, bu topraklar için canını vermiş şehitlerin aziz hatırasına ve bizzat Atatürk’ün öğretisine sadakatsizliktir; kimsenin haddi değildir!.. Tarih, masa başında alınan idarî kararlarla, siyasi mülahazalarla veya kelime oyunlarıyla yeniden yazılabilecek bir yaz boz tahtası değildir. Türk milletinin hafızasındaki “Kurtuluş” bilinci, ders kitaplarından isimlerin silinmesiyle yok edilemeyecek kadar derinlere kök salmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nı, tarihsel olgularla ters düşmemeye; ders kitaplarını; Ülkemiz’in Kurtarıcısı’nın ve Cumuhuriyetimiz’in Kurucusu’nun kendi eliyle yazdığı tarihî gerçeklere ve deyimlere bağlı kalarak, basmaya davet ediyoruz. Türk milleti, adını bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu “Kurtuluş Savaşı” nitelemesine ve o savaşın her bir sayfasına ebediyyen sahip çıkacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. TÜMÖD Yönetim Kurulu Adana, Genel Başkan Prof. Dr. Tolga Yarman    
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müfredat değişikliklerini savunurken ders kitaplarından "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını açıklamasına sert tepki gösterdi. TÜMÖD Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, bu kararın basit bir terim değişikliği değil, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin anlamını çarpıtan "maksatlı bir tahrifat" olduğu vurgulandı.

"Kurtuluş Savaşı" ifadesinin bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından seçildiğini tarihi belgelerle hatırlatan Yarman, Bakan Tekin’in "Neyden kurtuluyoruz?" sorusuna, "Türk milleti Osmanlı’dan değil, Osmanlı’yı esir alan, Anadolu’yu parça parça bölüşen emperyalist işgal devletlerinden, yani Yedi Düvelden kurtulmuştur" sözleriyle yanıt verdi. Tarihin masa başında siyasi mülahazalarla yeniden yazılamayacağını belirten TÜMÖD, Milli Eğitim Bakanlığı’nı tarihi gerçeklere ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı kalmaya davet etti.

Prof. Dr. Tolga Yarman

 

 

ULUSUMUZA VE KAMUOYUNA DUYURU

Tarih, Kelime Oyunlarıyla Yeniden Yazılamaz:

“Kurtuluş Savaşı” Adı Bizzat Atatürk Tarafından Konmuştur.

I. MAKSATLI BİR TARİHSEL TAHRİFAT VE BAKAN TEKİN’İN AÇIKLAMALARI

Evveli gün, İktidar Partisi milletvekilleriyle gerçekleştirilen ve basına yansıyan bir istişare toplantısında, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından yapılan açıklamalar Türk eğitim sistemi ve milli hafıza açısından kaygı verici bir boyuta ulaşmıştır. Bakan Tekin, müfredat değişikliklerini savunurken ders kitaplarından Kurtuluş Savaşı ifadesinin çıkarılacağını ilan etmiş ve bu kararı“bozuk bir Türkçe” ile şöyle ifade etmiştir:

- Kurtuluş Savaşı yerine artık Milli Mücadele diyoruz. Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı. Millî Mücadele demek daha doğru.

Bu açıklama, sadece bir terim değişikliği değil; Türk milletinin emperyalizme (devlet olarak örgütlenmiş haydutluklara) karşı verdiği dünyadaki “en onurlu” denebilecek, bağımsızlık mücadelesinin dokusunu, hedefini ve mânâsını çarpıtan maksatlı bir tahrifat çabasıdır. “Neyden kurtuluyoruz?” sorusu (Bakan,“Kimden, nelerden kurtuluyoruz?”, demek istiyor olmalı), bilgisizlikle açıklanamayacak kadar vahim, tersine bilinçli bir hafıza karartma operasyonunun tezahürüdür. Türk milletinin evlâtlarına rehberlik etmesi gereken bir bakanın, tarihi, kendi rahatsızlıklarına göre yeniden yazmaya, kelime oyunlarıyla eğip bükmeye hakkı yoktur. Hiç kimsenin, hiç bir siyasi öznenin, bir ulusun ortak hafızasını ve eşsiz kurucu liderinin bizzat yonttuğu deyimleri yok sayma yetkisi bulunmamaktadır.

II. MESELE OSMANLI’DAN KURTULMAK DEĞİL, ‘’İŞGALCİ’’ ; YEDİ DÜVELİN” ESARETİNDEN KURTULMAKTIR.

Bakan Yusuf Tekin’in “Ondan önce, koskoca Osmanlı vardı, neyden kurtuluyoruz?” sorusuna verilecek en yalın cevap şudur:

- Türk milleti, Osmanlı’dan değil, Osmanlı’yı esir alan, Sevr Antlaşması (!) ile Anadolu’yu parça kurtulmuştur!.. Mondros Ateşkes Antlaşması’yla (30 Ekim 1918) orduları dağıtılmış, tersanelerine girilmiş, Başkenti, İngiliz zırhlılarının namlularına boyun eğmiş ve fiilen bitme noktasına gelmiş bir devletin enkazının içinden, kurtulmuştur.

