30 AĞUSTOS: BAĞIMSIZLIK CUMHURİYET’İN TEMELİDİR!

ÖZEL HABER 27.08.2026 - 23:57, Güncelleme: 27.08.2026 - 23:57 2385 kez okundu.
 

30 AĞUSTOS: BAĞIMSIZLIK CUMHURİYET’İN TEMELİDİR!

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı.

 Prof. Dr. Tolga Yarman    TÜMÖD BASIN AÇIKLAMASI 30 Ağustos 2026 30 AĞUSTOS: BAĞIMSIZLIK CUMHURİYET’İN TEMELİDİR! 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi, Türk milletinin emperyalist (devlet olarak örgütlenmiş haydutlukların) işgal ve paylaşım planlarına verdiği ödünsüz bir yanıttır. Yalnızca cephede kazanılmış bir askerî zafer değildir. Bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin, ulusal egemenlik anlayışının ve bağımsız bir devlet kurma kararlılığının müjdesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın temel amacı, Anadolu’yu herhangi bir büyük gücün himayesine sokmak değil, tersine tam bağımsız ve egemen bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurmaktı. Bugün 30 Ağustos’u kutlarken sorulması gereken soru açıktır: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yüz yıl önce nasıl bir bağımsızlık anlayışıyla kuruldu, bugün bu anlayışa ne ölçüde sahibiz? Esas olarak bağımsızlık, yalnızca yabancı orduların sınırlarımızdan çıkarılması değildir. Ekonomik kararlarını dış bağımlılıkların belirlediği, bilim ve teknolojide yeterli üretim gücünü oluşturamayan, eğitimini ve üniversitelerini bilimsel özerklikten uzaklaştıran, hukuk devletini örseleyen bir ülkenin bağımsızlığını, yalnızca askerî gücüyle ölçmek mümkün değildir. Siyasî bağımsızlık; ekonomik, bilimsel, kültürel ve hukukî bağımsızlıkla birlikte anlam kazanır. Bugün Türkiye’nin çevresinde ve içinde yaşanan gelişmeler, bu gerçeği yeniden gündeme getirmektedir. Ortadoğu’nun yeniden şekillendirildiği, sınırların tartışmaya açıldığı, milyonlarca insanın acılar içinde yerlerinden yurtlarından edildiği ve bölge ülkelerinin etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yeniden kalıplanmaya çalışıldığı bir dönemde Türkiye’nin kendi ulusal çıkarlarını açıkça ortaya koyması zorunludur. Türkiye’nin sınırları, üniter (bütüncül) devlet yapısı, yurttaşlık bağı ve demografik yapının sarmaşması, hiçbir dış projenin veya bölgesel güç mücadelesinin konusu yapılamaz. ‘‘Terörün sona ermesi’’, Türkiye’nin ortak ve haklı beklentisidir. ‘’Toplumsal barış’’; da aynı şekilde vazgeçilmezdir. Ancak bu özlemler dış baskılarla kotarılmış konfeksiyon ürünler olmamalıdır. ‘’Barış’’ile ‘’devletin temel niteliklerinden vazgeçmek’’; ögeleri, birbirine karıştırılmamalıdır. ‘’Terörsüz Türkiye’’, terörün sona erdirilmesi anlamında herkesin ortak hedefidir. Ancak bu hedefin hangi siyasî ve hukukî sonuçlara bağlanacağı; kapalı kapılar ardında değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açık iradesiyle, Anayasa çerçevesinde ve Türk milletinin bilgisi ve onayıyla belirlenmelidir. Milli egemenlik, yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir. Milli egemenlik; Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren temel kararların, dışarıdan telkinlerle değil, milletin iradesiyle ve demokratik kurumlar aracılığıyla alınmasıdır. Bu nedenle TBMM’nin, Cumhuriyetin kurucu iradesini ve anayasal düzeni ilgilendiren her konuda tarihsel sorumluluğunun bilincinde olması gerekir. Türkiye’nin geleceği, dış odakların bölgesel hesaplarında kendisine biçilen rolle değil, kendi aklı ve kendi iradesiyle belirlenmelidir. Ülkemizin sorunlarının çözümünü emperyal güçlerin hazırladığı reçetelerde aramak, tarihimizden hiçbir şey öğrenmemek demek olur. Herkes bilmelidir ki, emperyalizmin kucağında milli kurtuluş savaşı olmaz! Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizmin lütfuyla kurulmamıştır, tersine emperyalizme karşı verilmiş benzersiz bir bağımsızlık savaşıyla, kurulmuştur. Bu nedenlerle, 30 Ağustos, geçmişte kalmış bir zafer değildir. Bugün bize şunu haykırmaktadır: Bağımsızlık devredilemez. Milli egemenlik paylaşılamaz. Cumhuriyet pazarlık konusu yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceği, bizim öz irademizle belirlenir. Bilim insanları ve üniversiteler açısından bu sorumluluk daha da büyüktür. Çünkü Cumhuriyet’in geleceğini yalnızca siyaset değil; bunun yanı sıra, bilimsel düşünce, özgür üniversite, laik (akılcı) eğitim, liyakat (göreve yakışan birikim) ve eleştirel akıl belirleyecektir. TÜMÖD olarak; ülkemizin bağımsızlığını, Cumhuriyet’in temel niteliklerini, akılcı ve demokratik (özgürlükçü) hukuk devletini, üniversitelerin özerkliğini ve bilimin özgürlüğünü savunmayı yalnızca tarihsel bir görev değil, bugünün yurttaşlık sorumluluğu olarak görüyoruz. 30 Ağustos’un ruhu, teslimiyet değildir; direniştir. Boyun eğmek değildir; kendi geleceğine sahip çıkmaktır. Özellikle bugün ihtiyacımız olan tam bağımsız, anayasal olarak, laik (akılcı), demokratik (özgürlükçü), sosyal (dayanışmacı) bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, sahip çıkmaktır. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun Silah Arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahramanlarını, Şehitlerimizi, Gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Yaşasın tam bağımsız Türkiye!.. Yaşasın Cumhuriyet! TÜMÖD Yönetim Kurulu adına Prof. Dr. Tolga Yarman Genel Başkan
TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı.

