TÜMÖD’den Akademi Uyarısı: Üniversiteler Siyasileşmiş, Liyakat Rafa Kalkmıştır!

ÖZEL HABER 07.04.2026 - 21:14, Güncelleme: 07.04.2026 - 21:24 154 kez okundu.
 

TÜMÖD’den Akademi Uyarısı: Üniversiteler Siyasileşmiş, Liyakat Rafa Kalkmıştır!

Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, üniversitelerde artan siyasileşme ve "adrese teslim" kadro atamalarına karşı sert bir bildiri yayımladı.

Akademideki kayırmacılığın köklerini 1950’lerden bugüne uzanan siyasi süreçlerle analiz eden TÜMÖD, liyakatin sadakate feda edilmesinin Türkiye’nin geleceği için geri dönülemez bir "sorunsal" haline geldiğini vurguladı. YÖK’ü yaşanan usulsüzlüklere seyirci kalmakla suçlayan dernek yönetimi, bilimsel niteliğin ancak ehliyetli kadrolarla korunabileceği çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tolga Yarman TÜMÖD BASIN AÇIKLAMASI Tarih: 07.04.2026 Üniversitelerimiz, bizim izleyebildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar olmadığı şekliyle siyasileşmiştir... Her ne kadar siyaset üniversitenin elbette üstünde ise de bilhassa kadroların salt potansiyel (gizil) oy kaynakları olarak görülmesi ve atamaların, liyakatin önüne yandaşlığın çekilmek suretiyle yapılması kabul edilemezdir. Bu sorun, evet, sadece bugünün sorunu değildir. 1950 sonrası, zaten kısıtlı olan ulusal olanakların, kırsaldan kente göç izdihamının kendine özgü sorunlarla birlikte ortaya çıkmasının ayrıca köpürtmesi ile, muhalif taraf adeta görmezden gelinerek, iktidar yanlılarına yönetilmesinin, ‘Vatan Cephesi’ sürecinde, anayasa ihlali pahasına, ‘kurumsallaştırılasına’ kadar dayanır... Ardından, ‘Milliyetçi Cepheler’e tırmanır... İdare anlayışında, toplum bölünerek, kaynakları yandaşlara yettirmenin bugünkü adı ‘Ötekiler’e karşı ‘Yerli-ve-Milli"dir. Giderek, ‘demokraside eşit yurttaşlık’ diye bir kavram gündeme taşınırken, hemen her yerde, o arada, yargı önünde dahi, eşitlik özelliği örselenen yurttaşlıktır... Üniversitelerimizde, genelde devlet içindeki atamalarda yaşanan ‘kayırmacılığı’, 2000'ler civarında, olması gereken biçimde yürürlüğe konan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) Sistemi'nin, sınav sorularının çalınmasıyla tavsaması ve mülakat süreçlerinin olağanlaşmasından ayırmak, pek tabii mümkün değildir. Bu ne kadar böyle ise, sorunun, üniversitedeki atamalarda liyakatin, yanlılara feda edilmesi, ileride başımızı, sanılandan çok daha fazla ağrıtacak, bir sorunsal olarak boy atmaktadır. Gerekli akademik ve idari kadro eksikliği, laboratuvar ve uygulama alanları gibi eğitimin olmazsa olmazlarının yetersiz olduğu üniversitelerde nitelikli eğitim verildiği söylenemez. Bunun yanında halen ve ısrarla kadro ilanlarında adeta kişiyi tarif eder şekilde yapılan hakkaniyetsiz atamaların sıradanlaştığı bilinmektedir. Üniversitelerde liyakatli akademisyenler olursa, nitelikli eğitim verilir ve ülkemizin geleceğine bilgiyle ışık saçan, irade ortaya koyabilen insanlar yetiştirilir.  Bütün bunlar bir yana itilerek, eş, ahbap, arkadaş ilişkileriyle kadrolar doldurulursa, olumsuzlukların önü daha da çok alınamaz olur. Anlattığımız sorunlarla ilgilenmesi gereken YÖK, bunları görmezden, duymazdan gelerek, olanlara seyirci kalarak, adeta destek veriyor gibi bir görünüme bürünmüştür. Üniversitelere alınacak kadroların, gereken bilgiye, birikime, yani liyakate dayanan bir değerlendirme ile işlevselleştirilmesi, TÜMÖD olarak savunarak, sürekliliğini talep ettiğimiz bir konudur. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur. TÜMÖD Yönetim Kurulu adına Prof. Dr. Tolga YARMA Genel Başkan
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, üniversitelerde artan siyasileşme ve "adrese teslim" kadro atamalarına karşı sert bir bildiri yayımladı.

