Gerçek 8 Mart: Emek, Eşitlik ve Adalet!
Gerçek 8 Mart: Emek, Eşitlik ve Adalet!
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Maltepe Şube Başkanı İbrahim Bilgin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir farkındalık mesajı yayınladı.
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Maltepe Şube Başkanı İbrahim Bilgin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir farkındalık mesajı yayınladı.
İbrahim Bilgin mesajında 8 Mart'ın ruhu; çiçeklerin arasında değil, adalet arayan bir kadının kararlı bakışında, bir iş yerinde haksızlığa "hayır" diyen o seste gizlidir diyerek bu günün bir farkındalık günü olduğuna dikkat çekti.
İbrahim Bilgin yayınladığı mesajda şunları kaydetti:
8 Mart, dünyanın pek çok yerinde baharın gelişiyle özdeşleştirilen sembolik bir kutlama gibi görülse de, bugün bizim coğrafyamızda çiçeklerin gölgesinde kalamayacak kadar ağır ve hayati bir anlam taşıyor. Bizim coğrafyamızda bu tarih artık bir "kutlama"dan ziyade, bir hayatta kalma ve hak arama manifestosuna dönüşmüş durumda.
Bugün artık sadece geçmişteki emekçi kadınların mirasını anmıyor, aynı zamanda her gün eksildiğimiz bir şiddet sarmalına karşı yaşam hakkımızı ve onurumuzu savunuyoruz.
Ülkemizde her geçen gün artan kadın cinayetleri, maalesef münferit birer asayiş vakası olmaktan çıkıp toplumsal bir trajediye dönüştü. Sokak ortasında, evlerin içinde veya en yakınları tarafından hayattan koparılan her bir kadın, sadece fiziksel bir şiddetin değil; adaletin geç tecelli ettiği, koruma kararlarının kağıt üzerinde kaldığı ve cezasızlık kültürünün hüküm sürdüğü bir iklimin kurbanı oluyor. Bu karanlık tablo, kadınların yaşamını "hayatta kalma" mücadelesine indirgerken, toplumun demokratik ve vicdani damarlarını da her geçen gün biraz daha zedeliyor. Şiddet, sadece bedeni hedef alan o sert yumruktan ibaret değil; bir kadının "hayır" deme hakkının elinden alınması, yaşam alanlarının daraltılması ve özgür iradesinin tehditlerle baskılanmasıdır.
Ancak bu baskı sadece evlerin veya sokakların karanlığında karşımıza çıkmıyor; modern plazalardan küçük atölyelere kadar iş dünyasının her katmanında kadınlar, "mobbing" denilen o sinsi ve görünmez şiddetle de savaşmak zorunda kalıyor. Psikolojik taciz, yetkinliklerin yok sayılması, erkek egemen ağlar içerisinde kadının sesinin boğulması ve kariyer basamaklarında önüne örülen o meşhur "cam tavanlar", kadını iş hayatından bezdirmenin sistematik birer aracı haline gelmiş durumda. Aynı işi yapmasına rağmen daha düşük ücretlere mahkum edilmek, annelik gibi doğal süreçlerin bir "yük" olarak görülmesi ve profesyonel kimliğin sürekli cinsiyet rolleri üzerinden sorgulanması, kadın emeğine yönelik en organize saldırıdır. Mobbing, bir kadının özgüvenini, sağlığını ve emeğinin karşılığını elinden alarak onu ekonomik ve psikolojik olarak bağımlı hale getirmeyi hedefleyen sessiz bir çığlıktır.
8 Mart işte bu yüzden bir bayram değil; evde, sokakta ve ofiste maruz kalınan her türlü şiddete, eşitsizliğe ve ayrımcılığa karşı yükselen kolektif bir itirazdır. Bir kadının başarısının tesadüf, başarısızlığının ise cinsiyetine bağlandığı bu çarpık düzeni değiştirmek, sadece kadınların değil, adil bir dünya hayali kuran her bireyin sorumluluğundadır. Bizler, bir kişi daha eksilmediğimiz, iş yerlerinde liyakatin cinsiyetin önüne geçtiği ve kadınların sadece "kadın oldukları için" ölmedikleri bir Türkiye hayalinden vazgeçmiyoruz. Dayanışma, bizim tek sığınağımız ve en büyük gücümüzdür; çünkü biliyoruz ki kadınlar özgürleşmeden, toplumun hiçbir kesimi gerçek anlamda özgür olamayacaktır.
Bu gün Türk Kadınlarına insan onuruna yakışır hakları kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü de saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.
