ADD’den Bakan Yusuf Tekin Hakkında Suç Duyurusu: "Ramazan Genelgesi" Yargıya Taşındı
ADD’den Bakan Yusuf Tekin Hakkında Suç Duyurusu: "Ramazan Genelgesi" Yargıya Taşındı
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 81 ile gönderilen ve okullarda Ramazan ayı boyunca dini etkinlikler düzenlenmesini öngören genelgeye karşı hukuk mücadelesi başlattı. Dernek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında "Anayasayı İhlal" ve "Görevi Kötüye Kullanma" suçlamalarıyla suç duyurusunda bulundu.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 81 ile gönderilen ve okullarda Ramazan ayı boyunca dini etkinlikler düzenlenmesini öngören genelgeye karşı hukuk mücadelesi başlattı. Dernek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında "Anayasayı İhlal" ve "Görevi Kötüye Kullanma" suçlamalarıyla suç duyurusunda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Maarifin Kalbinde Ramazan" adı altında başlattığı ve öğrencilere "Ramazan Çetelesi" dağıtılmasını içeren uygulamalar, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin sert tepkisine neden oldu. Dernek tarafından yapılan resmi açıklamada, söz konusu genelgenin dini siyasete alet etmek anlamına geldiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini hedef aldığı savunuldu.
"Laiklik ve Eğitim Yasaları İhlal Ediliyor"
ADD, suç duyurusunun gerekçelerini Anayasa’nın başlangıç ilkeleri ile 2, 24, 25 ve 42. maddelerine dayandırdı. Genelgenin sadece bir idari tasarruf olmadığını belirten dernek yetkilileri; bu talimatın aile mahremiyetini, özel hayatın gizliliğini ve din-vicdan özgürlüğünü açıkça ihlal ettiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, uygulamanın Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı olduğu ve "demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti" düzenini ciddi şekilde zedelediği ifade edildi.
"Anayasayı İhlal ve Görevi Kötüye Kullanma"
Hukuki sürecin detaylarına ilişkin bilgi veren ADD, Bakan Yusuf Tekin’in görevini kötüye kullandığını ve Anayasa’yı ihlal eden unsurları içeren bir düzenlemeyi yürürlüğe soktuğunu iddia etti. Bu kapsamda, Bakan Tekin hakkında kamu davası açılması talebiyle yargı makamlarına başvurulduğu bildirildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği, basın ve kamuoyuna yönelik yaptığı çağrıda, laik eğitim sistemini savunmanın anayasal bir sorumluluk olduğunu hatırlatarak, Türk Milleti’nin bilgi ve ilgisine sundukları bu hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ilan etti.
Ne Olmuştu:
Milli Eğitim Bakanlığı "Maarifin Kalbinde Ramazan" adı altında bir uacağını açıkladı. ygulama başlattı ve ve öğrencilere "Ramazan Çetelesi" dağıtılacağını açıkladı.
"Ramazan Çetelesi", öğrencilere Ramazan ayı boyunca günlük dini ibadetlerini ve "iyi davranışlarını" takip etmeleri için dağıtılan bir tür çizelgedir. Genellikle bir tablo şeklinde hazırlanan bu formlarda şu başlıklar yer almaktadır:
Beş vakit namaz, teravih namazı ve oruç tutulup tutulmadığına dair işaretleme alanları
Kur’an-ı Kerim okuma (mukabele), dua ve zikir takibi.
"Bugün kime iyilik yaptın?", "Anne-babaya yardım edildi mi?", "Sadaka verildi mi?" gibi sorular.
Yalan söylememe, gıybet etmeme gibi ahlaki değerlerin günlük kontrolü.
Bakanlık ve uygulamayı savunan kesimler, bu çetelenin bir "dayatma" değil, değerler eğitimi kapsamında gönüllü bir "özdenetim rehberi" olduğunu savunuyor. Temel amaçlar şöyle sıralanıyor:
Milli ve manevi değerlerin çocuklara yaşatılarak öğretilmesi.
Öğrencilere sorumluluk bilinci kazandırılması.
Ramazan ayının kültürel ve manevi atmosferinin okul ortamında hissettirilmesi.
Uygulamaya karşı çıkan eğitim sendikaları, barolar ve Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) gibi kuruluşların itirazları şu dört ana başlıkta toplanıyor:
Anayasal ve Hukuki Aykırılık: Eleştirenler, devletin eğitim kurumlarında belirli bir dinin ibadetlerini "çetele" üzerinden takip etmesinin, Anayasa’nın laiklik (Madde 2) ve din ve vicdan hürriyeti (Madde 24) ilkeleriyle çeliştiğini belirtiyor. Kamu gücüyle bir dini pratiğin teşvik edilmesinin "tarafsızlık" ilkesini zedelediği savunuluyor.
Aile Mahremiyeti ve Fişleme Kaygısı: Çocuğun evde yaptığı ibadetlerin veya aile yaşantısına dair detayların (namaz, oruç vb.) okula raporlanması, özel hayatın gizliliği ihlali olarak görülüyor. Bu verilerin kimin eline geçeceği ve öğrencilerin "dindar-dindar olmayan" şeklinde tasnif edilip edilmeyeceği (fişleme) ciddi bir endişe kaynağı.
Akran Zorbalığı ve Psikolojik Baskı: Eğitim bilimciler, bu tür listelerin sınıf içinde "mahalle baskısı" yaratabileceğine dikkat çekiyor. Çetelesi "boş" olan veya ibadet etmeyen çocukların, arkadaşları veya öğretmenleri tarafından dışlanma, yetersiz görülme veya suçluluk hissetme riski taşıdığı vurgulanıyor.
Pedagojik Eleştiri: Dini değerlerin bir "puanlama" veya "check-list" mantığına indirgenmesinin, ibadetin özünden uzaklaşılmasına ve çocuklarda şekilciliğin ön plana çıkmasına neden olacağı ifade ediliyor.
