Cumhuriyet Antalya’sının vitrininde koruma zırhı delindi!

ÖZEL HABER 22.04.2026 - 15:27, Güncelleme: 22.04.2026 - 15:27 257 kez okundu.
 

Cumhuriyet Antalya’sının vitrininde koruma zırhı delindi!

Antalya’da kent belleğinin önemli mekanlarından biri olan Karaalioğlu Parkı’nın sit derecesinin düşürülmesi, parkın geleceği hakkındaki kaygıları artırdı…

Yusuf Yavuz Antalya’da erken Cumhuriyet döneminde, II. Dünya Savaşı koşullarında yapılan Karaalioğlu Parkı’nın 1. Derece Doğal Sit Olan koruma statüsü düşürüldü. Kentin tarihi çekirdeğine bitişik alandaki yaklaşık 69 bin m2’lik araziye sahip park yapılaşma riskiyle karşı karşıya. Yıllardır iyi yönetilemediği eleştirileri ile gündemde olan Kaleiçi’nde Alan Başkanlığı kurulacağı yönündeki iddialar ise birbirinden bağımsız düşünülmesi mümkün olmayan bu bölgeyi nasıl  bir gelecek beklediği sorusunu gündeme getiriyor.  AKDENİZLE BEYDAĞLARINI BULUŞTURAN MEKAN Antalya’nın vitrini konumundaki rekreasyon alanlarından biri olan Karaalioğlu, kent belleğinin de önemli bir parçası. Erken Cumhuriyet döneminde, toplumsal yaşamı yeniden biçimlendiren mekansal dönüşümün Antalya’daki örneklerinden biri olan park,  II. Dünya Savaşının sürdüğü 1940’lı yıllarda inşa edilmişti. Kentin tarihi çekirdeği olan Kaleiçi’ne bitişik konumdaki park, geçmişte yıkılan kent sorularının doğu kesiminde, Roma döneminden kalma bir anıt mezar (Mausoleum) olan Hıdırlık Kulesinin olduğu bölgede konumlanıyor. Yaklaşık 69 bin metrekarelik alanı kapsayan Karaalioğlu Parkı, Antalya falezlerinin üzerinde oluşturulan seyir terasları ile Akdeniz ve Beydağlarının görkemli manzarasında sunuyor.  HEYKELLER PARKI AÇIK HAVA MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ Parkın görkemli seyir keyfi sunan miradorları, kentin geçmişindeki kültür sanat etkinliklerinin de izlerini taşıyor. Altın Portakal film festivalleri kapsamında, dönemin toplumcu sanat anlayışını yansıtan heykeller zamanla parkın simgeleri haline gelmiş. Doğudaki seyir terasının ortasında bulunan el heykeli, 1975 yılında Kuzgun Acar tarafından yapılmış. Kuzgun Acar ile eşi Fersa Acar’ın el heykeli, bu parkın inşa edildiği dönemde Antalya Valisi olan Haşim İşcan’a ithaf edilmiş. El heykelinin bilek bölümünde, Haşim İşcan’ın bir kabartması da yer alıyor. NAZIM HİKMET’LE DON KİŞOT’U BULUŞTURAN PARK 1976’da usta Heykeltraş Mehmet Aksoy’un yaptığı ‘İşçi ve Oğlu’ heykeli ise parkın orta miradorunu süslüyor. Parkın batısında yer alan birinci Miradorda da, yine Mehmet Aksoy tarafından yapılan, Nazım Hikmet anıtı yer alıyor. Nazım Hikmet’in ölümünün 47. yıldönümünde, 3 Haziran 2010 tarihinde açılan ‘Nazım Hikmet Hapiste’ adı verilen bu anıt, dönemin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, eser sahibi Mehmet Aksoy, sanatçılar ve davetlilerin katılımıyla açılmıştı. Barındırdığı eserlerle bir açık hava müzesini andıran Karaalioğlu Parkı’ndaki ünlü Çitlembik ağacının yanıbaşında bulunan Don Kişot heykeli ise, Nazım Hikmet’in içinde biraz Don Kişot ruhu barındıran herkes için yazdığı o ünlü bir şiire gönderme yapar gibidir. Bu heykelde 1999’da Cahvar Göktaş tarafından yapılmış.  1991’DE 1. DERECE DOĞAL SİT İLAN EDİLDİ Karaalioğlu Parkı, doğal miras açısından da kaynak değerleri barındırıyor. Koruma altındaki falezlerin üzerinden başlayan park, kentin çok katmanlı tarihsel geçmişinin bir parçası. Denize bakan yamaçlarda barındırdığı tür çeşitliliği ve doğal habitatı, anıtsal ağaçları ve botanik bahçesini andıran peyzaj değerleri nedeniyle Karaalioğlu Parkı 1991 yılında ‘1. Derece Doğal Sit Alanı’ ilan edilerek koruma altına alınmıştı.  ‘MUTLAKA KORUNMASI GEREKLİ OLAN’ O dönemin koşulları gereğince alınan bu tescil kararında, parkın neden korunması gerektiği, ilke kararları çerçevesinde şöyle özetleniyor: “Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, İlginç özelliklere ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yarari açısından mutlaka korunması gerekli olan, bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.” PARKTA KORUMA 4 YIL ÖNCE ZIRHI DELİNDİ Karaalioğlu Parkı’nın güneydoğu kesiminde yer alan, Büyükşehir belediyesine ait eski nikah salonu, 2022 yılında detayları kamuoyuna açıklanmayan bir şekilde, onarım karşılığı kiralama yoluyla özel bir şirkete verilmişti. Onarım tamamlandı ve bu alanın bir kısmı cafe olarak özel şirket tarafından işletilmeye başlandı, bir kısmı da kültür merkezi olarak belediyenin kullanımında kaldı. Bu onarım çalışmaları sırasında, 1. Derece Doğal Sit Alanı olan kesimde izinsiz yapılaşma uygulamalarına gidilmişti. Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu bu izinsiz yapılaşma ile ilgili yaptırım kararı alsa da bu kararın gereği yerine getirilmeyerek sürüncemede bırakılmıştı.  KOMİSYON KARARI VAR, YAPTIRIM YOK Konuyla ilgili yapılan başvuru üzerine durumu değerlendiren Antalya Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu, 06. 01. 2023 tarihinde aldığı 802 sayılı kararda, 1. Derece doğal sit alanı olan Karaalioğlu Parkı’ndaki izinsiz uygulamaların kaldırılması istenerek şöyle deniliyordu: “Gençlik Mahallesi 1/65 nolu parselin kuzeyindeki alanda yapılan izinsiz uygulamalarla ilgili olarak 2863 sayılı kanunun 9 maddesi ve 16. maddesi ile diğer ilgili hükümleri doğrultusunda ilgili belediyesince izinsiz uygulamaların kaldırılmasına ve yapılan işlemler ile ilgili Komisyonumuza bilgi verilmesine karar verilmiştir.” ÇAY BAHÇELERİNDEKİ MEVZUATA AYKIRI YAPILAR YIKILDI Ocak 2023’te, Büyükşehir Belediyesi şirketi ANSET tarafından kiralanan park içerisindeki çay bahçelerinde de kontrolsüz ve izinsiz yapılaşmalara gidermiş, konuyla ilgili haberlerimizin ardından bu yapılaşmalar kaldırılmıştı. Daha sonra Sayıştay raporlarına da yansıdığı şekliyle, bu çay bahçelerinin kiralanmaları sırasında usule ve mevzuata aykırılıklar ortaya çıkmıştı. Sayıştay, bu konuda belediye yönetimini uyarmıştı.  PANAYIR YERİ GÖRÜNTÜSÜNTEPKİ ÇEKİYOR Karaalioğlu Parkında son yıllarda ortaya çıkan görüntüler kent kamuoyunda zaman zaman tartışma yaratıyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen Ramazan eğlenceleri, yerel ürün etkinlikleri ve son olarak gastronomi festivali sırasında ortaya çıkan farkın dokusuyla uygunsuz görüntüler rahatsızlık yaratıyor. Kirlilik, duman, gürültü ve heykellere tezgahların iplerini bağlayacak kadar rahat davranan seyyar esnafın denetimsizlik karşısında ortaya koyduğu sorumsuz tavırlar, geçmişte kent halkının ve ziyaretçilerin nitelikli bir buluşma yeri olan parkın kaderi haline geldi.  BAKANLIK KORUMA STATÜSÜNÜ DÜŞÜRDÜ Son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın aldığı karar, karaalioğlu parkının yaklaşık 100 yıllık hikayesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. 1991 yılında tamamı 1. Derece Doğal Sit ilan edilen yaklaşık 69 bin m2’lik alanın koruma statüsü, 8 Nisan 2026 tarihli Bakanlık Olur’u  ile tümden değiştirildi. Buna göre koruma alanının çok büyük bir kısmı, 2. Derece Doğal Sit anlamına gelen ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’, mevcutta geçmişte yapılaşmış olan küçük bir bölümü ise 3. Derece Soğal Sit’e karşılık ve ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescil edildi.  