Okullarımızda Neler Oluyor?
Okullarımızda Neler Oluyor?
İstanbul Gazeteciler ve Haberciler Federasyonu Maltepe Şube Başkanı İbrahim Bilgin okullarımızda dün ve bu gün yaşanan silahlı saldırı olaylarına dair bir açıklama yaptı. İbrahim Bilgin okullarda yaşanan korkunç olayların artık uzak coğrafyaların değil ne yazık ki bizim de gerçeğimiz haline gelmiştir dedi.
İstanbul Gazeteciler ve Haberciler Federasyonu Maltepe Şube Başkanı İbrahim Bilgin okullarımızda dün ve bu gün yaşanan silahlı saldırı olaylarına dair bir açıklama yaptı. İbrahim Bilgin okullarda yaşanan korkunç olayların artık uzak coğrafyaların değil ne yazık ki bizim de gerçeğimiz haline gelmiştir dedi.
Son yıllarda okullarda yaşanan şiddet olayları ve hatta yaralanmalarla sonuçlanan silahlı saldırılar, toplumun en hassas alanlarından birinde derin bir kırılmaya işaret ediyor. Eğitim kurumları, çocukların ve gençlerin güven içinde gelişmesi gereken yerlerken, bu tür olayların gündeme gelmesi yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorunun yansımasıdır.
Nitekim bu durum artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmış, son günlerde yaşanan olaylarla somut bir gerçekliğe dönüşmüştür. Daha yalnızca son iki gün içinde, farklı şehirlerimizde okullarla bağlantılı üç ayrı silahlı saldırı haberi gündeme gelmiştir.
Dün Maraş’ta bu gün Siverek ve Samsun’da okullarda 3 silahlı saldırı gerçekleşti. Samsun’da bir lisenin önünde yaşanan saldırının alacak-verecek meselesi nedeniyle çıktığı iddia edilen. İki günde yaşanan bu silahlı saldırılarda can kayıpları yaşandı ve yaralılarımız var. Bu olaylar öğrencilerin gözü önünde yaşanması ve yaralanmalarla sonuçlanması, eğitim ortamlarının ne kadar kırılgan hale geldiğini açıkça göstermektedir.
Ülkemizi derinden sarsan bu olayların peş peşe yaşanması, artık “istisna” olarak görülemeyecek bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Okullarda ve yurtlarda çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin can güvenliğinden endişe duyar hale geldik.
Uzun yıllar boyunca bu tür haberleri daha çok Amerika ya da bazı Avrupa ülkelerinden duyardık. Okul saldırıları, bizim için uzakta yaşanan, kültürel ve toplumsal olarak farklı dinamiklere sahip ülkelerin sorunu gibi görünürdü. Ancak bugün benzer olayların ülkemizde de yaşanıyor olması, “Nasıl bu noktaya gelindi?” sorusunu kaçınılmaz hale getiriyor.
Bu durumun tek bir nedeni yok; aksine birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir tablo söz konusu. Öncelikle toplum genelinde artan şiddet dili dikkat çekiyor. Günlük yaşamda, medyada ve sosyal platformlarda kullanılan sert, ötekileştirici ve zaman zaman düşmanlaştırıcı dil, özellikle genç bireyler üzerinde ciddi etkiler bırakabiliyor. Şiddetin normalleşmesi, sorun çözme yöntemi olarak algılanmasına zemin hazırlayabiliyor.
Bir diğer önemli faktör, gençlerin yaşadığı psikolojik ve sosyal baskılar. Akademik başarı beklentisi, gelecek kaygısı, aile içi problemler ve sosyal dışlanma gibi durumlar, bazı bireylerde öfke birikimine yol açabiliyor. Bu birikim, sağlıklı şekilde ifade edilemediğinde tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor. Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, yokluk, yasaklı madde kullanımı eğitim düzeyi düşük gençleri suç sarmalına dahil edebiliyor. Okullarda yeterli psikolojik destek mekanizmalarının bulunmaması ya da etkin çalışmaması da bu süreci derinleştirebiliyor.
Ayrıca dijital dünyanın etkisi de göz ardı edilemez. Şiddet içerikli oyunlar, videolar ve haberler, özellikle kontrolsüz tüketildiğinde duyarsızlaşmaya neden olabilir. Daha da önemlisi, geçmişte yaşanan okul saldırılarının detaylı biçimde sunulması, bazı bireyler için olumsuz bir “örnek” oluşturma riski taşır.
Toplumsal bağların zayıflaması da bir başka önemli etken. Mahalle kültürünün, dayanışmanın ve ortak değerlerin giderek azalması, bireyleri daha yalnız ve savunmasız hale getirebiliyor. Bu yalnızlık, özellikle gençler arasında aidiyet duygusunun kaybolmasına neden olabiliyor.
Peki ne yapılabilir? Öncelikle şiddeti yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, toplumsal bir mesele olarak ele almak gerekir. Okullarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlerin bu tür riskleri erken fark edebilecek şekilde desteklenmesi büyük önem taşır. Ailelerin çocuklarıyla daha açık iletişim kurması ve onların duygusal dünyasına daha fazla temas etmesi de kritik bir rol oynar.
Medyanın dili, sosyal platformların denetimi ve toplum genelinde empatiyi güçlendiren eğitim yaklaşımları da uzun vadede etkili olabilir. Çünkü bu tür olaylar, bir anda ortaya çıkan krizler değil; çoğu zaman uzun süre biriken sorunların sonucudur.
Sonuç olarak, okullarda yaşanan şiddet olayları artık uzak coğrafyaların değil, bizim de gerçeğimiz haline gelmiştir. Son günlerde peş peşe gelen bu acı haberler, yalnızca güvenlik önlemlerini değil, toplumsal yapımızı ve değerlerimizi yeniden sorgulamamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sorgulamayı ertelemek ise, ne yazık ki daha ağır sonuçlarla karşılaşma riskini artıracaktır.
Bu olaylarda kaybettiğimiz vatandaşlarımza rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Özgür İfade Gazetesi olarak yaşanan bu şiddet olaylarının takipçisi olacağız.
İbrahim Bilgin
İstanbul Gazeteciler ve Haberciler Federasyonu
Maltepe Şube Başkanı
