GİT ARTIK SAYIN BAKAN !

ÖZEL HABER 16.04.2026 - 15:37, Güncelleme: 16.04.2026 - 16:04 4948 kez okundu.
 

GİT ARTIK SAYIN BAKAN !

Araştırmacı Gazeteci Erdal Direğin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen ve tüm Türkiye’yi yasa boğan son saldırılar ışığında, geçmişten bugüne alınmayan önlemleri ve siyasi sorumluluğu masaya yatırıyor.

Eğitim kurumları, çocuklarımız için birer "güvenli liman" olması gerekirken; bugün maalesef silahlı saldırıların, şiddetin ve denetimsizliğin odağı haline gelmiş durumda. Sosyal medyadaki dezenformasyondan mafya dizilerine, kontrolsüz bireysel silahlanmadan okullardaki hijyen ve güvenlik personeli eksikliğine kadar pek çok hayati noktaya temas eden Direğin; bütçe planlamasındaki çarpıklıkları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliklerini sorguluyor. "Ateş düştüğü yeri değil, bu kez tüm ülkeyi yaktı" diyen yazar Erdal Direğin, sadece bir asayiş sorununa değil, toplumsal bir çürümeye ve bu çürümenin sorumlularına karşı yüksek sesli bir itiraz yükseltiyor. Hafızamı tazelemek için 9 mayıs 2024 tarihinde yazmış olduğum makaleme tekrar göz attım. Başlığını merak edenler için tekrarlayayım; “Silahı Nereden Buldun Çocuk” yazının içeriğine göz attığımda aynı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yapılmış saldırı gibi benzerlik taşıyan bir olay. Babacan bir okul müdürümüz (İbrahim Oktugan) odasında eski öğrencisi tarafından öldürülüyor.. O günden bugüne onlarca olay kayıtlara geçmiş, hiçbir önlem alınmamış, yetkililerce bireysel ya da münferit gibi değerlendirilerek açıklamalar yapıldı. Gerçekten bu şekilde değerlendirilebilir mi? Siverek’te 3 yavrumuz 1 öğretmenimiz, Kahramanmaraş’ta son gelen bilgi ile 8 yavrumuz 1 öğretmenimiz vefat etmiştir. Niçin yavrumuz diyorum, çünkü bu çocuklar yavru, ana baba kuzusu. Sabah annelerinin öpücükleri ile okullarına yollanmış. Akşama doğru ölüm haberleri alınmıştır. Ateş düştüğü yeri yakar, bu kez tüm Türkiye’yi yaktı, kavurdu. Bugün bu tür haberleri vermek değil amacım. Çünkü gizlilik kararı olmasına rağmen, özellikle sosyal medya da bir çok haber görüyoruz. Biraz derinlemesine inceleyelim. Son 20-25 yıldır bir şiddet toplumu halini aldık. Sokakta, evde, trafikte herkes barut fıçısı. Belli ki çocuklar bundan en çok etkilenenler. Evde ebeveynler çocukların yanında şiddet eylemlerine giriyorlarsa, evde bağırış çağırışla büyüyorsa evlatlar, gündüz tv programlarında her türlü hakaret ve toplumun değerlerine uymayan görüntüler izlenirken, akşam saatlerinde mafya dizilerinde silahlı çatışmalar izlendiğinde çocuklardan nasıl bir psikoloji içine girmelerini bekliyoruz. Buna ekonomik sıkıntılarda eklenince çocuklar, erkek ergen çocuklar, kolay para kazanma hayaliyle ya sanal kumara yöneliyorlar, oradan da bir sonuç alamadıklarında sokak çetelerinin ağlarına düşüyorlar. Çeteler bu suça mehilli çocukları bünyelerine alarak her türlü kirli işlere sokuyorlar. Zaman zaman konu gündeme gelse de yetkilerce bu işin önüne geçilecek hamleler gelmedi. Ülkemizde kumarhaneler kapatıldı, şimdi ülkemin çocukları sanal kumarda hayatlarını karartıyorlar. Anne babalar, benim çocuğum yapmaz demesinler. Bir çok çocuk uyuşturucu batağında, özellikle alıştırılanlar var. Uyuşmuş halde olan çocukları suç çeteleri daha rahat yörüngelerine alıyorlar. Maalesef 18 yaş altı çocuklara yapılan indirimler çocukları daha çok suç işlemeye sevk ediyor. Acilen birkaç konuyu devletimiz ele almalıdır. 15 yaş üzeri çocukların, büyük insanlar gibi yargılanmaları sağlanmalıdır. Acilen televizyonlardaki rezil kuşak programları yasaklanmalıdır. Acilen silahlı çeteleri konu eden, silaha özendirici diziler yayından kaldırılmalıdır. Dizilerde herkes birbirini leblebi gibi öldürüyor ve ortalıkta hiç güvenlik kuvvetleri yok. Bu dizilerde kahramana da hiç kurşun işlemiyor. Fakat başrol oyuncuları, patır patır insan öldürüyor. İşte çocuklar bu bağlamda özenti duyuyor bu illegal yaşantıya. İki yıl önceki yazımda ülkemizde 17 milyonu ruhsatsız, 20 milyondan fazla silah olduğunu söylemiştim. Her yıl 5 bin kişiden fazla kişi ateşli silahlarla öldürülüyor. Bu konu da acilen masaya yatırılmalı ve ruhsatsız silah taşıyana ve bulundurana çok ağır cezalar uygulanmalı diye düşünürken, çok değerli dostum Mehmet Günyeli bir hamle daha yukarı çekerek bana bir kampanya notu gönderdi. “Resmi Görevliler dışında sivillerin silah ruhsatları iptal edilsin ve silahlar toplansın, Av tüfekleri dahil TV’lerde silah görüntüleri buzlansın” diyerek öneri de bulunmuştur. Şimdi gelelim Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e. Göreve atandığından beri en çok tepki çeken bakan oldu. Her kesimden istifaya davet edildi. Okullara Değerler Eğitimi diyerek cemaatleri soktu. Laiklikle sorunu olduğu çok açık. Anayasanın 2.maddesi Türkiye Cumhuriyeti Laik, Demokratik, Sosyal bir Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır. İlk 3 maddenin değiştirilemez olduğunu ve değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceğini emreder. En son Atatürk düşmanı bir yazarın kitabı ile poz verebilmiştir. Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk insanımızın kırmızı çizgisidir. Hepimizin hassasiyetidir. Devasa bütçesi olan bakanlık okullara temizlik görevlisi alınması, hijyen malzemelerinin alınması için çaba harcamamış, okul kapılarına çocuklarımızın korunması için güvenlik koymamıştır. İktidara yakın 5 şirketin 18 yılda silinen vergi borçları 200 milyar dolar yani 9 trilyon TL yapıyor. Türkiye’deki tüm okullara güvenlik görevlisi konulursa ödenecek miktar 60 milyar TL. Yani silinen vergileri düşünürsek devede kulak. Çocuklarımızın hayatı, bu ülkede niye bu kadar değersiz. Sayın bakan beceremiyorsanız gidin. Bakın yurdun dört bir yanından Yusuf Tekin İstifa sesleri yükseliyor. Öğretmenler sokakta, öğrenciler sokakta, vatandaş sokakta… Bir kez de biz seslenelim Yusuf Tekin İstifa…
Araştırmacı Gazeteci Erdal Direğin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tan gelen ve tüm Türkiye’yi yasa boğan son saldırılar ışığında, geçmişten bugüne alınmayan önlemleri ve siyasi sorumluluğu masaya yatırıyor.

