HAK İLE BATILIN AYRIMINDA BİR AHLAKİ UYANIŞTIR MUHARREM

ÖZEL HABER 16.06.2026 - 17:08, Güncelleme: 16.06.2026 - 17:08 140 kez okundu.
 

HAK İLE BATILIN AYRIMINDA BİR AHLAKİ UYANIŞTIR MUHARREM

Prof. Dr. Halil Çivi, Muharrem orucunun salt bedensel bir açlık eylemi olmadığını; haksızlığa, kırım ve kıyımlara karşı Ehlibeyt’in yanında durmayı seçen evrensel bir ahlaki uyanış, vicdani diriliş ve direniş kültürü olduğunu vurguladı.

 İslam tarihinin en trajik ve derin kırılma noktalarından biri olan Kerbela katliamının ve Hz. Hüseyin ile 72 yoldaşının şehadetinin üzerinden tam 1346 yıl geçerken, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu ve yas-ı matem süreci başlıyor. Gazetemiz yazarlarından sosyolog Prof. Dr. Halil Çivi, Muharrem orucunun salt bedensel bir açlık eylemi olmadığını; haksızlığa, kırım ve kıyımlara karşı Ehlibeyt’in yanında durmayı seçen evrensel bir ahlaki uyanış, vicdani diriliş ve direniş kültürü olduğunu vurguladı. İslam toplumunu Kerbela vahşetine sürükleyen siyasi ve sosyolojik nedenleri, hilafetin saltanata dönüşme sürecini ve bu büyük acının kültürel-dinsel sonuçlarını tarihsel bir perspektifle mercek altına alan Çivi, "Muharrem; zalime boyun eğmeyen çelik yüreklerin, her koşulda eline, diline ve beline sahip çıkarak adil yaşamayı seçenlerin Hak yolundaki safıdır" diyerek tutulan oruçların ve paylaşılan lokmaların Hak katında kabul olmasını diledi. MUHARREM ORUCU, KERBELA VE HAZ.HÜSEYİN'İN CESARET VE ADALET SİMGESİ OLAN EVRENSEL İNSANİ DURUŞU ÜZERİNE KISA ANIMSATMALAR. Yarın, 16 Haziran 2026 Salı günü, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu başlamış olacak. Günümüzden tam 1346 yıl önce, Miladi 10 Ekim 680, Hicri takvime göre de 10 Muharrem 61 Yılında, Haz.Muhammed'in torunu, Haz. Fatima ve Hazreti Ali'nin oğlu Haz.Huseyin, Muaviye'nin oğlu Halife Yezid'in emriyle, Kerbela denilen çölde, kendi yakınları  ve kundaktaki bebeklerle birlikte, kızgın güneş altında susuz bırakılarak şehid edilmiştir. Bu olay, İslam dünyası içinde, doğurduğu sonuçlar ve etkiler nedeniyle  çok büyük bir kırılma ve bölünme yaratmıştır. Konunun İslam, Türk, özellikle de Caferi, Alevi ve Bektaşi toplumu açı… [21:23, 15.06.2026] Halil Çivi Hocam: MUHARREM ORUCU, KERBELA VE HAZ.HÜSEYİN'İN CESARET VE ADALET SİMGESİ OLAN EVRENSEL İNSANİ DURUŞU ÜZERİNE KISA ANIMSATMALAR. Yarın, 16 Haziran 2026 Salı günü, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu başlamış olacak. Günümüzden tam 1346 yıl önce, Miladi 10 Ekim 680, Hicri takvime göre de 10 Muharrem 61 Yılında, Haz.Muhammed'in torunu, Haz. Fatima ve Hazreti Ali'nin oğlu Haz.Huseyin, Muaviye'nin oğlu Halife Yezid'in emriyle, Kerbela denilen çölde, kendi yakınları  ve kundaktaki bebeklerle birlikte, kızgın güneş altında susuz bırakılarak şehid edilmiştir. Bu olay, İslam dünyası içinde, doğurduğu sonuçlar ve etkiler nedeniyle  çok büyük bir kırılma ve bölünme yaratmıştır. Konunun İslam, Türk, özellikle de Caferi, Alevi ve Bektaşi toplumu açısındaki önemi nedeniyle kısa bir özetini yapmak yerinde olacaktır. İsterseniz önce oruçla başlayalım. 1- Genel Olarak Oruç Nedir? Oruç, en genel anlamıyla, kişinin, belirli bir süre için yemeden, içmeden ve bazı davranışlardan uzak durmasıdır. Oruç, duygudaşlığı ( empatiyi) deneyimlemek, nefsini eğitmek, ahlaki ve insani bir olgunluk kazanmak için tutulur.Sabır, kanaat, alçak gönüllü olma, insani farkındalık...gibi geçerli ve tutarlı alışkanlıklar kazanma oruçtan beklenen erdemler arasındadır.  İslamda orucun kaynağı, Bakara süresinin 183. ayetinde şöyle açıklanmıştır. " Ey iman edenler, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı ki sakınasınız." Bu anlatıma göre, Ramazan orucundan önce de İslamda oruç tutulduğunu, hatta bazı ilahiyatçı ve İslam felsefecilerine göre, Ramazan orucundan önceki orucun Muharrem orucu olduğunu ve söz konusu ayetin  Muharrem orucunu iptal etmediğini gösterir... 