Geleneksel Ocak Sisteminden Çağdaş Kimlik Mücadelesine: Alevi İnancında Yapısal Değişim
Geleneksel Ocak Sisteminden Çağdaş Kimlik Mücadelesine: Alevi İnancında Yapısal Değişim
Prof. Dr. Halil Çivi bu makalesinde geleneksel feodal dokunun çözülüşünü bir yok oluş değil, evrensel etik ve demokratik hak arayışı ekseninde bir 'yeniden yapılanma' olarak tanımlamış ve Aleviliğin kent kültüründeki geleceğine dair stratejik bir projeksiyon sunmuştur.
Prof. Dr. Halil Çivi bu makalesinde geleneksel feodal dokunun çözülüşünü bir yok oluş değil, evrensel etik ve demokratik hak arayışı ekseninde bir 'yeniden yapılanma' olarak tanımlamış ve Aleviliğin kent kültüründeki geleceğine dair stratejik bir projeksiyon sunmuştur.
"Türkiye’nin 1950’li yıllardan itibaren ivme kazanan toplumsal değişim sürecinde kentleşme, sadece bir nüfus hareketi değil, aynı zamanda inanç ve değerler sistemini kökten sarsan bir 'zihniyet devrimi' olarak tezahür etmiştir. Bu dönüşümden en derin şekilde etkilenen yapılardan biri olan Alevilik, yüzyıllardır kapalı köy ekonomisi ve ocak disiplini içinde muhafaza ettiği sosyo-dini pratiklerini, modern kentin dinamiklerine göre yeniden inşa etmek zorunda kalmıştır. Kentleşme (fiziksel değişim) ile kentlileşme (niteliksel değişim) arasındaki ayrımın Alevi kimliği üzerindeki yansımalarını inceleyen bu çalışma; dinden hukuka, ahlaktan siyasete kadar geniş bir yelpazede nelerin yitirildiğini ve nelerin yeniden kazanıldığını mercek altına almaktadır. "
SOSYO-KÜLTÜREL BOYUTLARIYLA; KENTLEŞMENİN ALEVİ İNANCINDAN GÖTÜRDÜKLERİ VE YARATTIĞI YENİ DEĞİŞMELER ÜZERİNE KISA NOTLAR.
A - Kentleşme ve Kentlileşme .
Kentleşme insanın yalnızca mekânını değiştirmekle kalmaz; inancını, ahlakını, benliğini, ruhunu ve tüm davranış kalıplarını baştan aşağı değişime uğratır. Ancak kentleşme, kırsal kesimden taşınan inançları ve değerler setini yok etmez; onları yeni bir biçim, kimlik ve değerler sistemine dönüştürür.
Tarihsel açıdan, feodal dönemdeki kentler, genel olarak kırsal kesimin uzantısı gibidir. Kentin yaşamı daha çok tarıma bağlıdır. Kentler genelde, üretimden çok bir tüketim merkezi gibidir. Kırsal nüfusun değerler sistemi ile kent insanının değerleri arasında fazla bir fark yoktur.
Günümüzün çağdaş kentleri ise; kapitalist üretim biçimi, modern sanayi toplumu ve demokratik siyasi rejimlerin ortaya çıkması ile yeniden yapılanmıştır. Bu yeni dönemdeki kentler, önce hızla bir tüketim merkezi olmaktan uzaklaşarak üretim merkezlerine dönüşmüştür. Atölyeleri, fabrikaları, mağazaları, meskenleri, meydanları, yolları ve sosyal mekânları ile yepyeni bir fiziksel cüsse kazanmıştır.
Bu fiziksel değişme ile birlikte, sosyolojik olarak bireylerin ve toplumun inanç, din, ahlak hukuk, siyaset, ekonomi, kültür, sanat ve eğlence anlayışlarında büyük değişimler ve yeniden yapılanmalar oluşmuştur.
Kentleşme; hem feodal, geleneksel kent yapısının çözülerek çağdaş sanayi kentlerine dönüşmesi ve hem de kırsal kesimdeki nüfusun kentlere akın etmesi ve yığılması anlamına gelir.
Kentleşmenin biri fiziki, nicel; diğeri de derin bir sosyo- kültürel değişmeye yarayan nitel iki yönü vardır. Kentlerin, üretim birimleri, ve yaşam mekanlarında oluşan fiziksel, nicel değişmelere KENTLEŞME , birey ve toplumun topyekün inanç, hukuk, ahlak, siyaset, bilinç ...gibi nitel değeler sisteminde yarattığı değişmelere de KENTLİLEŞME denir.
Belki de konu şöyle özetlenebilir:
Feodal ve geleneksel kentler, insanı sadece barındırır ve değerlerini olduğu gibi muhafaza eder. Halbuki çağdaş sanayi toplumunun modern kentleri insanların sadece mekânlarını değistirmekle kalmaz; zihniyetlerini ve değerler sistemini de değişime uğratıp yeniden yapılandırır.
