Karbon piyasasında kara bulutlar dolaşıyor!
Karbon piyasasında kara bulutlar dolaşıyor!
Avrupalı liderlerin 20 yıldır desteklediği karbon emisyonu ticareti sistemine yönelik ilk kez siyasi eleştirilerin gelmesi sert düşüşlere yol açtı. Yaşananlar, sistemin dokunulmazlığının ortadan kalkıp kalkmadığı sorusunu gündeme getirirken, “kutsal kase çatladı” yorumlarına neden oldu…
Avrupalı liderlerin 20 yıldır desteklediği karbon emisyonu ticareti sistemine yönelik ilk kez siyasi eleştirilerin gelmesi sert düşüşlere yol açtı. Yaşananlar, sistemin dokunulmazlığının ortadan kalkıp kalkmadığı sorusunu gündeme getirirken, “kutsal kase çatladı” yorumlarına neden oldu…
Yusuf Yavuz
Dünyanın ilk uluslararası emisyon ticaret sistemi olan Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS), Şubat 2026’yı sert düşüşle kapattı. Ortak ülkelerin karbon fiyatlandırma politikaları ve uluslararası karbon piyasalarını destekleyip geliştirmek amacıyla 2005 yılında kurulan AB ETS’de yaşanan bu kırılmanın siyasi baskılardan kaynaklandığını belirten uzmanlar, gelecek için karamsar tablo çiziyor. Konuyu İklim Haber için değerlendiren Prof. Dr. Etem Karakaya, karbon piyasasında yaşanan sert düşüşün, başta Almanya Şansölyesi Friedrich Merz olmak üzere Avrupalı siyasetçilerin, sisteme ilk kez yönelttikleri açık ve sert eleştirilerden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Kapsadığı sektörlerde yaklaşık %50 emisyon azaltımı sağlayan AB ETS’nin bu başarısının, bugüne kadar arkasındaki güçlü siyasi iradeye dayandığının altını çizen Karakaya, Merz’in de destek verdiği ETS’yi zayıflatma çağrılarının 20 yıldır AB’nin en etkili iklim araçlarından biri olan karbon piyasasının dokunulmazlığını tartışmaya açtığına işaret ediyor. Karakaya, küresel çapta örnek kabul edilen AB ETS’nin zayıflaması, yalnızca Avrupa’daki yeşil dönüşümü ve AB ile ticaret yapan Türk şirketlerini değil, dünya genelinde kurulmakta olan ETSlerin tasarımını ve gelecekteki etkinliğini de zayıflatabilir uyarısında bulunuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sisteminde yaşanan sert düşüş, 2005 yılından bu yana siyasi irade tarafından desteklenen sistemin geleceğinin sorgulanmasına yol açtı. AB ETS, kurulduğu günden bu yana ilk kez sert eleştirilerin yarattığı siyasi iklimde, bu belirsizlik içerisinde yön bulmaya çalışıyor.
KARBON PİYASASINI NELER BEKLİYOR?
Karbon piyasalarında yaşanan bu gelişme, ortak ülkeler ve Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Yaklaşık 20 yıldır iklim değişikliği, karbon piyasaları ve enerji konularında AB ve Türkiye özelinde çalışmalar yürüten Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İİBF, İktisat Bl. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Etem Karakaya, yaşanan gelişmeleri ve beklentileri İklim Haber için değerlendirdi. İklim iktisadı; iklim müzakereleri; sanayide karbonsuzlaşma; karbon piyasaları; AB ETS sistemi; enerji ve malzeme verimliliği, döngüsel ekonomi ve uluslararası iktisat alanlarında çalışmalar yapan Karakaya, özetle şu değerlendirmeyi yaptı:
‘POLİTİK KIRILMA FİYATLARI DÜŞÜRDÜ’
“Avrupa Birliği’nin iklim hedeflerine ulaşmada kullandığı en önemli araçlardan olan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), 20 yıldır karbon fiyatları aracılığıyla sanayiyi karbonsuzlaştıran en güçlü yöntemlerden biri olarak görülüyordu. 2020 sonrasında hızla yükselen karbon fiyatları, Ocak 2026’da 92 Euro’ya kadar yükseldi. Ancak bu yükseliş kısa sürdü: Fiyatların birkaç hafta içinde yaklaşık %22 gerilemesi, politik bir kırılmanın sonucu.