2- Muharrem Orucu Nedir? Klasik Ramazan orucunda samimi kulluk ve dürüst ibadet ön plandadır. Halbuki Muharrem orucu ise, samimi kulluk ve ibadeti aşarak,  Hazreti Hüseyinin şehadeti ve Kerbela katliamında  yaşanılan acılar ve  katliamların vicdanlarda yarattığı isyanlar ve yasların bitip tükenmeden ve hep yenilenerek diri kalan ibadetlerin rengine bürünmüştür. Bu orucun temelinde, haksızlık, kırım ve kıyımlara uğrayan Peygamberimizin mazlum ve mağdur çekirdek ailesinin, Ehlibeyt'in yanında olduğunu göstermektir. Hakla batıl arasındaki seçimini Haktan yana kalarak dışa vurmaktır. Bu oruç öz olarak bir yas orucu olma özelliği taşır.  Muharrem Orucu demek, Haz.Hüseyin ve diğer Kerbela şehitlerini, zulme ve haksızlıklara uğrayanları desteklemek demektir. Zalimlere karşı durmak, mazlumlarla dayanışmak, bu konuda örnek davranışlar sergilemek anlamına gelir. 12 günlük Muharrem orucu boyunca Alevi ve Bektaşiler, oruçlu olmaya ek olarak, düğün dernek yapmazlar. Eğlencelere katılmazlar. Gösterişli sofralar kurmaz, hayvan kesmez, et yemez ve su içmezler. Genelde su ihtiyaçlarını  ayran ve benzeri sulu yiyecek ve içeceklerle karşılamaya çalışırlar. Muharrem orucunda sahura kalkmak yoktur. Oruç açmak için de akşamı, günbatımını beklemek gerekir... Sonuç olarak, Aleviler için Muharrem orucu, bedensel bir açlıktan çok daha öte, ahlaki bir uyanış, vicdani bir diriliş ve insanî bir tutum içinde olmak demektir. 3- İslam Toplumunu Kerbela Olayına Sürükleyen Bazı Temel Nedenler Nelerdir? İslam Peygamberi ve aynı zamanda yeni kurulmuş olan İslam Devleti'nin reisi Haz.Muhammed Hakka yürüyünce, İslam Devleti'ne kimin lider olması gerektiği sorunu ortaya çıktı. Kendisi, Haz.Muhammed'e en yakın en bilgili ve en liyakatlı oduğu ve samimi müslmanların beklentisi de Alinin halife olması gerektiği halde  başta siyasi, ekonomik ve kavmi... çeşitli nedenlerle, bu görev Haz.Ali'ye verilmedi. İlk Halife,  Ebubekir oldu. *Halife Ebubekir dönemi ( 632- 634), Haz.Muhammed' in vefatını bahane edip İslam dininden ayrılmak isteyenlerle mücadele etmekle ( ridde savaşları) geçti. * Halife Ömer döneminde ( 634- 644)  fetihler arttı. İslam devletinin sınırları çok genişledi. Fakat kendisi bir suikaste kurban gidince yerine Osman Halife seçildi. * Halife Osman döneminde (644-656), yapılan akraba kayırmacılığı suclamarı nedeniyle tepkiler çoğaldı. İsyancılar Hilafet makamını basıp halifeyi katlettiler. Yerine Haz. Ali Halife oldu.   İlk üç halifenin şeçimi ve iktidarını, halifeliğin Haz.Ali'nin hakkı olduğuna inananlar samimi olarak benimsememişlerdi. Tersine olarak  Haz.Ali'nin Halife olmasından sonra da başta Emevi soyu ve Şam Valisi Muaviye olmak üzere Ali karşıtlığına başladılar. * Haz. Ali döneminde( 656-661) İslam toplumundaki iç huzursuzluklar çoğaldı. Devlette iki başlılık çıktı. başta Muaviye ve benzeri kişiler Haz. Ali aleyhine çeşitli yalan propagandalara başladılar. Toplumsal yarılma derinleşti. - Önce 656 Yılında Cemel Savaşı oldu. Haz.Muhammed'in eşi Aişe, Aliye savaş açtı ve mağlup oldu. - Daha sonra Şam Valisi Muaviye ile Hz.Ali Arasında Sıffın Savaşı oldu. Kur'an yapraklarının mızraklara geçirilerek dinin siyaset alet edilmesi ve Hatem olayı bu savaşın ürünüdür. - Sıffın Savaşından sonra Kendilereine   "Hariciler" denilen, Ali'ye  de, Muaviye'ye de karşı olan bir grup türedi. Haz.Ali onlarla da savaşmak zorunda kaldı. Bu savaşlara yaklaşık 70.000 Müslümanı kardeş kavgasında öldüğü tahmin edilmektedir. - Haz.Ali çok adil bir liderdi. " Devletin dini adalettir" demeye başladı.  Valilikler başta olmak üzere, göreve atamalarda akraba ve aile yakınlarını hiç kayırmadığı,  liyakat ve dürüstlük dışında  başka bir nitelik aramadığı için kendi yakınlarından bazıları  bile onun kaşına, Muaviye tarafına geçtiler. Haz.Ali, 661 Yılında bir Harici militanı ( Mülcemoğlu) tarafından şehit edildi. * Haz. Ali'nin şehadetinden sonra Muaviye Halife oldu ve yerini sağlamlaştırdı. Muaviye, Hazreti Hasan ile yaptığı anlaşmaya  uymadı. Hasan'ı kendi karısına zehirletti. Tüm valilere ve önemli şahsiyetlere kendinden sonra, oğlu Yezid'e biat etmeleri için emir gönderdi. Böylece İslamda kilit bir yer tutan   Şura ya da seçim iptal edildi, saltanat makamı verasetle babadan oğula geçti. Artık sıra Haz. Hüseyin'e gelmişti... 