Sevgili Çocuklar, Ulusal Egemenliğimiz, bugünden sizlere emanettir.

ÖZEL HABER 21.04.2026 - 16:39, Güncelleme: 21.04.2026 - 16:39 1779 kez okundu.
 

Sevgili Çocuklar, Ulusal Egemenliğimiz, bugünden sizlere emanettir.

Tüm Öğretim Elemanları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı.

Prof. Dr. Tolga Yarman 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, bu yıl, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta katledilen çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin acısıyla karşılıyoruz.  Farklı yerlerde yaşansa da, gelişmelerin arkasında ortak bir zemin görünüyor:  Kontrolsüz silahlanma ve çocuklarımızı olumsuz etkileyen diziler gibi, toplumsal dinamikler.  23 Nisan 1920;  “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir !” sözünde odaklanan iradenin, ilan edildiği gündür;  milletimizin bağımsızlık kararlılığının simgesidir. Kutlamalar, hiç bir şekilde gölgelenmemelidir.  Çocuklar yalnızca geleceğin değil, bugünün de özneleridir. Onları dinleyen, anlayan ve güçlendiren bir toplum olmak zorundayız. Çocukların, seslerini, kurumsal olarak duyuracağı “23 Nisan Çocuk Meclisleri” kurulmalıdır. Bu, Atatürk’ün bize benzersiz armağanına yakışır bir adım oluşturacaktır. Sevgili Çocuklar, ulusal egemenliğimiz, sizlere emanettir. Tarihinizi öğrenin, Cumhuriyet değerleriyle birlikte içselleştirin. Nice mutlu bayramlara!.. Bu yıl, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız'ı, Şanlıurfa'da (14 Nisan 2026) ve  Kahramanmaraş'ta (15 Nisan 2026) katledilen, ilkokul çağındaki çocuklarımızın ve onların öğretmenlerinin, katliam acısıyla idrak ediyoruz. Birinci katliamda, toplamda 16 öğrencimiz hayatlarını kaybetmiştir; 30 yaralı bulunmaktadır. İkinci katliamda 12 öğrencimiz ve 2 öğretmenimiz hayatlarını kaybetmişlerdir; 5'i, kritik durumda olan toplam 20 yaralımız bulunmaktadır. Her ne kadar, iki olay arasında doğrudan bir ilişki görünmemekte ise de, etrafa hakim (kontrolsüz silahlanma ve çocuklarımızı olumsuz yönlendiren diziler gibi), «dinamikler», farklı mekânlarda, benzer olayların ortaya çıkmasını, ne yazık ki tetikleyebilmektedir. Kötüsü, böylesi «toplumsal bir yasanın» farkında olan kötü niyetli odaklar, amaçlanan faciaları, söz konusu koşulları kotarmak suretiyle, vukua getirebileceklerdir. Vahim olan, esas olarak bu noktadır ve muhakkak üstünde ciddiyetle çalışmayı gerektirmektedir. O kadar böyledir ki, anlattıklarımız, Siber Savaş’ın ve Psikolojik Savaş'ın alfabesi niteliğindedir. Ulusal Egemenlik Bayramımız - 23 Nisan 1920 ; Yurdumuz'u, 13 Kasım 1918'dan itibaren işgal eden yedi düvele (düşmana) karşı, karış karış savunmak üzere başlatılan ve Anadolu'nun ve Trakya'nın hemen her tarafında yakılan Kuva-i milliye (milli kuvvetler) meşalelerinin, Gazi Paşa ve Arkadaşları tarafından birleştirilmesiyle, oluşturulup, Cumhuriyetimiz'in ilanına (29 Ekim 1923’e) kadar, beş yıl boyunca soluk soluğa sürecek olan ve zafer üstüne zaferle sonuçlanan, Tarihî Mukavemet Hareketi'nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi, alnına, «Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir!», düsturu yazılarak, açılmasıyla beraber, dorukta olarak kurumsallaştırıldığı gündür. Böylesi şanlı tarihî akibeti içlerine hala daha sindirememiş istilacılar, önce 9 Eylül 1922'de İzmir'den, sonrasında ise 6 Ekim 1923'te İstanbul'dan defolup gitseler de; bize yönelik şer boyunduruk işlevlerini, tabiatıyla hâlâ daha  sürdürmekten geri duramamaktadırlar. Komşumuz İran; «Orman yanarken börtü böcek kaçar, ama ağaçlar yerlerinden asla kımıldamaz!», kilitlenmişliğiyle, emperyal saldırılara çelik gibi, akıl dolu, emek dolu, sabır dolu, metanet dolu, iman dolu, millî bir mukavemeti, tam bir asır sonra göstermiştir... İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki savunma stratejisi, bizim Çanakkale Savaşlarımız'daki savunma stratejisinin tıpatıp aynıdır ve düşmanı deliye çevirmektedir. Türkiye, ne yapıp edip, hele şimdilerde, emperyalizme (devlet olarak örgütlenmiş eşkiyalığa) karşı, yüzyıl önce, nasıl bir tarih yazdığına yoğunlaşmalı, olmadık saltanat bölünmelerinden sıyrılarak, iç cephesini güçlendirilmelidir. Atatürk, Ulusal Egemenlik Bayramımız’ı, 23 Nisan 1929 itibariyle Çocuklar’a armağan etmiştir.  Onlar, yalnızca geleceğin büyükleri değil, bugünün çocukları olarak, toplumsal kararlara dönük, algılarını, düşüncelerini, özlemlerini,  dikkatlere, “kurumsal” olarak, taşıyabilmelidirler. Büyükler ise, onlara yalnız sevgi değil, aynı zamanda saygı ile kulak kabartmalıdırlar. Büyükler amir, Çocuklar memur, değildir. Büyükler, Çocuklar'a kendilerini geliştirmede, yardımcıdır.  Özgürlük ve  bağımsızlık soyluluğu, Onlar'a erken yaşlardan itibaren, sistemli bir şekilde aşılanmalıdır.   Dünya çocuklarının da katılacağı, çocukların aylar öncesinden hazırlanacağı «23 Nisan Çocuk Meclisleri’ni» tesis etmeyi, özlüyoruz. Böyle bir gelişme, Gazi Mustafa Kemal'in, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi, bize verdiği istisnaî hediyeye, çok yakışacaktır. Sevgili Büyükler, Çocuklarımız'a lütfen çocuk gibi değil, büyük gibi davranın!.. Atatürk’ün dediğini unutmayın:  -  Küçük hanımlar, küçük beyler: Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız!.. Kimse, hangi koşulda olursa olsun, katliamlardan dolayı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız’ın kutlamalarını yasaklamayı düşünmemelidir. Türkiye bu bayramı, bilhassa içinden geçtiğimiz süreçte kavramaya ve kutlamaya çok ihtiyaç duymaktadır...   Sevgili Çocuklar, Ulusal Egemenliğimiz, bugünden sizlere emanettir.  Bayramınız kutlu olsun!.. Tarihinizi, muhakkak derinlemesine öğrenin...Düşünün... Sahiplenin... Cumhuriyet’in değerleriyle beraber, içselleştirin... Özgün, kişilikli, övünç ve kıvanç dolu geleceğinizin inşasının, birinci koşulu, budur!.. Nice mutlu bayramlara!..
Tüm Öğretim Elemanları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı.