AVRUPALI LİDERLERDEN SERT ELEŞTİRİLER
Bu düşüşün arkasında, Avrupa’nın siyasi liderlerinin ETS’ye ve yüksek karbon maliyetlerine ilk defa yönelttikleri sert eleştiriler yer alıyor. Şubat ayında düzenlenen AB Rekabet Zirvesi’nde sanayi temsilcilerinin yineledikleri karbon fiyatlarının düşürülmesi çağrıları, ilk kez önemli siyasi liderlerden de destek gördü. Özellikle Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in, ETS’nin ertelenebileceğine yönelik şaşırtıcı açıklaması, ETS’nin temelindeki güçlü siyasi iradenin sarsıldığı şüphesini yarattı. Bu durum, iklim değişikliği ile mücadeleye darbe vuracak bir kırılma noktasına işaret ediyor olabilir.
YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN GELECEĞİ BELİRSİZ
Oysa son 20 yılda ETS, kapsadığı sektörlerde emisyonları neredeyse yarı yarıya azaltarak AB’nin en başarılı iklim araçlarından biri oldu. Aynı zamanda yeşil dönüşümü finanse eden önemli bir gelir kaynağı yarattı. Ancak bugüne kadar büyük ölçüde dokunulmaz kabul edilen sistemin ilk kez bu kadar güçlü siyasi eleştirilere maruz kalması, geleceğine dair belirsizlik yaratıyor. Doğası gereği politik kararlarla şekillenen bu piyasada, yalnızca söylemler dahi güçlü etkiler yaratabiliyor.
Avrupa Komisyonu’nun bu eleştirilere ne ölçüde direnç göstereceği, AB ETS’nin geleceği üzerinde belirleyici rol oynayacak. Bu sene yapılacak olağan ETS revizyonu, geçmiştekilerin aksine, ETS’yi güçlendirmek yerine zayıflatabilir.”
BİR AYDA YÜZDE 22’LİK SERT DÜŞÜŞ
AB ETS, AB’nin daha temiz üretim yapma ve karbon emisyonlarını düşürme hedefleri doğrultusunda, 2005 yılında kurulduğunu belirten Karakaya, “Pilot olarak uygulanmaya başladığı günden bu yana önemli badireler atlattı; karbon fiyatının çok düşük seviyelerde seyrettiği dönemler oldu. Ancak AB, bu temel enstrümana her zaman güçlü bir şekilde sahip çıktı. Öyle ki, geliştirdiği yeni politika desteği ve kurallar sayesinde 2020’den itibaren karbon fiyatları yükseldi ve 100 Euro’nun dahi üzerine çıktığı görüldü. Son beş yıldır büyük oranda 70 Euro üzerinde seyreden karbon fiyatları, Ocak 2026’da 92 Euro’ya ulaştı. Bu yüksek seviyeler, enerji ve karbon uzmanlarının öngörüleriyle uyumluydu. Nitekim, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) fiili olarak uygulanmaya başlandığı; AB ETS’de işlem gören demir-çelik, çimento, alüminyum ve kimya gibi sektörlerin bedava emisyon izinlerinin aşama aşama kaldırılacağı bir ortamda, karbon fiyatlarının 2030 yılına kadar 150-200 Euro civarına ulaşacağı tahmin ediliyordu. Ne var ki Ocak ayında 92 Euro’yu gören karbon fiyatları, son birkaç hafta çok hızla düşerek 17 Ocak’ta 68 Euro seviyelerine kadar düştü. Bir ay içerisinde gözlenen yaklaşık %22’lik düşüş, iklim değişikliği ile mücadeleye darbe vurabilecek önemli değişimlerin habercisi”ifadelerini kullandı.