4- Haz. Hüseyin'in Yürekli Tutumu ve Kerbela Mezalimi. Babası Muaviye'nin ölümünden sonra oğlu Yezit kendi halifeliğini ilan etti. Yine babasının vasiyeti üzerine, kendi saltanatına en büyük ve tehlikeli rakip gördüğü Haz.Hüseyin'den, zorla da olsa, kendisine biat etmesini istedi. Hüseyin bunu kabul etmedi. Çünkü bu biat hem İslamın ahlak ve adalet anlayışına tersti, İslami ters yüz etmekti, hem de zulme boyun eğmek demekti.  Başta Kufe halkı   Medine ve Mekke ahalisinden bir kısmı ve Ehlibet mensupları olmak üzere Hazreti Hüseyin'e destek sözü verdiler. Fakat Yezit rejiminin  aşırı baskısı ve korkusu nedeniyle, başta mal ve can korkusu olmak üzere , çeşitli nedenlerle Hüseyin'e verilen destekler güneşteki kar misali erimeye başladı. Sonunda, bir avuç akraba ve kuzenleri ile başbaşa kaldı. Fakat, hak, ahlak ve adalet yolundan dönmedi.  Kerbela denilen yere geldiğinde Yezit Ordusu Haz.Hüseyin in çadırlarını çoktan çevirmiş ve Fırat Nehri sularına ulaşılmasını engellenmişti. Bebeklere bile su verilmemişti.  Sonunda  toplam 72 kişi, vicdan ve ahlak sahibi,  zalime boyun eğmeyen çelik  yürekli insan  ile 5000 kişilik Yezit ordusunun savaşı(!) başladı. Herkes teker teker şehit oldu. Sonunda sıra Haz. Hüseyin'e geldi. O da canı ve kanı pahasına, zalime, zulme, ahlaksızlığa ve kötülüğe meydan okuyarak insanlığın ortak ortak şehidi oldu. Çadırlar yakıldı, kadınlar Kufe, Şam ve Medine  şehirleri arasında yarıçıplak zincirlere vurulup deve sırtında halka teşhir edildi. Bu katliamdan sadece Haz.Hüseyin'in erkek evladı Zeynel Abidin sağ kurtuldu. 12 İmam ve Ehlibeyt nesli İmam Zeynel Abidin'den devam etti. Alevi-Bektaşi inancı taşıyanların tuttukları  Muharrem orucu, başta Haz. Hüseyin için olmak üzere, Kerbela şehitleri için yüreklerinde  hissettikleri derin yası; dağıttıkları aşure ve kurban lokmaları ise İmam Zeynel Abidin için duyulan samimi  kurtuluş sevincini yansıtır. 5- Kerbela Vahşetinin İslam Dünyası İçin Bazı Önemli Sonuçları. a- Dinsel sonuçları:  Kerbela'dan sonra, Haz. Hüseyin figürü , zamanla,   Alevi ve Bektaşi inancının, imamet kurumunun, adaletin, ve Hak yolunun en güçlü bir temsilcisi oldu. Muharrem ve matem geleneği oluştu. Tüm Alevi ve Bektaşi cemlerinin en belirgin  şahsiyeti Haz.Hüseyin oldu. Hazreti Hüseyinsiz ve kerbelasız cem olmaz. b- Siyasi olarak,  Kerbela'dan sonra, İslam toplumu, şiilik ve sünnilik, imamet ve hilafet ( saltanat) olmak üzere iki kampa ayrıldı. Ancak Haz Hüseyin figürü, İnsanlara ve tüm toplumlara zulme karşı direnebilmenin ve zalimlere karşı  koyabilmenin sembolu oldu. c- Sosyolojik olarak, Kerbela Olayı toplumların içindeki zalim-mazlum karşıtlığının, azınlık- çoğunluk haklarının, hak ve haksızlık mücadelesinin ve direniş kültürünün evrensel simgesine dönüştü. d- Kültürel olarak, Kerbala olayı güçlü bir edebiyat kolunun  gelişmesine neden oldu. Hazret Hüseyin ve Kerbela şehitleri için mersiyeler, şiirler, makteteller, nefesler, deyişler, destanlar, hikayeler, romanlar yazıldı. Tiyatro oyunları sahnelendi...Bu oluşum devam ediyor.                  S O N U Ç * Alevi ve Bektaşi kültüründe  Kerbela olayı ve Haz. Hüseyin'in zulme ve zalime karşı bilinçli direnişi, cesareti, doğrudan ve adaletten yana oluşu sadece tarihte kalmış bir olay değildir. Bu mezalim,  Alevi ve Bektaşiler arasında, asırlarca, dilden dile, kulaktan kulağa ve gönülden aktarılarak devam eden ve diriliğini koruyan bir toplumsal  olgudur. * Muharrem orucunun özü ve ana mesajı açlık değildir. Hatırlama, sahiplenme, yasa katılma, Hakla batıl arasında tarafını belli etmedir. * Kerbela'nın ve Haz.Hüseyin'in şehadetin özü ölüm değildir. Bir ahlaki, dini, vicdani ve insani seçimdir. Ahlakın, adaletin ve doğrunun yanında olmaktır. * Temel soru şudur. İnsanlar  haksızlık ve zulüm karşısında susmalı mı, yoksa Hakkın ve hakikatin tarafına mi geçmelidir. Ömür boyu, her konuda ve her koşulda eline, diline  ve beline sahip olarak adil yaşamak mı. Herkesin Muharrem orucu, aşuresi ve lokmaları Hak katında kabul ve makbul olsun
Prof. Dr. Halil Çivi, Muharrem orucunun salt bedensel bir açlık eylemi olmadığını; haksızlığa, kırım ve kıyımlara karşı Ehlibeyt’in yanında durmayı seçen evrensel bir ahlaki uyanış, vicdani diriliş ve direniş kültürü olduğunu vurguladı.