KENTTE TEDİRGİNLİK YARATAN KARAR 1991 yılındaki koruma şemsiyesinin tümüyle gerisine düşen bu karar, Bakanlık tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bununla birlikte kent kamuoyunda parkın geleceği ile ilgili kaygılar oluşmaya başladı. Meslek odaları ve sivil toplum örgütleri bu konuda açıklamalar yaparak kentin kalbinde yer alan Karaalioğlu Parkının yapılaşmaya açılmaması konusunda uyarılarda bulundular.  ATIL BIRAKARAK RANTA RIZA ÜRETME ALIŞKANLIĞI Uzunca bir süredir Türkiye’de miras alanların önce ilgisiz, denetimsiz ve atıl bırakılarak tahribata açık hale gelmesi sağlanıyor; ardından ise kamuoyunda oluşan rahatsızlıktan rıza üretimi sağlanarak kurtuluş reçetesi gibi sunulan rant odaklı yeni projeler gündeme getiriliyor. Antalya içinde bu durum ne yazıkki benzer şekilde işliyor. Kent merkezindeki tarihi dokuyu barındıran Balbey ve Haşim İşcan mahalleleriyle Karaalioğlu Parkı bu örnekler arasında sayılabilir. Son yıllarda Kaleiçi ve Yat Limanı çevresinde gözlenen özensizlik, denetimsizlik ve kirlilik de bunun bir parçası.  KARAALİOĞLU VE KALEİÇİ’NİN KESİŞEN KADERİ Karaalioğlu Parkı’nın da etki alanı içerisinde yer aldığı Kaleiçi bölgesi kentin tarihi ve hafızası niteliğinde. Ancak yıllardır Valilik ve sorumlu belediyeler başta olmak üzere ilgili kurumların her sezon öncesi yaptığı, talep ve beklentileri içeren açıklamalar dışında bütüncül koruma anlayışına yönelik somut bir çözüm üretilmiş değil. Yıkılan sur duvarları, sokakları işgal eden tezgahlar, tabela kirliliği ve Yat Limanı’ndaki keşmekeş, turizm kenti Antalya’nın bu bölgesini nitelikli ziyaret ve yaşam alanı olmaktan uzaklaştırıyor.  KALEİÇİNDE ALAN BAŞKANLIĞI MI KURULACAK? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tıpkı Kapadokya ve Uludağ’da olduğu gibi Antalya Kaleiçi’nde de bir ‘Alan Başkanlığı’ kurmak istediği yönünde iddialar söz konusu. Bu konuda girişimlerin olduğu yönünde kulis bilgileri söz konusu ancak henüz somut bir karar olmadığını da belirtmek gerekir. Ancak bu konudaki bazı işaretler edebilmek önemli: Önceki dönem Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu, 17 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Uludağ Alan Başkanı olarak atanmıştı. Bakanlık kulislerine göre, Antalya Kaleiçi için de benzeri bir uygulama üzerinde tartışıldığı öne sürülüyor. Alan Başkanlığı uygulaması, bütüncül alan yönetimi için zorunlu bir gereklilik olarak savunuluyor. Kapadokya’daki uygulamalar konusunda epeyce tartışma var. Özellikle koruma kurullarına bypass eden ve merkezi karar alma mekanizmalarıyla hareket eden yönetim anlayışı; koruma ve kullanma dengesi açısından riskli sonuçlar doğuruyor.  İKİ BÖLGE BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ Kaleiçi’nde tescilli taşınmazlara sahip olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçmişte bölgenin restore edilerek turizme açılması için önemli bir proje yürütmüş, TURBAN desteğiyle uygulanan proje ödül almıştı. Yat limanı ve çevresi bu proje sonrasında  yabancı konuklar dışında kent halkı içinde bir rekreasyon alanı haline dönüşmüştü. Kaleiçi özelinde bir Alan Başkanlığı kurulması durumunda, Karaalioğlu Parkı’nı bundan ayrı düşünmek mümkün değil. Kaleiçi bölgesinde yeni yapılaşmaya ve üzerinde tasarrufta bulunma ya olanak sağlayacak tek bölge, yıllardır kurulmuş olan bu park.  BAKANLIK ŞİRKETİ MERMERLİ’YE TALİP OLDU Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir şirket olan ve son yıllarda sahillerde açmış olduğu plajlarla gündeme gelen TURAŞ’ın da Kaleiçi bölgesindeki Mermerli Plajı ve restoranı işletmek için girişimde bulunduğu biliniyor. Mermerli’nin plaj kısmı geçtiğimiz yıl bir turizmciye kiralanmıştı, restoran kısmı ile ilgili ise henüz bir kiralama yapılmadığı, valilik bünyesindeki AYDAŞ şirketi tarafından işletileceği belirtiliyor.  