Prof. Dr. Tolga Yarman

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, bu yıl, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta katledilen çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin acısıyla karşılıyoruz.
 Farklı yerlerde yaşansa da, gelişmelerin arkasında ortak bir zemin görünüyor:  Kontrolsüz silahlanma ve çocuklarımızı olumsuz etkileyen diziler gibi, toplumsal
dinamikler.
 23 Nisan 1920;  “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir !” sözünde odaklanan iradenin, ilan edildiği gündür;  milletimizin bağımsızlık kararlılığının simgesidir. Kutlamalar, hiç bir şekilde gölgelenmemelidir.

 Çocuklar yalnızca geleceğin değil, bugünün de özneleridir. Onları dinleyen, anlayan ve güçlendiren bir toplum olmak zorundayız. Çocukların, seslerini, kurumsal olarak duyuracağı “23 Nisan Çocuk Meclisleri” kurulmalıdır. Bu, Atatürk’ün bize benzersiz armağanına yakışır bir adım oluşturacaktır.

Sevgili Çocuklar, ulusal egemenliğimiz, sizlere emanettir. Tarihinizi öğrenin, Cumhuriyet değerleriyle birlikte içselleştirin. Nice mutlu bayramlara!..
Bu yıl, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız'ı, Şanlıurfa'da (14 Nisan 2026) ve  Kahramanmaraş'ta (15 Nisan 2026) katledilen, ilkokul çağındaki çocuklarımızın ve onların öğretmenlerinin, katliam acısıyla idrak ediyoruz. Birinci katliamda, toplamda 16 öğrencimiz hayatlarını kaybetmiştir; 30 yaralı bulunmaktadır. İkinci katliamda 12 öğrencimiz ve 2 öğretmenimiz hayatlarını kaybetmişlerdir; 5'i, kritik durumda olan toplam 20 yaralımız bulunmaktadır.

Her ne kadar, iki olay arasında doğrudan bir ilişki görünmemekte ise de, etrafa hakim (kontrolsüz silahlanma ve çocuklarımızı olumsuz yönlendiren diziler gibi), «dinamikler», farklı mekânlarda, benzer olayların ortaya çıkmasını, ne yazık ki tetikleyebilmektedir. Kötüsü, böylesi «toplumsal bir yasanın» farkında olan kötü niyetli odaklar, amaçlanan faciaları, söz konusu koşulları kotarmak suretiyle, vukua getirebileceklerdir.