 İslam tarihinin en trajik ve derin kırılma noktalarından biri olan Kerbela katliamının ve Hz. Hüseyin ile 72 yoldaşının şehadetinin üzerinden tam 1346 yıl geçerken, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu ve yas-ı matem süreci başlıyor. Gazetemiz yazarlarından sosyolog Prof. Dr. Halil Çivi, Muharrem orucunun salt bedensel bir açlık eylemi olmadığını; haksızlığa, kırım ve kıyımlara karşı Ehlibeyt’in yanında durmayı seçen evrensel bir ahlaki uyanış, vicdani diriliş ve direniş kültürü olduğunu vurguladı. İslam toplumunu Kerbela vahşetine sürükleyen siyasi ve sosyolojik nedenleri, hilafetin saltanata dönüşme sürecini ve bu büyük acının kültürel-dinsel sonuçlarını tarihsel bir perspektifle mercek altına alan Çivi, "Muharrem; zalime boyun eğmeyen çelik yüreklerin, her koşulda eline, diline ve beline sahip çıkarak adil yaşamayı seçenlerin Hak yolundaki safıdır" diyerek tutulan oruçların ve paylaşılan lokmaların Hak katında kabul olmasını diledi.

MUHARREM ORUCU, KERBELA VE HAZ.HÜSEYİN'İN CESARET VE ADALET SİMGESİ OLAN EVRENSEL İNSANİ DURUŞU ÜZERİNE KISA ANIMSATMALAR.