 Prof. Dr. Tolga Yarman 

 


TÜMÖD BASIN AÇIKLAMASI

30 Ağustos 2026

30 AĞUSTOS: BAĞIMSIZLIK CUMHURİYET’İN TEMELİDİR!

30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi, Türk milletinin emperyalist (devlet olarak örgütlenmiş haydutlukların) işgal ve paylaşım planlarına verdiği ödünsüz bir yanıttır.

Yalnızca cephede kazanılmış bir askerî zafer değildir. Bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin, ulusal egemenlik anlayışının ve bağımsız bir devlet kurma kararlılığının müjdesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın temel amacı, Anadolu’yu herhangi bir büyük gücün himayesine sokmak değil, tersine tam bağımsız ve egemen bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurmaktı.

Bugün 30 Ağustos’u kutlarken sorulması gereken soru açıktır:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yüz yıl önce nasıl bir bağımsızlık anlayışıyla kuruldu, bugün bu anlayışa ne ölçüde sahibiz?

Esas olarak bağımsızlık, yalnızca yabancı orduların sınırlarımızdan çıkarılması değildir.

Ekonomik kararlarını dış bağımlılıkların belirlediği, bilim ve teknolojide yeterli üretim gücünü oluşturamayan, eğitimini ve üniversitelerini bilimsel özerklikten uzaklaştıran, hukuk devletini örseleyen bir ülkenin bağımsızlığını, yalnızca askerî gücüyle ölçmek mümkün değildir.

Siyasî bağımsızlık; ekonomik, bilimsel, kültürel ve hukukî bağımsızlıkla birlikte anlam kazanır.

Bugün Türkiye’nin çevresinde ve içinde yaşanan gelişmeler, bu gerçeği yeniden gündeme getirmektedir.