KARAR VERMEDEN ÖNCE KIRK KEZ DÜŞÜNMEK GEREK Kaleiçi bölgesi ve Karaalioğlu parkının uzun süredir iyi yönetilemediği iddialar, kent gündeminde tartışma konusu oluyor. Mevcut koşullara bakınca tek elden ve bütüncül yönetim anlayışı bir çözüm gibi görülebilir. Ancak kent merkezinde bulunan, doğal, kültürel ve kentsel mirası barındıran ve bu özellikleri ile ilgi çekici bir turizm bölgesi olan Kaleiçi gibi bölgenin sağlıklı biçimde geleceğe aktarılabilmesi için tüm paydaşların temsil edildiği katılımcı bir yönetim anlayışı daha sağlıklı olacaktır. Bakanlık ve ilgili kamu kurumlarının bu konuda yol gösterici, denetim ve yaptırım mekanizmalarını harekete geçirici bir işlevi almalı. Çünkü Türkiye’de kamu yönetiminde yaşanan sorunlar ortada. Yunus Emre Vakfında yaşanan olaylar ortada. Antalya gibi bir turizm kentinde, pamuk ipliğine bağlı dengeleri altüst edecek adımları atmadan önce kırk kez düşünmek gerekir.  PARKI NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR? Konunun bir de koruma- kullanma dengesi boyutu var. Bir başka değişle sit derecesi düşürülen Karaalioğlu Parkı’nı nasıl bir geleceğin beklediği, yapılaşma oranın artıp artmayacağı; bu hafıza mekanın ne tür projelere konu edileceği soruları şimdilik net yanıtlar içermiyor.  İLKE KARARI NE DİYOR?  Ancak doğal sit alanlarının kullanım koşullarını belirleyen İlke kararı bu konuda bir öngörüde bulunmamıza olanak sağlıyor. Son olarak Temmuz 2022’de güncellenen 113 Sayılı İlke Kararına göre, üç kategoriye ayrılan doğal sitlerin kullanım koşulları özetle şöyle: 1. Derece Doğal Sit (Kesin Korunacak Hassas Alan): Evrensel değeri olan, bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır. Yapılaşma yasaktır, sadece korumaya yönelik faaliyetler yapılabilir. 2. Derece Doğal Sit (Nitelikli Doğal Koruma Alanı): Doğal yapının korunması esastır, ancak düşük yoğunluklu faaliyetlere izin verilebilir. 3. Derece Doğal Sit (Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı): Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi şartıyla, yörenin potansiyeline uygun konut/turizm faaliyetlerine izin verilebilen alanlardır.  ‘KAMU YARARI’ GEREKÇESİNE SIĞINMAK İlke kararlarının uygulanması konusunda,  Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları’nın değerlendirmeleri esas alınıyor. Günümüzde bir çok yıkıcı uygulamada ‘kamu yararı’ gerekçesinin dayanak yapıldığını göz önüne aldığımızda, örneğin büyük kısmı Nitelikli Doğal Koruma Alanı ilan edilen Karaalioğlu Parkı’nı nasıl bir geleceğin beklediğini kestirmek zor değil. Kesin korunacak alan niteliğinde iken bile yeterince korunamayan parkın daha düşük bir koruma statüsü ile ne kadar korunabileceği kuşkulu. Antalya’nın kent merkezinde, rantın en yüksek olduğu bölgelerden birinde bu kuşkular daha da artıyor. SİT STATÜLERİ DEĞİL, KENT HALKININ BİLİNCİ KORUR 3. Derece Doğal Sit (Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı) olan yerlerde Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlamak şartıyla düşük yoğunluklu da olsa yapılaşmaya gidilebiliyor. Bu alanlarda madencilik bile yapılabilir. Mevzuat buna izin verecek esneklikler barındırıyor. Sonuç olarak Karaalioğlu Parkı 1991’de koruma altına alınırken “bilimsel olarak muhafazası konusunda evrensel değeri olan”, ‘kesin korunacak’ bir doğal miras alanı olarak görülmüş. Bugün içinde ‘nitelikli’ ‘sürdürülebilir’ ve ‘kullanma’ geçen ‘koruma’ statüleri giydiriliyor. Bu, koruma konusunda 45 yıl öncesinin de gerisine düşüldüğünün bir göstergesidir. Karaalioğlu Parkını koruma statüleri değil, kent halkının ona gösterdiği özen ve sahiplenme koruyacaktır….  
Antalya’da kent belleğinin önemli mekanlarından biri olan Karaalioğlu Parkı’nın sit derecesinin düşürülmesi, parkın geleceği hakkındaki kaygıları artırdı…