Yarın, 16 Haziran 2026 Salı günü, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu başlamış olacak.
Günümüzden tam 1346 yıl önce, Miladi 10 Ekim 680, Hicri takvime göre de 10 Muharrem 61 Yılında, Haz.Muhammed'in torunu, Haz. Fatima ve Hazreti Ali'nin oğlu Haz.Huseyin, Muaviye'nin oğlu Halife Yezid'in emriyle, Kerbela denilen çölde, kendi yakınları  ve kundaktaki bebeklerle birlikte, kızgın güneş altında susuz bırakılarak şehid edilmiştir. Bu olay, İslam dünyası içinde, doğurduğu sonuçlar ve etkiler nedeniyle  çok büyük bir kırılma ve bölünme yaratmıştır.
Konunun İslam, Türk, özellikle de Caferi, Alevi ve Bektaşi toplumu açı…
[21:23, 15.06.2026] Halil Çivi Hocam: MUHARREM ORUCU, KERBELA VE HAZ.HÜSEYİN'İN CESARET VE ADALET SİMGESİ OLAN EVRENSEL İNSANİ DURUŞU ÜZERİNE KISA ANIMSATMALAR.

Yarın, 16 Haziran 2026 Salı günü, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımız için 12 günlük Muharrem orucu başlamış olacak.
Günümüzden tam 1346 yıl önce, Miladi 10 Ekim 680, Hicri takvime göre de 10 Muharrem 61 Yılında, Haz.Muhammed'in torunu, Haz. Fatima ve Hazreti Ali'nin oğlu Haz.Huseyin, Muaviye'nin oğlu Halife Yezid'in emriyle, Kerbela denilen çölde, kendi yakınları  ve kundaktaki bebeklerle birlikte, kızgın güneş altında susuz bırakılarak şehid edilmiştir. Bu olay, İslam dünyası içinde, doğurduğu sonuçlar ve etkiler nedeniyle  çok büyük bir kırılma ve bölünme yaratmıştır.
Konunun İslam, Türk, özellikle de Caferi, Alevi ve Bektaşi toplumu açısındaki önemi nedeniyle kısa bir özetini yapmak yerinde olacaktır.
İsterseniz önce oruçla başlayalım.

1- Genel Olarak Oruç Nedir?