AB REKABET ZİRVESİNE EMİSYON ELEŞTİRİLERİ DAMGA VURDU
Avrupalı liderlerin, Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artıracak politikaları tartışmak üzere 11 Şubat’ta Anvers’de düzenlenen AB Rekabet Zirvesi’nde bir araya geldiklerini dile getiren Prof. Dr. Ethem Karakaya, bu zirvede ve sonrasında yaşananları şöyle özetledi:
“AB ağır sanayisinin önemli bir bölümü, tesislerinin neden olduğu emisyonlar için ödeme yapma zorunluluğu getiren ETS’den uzun zamandır şikayetçiydi. Bu toplantıda ise AB liderlerine karbon fiyatlarını düşürme çağrısı yaparak önemli bir hamlede bulundular. Örneğin Alman kimya devi BASF SE’nin CEO’su Markus Kamieth, artan karbon maliyetlerinin değer zincirlerini Avrupa dışına ittiğini ve AB sanayisini rekabette dezavantajlı konuma soktuğunu savundu.
GÖZDEN GEÇİRME VE ASKIYA ALMA ÇAĞRISI
Ancak asıl şaşırtıcı gelişme, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in, sanayicilerin bu açıklamalarına destek vermesi oldu. ‘ETS’yi gözden geçirmeye veya ertelemeye, askıya almaya açık olmalıyız,’ diyen Merz, böyle bir revizyonun veya ertelemenin ne anlama geleceği konusunda ise detay vermedi.
ETS, politik eleştiriler karşısında hassas bir piyasa. Başka ürünlerden farklı olarak karbon piyasası, aslında politika yapıcıların inisiyatifiyle var olmuş bir piyasadır. Mevcut arzına ve revizyonuna dair kararlar, siyasi olarak belirlenir. Yani AB ETS özünde, politika odaklı bir piyasadır. Eğer bu piyasayı yaratan politika yapıcılar, piyasaya dair önemli eleştiriler getirirse bu, piyasanın yeniden şekillenmesine yol açacak denli büyük belirsizlikler yaratabilir. Dolayısıyla, karbon fiyatını en fazla savunan, AB’nin en büyük ekonomisinin liderinin, ETS’nin ertelenebileceğine dair bir açıklamada bulunması, geri dönülmez bir hasar yaratır.
LİDERLERİN HEDEFİNDE KARBON FİYATLARI VAR
Görünen o ki yükselen enerji fiyatlarını düşüremeyen liderler, politik söylemlerle daha kolay düşürebildikleri karbon fiyatlarını hedef alıyorlar. Merz’in açıklamalarının ardından Avusturya ve Çekya liderleri, karbon fiyatlandırması karşıtı söylemlerine yeniden başladılar. Fransa Cumhurbaşkanı (Macron) ise 30-40 Euro civarında olması gereken karbon fiyatının, ‘spekülasyonlar’ nedeniyle 80 Euro’nun üzerinde olduğunu iddia etti.”
FOSİL YAKIT GİRDİLERİ ARTACAK
Karbon fiyatının güvenilir ve istikrarlı bir şekilde artmasının, piyasalara, fosil yakıt girdilerinin giderek daha pahalı hâle geleceğinin sinyalini verdiğine işaret eden Karakaya, bu durumun yalnızca elektrik üretiminde yenilenebilir enerjiye geçişte değil; çelik, çimento ve kimya gibi emisyon azaltımının zor olduğu sektörlerde de inovasyonu teşvik ettiğinin altını çiziyor.
YEŞİL YATIRIMLAR İÇİN TEHLİKE ÇANLARI
Yeşil çelik ve yeşil hidrojen gibi birçok karbonsuzlaşma teknolojisinin, henüz geleneksel seçeneklerden daha pahalı
olduğunu belirten Karakaya, “Ancak güçlü karbon fiyatları, pahalı ancak gerekli yatırımların gelecekteki kârlılığını daha öngörülebilir kılar. Günümüzde, karbon fiyatlarının artacağı ve ‘kirli teknolojilerle rekabet edebileceği’ inancı ile, temiz teknolojilere milyarlarca dolarlık yatırım yapılmaktadır. Karbon fiyatlarındaki istikrarsızlık ve düşüş eğilimi, bu tür uzun dönemli yeşil yatırımları tehlikeye atacaktır” görüşünü dile getirdi.
ETS’NİN DOKUNULMAZLIĞI ORTADAN KAKLIYOR MU?