Vahim olan, esas olarak bu noktadır ve muhakkak üstünde ciddiyetle çalışmayı gerektirmektedir. O kadar böyledir ki, anlattıklarımız, Siber Savaş’ın ve Psikolojik Savaş'ın alfabesi niteliğindedir.

Ulusal Egemenlik Bayramımız - 23 Nisan 1920 ; Yurdumuz'u, 13 Kasım 1918'dan itibaren işgal eden yedi düvele (düşmana) karşı, karış karış savunmak üzere başlatılan ve Anadolu'nun ve Trakya'nın hemen her tarafında yakılan Kuva-i milliye (milli kuvvetler) meşalelerinin, Gazi Paşa ve Arkadaşları tarafından birleştirilmesiyle, oluşturulup, Cumhuriyetimiz'in ilanına (29 Ekim 1923’e) kadar, beş yıl boyunca soluk soluğa sürecek olan ve zafer üstüne zaferle sonuçlanan, Tarihî Mukavemet Hareketi'nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi, alnına, «Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir!», düsturu yazılarak, açılmasıyla beraber, dorukta olarak kurumsallaştırıldığı gündür.

Böylesi şanlı tarihî akibeti içlerine hala daha sindirememiş istilacılar, önce 9 Eylül 1922'de İzmir'den, sonrasında ise 6 Ekim 1923'te İstanbul'dan defolup gitseler de; bize yönelik şer boyunduruk işlevlerini, tabiatıyla hâlâ daha  sürdürmekten geri duramamaktadırlar.

Komşumuz İran; «Orman yanarken börtü böcek kaçar, ama ağaçlar yerlerinden asla kımıldamaz!», kilitlenmişliğiyle, emperyal saldırılara çelik gibi, akıl dolu, emek dolu, sabır dolu, metanet dolu, iman dolu, millî bir mukavemeti, tam bir asır sonra göstermiştir... İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki savunma stratejisi, bizim Çanakkale Savaşlarımız'daki savunma stratejisinin tıpatıp aynıdır ve düşmanı deliye çevirmektedir.

Türkiye, ne yapıp edip, hele şimdilerde, emperyalizme (devlet olarak örgütlenmiş eşkiyalığa) karşı, yüzyıl önce, nasıl bir tarih yazdığına yoğunlaşmalı, olmadık
saltanat bölünmelerinden sıyrılarak, iç cephesini güçlendirilmelidir.

Atatürk, Ulusal Egemenlik Bayramımız’ı, 23 Nisan 1929 itibariyle Çocuklar’a armağan etmiştir. 

Onlar, yalnızca geleceğin büyükleri değil, bugünün çocukları olarak, toplumsal kararlara dönük, algılarını, düşüncelerini, özlemlerini,  dikkatlere, “kurumsal” olarak, taşıyabilmelidirler. Büyükler ise, onlara yalnız sevgi değil, aynı zamanda saygı ile kulak kabartmalıdırlar. Büyükler
amir, Çocuklar memur, değildir. Büyükler, Çocuklar'a kendilerini geliştirmede, yardımcıdır.  Özgürlük ve  bağımsızlık soyluluğu, Onlar'a erken yaşlardan itibaren, sistemli bir şekilde aşılanmalıdır.
 
Dünya çocuklarının da katılacağı, çocukların aylar öncesinden hazırlanacağı «23 Nisan Çocuk Meclisleri’ni» tesis etmeyi, özlüyoruz. Böyle bir gelişme, Gazi Mustafa Kemal'in, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi, bize verdiği istisnaî hediyeye, çok yakışacaktır.

Sevgili Büyükler, Çocuklarımız'a lütfen çocuk gibi değil, büyük gibi davranın!..
Atatürk’ün dediğini unutmayın: 
-  Küçük hanımlar, küçük beyler: Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız!..

Kimse, hangi koşulda olursa olsun, katliamlardan dolayı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız’ın kutlamalarını yasaklamayı düşünmemelidir. Türkiye bu bayramı, bilhassa içinden geçtiğimiz süreçte kavramaya ve kutlamaya çok ihtiyaç duymaktadır...
 
Sevgili Çocuklar, Ulusal Egemenliğimiz, bugünden sizlere emanettir. 
Bayramınız kutlu olsun!..
Tarihinizi, muhakkak derinlemesine öğrenin...Düşünün... Sahiplenin... Cumhuriyet’in değerleriyle beraber, içselleştirin... Özgün, kişilikli, övünç ve kıvanç dolu geleceğinizin inşasının, birinci koşulu, budur!..

Nice mutlu bayramlara!..

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.