Ortadoğu’nun yeniden şekillendirildiği, sınırların tartışmaya açıldığı, milyonlarca insanın acılar içinde yerlerinden yurtlarından edildiği ve bölge ülkelerinin etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yeniden kalıplanmaya çalışıldığı bir dönemde Türkiye’nin kendi ulusal çıkarlarını açıkça ortaya koyması zorunludur.

Türkiye’nin sınırları, üniter (bütüncül) devlet yapısı, yurttaşlık bağı ve demografik yapının sarmaşması, hiçbir dış projenin veya bölgesel güç mücadelesinin konusu yapılamaz.

‘‘Terörün sona ermesi’’, Türkiye’nin ortak ve haklı beklentisidir. ‘’Toplumsal barış’’; da aynı şekilde vazgeçilmezdir. Ancak bu özlemler dış baskılarla kotarılmış konfeksiyon ürünler olmamalıdır. ‘’Barış’’ile ‘’devletin temel niteliklerinden vazgeçmek’’; ögeleri, birbirine karıştırılmamalıdır.

‘’Terörsüz Türkiye’’, terörün sona erdirilmesi anlamında herkesin ortak hedefidir. Ancak bu hedefin hangi siyasî ve hukukî sonuçlara bağlanacağı; kapalı kapılar ardında değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açık iradesiyle, Anayasa çerçevesinde ve Türk milletinin bilgisi ve onayıyla belirlenmelidir.

Milli egemenlik, yalnızca sandıkta oy kullanmak değildir. Milli egemenlik; Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren temel kararların, dışarıdan telkinlerle değil, milletin iradesiyle ve demokratik kurumlar aracılığıyla alınmasıdır.

Bu nedenle TBMM’nin, Cumhuriyetin kurucu iradesini ve anayasal düzeni ilgilendiren her konuda tarihsel sorumluluğunun bilincinde olması gerekir.

Türkiye’nin geleceği, dış odakların bölgesel hesaplarında kendisine biçilen rolle değil, kendi aklı ve kendi iradesiyle belirlenmelidir.

Ülkemizin sorunlarının çözümünü emperyal güçlerin hazırladığı reçetelerde aramak, tarihimizden hiçbir şey öğrenmemek demek olur. Herkes bilmelidir ki, emperyalizmin kucağında milli kurtuluş savaşı olmaz! Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizmin lütfuyla kurulmamıştır, tersine emperyalizme karşı verilmiş benzersiz bir bağımsızlık savaşıyla, kurulmuştur.

Bu nedenlerle, 30 Ağustos, geçmişte kalmış bir zafer değildir.

Bugün bize şunu haykırmaktadır:

Bağımsızlık devredilemez. Milli egemenlik paylaşılamaz. Cumhuriyet pazarlık konusu yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceği, bizim öz irademizle belirlenir.

Bilim insanları ve üniversiteler açısından bu sorumluluk daha da büyüktür. Çünkü Cumhuriyet’in geleceğini yalnızca siyaset değil; bunun yanı sıra, bilimsel düşünce, özgür üniversite, laik (akılcı) eğitim, liyakat (göreve yakışan birikim) ve eleştirel akıl belirleyecektir.

TÜMÖD olarak; ülkemizin bağımsızlığını, Cumhuriyet’in temel niteliklerini, akılcı ve demokratik (özgürlükçü) hukuk devletini, üniversitelerin özerkliğini ve bilimin özgürlüğünü savunmayı yalnızca tarihsel bir görev değil, bugünün yurttaşlık sorumluluğu olarak görüyoruz.

30 Ağustos’un ruhu, teslimiyet değildir; direniştir. Boyun eğmek değildir; kendi geleceğine sahip çıkmaktır. Özellikle bugün ihtiyacımız olan tam bağımsız, anayasal olarak, laik (akılcı), demokratik (özgürlükçü), sosyal (dayanışmacı) bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, sahip çıkmaktır.

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun Silah Arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahramanlarını, Şehitlerimizi, Gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.

Yaşasın tam bağımsız Türkiye!.. Yaşasın Cumhuriyet!

TÜMÖD Yönetim Kurulu adına

Prof. Dr. Tolga Yarman

Genel Başkan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.