Hayatımızda “arka bahçe” diye bir yer vardır.
Evlerde çoğu zaman arka balkon, kullanmadığımız eşyaların yığıldığı bir depoya dönüşür. Arka odalar, “nasıl olsa görünmüyor” diye temizliği ertelenen yerler olur. Bahçelerin ön tarafı özenle düzenlenirken, arka tarafı çoğu zaman kaderine bırakılır.
Neden böyle yapıyoruz, gerçekten bilmiyorum.
Oysa bir bahçenin önüyle arkası arasında hiçbir fark yoktur. Nasıl ki insan yalnızca görünen yüzünü değil, bütün bedenini yıkıyorsa; bir evin de görünen ve görünmeyen bütün köşeleri aynı özeni hak eder. Balkonumuz sokağa bakmasa da, misafirler hiç görmese de, o alanlar da evimizin bir parçasıdır.
Belki de mesele sadece ev değildir.
İnsan ruhunun da bir arka bahçesi vardır.
Söyleyemediğimiz sözler, ertelediğimiz kararlar, bastırdığımız duygular, yüzleşmek istemediğimiz korkular… Zamanla hepsi o görünmeyen köşelerde birikmeye başlar. Nasıl ki temizlenmeyen bir bahçeyi kuru yapraklar, yabani otlar ve zamanın bıraktığı izler kaplıyorsa, ihmal edilen duygular da insanın içinde sessizce birikir.
Ve hiçbir şey sonsuza kadar arka tarafta kalmaz.
Bir gün o dağınıklık önümüze gelir. Bazen huzursuzluk olarak, bazen yorgunluk olarak, bazen de nedenini bile anlayamadığımız bir ağırlık olarak…
Bugün bunu yeniden fark ettim.
Oturduğum evin arka bahçesinde birbirinden güzel limon ağaçları var. Ama işte “arka bahçe” olduğu için uzun zamandır ihmal edilmişti. Herkes ön tarafını temizliyor, görünen kısmını düzenliyordu. Arka tarafta ise uzayan otlar, dökülen yapraklar ve biriken dağınıklık vardı.
İki saat boyunca sadece orayla uğraştım.
Yaprakları topladım, otları temizledim, toprağı düzenledim.
Şimdi elimde bir fincan çayla arka balkonda oturuyor, tertemiz bahçemi seyrediyorum.
Garip ama çok derin bir huzur var içimde.
Sanki sadece bahçeyi değil, kendimin görünmeyen bir köşesini de temizlemiş gibiyim.
İnsan bazen hayatını değiştirmek için büyük adımlar atması gerektiğini sanıyor. Oysa bazen tek yapılması gereken, uzun zamandır dönüp bakmadığı arka bahçesine gitmek oluyor.
Çünkü gerçek huzur, sadece insanların gördüğü tarafımızın değil; sağımızın, solumuzun, önümüzün ve arkamızın da pırıl pırıl olduğu zaman geliyor.