B- Kentleşme ve Kentlileşmenin Alevi İnancında Yarattığı Değişmeler. Götürdükleri ve Değiştirdikleri.
1950 Yılından günümüze kadar geçen 75 yıllık bir zaman dilimi içinde, sahip oldukları tarım topraklarının görece elverişsizliği, aşırı nüfus baskısı, kentlerin yarattığı yeni fırsatlar...ve benzeri nedenlerle Alevi toplumunun kentlere ve Avrupa ülkelerine akını büyük boyutlara ulaşmıştır.
Kırsal kesimdeki kadim Alevi ocakları, dedeler ve cem ayinlerinin toplum üzerindeki denetleyici ve yönlendirici etkileri azalmaya başlamıştır. Bu olgunun temel nedeni, Alevi toplumunun kitlesel olarak kentlere ve yabancı ülkelere ( diyasporaya) akın etmeleri ve kentlerdeki değerler sisteminin Alevi inancını değişime uğratarak adeta yeniden yapılandırmaya başlamasıdır.
Bu değişim ve dönüşümler çok özet ve nokta atışları ile bazı önemli açılardan şöyle sıralanabilir.
1-Dinsel Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: Alevi inancı kentlerde, Alevi yaşamındaki doğal akış ritmini yitirdi. Cem ayinleri, bireysel ahlak üzerindeki denetleyici ve düzenleyici gücünü kaybetti. Ocakların ve dedelik kurumunun karizmatik otoritesi ve önderliği azaldı.
* Aleviliğe yeni katkıları: Alevi inancı kamusal ve resmi alanlarda görünür olmaya ve kabullenilmeye başlandı. Cemevleri ibadethane mekânlarına dönüştü. Aleviliği daha özgürce savunabilme yolları ve kanalları çoğaldı.
*Özet: Kentlerdeki Alevi inancı birebir yaşanılır olmaktan uzaklaştı, fakat Aleviliği temsil eder bir konuma geldi.
2- Ahlaki Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: Alevi toplulukları içindeki karşılıklı rızaya dayanan ahlak anlayışı önemini kaybetti. Görgü cemlerinin, dedelerin, Aleviler üzerindeki yaptırım gücü çok zayıfladı.
* Aleviliğe Katkıları: Alevi bireylerdeki ahlaki, etik sorumluluk, vicdani adalet ve duygudaşlık ( empati) gelişmeye başladı. Evrensel insan haklarına, doğaya, çevreye ve her türlü canlıya karşı bireysel sorumluluk arttı.
*Özet: Topluluk ahlakı zayıfladı, fakat bireysel sorumluluk ve vicdan gelişti.
3- Sosyal Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: Bire bir, yüz yüze denetleyici, onarıcı ve koruyucu ilişkiler en aza indi. Aileler ve insanlar arasındaki dayanışma ve doğal yardımlaşmalar yitirildi. Dayanışma ağları zayıfladı.
*Aleviliğe katkıları: Alevi kimliğini ve Alevilerin haklarını savunan, vakıflar, dernekler, federasyonlar ve konfederasyonlar doğdu. Alevi örgütlenmesi, Alevi kimliği ve Alevi inancı ulusal ve hatta evrensel boyutlarda hukukilik kazandı. Kırsal topluluk Aleviliği yerini kent Aleviliğine bırakmaya başladı.
*Özet: Cemaatçı feodal Alevilik çözüldü. Aleviliği, kent kültürüne göre, çağdaş şekilde örgütlenen kurumlar ve kuruluşlar temsil etmeye başladı.
4- Siyasal Açıdan Yaşanan Değişmeler.
*Alevilikten götürdükleri: Tarihsel yaşam deneyimlerine bağlı olarak; Alevilerin siyasetten uzak durma korkuları ortadan kalktı. Alevilerin içe kapanık, kimlik gizleme, takkiye yapma gerekçeleri azaldı. Aleviler siyasi arenada da meşruluk ve görünürlük kazanmaya başladı.
* Aleviliğe katkıları: Aleviler için, siyasi yollarla hak arayışları, eşit yurttaşlık talepleri ve kimlik mücadelesi yapma fırsatları ortaya çıktı. Alevilik devlet ve siyaset katında kamusal bir özne olmaya başladı.
*Özet: Aslında öz olarak Alevi inancı siyasallaşmadı. Fakat Aleviliği yaşatabilmek için siyasi en üst kurum olarak devletten siyasi yolla hak talep etmeye başladı.