Oruç, en genel anlamıyla, kişinin, belirli bir süre için yemeden, içmeden ve bazı davranışlardan uzak durmasıdır. Oruç, duygudaşlığı ( empatiyi) deneyimlemek, nefsini eğitmek, ahlaki ve insani bir olgunluk kazanmak için tutulur.Sabır, kanaat, alçak gönüllü olma, insani farkındalık...gibi geçerli ve tutarlı alışkanlıklar kazanma oruçtan beklenen erdemler arasındadır. 
İslamda orucun kaynağı, Bakara süresinin 183. ayetinde şöyle açıklanmıştır. " Ey iman edenler, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı ki sakınasınız."
Bu anlatıma göre, Ramazan orucundan önce de İslamda oruç tutulduğunu, hatta bazı ilahiyatçı ve İslam felsefecilerine göre, Ramazan orucundan önceki orucun Muharrem orucu olduğunu ve söz konusu ayetin  Muharrem orucunu iptal etmediğini gösterir...

2- Muharrem Orucu Nedir?

Klasik Ramazan orucunda samimi kulluk ve dürüst ibadet ön plandadır. Halbuki Muharrem orucu ise, samimi kulluk ve ibadeti aşarak,  Hazreti Hüseyinin şehadeti ve Kerbela katliamında  yaşanılan acılar ve  katliamların vicdanlarda yarattığı isyanlar ve yasların bitip tükenmeden ve hep yenilenerek diri kalan ibadetlerin rengine bürünmüştür. Bu orucun temelinde, haksızlık, kırım ve kıyımlara uğrayan Peygamberimizin mazlum ve mağdur çekirdek ailesinin, Ehlibeyt'in yanında olduğunu göstermektir. Hakla batıl arasındaki seçimini Haktan yana kalarak dışa vurmaktır. Bu oruç öz olarak bir yas orucu olma özelliği taşır. 
Muharrem Orucu demek, Haz.Hüseyin ve diğer Kerbela şehitlerini, zulme ve haksızlıklara uğrayanları desteklemek demektir. Zalimlere karşı durmak, mazlumlarla dayanışmak, bu konuda örnek davranışlar sergilemek anlamına gelir.

12 günlük Muharrem orucu boyunca Alevi ve Bektaşiler, oruçlu olmaya ek olarak, düğün dernek yapmazlar. Eğlencelere katılmazlar. Gösterişli sofralar kurmaz, hayvan kesmez, et yemez ve su içmezler. Genelde su ihtiyaçlarını  ayran ve benzeri sulu yiyecek ve içeceklerle karşılamaya çalışırlar. Muharrem orucunda sahura kalkmak yoktur. Oruç açmak için de akşamı, günbatımını beklemek gerekir...
Sonuç olarak, Aleviler için Muharrem orucu, bedensel bir açlıktan çok daha öte, ahlaki bir uyanış, vicdani bir diriliş ve insanî bir tutum içinde olmak demektir.

3- İslam Toplumunu Kerbela Olayına Sürükleyen Bazı Temel Nedenler Nelerdir?

İslam Peygamberi ve aynı zamanda yeni kurulmuş olan İslam Devleti'nin reisi Haz.Muhammed Hakka yürüyünce, İslam Devleti'ne kimin lider olması gerektiği sorunu ortaya çıktı. Kendisi, Haz.Muhammed'e en yakın en bilgili ve en liyakatlı oduğu ve samimi müslmanların beklentisi de Alinin halife olması gerektiği halde  başta siyasi, ekonomik ve kavmi... çeşitli nedenlerle, bu görev Haz.Ali'ye verilmedi. İlk Halife,  Ebubekir oldu.
*Halife Ebubekir dönemi ( 632- 634), Haz.Muhammed' in vefatını bahane edip İslam dininden ayrılmak isteyenlerle mücadele etmekle ( ridde savaşları) geçti.
* Halife Ömer döneminde ( 634- 644)  fetihler arttı. İslam devletinin sınırları çok genişledi. Fakat kendisi bir suikaste kurban gidince yerine Osman Halife seçildi.
* Halife Osman döneminde (644-656), yapılan akraba kayırmacılığı suclamarı nedeniyle tepkiler çoğaldı. İsyancılar Hilafet makamını basıp halifeyi katlettiler. Yerine Haz. Ali Halife oldu.
 
