Davut Köksoy
Köşe Yazarı
Davut Köksoy
 

GORKI’NİN DİPTEKİLERE YALIN BAKIŞI : BOZKIRDA

Maksim Gorki’nin ilk okuduğum kitabı “Ana”ydı. Beni oldukça etkilemişti. Daha sonra öykülerini okumaya başlayınca, Gorki benim için vazgeçilmez oldu. Bugünlerde ise “Bozkırda” öyküsünü tekrar okudum. Maxim Gorki denince akla genelde sert toplumcu gerçekçi bir çizgi gelse de Ataol Behramoğlu’nun Türkçeye kazandırdığı “Bozkırda” (Cumhuriyet Kitapları Haziran 2000) derlemesi, onun sadece ideolojiyle sınırlı kalmadığını açıkça gösteriyor. Gorki bu öykülerde; açların, evsizlerin ve toplumun dışına itilmiş ‘’ayak takımı’’nın dünyasını içten ve derin bir gözlemle anlatıyor. Derlemedeki öyküler, insanın yalnızlığını ve ayakta kalma çabasını pürüzsüz bir dille önümüze seriyor. Sığınacak Bir Anı Ararken: ‘’Boles’’ ‘’Boles’’, yalnızlığın insan zihninde nasıl bir sığınak yaratabileceğini gösteren oldukça dokunaklı bir öykü. Bir öğrenci ile yan odasında kalan ve hayatını fahişelikle kazanan Teresa’nın ilişkisine odaklanıyor. Teresa bir gün öğrenciden, ‘’Boles’’ adındaki sevgilisine yazılmak üzere bir mektup kaleme almasını istiyor. Bir süre sonra ise bu kez Boles’un ağzından kendisine bir yanıt mektubu yazmasını rica ediyor. Öğrenci, ortada aslında hiç var olmamış bir adam olduğunu anladığında gerçek ortaya çıkıyor: Teresa, tamamen kendi uydurduğu bu hayali karakterden gelen mektuplarla hayata tutunmaya çalışıyor. Toplumun en altında görülen Teresa için Boles, fiziksel bir sevgiliden ziyade psikolojik bir dayanak. Öğrenci de kadının bu çaresizliğini fark edince kendi önyargıları ve üstenci tavrıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Özgürlüğün ve Hırsların Çatışması: ‘’Malva’’ Bir balıkçı adasında geçen ‘’Malva’’, kendi kurallarıyla yaşayan bağımsız bir kadın ile ona hükmetmeye çalışan erkekler arasındaki çekişmeyi anlatıyor. Ailesini köyde bırakıp adada balıkçılık yapan Vasili, genç ve alımlı Malva ile birliktedir. Ancak Vasili’nin oğlu Yakov’un adaya gelmesiyle işler değişir. Baba ve oğul aynı kadının ilgisini çekmek için sert bir rekabete girerken; Malva ise hiçbir erkeğe ait olmayı kabul etmeyerek özgür ruhunu korur. Dönemin geleneksel kadın profilinin çok ötesinde duran Malva, erkeklerin onu bir mülk gibi görme çabalarını boşa çıkarır. Öte yandan Gorki’nin deniz ve gökyüzü betimlemeleri adeta öykünün ayrı birer karakteri gibi.(Yaşar Kemal’in doğa betimlemeleri gibi,) Doğanın o sonsuzluğu yanında erkeklerin sahip olma hırsı oldukça küçük ve zavallı kalıyor. Açlığın İnsanlığı Yutması: ‘’Bozkırda’’ Derlemeye adını veren ‘’Bozkırda’’, temel bir ihtiyaç olan açlık karşısında insanın neye dönüşebileceğini gösteren sert bir öykü. Yakıcı ve acımasız bir bozkırda yol alan üç kişinin (genç anlatıcı, yaşlı bir adam ve bir öğrenci) hikayesini izliyoruz. Günlerce süren açlık ve susuzluk, bu üç kişiyi zamanla insani değerlerden koparıp birer yırtıcıya dönüştürüyor; küçücük bir yiyecek kırıntısı bile aralarındaki bağı yok etmeye yetiyor. Gorki, Tok karnına ahlaklı ve paylaşımcı olmanın kolay olduğunu, ancak derin bir açlık karşısında medeniyet maskesinin ne kadar çabuk düştüğünü bozkırın o tekinsiz atmosferinde hissettiriyor. Ataol Behramoğlu Çevirisi Öykülerin Türkçedeki bu güçlü etkisinde şair ve Rus dili uzmanı Ataol Behramoğlu’nun emeği çok büyük. Behramoğlu, Gorki’nin o sokaktan gelen sert ve yalın dilini Türkçeye aktarırken harika bir denge yakalamış; karakterlerin doğallığını ve metindeki o toprak kokusunu olduğu gibi korumuş. Bozkırda, insanı yargılamadan; iyisiyle kötüsüyle tüm çıplaklığıyla anlayan ve anlatan zamansız bir yapıt. Güzel bir öykü okumak isteyenler Gorki’nin bu kitabını okumalı.
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 -Pazartesi
Davut Köksoy

GORKI’NİN DİPTEKİLERE YALIN BAKIŞI : BOZKIRDA

Maksim Gorki’nin ilk okuduğum kitabı “Ana”ydı. Beni oldukça etkilemişti. Daha sonra öykülerini okumaya başlayınca, Gorki benim için vazgeçilmez oldu. Bugünlerde ise “Bozkırda” öyküsünü tekrar okudum.