Akademideki kayırmacılığın köklerini 1950’lerden bugüne uzanan siyasi süreçlerle analiz eden TÜMÖD, liyakatin sadakate feda edilmesinin Türkiye’nin geleceği için geri dönülemez bir "sorunsal" haline geldiğini vurguladı. YÖK’ü yaşanan usulsüzlüklere seyirci kalmakla suçlayan dernek yönetimi, bilimsel niteliğin ancak ehliyetli kadrolarla korunabileceği çağrısında bulundu.

Prof. Dr. Tolga Yarman

TÜMÖD BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 07.04.2026

Üniversitelerimiz, bizim izleyebildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar olmadığı şekliyle siyasileşmiştir...

Her ne kadar siyaset üniversitenin elbette üstünde ise de bilhassa kadroların salt potansiyel (gizil) oy kaynakları olarak görülmesi ve atamaların, liyakatin önüne yandaşlığın çekilmek suretiyle yapılması kabul edilemezdir.

Bu sorun, evet, sadece bugünün sorunu değildir. 1950 sonrası, zaten kısıtlı olan ulusal olanakların, kırsaldan kente göç izdihamının kendine özgü sorunlarla birlikte ortaya çıkmasının ayrıca köpürtmesi ile, muhalif taraf adeta görmezden gelinerek, iktidar yanlılarına yönetilmesinin, ‘Vatan Cephesi’ sürecinde, anayasa ihlali pahasına, ‘kurumsallaştırılasına’ kadar dayanır... Ardından, ‘Milliyetçi Cepheler’e tırmanır... İdare anlayışında, toplum bölünerek, kaynakları yandaşlara yettirmenin bugünkü adı ‘Ötekiler’e karşı ‘Yerli-ve-Milli"dir. Giderek, ‘demokraside eşit yurttaşlık’ diye bir kavram gündeme taşınırken, hemen her yerde, o arada, yargı önünde dahi, eşitlik özelliği örselenen yurttaşlıktır...

Üniversitelerimizde, genelde devlet içindeki atamalarda yaşanan ‘kayırmacılığı’, 2000'ler civarında, olması gereken biçimde yürürlüğe konan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) Sistemi'nin, sınav sorularının çalınmasıyla tavsaması ve mülakat süreçlerinin olağanlaşmasından ayırmak, pek tabii mümkün değildir.

Bu ne kadar böyle ise, sorunun, üniversitedeki atamalarda liyakatin, yanlılara feda edilmesi, ileride başımızı, sanılandan çok daha fazla ağrıtacak, bir sorunsal olarak boy atmaktadır.

Gerekli akademik ve idari kadro eksikliği, laboratuvar ve uygulama alanları gibi eğitimin olmazsa olmazlarının yetersiz olduğu üniversitelerde nitelikli eğitim verildiği söylenemez.

Bunun yanında halen ve ısrarla kadro ilanlarında adeta kişiyi tarif eder şekilde yapılan hakkaniyetsiz atamaların sıradanlaştığı bilinmektedir.

Üniversitelerde liyakatli akademisyenler olursa, nitelikli eğitim verilir ve ülkemizin geleceğine bilgiyle ışık saçan, irade ortaya koyabilen insanlar yetiştirilir. 

Bütün bunlar bir yana itilerek, eş, ahbap, arkadaş ilişkileriyle kadrolar doldurulursa, olumsuzlukların önü daha da çok alınamaz olur.

Anlattığımız sorunlarla ilgilenmesi gereken YÖK, bunları görmezden, duymazdan gelerek, olanlara seyirci kalarak, adeta destek veriyor gibi bir görünüme bürünmüştür.

Üniversitelere alınacak kadroların, gereken bilgiye, birikime, yani liyakate dayanan bir değerlendirme ile işlevselleştirilmesi, TÜMÖD olarak savunarak, sürekliliğini talep ettiğimiz bir konudur. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

TÜMÖD Yönetim Kurulu adına
Prof. Dr. Tolga YARMA
Genel Başkan

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.