Türk milleti, o evrede, canını dişine takarak:

 İzmir’e çıkan Yunan Ordusu’ndan,

 Adana’yı ve Maraş’ı işgal eden Fransızlar’dan,

 Güneydoğu’yu kuşatan İngilizler’den,

 Antalya’ya ve Konya’ya yerleşen İtalyanlar’dan,

 

 Daha daha, tüm şu işgallere seyirci kalan, halkı direniş yerine teslimiyete çağıran aciz bir Osmanlı yönetiminden, kurtulmuştur.

TBMM’nin alnına “Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir”, düsturunu mıhlamış, bağımsızlığına koştura koştura ve tam anlamıyla, hayatı pahasına, ama dimdik ve onuruyla kavuşmuştur.

III. CEVAP BİZZAT ATATÜRK’ÜN AĞZINDAN VE EL YAZISINDAN: TARİHİ BELGELER

Bakanlığın iddialarına ve “Neyden kurtuluyorduk?” sorusuna en sarsıcı cevabı, bizzat mücadelenin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı andaki manzarayı tasvir ettiği Büyük Nutuk’un (1927) ilk sayfalarında şu sözlerle vermektedir:

- Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu grup, Harbi Umûmî(!)de (I. Dünya Savaşı) mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti (şartları) ağır bir mütarekename (Mondros) imzalanmış... Millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Harb-i Umûmî (!)ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta...

Atatürk, kimden ve nelerden kurtulmamız gerektiğini işte bu satırlarla, o günkü acı resmi ortaya koyarak ilan etmiştir. O sebeple, süreci sadece “milli mücadele” olarak sınırlandırmak eksiktir; bu mücadelenin nihai amacı Tam bir Kurtuluş’tur.

Daha da önemlisi, “Kurtuluş Savaşı” deyiminin bizzat Atatürk tarafından öne çekildiği, devlet arşivleriyle sabittir. Cumhuriyetimiz’in ilanının 10. yılı vesilesiyle, 29 Ekim 1933 tarihinde Gazi Paşa’nın okuyacağı 10. Yıl Nutku'nun ilk taslak metninde bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısıyla yaptığı tarihî düzeltme, bugün bu tartışmayı açanlara, en büyük dersi vermektedir.

10. Yıl Nutku’nun yazımı sürecinde, nitekim Atatürk, metindeki “İstiklâl Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız...” cümlesindeki “İstiklâl” kelimesinin üzerini kendi kalemiyle çizmiş, bu sözcüğün üstüne, kendi el yazısıyla “Kurtuluş” kelimesini eklemiştir.

O metin, o gün Ankara Hipodromu’nda yüz binlerce vatandaşa ve tüm dünyaya bizzat Atatürk’ün ağzından, kendi seçtiği o kelimeyle, “Kurtuluş Savaşı’na başladığımızın on beşinci yılındayız...” şeklinde okunmuştur.

IV. SONUÇ VE ÇAĞRI: TARİHİ DEĞİŞTİRMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEZ!..

Mustafa Kemal Atatürk, süreci anlatırken hem toplumsal direnişi ifade eden “Millî Mücadele” deyimini, hem cephedeki askeri boyutu anlatan “İstiklâl Harbi” deyimini, hem de neticeyi taçlandıran “Kurtuluş” kelimesini bir bütün olarak görmüş ve kullanmıştır. Bunlar birbirinin seçeneği değil, birbirini tamamlayan kavramlardır. Ancak bugün “Kurtuluş” kelimesini artık neyi kurtarmak içinse, öyle bir saikle, cımbızlayıp müfredattan kazımaya çalışmak, “Neyden kurtulduk ki?” diyerek işgal gerçeğini hafifletmeye yeltenmek, bu topraklar için canını vermiş şehitlerin aziz hatırasına ve bizzat Atatürk’ün öğretisine sadakatsizliktir; kimsenin haddi değildir!..

Tarih, masa başında alınan idarî kararlarla, siyasi mülahazalarla veya kelime oyunlarıyla yeniden yazılabilecek bir yaz boz tahtası değildir. Türk milletinin hafızasındaki “Kurtuluş” bilinci, ders kitaplarından isimlerin silinmesiyle yok edilemeyecek kadar derinlere kök salmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nı, tarihsel olgularla ters düşmemeye; ders kitaplarını; Ülkemiz’in Kurtarıcısı’nın ve Cumuhuriyetimiz’in Kurucusu’nun kendi eliyle yazdığı tarihî gerçeklere ve deyimlere bağlı kalarak, basmaya davet ediyoruz.

Türk milleti, adını bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu “Kurtuluş Savaşı” nitelemesine ve o savaşın her bir sayfasına ebediyyen sahip çıkacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TÜMÖD Yönetim Kurulu Adana,

Genel Başkan Prof. Dr. Tolga Yarman

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.