5- Ekonomik Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: Kırsal üretim kesiminde yaşanan yardımlaşmaya, dayanışmaya ve paylaşmaya dayalı üretim ilişkileri yok oldu. Toprak mülkiyetine dayalı üretici kimliği son buldu. Ahlaki ölçütlere uygun ekonomik üretim biçimi bitti.
*Aleviliğe katkıları: Kentlerde, bedensel ve fikirsel emek satışına dayalı bir çalışma, ücret ve geçim düzeni başladı. Sınıf bilinci arttı. Sendikal yolla hak koruyuculuğu güçlendi. Aileye, babaya ait mülk geliri yerini bireysel ücret kazancına bıraktı.
* Özet: Ekonomik faaliyetler, üretim ve paylaşım konuları Alevi ahlakından koparak piyasa düzenine teslim oldu. Arz, talep mekanizması devreye girdi.
6- Hukuksal Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: Dedelerin ve cemlerin, Alevi bireyler arasındaki sorunların çözümünde hakemlik, yargılama, hukuk üretme ve karar verme işlevleri önemini kaybetti.
* Aleviliğe Katkıları: Alevilerde de, demokrasi ve kent yaşamına uygun eşit yurttaşlık bilinci, anayasal hak talepleri ve resmi yargılanma yolları devreye girdi.
*Özet: Kırsal Alevi toplumu için geçerli olan RIZALIK HUKUKU, kentlerde yerini bilimsel, pozitif ve çağdaş hukuka bıraktı.
7- Kültürel Açıdan Yaşanan Değişmeler.
*Alevilikten götürdükleri: Aileden, gelenekten ve doğuştan gelen doğal kültürel aktarımlar zayıfladı. Yaşanılarak öğrenilen; kuşaktan kuşağa ve kulaktan kulağa aktarılan sözlü kültürün önemi çok geriledi. Geleneksel Alevilik eğitim ve öğretiminin önemi zayıfladı.
*Aleviliğe katkıları: Kentleşmenin, müzik, sinema, tiyatro, edebiyat, şiir...sanat olarak Alevi kültürüne katkıları çoğaldı. Bu kültür kamusal alanın ayrılmaz bir bileşenine dönüştü. Yazılı kaynakların önemi arttı.
*Özet: Yaşanılan bir Alevi kültürü, yerini kamusal alanda görünürlük kazanan ve temsil edilen bir kültüre bıraktı.
8- Davranışsal Açıdan Yaşanan Değişmeler.
* Alevilikten götürdükleri: "Ayıp ve günah" merkezli davranışsal sorgulama ve denetimler azaldı. Topluluk, aile ve "mahalle baskısı" önemini kaybetti.
* Aleviliğe katkıları: Bireysel karar seçenekleri ve özgürlük alanları genişledi. Hukuk ve etik temeller güçlendi. Toplumsal baskılar yerini bireysel vicdan terazisine bıraktı.
C - Çıkarsama ve Sonuç.
Kentleşme ve kentlileşme ile gelen değişimler Alevi inancını ve Alevi kimliğini yok etmedi. Fakat Aleviliğıli kırsal, topluluk merkezli bir inanç olmaktan çıkardı. Kimlik, eşit haklar, adalet ve etik merkezli olarak kentlerde yeniden inşa ve var etti. Aleviliğe yeni bir biçim ve anlam kazandırdı. Kent yaşamında Kaybedildiği söylenen şey Alevilik değildir. Kaybedilen kırsal alandaki feodal topluluk dokusu ve topluluk yaşam biçimidir. Feodalitedir. Kazanılan şey ise, Aleviliği topluluk yaşam biçiminden toplumsal yaşam biçimine aktarmaktır.
Halbuki Alevilik, günümüzün kent, kültüründe, görünürlük, kimlik, temsil ve aidiyet dokusunu oldukça güçlü bir biçimde temsil etmeye devam etmektedir.
Aleviliğin temel ahlak ilkeleri evrenseldir. Evrensel hukuk ve insan hakları ile uyum içindedir.
Temel sorun, Alevi ahlak ilkelerinin kent toplumu içinde kendisi nasıl var edip sürdürülebileceğidir.
Konu dönüp dolaşıp, kentlerde Alevi eğitim ve öğretiminin doğru planlanması, özüne uygun olarak iyi içeriklendirilmesi, yetkin kurumlar ve iyi yetişmiş öğreticiler eliyle doğru öğretilmesine bağlıdır. Alevilik öğretisinin gönüllülük esasından kurtarılıp çağdaş bir eğitim kurumuna sahip olması bir zorunluluktur.
Aleviler için eğitim kurumları, eğitim ve öğretim programları düzenlenirken, Alevi felsefesinin ve inancının tekelci olmadığı, çağdaş, çoğulcu demokratik ve laik yaşam tarzı ile uyum içinde olduğu asla unutulmamalı ve ihmal edilmemelidir.