Eğitim kurumları, çocuklarımız için birer "güvenli liman" olması gerekirken; bugün maalesef silahlı saldırıların, şiddetin ve denetimsizliğin odağı haline gelmiş durumda. Sosyal medyadaki dezenformasyondan mafya dizilerine, kontrolsüz bireysel silahlanmadan okullardaki hijyen ve güvenlik personeli eksikliğine kadar pek çok hayati noktaya temas eden Direğin; bütçe planlamasındaki çarpıklıkları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliklerini sorguluyor. "Ateş düştüğü yeri değil, bu kez tüm ülkeyi yaktı" diyen yazar Erdal Direğin, sadece bir asayiş sorununa değil, toplumsal bir çürümeye ve bu çürümenin sorumlularına karşı yüksek sesli bir itiraz yükseltiyor.

Hafızamı tazelemek için 9 mayıs 2024 tarihinde yazmış olduğum makaleme tekrar göz attım. Başlığını merak edenler için tekrarlayayım; “Silahı Nereden Buldun Çocuk” yazının içeriğine göz attığımda aynı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yapılmış saldırı gibi benzerlik taşıyan bir olay. Babacan bir okul müdürümüz (İbrahim Oktugan) odasında eski öğrencisi tarafından öldürülüyor.. O günden bugüne onlarca olay kayıtlara geçmiş, hiçbir önlem alınmamış, yetkililerce bireysel ya da münferit gibi değerlendirilerek açıklamalar yapıldı. Gerçekten bu şekilde değerlendirilebilir mi?

