Çok anlamlı atasözlerimiz olduğu gibi, “İmamın dediğini yap, yaptığını yapma” diye sevemediğim bir sözümüz de vardır. Çünkü hep şunu sorarım kendime: Eğer bir insanın söylediği ile yaptığı örtüşmüyorsa, o kişi gerçekten güvenilir midir?
Bir başka açıdan bu söz, teoriyi bilen ama deneyimden yoksun olan insanı betimler. Eğer boşanma süreci yaşayan biriyseniz, hiç evlenmemiş bir avukatı mı, yoksa boşanmış ve bu süreci bizzat deneyimlemiş bir avukatı mı seçersiniz?
Ben hayatımda, söylediği ile yaptığı birbiriyle örtüşen biri olmayı seçtim. Bu her zaman kolay olmadı. Ancak yaş aldıkça bu yaklaşımın beni dedikodudan, gereksiz savunmalardan ve boş işlerden koruduğunu, bana gerçek bir özgürlük alanı açtığını daha net gördüm. Daha da önemlisi, bu yaşam biçimi insanların bana güven duymasını sağladı.
Beni yakından veya sosyal medya üzerinden tanıyanlar bilir; söylediğim ya da yazdığım her şey, bir gözlemden değil, bir tanıklıktan veya yaşanmışlıktan gelir. Hayatımın bu döneminde de Anlam Odaklı Öğrenme modelime dayanan “Anlam Odaklı Yaş Alma” yaklaşımını sadece anlatmıyor, bizzat yaşayarak ilerliyorum.
Neden Anlam Odaklılık?
Anlamsızlığı, insanı tüketim ekonomisinin merkezine iten ve içten içe yoran bir boşluk olarak görüyorum.
Çocuklarımız okuyor, ama neden okuduklarının farkında değiller. Bir şey satın alıyorlar, ama hangi ihtiyaçlarını karşıladığını bilmiyorlar. Seçtikleri meslekler, daha eğitimleri sürerken eskiyor ve mezun olduklarında çoğu zaman başladıkları noktadan bile geriye düşmüş hissediyorlar.
Zamanın ruhu değişti. Reklam artık eskisi kadar etkili değil. Yaşamın hızının artması, ironik bir şekilde kapitalist sistemi daha da güçlendirmek yerine, onun kendi içindeki tükenişini görünür kılıyor.
Parlatılmış imgeler; influencer’lar, markalar, mekanlar ve tüketim nesneleri, yerini giderek daha fazla gerçek, doğal ve özgün olana bırakıyor.
Ve insan bu noktada kaçınılmaz sorularla karşılaşıyor:
Ben gerçekten ne yapıyorum?
Ben gerçekten ne istiyorum?
Ben gerçekten nasıl mutlu oluyorum?
Sahi ben kimim?
Bu soruların cevabı kolay değil. Çünkü çoğumuz, aile, toplum, din ve egemen kültürün etkisiyle şekillenmiş bir hayatın içinden geliyoruz. Hatta tüm imkanlar önümüze sunulmuş olsa bile, bu seçeneklerin gerçekten bize ait olup olmadığını ayırt etmek her zaman mümkün olmuyor.
Anlam Odaklı Yaş Alan Kimdir?
Anlam odaklı yaşam; ne olduğumuzu değil, kim olduğumuzu ve yaşama nasıl katkı sunduğumuzu merkeze alır. Kim olduğumuz ise, nasıl yaşadığımızla doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle “Anlam Odaklı Yaş Alma” yaklaşımını şu temel seçimler üzerine kuruyorum:
• Hareketsizlik yerine hareketli yaşamı seçmek
• Zayıflık ve kırılganlık yerine güçlü ve fonksiyonel bir beden inşa etmek
• AVM’ler yerine doğayla temas kurmak
• Yapay ışıklar yerine gün ışığıyla uyumlu yaşamak
• Estetik müdahaleler yerine doğal yaş alma sürecini kabul etmek
• Alkol ve sigara yerine bitkisel çayları tercih etmek
• İşlenmiş gıdalar yerine gerçek ve doğal besinlerle beslenmek
• Şeker ve karbonhidrat ağırlığı yerine protein dengesi yüksek bir beslenme düzeni kurmak
• Susuzluk yerine yeterli su tüketmek
• Gece ekranları yerine kaliteli ve düzenli uykuya öncelik vermek
• Yüzeysel nefes yerine derin ve bilinçli nefes almak
• Sosyal medya bağımlılığı ve toplumsal baskı yerine sakinlik ve içsel dengeyi korumak
• Beğenilme yarışı yerine özgüvenle yaşamak
• Kronik stres yerine stresi yönetebilmek
• Tembellik ve erteleme yerine disiplinli bir yaşam tarzı benimsemek
• Motivasyona bağımlılık yerine süreklilik ve istikrar geliştirmek
• Televizyon ve pasif tüketim yerine müzik ve dansla hareket etmek
• Bedenden kopukluk yerine beden-zihin farkındalığını güçlendirmek
• Yönsüzlük yerine amaçlı ve anlamlı bir yaşam sürmek
Peki ben bunların hepsini yapıyor muyum? Hayır.
Ama hepsini yaşamıma dahil etmeye niyetliyim ve bu yolda ilerliyorum.
Örneğin 2011’den beri televizyonum yok. Alkolle vedam ise çok yeni; yaklaşık 45 gün oldu ve artık hiç tüketmiyorum. İşlenmiş gıdalardan uzun süredir uzak duruyorum, ancak peynirle ilişkimi dönüştürme sürecim yeni başladı ve oldukça iyi gidiyor.
Sosyal medya benim için bir beğenilme değil, üretim alanı, bir tür “günlük” olsa da, ona sınır koymayı da öğreniyorum. Nefesle tanışmam yıllar önce yoga ile oldu. Beden farkındalığım sayesinde ise yaşadığım kanser çok erken fark edildi ve ameliyatla tamamen temizlendi.
Yani benim için “İmamın dediğini yap, yaptığını yapma” geçerli değil. Bir model ortaya koyuyorsam, onun örneği olmayı da seçiyorum.
O halde sorayım: Siz bu maddeleri okuduğunuzda neler düşündünüz? Hangileri zaten hayatınızda var? Hangileri size zor görünüyor?
Yıllar önce arabuluculuk eğitimi alan öğrencilerime şöyle derdim: “Eğer yolunuz benimle kesişiyorsa, kendi çatışmalarınızla tanışmak içindir. Çünkü kendi çatışmalarını bilmeyen kişi ne özfarkındalığa ulaşabilir ne de tarafsız kalabilir.”
Bugün de Anlam Odaklı Yaş Alma’dan söz ederken şunu söylüyorum: “Eğer bu çalışma veya yazı sizinle buluştuysa, bu bir tesadüf değil. Bu, hayatınızda anlam yaratmaya hazır olduğunuzun bir işaretidir. Kendisiyle birlikte içinde bulunduğu toplumu da dönüştürebilecek yeni nesil liderler, bu farkındalıkla ortaya çıkar. Ve eğer lider değilseniz, yollarımız zaten kesişmezdi.”
Kanımca, dünyanın kutuplaşmadan yorulduğu, çatışmadan bıktığı, yapaylığa doyduğu bu dönemde; anlamlı yaşam, insanın kendi doğasına en uygun kendini gerçekleştirme yoludur.
