Ersoy Arslan
Köşe Yazarı
Ersoy Arslan
 

SHOW MUST GO ON!

SHOW MUST GO ON!   Bir sabah kalkıyorsun, aynaya bakıyorsun… Yüzün var, ama yetmiyor. Hemen çekmeceden "günlük maske" seçiyorsun: • Patron görünümlü çalışan maskesi • Sevmediği insana “canım” diyen maskesi • Her şey yolundaymış gibi gülen depresyon maskesi • Instagram’da “mutluyum” filtresi maskesi Çünkü ne de olsa, şov devam etmeli. Bu memlekette herkes dürüsttür… tabii kimse yokken. Herkes merttir… Menfaatine dokunmadığın müddetçe... Ve herkes maskesizdir… Perde ininceye dek... Günümüz insanı sabah kalkar kalkmaz dişini fırçalamadan maskesini takar: • “Abi ben hiç yalan sevmem” maskesi (10 dakikaya menfaat için üç tane atacak) • “Benim kimseyle işim olmaz” maskesi (5 dakika sonra birine yağ çekmek için yanıp tutuşacak) • “Herkese eşit mesafedeyim” maskesi (eşit mesafeyi genelde kendi menfaatine göre ölçüyor) Ofiste “Günaydın!” diyorsun, aslında sabahın köründe uyanmaktan nefret ediyorsun. Karşındaki de “Günaydın canım” diyor ama içinden “Keşke senin yerine fotokopi makinesiyle muhatap olsam” geçiriyor. Ama ne yaparsın, show must go on. Markette kasiyer “Poşet ister misiniz?” diye soruyor. İstemezsin tabii ki, hem çevreyi hem cebini korumak istiyorsun… Ama diyorsun ki: “Olur.” Çünkü poşetsiz eve gidince komşu, “Ooo bez çanta kullanmıyor musun, sen doğayı hiç sevmiyorsun” bakışı atacak. Maskeyi tak: Çevre dostu rolü aktif! Sosyal medyada ise ayrı bir tiyatro oynanıyor. Evde eşofman altıyla cips gömüyorsun ama fotoğrafa latte koyup altına “Hayat minimalist yaşanınca güzel” yazıyorsun. Arkadaşın yaz tatiline gitmiş, aslında 5 taksitli, ama story’de “Anın tadını çıkarıyorum” diyor. Hepimiz aslında “Tadını çıkarıyoruz” diye diye kredi kartı limitini bitiriyoruz. Ama şov… devam etmeli. • Düğünde en mutlu çift pozu, 3 ay sonra boşanma • “Kardeşimden farksız” dediği arkadaşı, iki gün sonra engelleme • “Bizim dostluğumuz baki” cümlesi, 48 saatlik ömrüyle tarihe geçiyor. Bir de “Herkesin iyiliğini isterim” tayfası var… İyiliğini istedikleri, genelde kendi kötülüklerini örtecek kişiler. Sana “Ben senin yanındayım” der, öbür tarafta “Yalnız o çocuk bana güvenme, biraz garip” diye seni satar. Ama yüzüne bakınca gülümseyerek “Hallederiz kanka” der. Ve işte perde açılır: Show must go on. Herkesin kostümü ütülü, repliği ezberli, maskesi parlak… Yalnız kuliste herkes ter içinde, yüzü düşmüş, kafasında şu ses yankılanıyor: “Ulan şerefsizim Oscarlık performans… Kendimle gurur duyuyorum.” Kısacası, hayat büyük bir sahne… Hepimiz repliklerimizi ezberlemiş, maskelerimizi takmışız. Gerçek yüzü gören yok, çünkü gerçek yüzler sahne ışığında parlamıyor; ancak karanlıkta ortaya çıkıyor. Ama olsun… Perdenin arkasında ne yaşarsak yaşayalım, ön tarafta hepimiz aynı repliği söylüyoruz: “Show must go on, dostum. Show must go on.”   
Ekleme Tarihi: 08 Ağustos 2025 -Cuma
Ersoy Arslan

SHOW MUST GO ON!

