Bir sanatçıyı kaybettik. Serhat Mustafa Kılınç. Çok erken bir ölüm. Sanat dünyasında çok sevilen bir isim. Zira vefat haberi sonrası sanat camiasından bir çok ismin yaptığı açıklamalarda insanlığı, dostluğu ve yeteneği ön plana çıktı.
Ama ne yazık ki bazı basın organları ve sosyal medya kullanıcıları bir çok olayda olduğu gibi yine sınıfta kaldı. Ölüm haberinin açıklandığı ilk saatlerde gizli tutulması gereken fotoğraf basına sızdı.
Sehpada durduğu görülen sigara kağıdı yasaklı madde kullanıyor iddialarını başlıklara taşıdı. Kız arkadaşı vefasızlıkla suçlandı. Peki ne yaşadı, ne yaşadılar biliyorlar mı?
Bir insan genç yaşında öldü. Ve bir çok gazete ve insan; ailesinin, dostlarının, sevenlerinin acısının üzerinde adeta tepindi. Yazılanlar ne meslek etiğiyle ne de ahlaki değerlerle örtüşmüyor. Sadece görülen birkaç nesne ve duyulanlarla onlarca senaryo üretildi. Oysa Serhat Mustafa Kılınç artık yoktu. Kendini savunamazdı. O kadar acıtan ve onursuzca bir davranış ki…
Böylesi değerli bir sanatçımız -mış ve -miş’lerle adeta linç edildi. Hem de gıyabında. Hem de kendini asla savunamayacakken.
Henüz otopsi raporu çıkmadan, resmi bir açıklama yapılmadan sadece kurgulayarak ortaya atılan iddialar hepimizin canını yaktı.
Peki ne uğruna sergilendi bu ahlaksızca tutum? Fazla tıklanma ve kazanılacak para…
Yazık çok yazık! Ahlaksızlık bu döneme dek hiç bu kadar pervasızca ve yüz kızarmadan yapılmamıştı. Gazete haberi, yorum yapılmadan yayımlanmalı. Okuyucuyu manipüle eden cümleler veya başlık kullanılmamalı. Ama son dönemde trend bu ne yazık ki.
İnsanların onurları, hayatları, aileleri düşünülmeden yazdık nasılsa unutulur mantığıyla arsızca yalanlar üzerine kurulu cümleleri haber diye pazarlıyorlar.
Ya sosyal medya kullanıcıları? Hepsi kendi başına savcı, hakim adeta. Okudukları birkaç cümleyle gıyabında yargılıyor, karar veriyor ve adeta linç ediyorlar.
Bu insan ne yaşadı, hayatında ne gibi olumsuzluklar oldu ya da birisi iftira mı attı… Hiç sorgulama gereği duymuyorlar.
Geldiğimiz nokta gerçekten iç acıtan bir durum. Kendi adıma ben gerçekten içim acıyarak izliyorum.
Bu durum gerekiyorsa verilecek cezalarla artık engellenmeli. Bir marka hakkında basına taşınan bir iddia gerçek bile olsa markayı karalamak olarak kabul edilebiliyor.
Peki ya insan? Yapılan bu yalan yanlış haberle hayat karatılabiliyor, aileleri parçalanabiliyor, işinden mesleğinden edilebiliyor. Ya da Serhat Mustafa Kılınç’ın vefatında olduğu gibi ailesinin ve sevenlerinin kalbinde bir hançer gibi kalabiliyor.
Çok severek takip ettiğim Serhat Mustafa Kılınç’a rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. Hepimizin başı sağolsun. Gerçekten çok başarılı ve yetenekli bir sanatçımızı sonsuzluğa uğurladık.