Maxim Gorki denince akla genelde sert toplumcu gerçekçi bir çizgi gelse de Ataol Behramoğlu’nun Türkçeye kazandırdığı “Bozkırda” (Cumhuriyet Kitapları Haziran 2000) derlemesi, onun sadece ideolojiyle sınırlı kalmadığını açıkça gösteriyor. Gorki bu öykülerde; açların, evsizlerin ve toplumun dışına itilmiş ‘’ayak takımı’’nın dünyasını içten ve derin bir gözlemle anlatıyor. Derlemedeki öyküler,

insanın yalnızlığını ve ayakta kalma çabasını pürüzsüz bir dille önümüze seriyor.

Sığınacak Bir Anı Ararken: ‘’Boles’’

‘’Boles’’, yalnızlığın insan zihninde nasıl bir sığınak yaratabileceğini gösteren oldukça dokunaklı bir öykü. Bir öğrenci ile yan odasında kalan ve hayatını fahişelikle kazanan Teresa’nın ilişkisine odaklanıyor.

Teresa bir gün öğrenciden, ‘’Boles’’ adındaki sevgilisine yazılmak üzere bir mektup kaleme almasını istiyor. Bir süre sonra ise bu kez Boles’un ağzından kendisine bir yanıt mektubu yazmasını rica ediyor.

Öğrenci, ortada aslında hiç var olmamış bir adam olduğunu anladığında gerçek ortaya çıkıyor: Teresa, tamamen kendi uydurduğu bu hayali karakterden gelen mektuplarla hayata tutunmaya çalışıyor.

Toplumun en altında görülen Teresa için Boles, fiziksel bir sevgiliden ziyade psikolojik bir dayanak. Öğrenci de kadının bu çaresizliğini fark edince kendi önyargıları ve üstenci tavrıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.

Özgürlüğün ve Hırsların Çatışması: ‘’Malva’’

Bir balıkçı adasında geçen ‘’Malva’’, kendi kurallarıyla yaşayan bağımsız bir kadın ile ona hükmetmeye çalışan erkekler arasındaki çekişmeyi anlatıyor.

Ailesini köyde bırakıp adada balıkçılık yapan Vasili, genç ve alımlı Malva ile birliktedir. Ancak Vasili’nin oğlu Yakov’un adaya gelmesiyle işler değişir. Baba ve oğul aynı kadının ilgisini çekmek için sert bir rekabete girerken; Malva ise hiçbir erkeğe ait olmayı kabul etmeyerek özgür ruhunu korur. Dönemin geleneksel kadın profilinin çok ötesinde duran Malva, erkeklerin onu bir mülk gibi görme çabalarını boşa çıkarır. Öte yandan Gorki’nin deniz ve gökyüzü betimlemeleri adeta öykünün ayrı birer karakteri gibi.(Yaşar Kemal’in doğa betimlemeleri gibi,) Doğanın o sonsuzluğu yanında erkeklerin sahip olma hırsı oldukça küçük ve zavallı kalıyor.

Açlığın İnsanlığı Yutması: ‘’Bozkırda’

Derlemeye adını veren ‘’Bozkırda’’, temel bir ihtiyaç olan açlık karşısında insanın neye dönüşebileceğini gösteren sert bir öykü. Yakıcı ve acımasız bir bozkırda yol alan üç kişinin (genç anlatıcı, yaşlı bir adam ve bir öğrenci) hikayesini izliyoruz.

Günlerce süren açlık ve susuzluk, bu üç kişiyi zamanla insani değerlerden koparıp birer yırtıcıya dönüştürüyor; küçücük bir yiyecek kırıntısı bile aralarındaki bağı yok etmeye yetiyor. Gorki, Tok karnına ahlaklı ve paylaşımcı olmanın kolay olduğunu, ancak derin bir açlık karşısında medeniyet maskesinin ne kadar çabuk düştüğünü bozkırın o tekinsiz atmosferinde hissettiriyor.

Ataol Behramoğlu Çevirisi

Öykülerin Türkçedeki bu güçlü etkisinde şair ve Rus dili uzmanı Ataol Behramoğlu’nun emeği çok büyük. Behramoğlu, Gorki’nin o sokaktan gelen sert ve yalın dilini Türkçeye aktarırken harika bir denge yakalamış; karakterlerin doğallığını ve metindeki o toprak kokusunu olduğu gibi korumuş. Bozkırda, insanı yargılamadan; iyisiyle kötüsüyle tüm çıplaklığıyla anlayan ve anlatan zamansız bir yapıt. Güzel bir öykü okumak isteyenler Gorki’nin bu kitabını okumalı.

Yazıya ifade bırak !