Yusuf Yavuz

Antalya’da erken Cumhuriyet döneminde, II. Dünya Savaşı koşullarında yapılan Karaalioğlu Parkı’nın 1. Derece Doğal Sit Olan koruma statüsü düşürüldü. Kentin tarihi çekirdeğine bitişik alandaki yaklaşık 69 bin m2’lik araziye sahip park yapılaşma riskiyle karşı karşıya. Yıllardır iyi yönetilemediği eleştirileri ile gündemde olan Kaleiçi’nde Alan Başkanlığı kurulacağı yönündeki iddialar ise birbirinden bağımsız düşünülmesi mümkün olmayan bu bölgeyi nasıl  bir gelecek beklediği sorusunu gündeme getiriyor. 

AKDENİZLE BEYDAĞLARINI BULUŞTURAN MEKAN

Antalya’nın vitrini konumundaki rekreasyon alanlarından biri olan Karaalioğlu, kent belleğinin de önemli bir parçası. Erken Cumhuriyet döneminde, toplumsal yaşamı yeniden biçimlendiren mekansal dönüşümün Antalya’daki örneklerinden biri olan park, 

II. Dünya Savaşının sürdüğü 1940’lı yıllarda inşa edilmişti. Kentin tarihi çekirdeği olan Kaleiçi’ne bitişik konumdaki park, geçmişte yıkılan kent sorularının doğu kesiminde, Roma döneminden kalma bir anıt mezar (Mausoleum) olan Hıdırlık Kulesinin olduğu bölgede konumlanıyor. Yaklaşık 69 bin metrekarelik alanı kapsayan Karaalioğlu Parkı, Antalya falezlerinin üzerinde oluşturulan seyir terasları ile Akdeniz ve Beydağlarının görkemli manzarasında sunuyor. 

HEYKELLER PARKI AÇIK HAVA MÜZESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ

Parkın görkemli seyir keyfi sunan miradorları, kentin geçmişindeki kültür sanat etkinliklerinin de izlerini taşıyor. Altın Portakal film festivalleri kapsamında, dönemin toplumcu sanat anlayışını yansıtan heykeller zamanla parkın simgeleri haline gelmiş. Doğudaki seyir terasının ortasında bulunan el heykeli, 1975 yılında Kuzgun Acar tarafından yapılmış. Kuzgun Acar ile eşi Fersa Acar’ın el heykeli, bu parkın inşa edildiği dönemde Antalya Valisi olan Haşim İşcan’a ithaf edilmiş. El heykelinin bilek bölümünde, Haşim İşcan’ın bir kabartması da yer alıyor.

NAZIM HİKMET’LE DON KİŞOT’U BULUŞTURAN PARK

1976’da usta Heykeltraş Mehmet Aksoy’un yaptığı ‘İşçi ve Oğlu’ heykeli ise parkın orta miradorunu süslüyor. Parkın batısında yer alan birinci Miradorda da, yine Mehmet Aksoy tarafından yapılan, Nazım Hikmet anıtı yer alıyor. Nazım Hikmet’in ölümünün 47. yıldönümünde, 3 Haziran 2010 tarihinde açılan ‘Nazım Hikmet Hapiste’ adı verilen bu anıt, dönemin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, eser sahibi Mehmet Aksoy, sanatçılar ve davetlilerin katılımıyla açılmıştı. Barındırdığı eserlerle bir açık hava müzesini andıran Karaalioğlu Parkı’ndaki ünlü Çitlembik ağacının yanıbaşında bulunan Don Kişot heykeli ise, Nazım Hikmet’in içinde biraz Don Kişot ruhu barındıran herkes için yazdığı o ünlü bir şiire gönderme yapar gibidir. Bu heykelde 1999’da Cahvar Göktaş tarafından yapılmış. 

1991’DE 1. DERECE DOĞAL SİT İLAN EDİLDİ

Karaalioğlu Parkı, doğal miras açısından da kaynak değerleri barındırıyor. Koruma altındaki falezlerin üzerinden başlayan park, kentin çok katmanlı tarihsel geçmişinin bir parçası. Denize bakan yamaçlarda barındırdığı tür çeşitliliği ve doğal habitatı, anıtsal ağaçları ve botanik bahçesini andıran peyzaj değerleri nedeniyle Karaalioğlu Parkı 1991 yılında ‘1. Derece Doğal Sit Alanı’ ilan edilerek koruma altına alınmıştı. 