İlk üç halifenin şeçimi ve iktidarını, halifeliğin Haz.Ali'nin hakkı olduğuna inananlar samimi olarak benimsememişlerdi. Tersine olarak  Haz.Ali'nin Halife olmasından sonra da başta Emevi soyu ve Şam Valisi Muaviye olmak üzere Ali karşıtlığına başladılar.

* Haz. Ali döneminde( 656-661) İslam toplumundaki iç huzursuzluklar çoğaldı. Devlette iki başlılık çıktı. başta Muaviye ve benzeri kişiler Haz. Ali aleyhine çeşitli yalan propagandalara başladılar. Toplumsal yarılma derinleşti.
- Önce 656 Yılında Cemel Savaşı oldu. Haz.Muhammed'in eşi Aişe, Aliye savaş açtı ve mağlup oldu.
- Daha sonra Şam Valisi Muaviye ile Hz.Ali Arasında Sıffın Savaşı oldu. Kur'an yapraklarının mızraklara geçirilerek dinin siyaset alet edilmesi ve Hatem olayı bu savaşın ürünüdür.
- Sıffın Savaşından sonra Kendilereine   "Hariciler" denilen, Ali'ye  de, Muaviye'ye de karşı olan bir grup türedi. Haz.Ali onlarla da savaşmak zorunda kaldı. Bu savaşlara yaklaşık 70.000 Müslümanı kardeş kavgasında öldüğü tahmin edilmektedir.
- Haz.Ali çok adil bir liderdi. " Devletin dini adalettir" demeye başladı.  Valilikler başta olmak üzere, göreve atamalarda akraba ve aile yakınlarını hiç kayırmadığı,  liyakat ve dürüstlük dışında  başka bir nitelik aramadığı için kendi yakınlarından bazıları  bile onun kaşına, Muaviye tarafına geçtiler.
Haz.Ali, 661 Yılında bir Harici militanı ( Mülcemoğlu) tarafından şehit edildi.
* Haz. Ali'nin şehadetinden sonra Muaviye Halife oldu ve yerini sağlamlaştırdı. Muaviye, Hazreti Hasan ile yaptığı anlaşmaya  uymadı. Hasan'ı kendi karısına zehirletti. Tüm valilere ve önemli şahsiyetlere kendinden sonra, oğlu Yezid'e biat etmeleri için emir gönderdi. Böylece İslamda kilit bir yer tutan   Şura ya da seçim iptal edildi, saltanat makamı verasetle babadan oğula geçti. Artık sıra Haz. Hüseyin'e gelmişti...

4- Haz. Hüseyin'in Yürekli Tutumu ve Kerbela Mezalimi.

Babası Muaviye'nin ölümünden sonra oğlu Yezit kendi halifeliğini ilan etti. Yine babasının vasiyeti üzerine, kendi saltanatına en büyük ve tehlikeli rakip gördüğü Haz.Hüseyin'den, zorla da olsa, kendisine biat etmesini istedi. Hüseyin bunu kabul etmedi. Çünkü bu biat hem İslamın ahlak ve adalet anlayışına tersti, İslami ters yüz etmekti, hem de zulme boyun eğmek demekti. 
Başta Kufe halkı   Medine ve Mekke ahalisinden bir kısmı ve Ehlibet mensupları olmak üzere Hazreti Hüseyin'e destek sözü verdiler. Fakat Yezit rejiminin  aşırı baskısı ve korkusu nedeniyle, başta mal ve can korkusu olmak üzere , çeşitli nedenlerle Hüseyin'e verilen destekler güneşteki kar misali erimeye başladı. Sonunda, bir avuç akraba ve kuzenleri ile başbaşa kaldı. Fakat, hak, ahlak ve adalet yolundan dönmedi. 

Kerbela denilen yere geldiğinde Yezit Ordusu Haz.Hüseyin in çadırlarını çoktan çevirmiş ve Fırat Nehri sularına ulaşılmasını engellenmişti. Bebeklere bile su verilmemişti. 