AB içerisinde daha önce de sürdürülebilirlikle ilgili düzenlemelere yönelik itirazların yükseldiğini hatırlatan Prof. Dr. Ethem Karakaya, “Özellikle ABD ve Çin ile rekabette geri kalındığı öne sürülmüş, çevre ile ilgili bazı düzenlemelerin basitleştirilmesi gündeme getirilmişti. Bu çerçevede sürdürülebilirlik raporlama kurallarında ve otomobil gibi bazı sektörlere yönelik hedefler belirleyen yeşil mevzuatta birtakım değişiklikler yapılmıştı. Ancak iklim değişikliği ile mücadelede bloğun en önemli araçlarından olan karbon fiyatlaması ve ETS, büyük ölçüde dokunulmazdı. Hatta uzun yıllar boyunca AB’nin gündemi, karbon fiyatlarını istikrarlı bir şekilde yüksek tutabilmek üzerine odaklandı. AB ETS’deki karbon fiyatlarının, dünyada uygulamada olan diğer ETSlerden daha yüksek seyretmesi, AB sanayisinin rekabet gücünü azalttığı iddiasıyla eleştiriliyordu. Ancak aslında AB sanayisinin karşı karşıya olduğu yüksek maliyetlerin yalnızca bir kısmı ETS’den kaynaklanıyor.
‘TABU YIKILDI, KUTSAL KASE ÇATLADI’
Tüm dünyaya örnek gösterilen bu sistemin piyasa temelli bir araç olması ve şirketlere emisyonlarını nasıl azaltacağını dikte etmemesi nedeniyle muhafazakar eleştirmenler tarafından bile takdir edildiğini vurgulayan Karakaya, “Şubat ayında yaşanan gelişmelerle birlikte bu tabu yıkılmış ve kutsal kase çatlamış görünüyor” dedi.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
AB ETS uygulamasının askıya alınması veya tamamen kaldırılması gibi çılgınca bir kararın neredeyse imkansız olacağını vurgulayan Karakaya, “Ancak bu sürecin, karbon piyasasının sanayiyi dönüştürücü etkisini ciddi anlamda sulandırmasını bekleyebiliriz. Avrupa Komisyonu’nun ve Komisyon Başkanı Von der Leyen’in ne kadar direnç göstereceği, karbon piyasasının etkinliğinin ve işleyişinin ne ölçüde değişeceği üzerinde belirleyici olacak. 2026’nın üçüncü çeyreğinde AB ETS, olağan revizyona gidecek. Bu revizyonlar geçmişte; daha fazla sektörü içeren, karbon azaltım hedefini ve karbon fiyatlarını artırmayı hedefleyen reformlar olarak karşımıza çıkıyordu. Bu seneki revizyon kararlarında ise muhtemelen karbon piyasasının zayıflatıldığını ve bazı erteleme kararlarını göreceğiz” görüşünü dile getirdi.
TÜRKİYE’DEKİ İŞLETMELERİ NASIL ETKİLENECEK
Karbon fiyatının, AB ile ticaret yapan Türk işletmeleri de yakından ilgilendirdiğini belirten Karakaya, “AB ETS’de oluşacak karbon fiyatı, hem AB içerisinde hem de AB ile ticaret yapan ve SKDM sertifikası satın almak durumunda olan Türkiye’deki işletmeleri yakından ilgilendiriyor. Bilindiği gibi SKDM sertifikalarını etkileyen en önemli faktör, AB ETS karbon fiyatlarıdır. Bu fiyatların nasıl seyredeceğini doğru öngörüp ona göre pozisyon almak, işletmelere ciddi maliyet avantajı sağlayabilir” görüşünü dile getirdi.
ETS’NİN GELECEĞİNİ POLİTİK TERCİHLER BELİRLEYECEK
AB iklim politikaları ve özellikle AB ETS’nin küresel ölçekte karbon fiyatları için bir yol haritası işlevi gördüğünü belirten Karakaya, değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Eğer AB, siyasi baskılar sonucu en güçlü iklim aracını sulandırmaya başlarsa bu durum, küresel olarak palazlanmaya başlayan ETS sistemleri nezdinde güvenilirliğini zedeleyecektir. ETS ancak politik olarak korunduğunda ve desteklendiğinde güvenilir ve yatırım yapılabilir bir araç olabilir.”