‘MUTLAKA KORUNMASI GEREKLİ OLAN’

O dönemin koşulları gereğince alınan bu tescil kararında, parkın neden korunması gerektiği, ilke kararları çerçevesinde şöyle özetleniyor: “Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, İlginç özelliklere ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yarari açısından mutlaka korunması gerekli olan, bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.”

PARKTA KORUMA 4 YIL ÖNCE ZIRHI DELİNDİ

Karaalioğlu Parkı’nın güneydoğu kesiminde yer alan, Büyükşehir belediyesine ait eski nikah salonu, 2022 yılında detayları kamuoyuna açıklanmayan bir şekilde, onarım karşılığı kiralama yoluyla özel bir şirkete verilmişti. Onarım tamamlandı ve bu alanın bir kısmı cafe olarak özel şirket tarafından işletilmeye başlandı, bir kısmı da kültür merkezi olarak belediyenin kullanımında kaldı. Bu onarım çalışmaları sırasında, 1. Derece Doğal Sit Alanı olan kesimde izinsiz yapılaşma uygulamalarına gidilmişti. Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu bu izinsiz yapılaşma ile ilgili yaptırım kararı alsa da bu kararın gereği yerine getirilmeyerek sürüncemede bırakılmıştı. 

KOMİSYON KARARI VAR, YAPTIRIM YOK

Konuyla ilgili yapılan başvuru üzerine durumu değerlendiren Antalya Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu, 06. 01. 2023 tarihinde aldığı 802 sayılı kararda, 1. Derece doğal sit alanı olan Karaalioğlu Parkı’ndaki izinsiz uygulamaların kaldırılması istenerek şöyle deniliyordu: “Gençlik Mahallesi 1/65 nolu parselin kuzeyindeki alanda yapılan izinsiz uygulamalarla ilgili olarak 2863 sayılı kanunun 9 maddesi ve 16. maddesi ile diğer ilgili hükümleri doğrultusunda ilgili belediyesince izinsiz uygulamaların kaldırılmasına ve yapılan işlemler ile ilgili Komisyonumuza bilgi verilmesine karar verilmiştir.”

ÇAY BAHÇELERİNDEKİ MEVZUATA AYKIRI YAPILAR YIKILDI

Ocak 2023’te, Büyükşehir Belediyesi şirketi ANSET tarafından kiralanan park içerisindeki çay bahçelerinde de kontrolsüz ve izinsiz yapılaşmalara gidermiş, konuyla ilgili haberlerimizin ardından bu yapılaşmalar kaldırılmıştı. Daha sonra Sayıştay raporlarına da yansıdığı şekliyle, bu çay bahçelerinin kiralanmaları sırasında usule ve mevzuata aykırılıklar ortaya çıkmıştı. Sayıştay, bu konuda belediye yönetimini uyarmıştı. 

PANAYIR YERİ GÖRÜNTÜSÜNTEPKİ ÇEKİYOR

Karaalioğlu Parkında son yıllarda ortaya çıkan görüntüler kent kamuoyunda zaman zaman tartışma yaratıyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen Ramazan eğlenceleri, yerel ürün etkinlikleri ve son olarak gastronomi festivali sırasında ortaya çıkan farkın dokusuyla uygunsuz görüntüler rahatsızlık yaratıyor. Kirlilik, duman, gürültü ve heykellere tezgahların iplerini bağlayacak kadar rahat davranan seyyar esnafın denetimsizlik karşısında ortaya koyduğu sorumsuz tavırlar, geçmişte kent halkının ve ziyaretçilerin nitelikli bir buluşma yeri olan parkın kaderi haline geldi. 

BAKANLIK KORUMA STATÜSÜNÜ DÜŞÜRDÜ

Son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın aldığı karar, karaalioğlu parkının yaklaşık 100 yıllık hikayesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. 1991 yılında tamamı 1. Derece Doğal Sit ilan edilen yaklaşık 69 bin m2’lik alanın koruma statüsü, 8 Nisan 2026 tarihli Bakanlık Olur’u  ile tümden değiştirildi. Buna göre koruma alanının çok büyük bir kısmı, 2. Derece Doğal Sit anlamına gelen ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’, mevcutta geçmişte yapılaşmış olan küçük bir bölümü ise 3. Derece Soğal Sit’e karşılık ve ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescil edildi. 