SHOW MUST GO ON!

 

Bir sabah kalkıyorsun, aynaya bakıyorsun… Yüzün var, ama yetmiyor. Hemen çekmeceden "günlük maske" seçiyorsun:

• Patron görünümlü çalışan maskesi

• Sevmediği insana “canım” diyen maskesi

• Her şey yolundaymış gibi gülen depresyon maskesi

• Instagram’da “mutluyum” filtresi maskesi

Çünkü ne de olsa, şov devam etmeli.

Bu memlekette herkes dürüsttür… tabii kimse yokken.

Herkes merttir… Menfaatine dokunmadığın müddetçe...

Ve herkes maskesizdir… Perde ininceye dek...

Günümüz insanı sabah kalkar kalkmaz dişini fırçalamadan maskesini takar:

• “Abi ben hiç yalan sevmem” maskesi (10 dakikaya menfaat için üç tane atacak)

• “Benim kimseyle işim olmaz” maskesi (5 dakika sonra birine yağ çekmek için yanıp tutuşacak)

• “Herkese eşit mesafedeyim” maskesi (eşit mesafeyi genelde kendi menfaatine göre ölçüyor)

Ofiste “Günaydın!” diyorsun, aslında sabahın köründe uyanmaktan nefret ediyorsun. Karşındaki de “Günaydın canım” diyor ama içinden “Keşke senin yerine fotokopi makinesiyle muhatap olsam” geçiriyor. Ama ne yaparsın, show must go on.

Markette kasiyer “Poşet ister misiniz?” diye soruyor. İstemezsin tabii ki, hem çevreyi hem cebini korumak istiyorsun… Ama diyorsun ki: “Olur.” Çünkü poşetsiz eve gidince komşu, “Ooo bez çanta kullanmıyor musun, sen doğayı hiç sevmiyorsun” bakışı atacak. Maskeyi tak: Çevre dostu rolü aktif!

Sosyal medyada ise ayrı bir tiyatro oynanıyor. Evde eşofman altıyla cips gömüyorsun ama fotoğrafa latte koyup altına “Hayat minimalist yaşanınca güzel” yazıyorsun. Arkadaşın yaz tatiline gitmiş, aslında 5 taksitli, ama story’de “Anın tadını çıkarıyorum” diyor. Hepimiz aslında “Tadını çıkarıyoruz” diye diye kredi kartı limitini bitiriyoruz. Ama şov… devam etmeli.

• Düğünde en mutlu çift pozu, 3 ay sonra boşanma

• “Kardeşimden farksız” dediği arkadaşı, iki gün sonra engelleme

• “Bizim dostluğumuz baki” cümlesi, 48 saatlik ömrüyle tarihe geçiyor.

Bir de “Herkesin iyiliğini isterim” tayfası var…

İyiliğini istedikleri, genelde kendi kötülüklerini örtecek kişiler. Sana “Ben senin yanındayım” der, öbür tarafta “Yalnız o çocuk bana güvenme, biraz garip” diye seni satar. Ama yüzüne bakınca gülümseyerek “Hallederiz kanka” der. Ve işte perde açılır: Show must go on.

Herkesin kostümü ütülü, repliği ezberli, maskesi parlak… Yalnız kuliste herkes ter içinde, yüzü düşmüş, kafasında şu ses yankılanıyor:

“Ulan şerefsizim Oscarlık performans… Kendimle gurur duyuyorum.”

Kısacası, hayat büyük bir sahne… Hepimiz repliklerimizi ezberlemiş, maskelerimizi takmışız. Gerçek yüzü gören yok, çünkü gerçek yüzler sahne ışığında parlamıyor; ancak karanlıkta ortaya çıkıyor.

Ama olsun… Perdenin arkasında ne yaşarsak yaşayalım, ön tarafta hepimiz aynı repliği söylüyoruz:

“Show must go on, dostum. Show must go on.” 

 

Yazıya ifade bırak !