DEVA Partili Karal: Epstein skandalı, “modernite” ve “üstünlük” maskesi takmış sistemlerin çürümesinin en karanlık otopsisi olmuştur
DEVA Partili Karal: Epstein skandalı, “modernite” ve “üstünlük” maskesi takmış sistemlerin çürümesinin en karanlık otopsisi olmuştur
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Jeffrey Epstein skandalına ilişkin yaptığı değerlendirmede, kendisini “gelişmiş”, “özgür” ve “üstün” olarak tanımlayan sistemlerin derin bir ahlaki çürüme içinde olduğunun Epstein skandalıyla birlikte açık biçimde görüldüğünü söyledi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Jeffrey Epstein skandalına ilişkin yaptığı değerlendirmede, kendisini “gelişmiş”, “özgür” ve “üstün” olarak tanımlayan sistemlerin derin bir ahlaki çürüme içinde olduğunun Epstein skandalıyla birlikte açık biçimde görüldüğünü söyledi.
Epstein skandalının basit bir bireysel suç vakası olarak geçiştirilemeyeceğini vurgulayan DEVA Partili Hasan Karal, yaşananların küresel ölçekte modernite, etik ve insan hakları söylemleriyle inşa edilen düzenin samimiyetini sorgulattığını ifade etti.
“Özgürlük ve insan hakları nutuklarının, Orta Çağ karanlığına açılan dehlizleri örten birer paravan olduğu ortaya çıktı”
“Kendini gelişmiş ilan eden yapıların kalbinde, tarihin en ilkel ve en karanlık suç ağlarının gizlenebildiğinin ibretlik biçimde ortaya çıktığını” söyleyen Karal, parıltılı özgürlük ve insan hakları nutuklarının, “etik” söylemlerin gerçekte Orta Çağ karanlığına açılan dehlizleri örten seçici birer paravandan ibaret olduğunun açıkça görüldüğünü belirtti.
“İçi boşaltılmış kavramlar, ahlaki çöküşü gizleyemedi”
Çocukların istismar edildiği, insan onurunun pazarlık konusu yapıldığı bir düzenin varlığının artık inkar edilemeyeceğini dile getiren Karal, bu tablonun içi boşaltılmış kavramların arkasına saklanan açık bir vicdan ve ahlak iflası olduğunu söyledi.
“Ahlak ve vicdan yoksa, medeniyet bir maskeden ibarettir”
Epstein dosyasının güç, para ve nüfuzun denetimsiz kaldığında nasıl sistematik bir çürümeye yol açabildiğinin belgesi olduğunu kaydeden Karal, bu skandalın yalnızca bireyleri değil, bu düzeni oluşturan yapıları da sorgulamayı zorunlu kıldığını belirterek, şunları söyledi:
“Medeniyet iddiasının teknolojiyle, refahla ya da parlatılmış söylemlerle asla kurulamayacağını, bugün hep birlikte acı bir gerçek olarak bir kez daha görüyoruz. Ahlakın ve vicdanın olmadığı yerde, özgürlük söylemleri de insan hakları nutukları da sadece birer vitrin süsüne dönüşür. Epstein skandalı da ‘modernite’ ve ‘üstünlük’ maskesi takmış sistemlerin, güç ve çıkar uğruna nasıl çürüyebildiğinin, nasıl kokuşmuşluğa sürüklenebildiğinin, nasıl şeytani bir ilişki ağına dönüşebildiğinin en çarpıcı ve en ibretlik otopsisi olmuştur. İnsan onurunun ayaklar altına alındığı, çocukların acımasızca istismar edildiği bir düzende ne ahlaki meşruiyet ayakta kalabilir ne de medeniyet iddiası zerre kadar inandırıcılığını koruyabilir. Ahlak yoksa, vicdan yoksa medeniyetin sadece bir maskeden ibaret olduğunu artık tartışmaya gerek bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmıştır.”