KENTTE TEDİRGİNLİK YARATAN KARAR

1991 yılındaki koruma şemsiyesinin tümüyle gerisine düşen bu karar, Bakanlık tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bununla birlikte kent kamuoyunda parkın geleceği ile ilgili kaygılar oluşmaya başladı. Meslek odaları ve sivil toplum örgütleri bu konuda açıklamalar yaparak kentin kalbinde yer alan Karaalioğlu Parkının yapılaşmaya açılmaması konusunda uyarılarda bulundular. 

ATIL BIRAKARAK RANTA RIZA ÜRETME ALIŞKANLIĞI

Uzunca bir süredir Türkiye’de miras alanların önce ilgisiz, denetimsiz ve atıl bırakılarak tahribata açık hale gelmesi sağlanıyor; ardından ise kamuoyunda oluşan rahatsızlıktan rıza üretimi sağlanarak kurtuluş reçetesi gibi sunulan rant odaklı yeni projeler gündeme getiriliyor. Antalya içinde bu durum ne yazıkki benzer şekilde işliyor. Kent merkezindeki tarihi dokuyu barındıran Balbey ve Haşim İşcan mahalleleriyle Karaalioğlu Parkı bu örnekler arasında sayılabilir. Son yıllarda Kaleiçi ve Yat Limanı çevresinde gözlenen özensizlik, denetimsizlik ve kirlilik de bunun bir parçası. 

KARAALİOĞLU VE KALEİÇİ’NİN KESİŞEN KADERİ

Karaalioğlu Parkı’nın da etki alanı içerisinde yer aldığı Kaleiçi bölgesi kentin tarihi ve hafızası niteliğinde. Ancak yıllardır Valilik ve sorumlu belediyeler başta olmak üzere ilgili kurumların her sezon öncesi yaptığı, talep ve beklentileri içeren açıklamalar dışında bütüncül koruma anlayışına yönelik somut bir çözüm üretilmiş değil. Yıkılan sur duvarları, sokakları işgal eden tezgahlar, tabela kirliliği ve Yat Limanı’ndaki keşmekeş, turizm kenti Antalya’nın bu bölgesini nitelikli ziyaret ve yaşam alanı olmaktan uzaklaştırıyor. 

KALEİÇİNDE ALAN BAŞKANLIĞI MI KURULACAK?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tıpkı Kapadokya ve Uludağ’da olduğu gibi Antalya Kaleiçi’nde de bir ‘Alan Başkanlığı’ kurmak istediği yönünde iddialar söz konusu. Bu konuda girişimlerin olduğu yönünde kulis bilgileri söz konusu ancak henüz somut bir karar olmadığını da belirtmek gerekir. Ancak bu konudaki bazı işaretler edebilmek önemli: Önceki dönem Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu, 17 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Uludağ Alan Başkanı olarak atanmıştı. Bakanlık kulislerine göre, Antalya Kaleiçi için de benzeri bir uygulama üzerinde tartışıldığı öne sürülüyor. Alan Başkanlığı uygulaması, bütüncül alan yönetimi için zorunlu bir gereklilik olarak savunuluyor. Kapadokya’daki uygulamalar konusunda epeyce tartışma var. Özellikle koruma kurullarına bypass eden ve merkezi karar alma mekanizmalarıyla hareket eden yönetim anlayışı; koruma ve kullanma dengesi açısından riskli sonuçlar doğuruyor. 

İKİ BÖLGE BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ

Kaleiçi’nde tescilli taşınmazlara sahip olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçmişte bölgenin restore edilerek turizme açılması için önemli bir proje yürütmüş, TURBAN desteğiyle uygulanan proje ödül almıştı. Yat limanı ve çevresi bu proje sonrasında  yabancı konuklar dışında kent halkı içinde bir rekreasyon alanı haline dönüşmüştü. Kaleiçi özelinde bir Alan Başkanlığı kurulması durumunda, Karaalioğlu Parkı’nı bundan ayrı düşünmek mümkün değil. Kaleiçi bölgesinde yeni yapılaşmaya ve üzerinde tasarrufta bulunma ya olanak sağlayacak tek bölge, yıllardır kurulmuş olan bu park. 

BAKANLIK ŞİRKETİ MERMERLİ’YE TALİP OLDU

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir şirket olan ve son yıllarda sahillerde açmış olduğu plajlarla gündeme gelen TURAŞ’ın da Kaleiçi bölgesindeki Mermerli Plajı ve restoranı işletmek için girişimde bulunduğu biliniyor. Mermerli’nin plaj kısmı geçtiğimiz yıl bir turizmciye kiralanmıştı, restoran kısmı ile ilgili ise henüz bir kiralama yapılmadığı, valilik bünyesindeki AYDAŞ şirketi tarafından işletileceği belirtiliyor. 