Siverek’te 3 yavrumuz 1 öğretmenimiz, Kahramanmaraş’ta son gelen bilgi ile 8 yavrumuz 1 öğretmenimiz vefat etmiştir. Niçin yavrumuz diyorum, çünkü bu çocuklar yavru, ana baba kuzusu. Sabah annelerinin öpücükleri ile okullarına yollanmış. Akşama doğru ölüm haberleri alınmıştır. Ateş düştüğü yeri yakar, bu kez tüm Türkiye’yi yaktı, kavurdu. Bugün bu tür haberleri vermek değil amacım. Çünkü gizlilik kararı olmasına rağmen, özellikle sosyal medya da bir çok haber görüyoruz. Biraz derinlemesine inceleyelim. Son 20-25 yıldır bir şiddet toplumu halini aldık. Sokakta, evde, trafikte herkes barut fıçısı. Belli ki çocuklar bundan en çok etkilenenler. Evde ebeveynler çocukların yanında şiddet eylemlerine giriyorlarsa, evde bağırış çağırışla büyüyorsa evlatlar, gündüz tv programlarında her türlü hakaret ve toplumun değerlerine uymayan görüntüler izlenirken, akşam saatlerinde mafya dizilerinde silahlı çatışmalar izlendiğinde çocuklardan nasıl bir psikoloji içine girmelerini bekliyoruz.

Buna ekonomik sıkıntılarda eklenince çocuklar, erkek ergen çocuklar, kolay para kazanma hayaliyle ya sanal kumara yöneliyorlar, oradan da bir sonuç alamadıklarında sokak çetelerinin ağlarına düşüyorlar. Çeteler bu suça mehilli çocukları bünyelerine alarak her türlü kirli işlere sokuyorlar. Zaman zaman konu gündeme gelse de yetkilerce bu işin önüne geçilecek hamleler gelmedi. Ülkemizde kumarhaneler kapatıldı, şimdi ülkemin çocukları
sanal kumarda hayatlarını karartıyorlar.

Anne babalar, benim çocuğum yapmaz demesinler. Bir çok çocuk uyuşturucu batağında, özellikle alıştırılanlar var. Uyuşmuş halde olan çocukları suç çeteleri daha rahat yörüngelerine alıyorlar. Maalesef 18 yaş altı çocuklara yapılan indirimler çocukları daha çok suç işlemeye sevk ediyor. Acilen birkaç konuyu devletimiz ele almalıdır. 15 yaş üzeri çocukların, büyük insanlar gibi yargılanmaları sağlanmalıdır. Acilen televizyonlardaki rezil kuşak programları yasaklanmalıdır. Acilen silahlı çeteleri konu eden, silaha özendirici diziler yayından kaldırılmalıdır. Dizilerde herkes birbirini leblebi gibi öldürüyor ve ortalıkta hiç güvenlik kuvvetleri yok. Bu dizilerde kahramana da hiç kurşun işlemiyor.

Fakat başrol oyuncuları, patır patır insan öldürüyor. İşte çocuklar bu bağlamda özenti duyuyor bu illegal yaşantıya. İki yıl önceki yazımda ülkemizde 17 milyonu ruhsatsız, 20 milyondan fazla silah olduğunu söylemiştim. Her yıl 5 bin kişiden fazla kişi ateşli silahlarla öldürülüyor. Bu konu da acilen masaya yatırılmalı ve ruhsatsız silah taşıyana ve bulundurana çok ağır cezalar uygulanmalı diye düşünürken, çok değerli dostum Mehmet Günyeli bir hamle daha yukarı çekerek bana bir kampanya notu gönderdi. “Resmi Görevliler dışında sivillerin silah ruhsatları iptal edilsin ve silahlar toplansın, Av tüfekleri dahil TV’lerde silah görüntüleri buzlansın” diyerek öneri de bulunmuştur.

Şimdi gelelim Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e. Göreve atandığından beri en çok tepki çeken bakan oldu. Her kesimden istifaya davet edildi. Okullara Değerler Eğitimi diyerek cemaatleri soktu. Laiklikle sorunu olduğu çok açık. Anayasanın 2.maddesi Türkiye Cumhuriyeti Laik, Demokratik, Sosyal bir Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır. İlk 3 maddenin değiştirilemez olduğunu ve değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceğini emreder. En son Atatürk düşmanı bir yazarın kitabı ile poz verebilmiştir.

Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk insanımızın kırmızı çizgisidir. Hepimizin hassasiyetidir. Devasa bütçesi olan bakanlık okullara temizlik görevlisi alınması, hijyen malzemelerinin alınması için çaba harcamamış, okul kapılarına çocuklarımızın korunması için güvenlik koymamıştır. İktidara yakın 5 şirketin 18 yılda silinen vergi borçları 200 milyar dolar yani 9 trilyon TL yapıyor. Türkiye’deki tüm okullara güvenlik görevlisi konulursa ödenecek miktar 60 milyar TL. Yani silinen vergileri düşünürsek devede kulak. Çocuklarımızın hayatı, bu ülkede niye bu kadar değersiz. Sayın bakan beceremiyorsanız gidin. Bakın yurdun dört bir yanından Yusuf Tekin İstifa sesleri yükseliyor.
Öğretmenler sokakta, öğrenciler sokakta, vatandaş sokakta… Bir kez de biz seslenelim Yusuf Tekin İstifa…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.