Sonunda  toplam 72 kişi, vicdan ve ahlak sahibi,  zalime boyun eğmeyen çelik  yürekli insan  ile 5000 kişilik Yezit ordusunun savaşı(!) başladı. Herkes teker teker şehit oldu. Sonunda sıra Haz. Hüseyin'e geldi. O da canı ve kanı pahasına, zalime, zulme, ahlaksızlığa ve kötülüğe meydan okuyarak insanlığın ortak ortak şehidi oldu.
Çadırlar yakıldı, kadınlar Kufe, Şam ve Medine  şehirleri arasında yarıçıplak zincirlere vurulup deve sırtında halka teşhir edildi. Bu katliamdan sadece Haz.Hüseyin'in erkek evladı Zeynel Abidin sağ kurtuldu. 12 İmam ve Ehlibeyt nesli İmam Zeynel Abidin'den devam etti.

Alevi-Bektaşi inancı taşıyanların tuttukları  Muharrem orucu, başta Haz. Hüseyin için olmak üzere, Kerbela şehitleri için yüreklerinde  hissettikleri derin yası; dağıttıkları aşure ve kurban lokmaları ise İmam Zeynel Abidin için duyulan samimi  kurtuluş sevincini yansıtır.

5- Kerbela Vahşetinin İslam Dünyası İçin Bazı Önemli Sonuçları.

a- Dinsel sonuçları: 
Kerbela'dan sonra, Haz. Hüseyin figürü , zamanla,   Alevi ve Bektaşi inancının, imamet kurumunun, adaletin, ve Hak yolunun en güçlü bir temsilcisi oldu. Muharrem ve matem geleneği oluştu. Tüm Alevi ve Bektaşi cemlerinin en belirgin  şahsiyeti Haz.Hüseyin oldu. Hazreti Hüseyinsiz ve kerbelasız cem olmaz.

b- Siyasi olarak,  Kerbela'dan sonra, İslam toplumu, şiilik ve sünnilik, imamet ve hilafet ( saltanat) olmak üzere iki kampa ayrıldı. Ancak Haz Hüseyin figürü, İnsanlara ve tüm toplumlara zulme karşı direnebilmenin ve zalimlere karşı  koyabilmenin sembolu oldu.

c- Sosyolojik olarak, Kerbela Olayı toplumların içindeki zalim-mazlum karşıtlığının, azınlık- çoğunluk haklarının, hak ve haksızlık mücadelesinin ve direniş kültürünün evrensel simgesine dönüştü.

d- Kültürel olarak, Kerbala olayı güçlü bir edebiyat kolunun  gelişmesine neden oldu. Hazret Hüseyin ve Kerbela şehitleri için mersiyeler, şiirler, makteteller, nefesler, deyişler, destanlar, hikayeler, romanlar yazıldı. Tiyatro oyunları sahnelendi...Bu oluşum devam ediyor.
        
        S O N U Ç
*
Alevi ve Bektaşi kültüründe  Kerbela olayı ve Haz. Hüseyin'in zulme ve zalime karşı bilinçli direnişi, cesareti, doğrudan ve adaletten yana oluşu sadece tarihte kalmış bir olay değildir. Bu mezalim,  Alevi ve Bektaşiler arasında, asırlarca, dilden dile, kulaktan kulağa ve gönülden aktarılarak devam eden ve diriliğini koruyan bir toplumsal  olgudur.
* Muharrem orucunun özü ve ana mesajı açlık değildir. Hatırlama, sahiplenme, yasa katılma, Hakla batıl arasında tarafını belli etmedir.
* Kerbela'nın ve Haz.Hüseyin'in şehadetin özü ölüm değildir. Bir ahlaki, dini, vicdani ve insani seçimdir. Ahlakın, adaletin ve doğrunun yanında olmaktır.
* Temel soru şudur. İnsanlar  haksızlık ve zulüm karşısında susmalı mı, yoksa Hakkın ve hakikatin tarafına mi geçmelidir. Ömür boyu, her konuda ve her koşulda eline, diline  ve beline sahip olarak adil yaşamak mı.
Herkesin Muharrem orucu, aşuresi ve lokmaları Hak katında kabul ve makbul olsun

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.