KARAR VERMEDEN ÖNCE KIRK KEZ DÜŞÜNMEK GEREK

Kaleiçi bölgesi ve Karaalioğlu parkının uzun süredir iyi yönetilemediği iddialar, kent gündeminde tartışma konusu oluyor. Mevcut koşullara bakınca tek elden ve bütüncül yönetim anlayışı bir çözüm gibi görülebilir. Ancak kent merkezinde bulunan, doğal, kültürel ve kentsel mirası barındıran ve bu özellikleri ile ilgi çekici bir turizm bölgesi olan Kaleiçi gibi bölgenin sağlıklı biçimde geleceğe aktarılabilmesi için tüm paydaşların temsil edildiği katılımcı bir yönetim anlayışı daha sağlıklı olacaktır. Bakanlık ve ilgili kamu kurumlarının bu konuda yol gösterici, denetim ve yaptırım mekanizmalarını harekete geçirici bir işlevi almalı. Çünkü Türkiye’de kamu yönetiminde yaşanan sorunlar ortada. Yunus Emre Vakfında yaşanan olaylar ortada. Antalya gibi bir turizm kentinde, pamuk ipliğine bağlı dengeleri altüst edecek adımları atmadan önce kırk kez düşünmek gerekir. 

PARKI NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?

Konunun bir de koruma- kullanma dengesi boyutu var. Bir başka değişle sit derecesi düşürülen Karaalioğlu Parkı’nı nasıl bir geleceğin beklediği, yapılaşma oranın artıp artmayacağı; bu hafıza mekanın ne tür projelere konu edileceği soruları şimdilik net yanıtlar içermiyor. 

İLKE KARARI NE DİYOR? 

Ancak doğal sit alanlarının kullanım koşullarını belirleyen İlke kararı bu konuda bir öngörüde bulunmamıza olanak sağlıyor. Son olarak Temmuz 2022’de güncellenen 113 Sayılı İlke Kararına göre, üç kategoriye ayrılan doğal sitlerin kullanım koşulları özetle şöyle:

1. Derece Doğal Sit (Kesin Korunacak Hassas Alan): Evrensel değeri olan, bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır. Yapılaşma yasaktır, sadece korumaya yönelik faaliyetler yapılabilir.

2. Derece Doğal Sit (Nitelikli Doğal Koruma Alanı): Doğal yapının korunması esastır, ancak düşük yoğunluklu faaliyetlere izin verilebilir.

3. Derece Doğal Sit (Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı): Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi şartıyla, yörenin potansiyeline uygun konut/turizm faaliyetlerine izin verilebilen alanlardır. 

‘KAMU YARARI’ GEREKÇESİNE SIĞINMAK

İlke kararlarının uygulanması konusunda, 

Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları’nın değerlendirmeleri esas alınıyor. Günümüzde bir çok yıkıcı uygulamada ‘kamu yararı’ gerekçesinin dayanak yapıldığını göz önüne aldığımızda, örneğin büyük kısmı Nitelikli Doğal Koruma Alanı ilan edilen Karaalioğlu Parkı’nı nasıl bir geleceğin beklediğini kestirmek zor değil. Kesin korunacak alan niteliğinde iken bile yeterince korunamayan parkın daha düşük bir koruma statüsü ile ne kadar korunabileceği kuşkulu. Antalya’nın kent merkezinde, rantın en yüksek olduğu bölgelerden birinde bu kuşkular daha da artıyor.

SİT STATÜLERİ DEĞİL, KENT HALKININ BİLİNCİ KORUR

3. Derece Doğal Sit (Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı) olan yerlerde Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlamak şartıyla düşük yoğunluklu da olsa yapılaşmaya gidilebiliyor. Bu alanlarda madencilik bile yapılabilir. Mevzuat buna izin verecek esneklikler barındırıyor. Sonuç olarak Karaalioğlu Parkı 1991’de koruma altına alınırken “bilimsel olarak muhafazası konusunda evrensel değeri olan”, ‘kesin korunacak’ bir doğal miras alanı olarak görülmüş. Bugün içinde ‘nitelikli’ ‘sürdürülebilir’ ve ‘kullanma’ geçen ‘koruma’ statüleri giydiriliyor. Bu, koruma konusunda 45 yıl öncesinin de gerisine düşüldüğünün bir göstergesidir. Karaalioğlu Parkını koruma statüleri değil, kent halkının ona gösterdiği özen ve sahiplenme koruyacaktır….

 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.