Suay Karaman
Köşe Yazarı
Suay Karaman
 

KONFERANSIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal 28 Ocak 2026 tarihinde sosyal medyada yaptığı paylaşımda şunu yazdı: “Ne mutlu Türk milletinin eşit yurttaşıyım diyen herkese.” Eşsiz liderimiz Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü değiştirerek paylaşması haklı tepkilere neden oldu. Anayasamıza göre Türk Milleti hiçbir etnik ve mezhep farkı gözetmeden zaten eşittir. Kürt Teali Cemiyetinin uzantısı PKK terör örgütünün ve TBMM’deki temsilcisi DEM Partinin eşit yurttaşlıktan amacı resmi dilin iki dilli olması ve eğitimin iki dille yapılmasıdır. Bu konuda çok dikkatli olmak gerekir çünkü ülkemizin bölünmesinin önünü açacak bu amaca özellikle CHP’nin hizmet etmemesi gerekir. Eğer CHP, Altı Ok ile Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşırsa, bölünmez bütünlüğümüz tehlikeye girer. Eşit yurttaşlık ve Kürt sorunu diye çırpınanların akıllarına toprak ağalığı ve feodalitenin gelmemesi üzerinde düşünülmelidir.   Bu ihanet sürecinde önce ‘Türk’ kavramı yerine ‘Türkiyelilik’ adı altında coğrafi bir tanımla ile çok kimlikli bir yol açmayı denediler. Bu konuya tepki gelince vatandaşlık tanımının eşit yurttaşlık olarak değiştirilmesini istemektedirler. Ardından dil talepleri, özerk yönetim istekleri gelecek ve bölünmenin önü açılacaktır. Eşit yurttaşlık kavramının ardında, 8 Ocak 1918 tarihli ABD Başkanı Woodrow Wilson Prensiplerinden, 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’na kadar uzanan, günümüzde de Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen ülkemizi bölmeyi amaçlayan bir plan bulunmaktadır. Emperyalist güçlerin amacı ulus devletlerin parçalanmasıdır. İşte eşit yurttaşlık söylemi de bunun için öne çıkartılmaktadır. Anayasamız; etnik kökeni, dini veya mezhebi ne olursa olsun herkesi Türk Milleti üst kimliği altında birey olarak kabul etmektedir. Bugün bilinçsizce dile getirilen eşit yurttaşlık, birey hakları değildir, etnik ve dini grupların kendi kimlikleriyle tanınmasıdır. Zaten anayasamızın 10. maddesine göre bu ülkede yaşayan herkes, Türk milletinin eşit ve şerefli bir yurttaşıdır. Eşsiz liderimiz Atatürk’ün tanımı da çok açıktır: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına, Türk Milleti denir.” CHP, 31 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’ adıyla bir toplantı düzenledi. Alınan karara göre konferans, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin başkanı Neçirvan Barzani’nin medyası olarak bilinen Rudaw hariç basına ve halka kapalı olarak yapıldı. Konuşmacılar arasında ulusalcı, Atatürkçü kimliğiyle tanınan biri yoktu, küreselciler, cumhuriyete kin duyanlar, dinciler, etnik kimlikçiler ve üniter yapıyı savunmayanların katıldığı bu konferans, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ancak Türk Bayrağı ve Atatürk fotoğrafı salonun arkasına asılarak, dinleyenlerin görmesi engellendi. Kim bilir belki konferansa katılanlar rahatsız olabilir diye düşünülmüştür. Böyle konferanslarda, toplantılarda, sempozyumlarda Türk Bayrağı ve Atatürk fotoğrafı sahnenin önüne konur, salonun arkasına konmaz. Çünkü Türk Bayrağına ve Atatürk’e sırt dönülmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin düzenlediği konferansa CHP tabanından ciddi bir tepki gelmemektedir. CHP tabanı o kadar uyuşturulmuş, hipnotize edilmiş ve duyarsızlaştırılmış ki, hiçbir şeyi sorgulamıyor. Atatürk ilkeleri, emperyalizm karşıtlığı, tam bağımsızlık, üniter yapı, ulus devlet, Türk Milleti tanımı gibi olgularla ilgilenmemektedir. Parti yönetiminin doğru ya da yanlış her kararını destekleyen, bilinçsiz üyeler ve seçmenler sayesinde ülkemizin daha nerelere doğru sürükleneceğini göreceğiz. Konferansta CHP Genel Başkanı Özgür Özel şöyle dedi: “Bu ülkenin sorunlarını inkar ederek değil yüzleşerek çözeceğiz. Geçmişimiz de geleceğimiz de ortaktır. Ortak vatanımızda ay yıldızlı bayrağımızın altında, kardeşçe, huzur içinde hep birlikte yaşayacağız.” Toprak ağalığı, feodalite, terör, bölücülük gibi sorunlarla yüzleşmeden, hangi sorunları çözeceksiniz? PKK terör örgütünün çocuk katili başı 2009 yılında şöyle demişti: “Türkiye ve Kürdistan ortak vatandır.” Bu sözler siyasi bir mesajdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ortaklığa değil, eşitliğe dayanır. Kimse kimseye ortak değildir; herkes aynı devletin eşit yurttaşıdır. Ülkemizi yönetenlerin ve yönetmeye aday olanların, PKK terör örgütünün yapay diliyle değil demokratik ve laik cumhuriyetimizin diliyle konuşmaları gerekmektedir. Yüzünü PKK terör örgütüne ve savunucularına, sırtını ise Türk Bayrağı ve Atatürk’e dönenler seçim zamanı silineceklerdir. CHP’ye, kuruluş felsefesi dışında yön çizmeye çalışanlar, Atatürk’ün adını kullanarak, milleti kandırabileceklerini sanmamalıdırlar. CHP, doksana yakın miting yaptı, toplumun desteği arkasında, yerel seçimlere göre birinci parti ama anketlerde kararsızların oyu ilk sırada. Bunun üzerinde düşünmek gerekir. CHP yönetimi, Atatürk’ü anlamayarak, Altı Ok’tan kaçınarak, ulus devleti unutarak, ülkemizde nefret objesi haline gelen bölücü terör örgütü PKK ve uzantılarına yanaşarak iktidara gelemeyeceğini bilmelidir. İktidar olmak için sadece Atatürk’ün partisi olduğunu söylemek yetmez; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olduğunu, tam bağımsızlıktan ve emperyalizm karşıtlığından yana olduğunu, üniter yapıyı savunduğunu, demokratik ve laik cumhuriyeti sonsuza dek yaşatmak kararlılığında olduğunu söylese, tek başına iktidar olmanın yolunu açabilir. Azim ve Karar
Ekleme Tarihi: 09 Şubat 2026 -Pazartesi
Suay Karaman

KONFERANSIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal 28 Ocak 2026 tarihinde sosyal medyada yaptığı paylaşımda şunu yazdı: “Ne mutlu Türk milletinin eşit yurttaşıyım diyen herkese.” Eşsiz liderimiz Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü değiştirerek paylaşması haklı tepkilere neden oldu. Anayasamıza göre Türk Milleti hiçbir etnik ve mezhep farkı gözetmeden zaten eşittir. Kürt Teali Cemiyetinin uzantısı PKK terör örgütünün ve TBMM’deki temsilcisi DEM Partinin eşit yurttaşlıktan amacı resmi dilin iki dilli olması ve eğitimin iki dille yapılmasıdır. Bu konuda çok dikkatli olmak gerekir çünkü ülkemizin bölünmesinin önünü açacak bu amaca özellikle CHP’nin hizmet etmemesi gerekir. Eğer CHP, Altı Ok ile Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşırsa, bölünmez bütünlüğümüz tehlikeye girer. Eşit yurttaşlık ve Kürt sorunu diye çırpınanların akıllarına toprak ağalığı ve feodalitenin gelmemesi üzerinde düşünülmelidir.

 

Bu ihanet sürecinde önce ‘Türk’ kavramı yerine ‘Türkiyelilik’ adı altında coğrafi bir tanımla ile çok kimlikli bir yol açmayı denediler. Bu konuya tepki gelince vatandaşlık tanımının eşit yurttaşlık olarak değiştirilmesini istemektedirler. Ardından dil talepleri, özerk yönetim istekleri gelecek ve bölünmenin önü açılacaktır.

Eşit yurttaşlık kavramının ardında, 8 Ocak 1918 tarihli ABD Başkanı Woodrow Wilson Prensiplerinden, 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’na kadar uzanan, günümüzde de Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen ülkemizi bölmeyi amaçlayan bir plan bulunmaktadır. Emperyalist güçlerin amacı ulus devletlerin parçalanmasıdır. İşte eşit yurttaşlık söylemi de bunun için öne çıkartılmaktadır.

Anayasamız; etnik kökeni, dini veya mezhebi ne olursa olsun herkesi Türk Milleti üst kimliği altında birey olarak kabul etmektedir. Bugün bilinçsizce dile getirilen eşit yurttaşlık, birey hakları değildir, etnik ve dini grupların kendi kimlikleriyle tanınmasıdır. Zaten anayasamızın 10. maddesine göre bu ülkede yaşayan herkes, Türk milletinin eşit ve şerefli bir yurttaşıdır. Eşsiz liderimiz Atatürk’ün tanımı da çok açıktır: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına, Türk Milleti denir.

CHP, 31 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’ adıyla bir toplantı düzenledi. Alınan karara göre konferans, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin başkanı Neçirvan Barzani’nin medyası olarak bilinen Rudaw hariç basına ve halka kapalı olarak yapıldı. Konuşmacılar arasında ulusalcı, Atatürkçü kimliğiyle tanınan biri yoktu, küreselciler, cumhuriyete kin duyanlar, dinciler, etnik kimlikçiler ve üniter yapıyı savunmayanların katıldığı bu konferans, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ancak Türk Bayrağı ve Atatürk fotoğrafı salonun arkasına asılarak, dinleyenlerin görmesi engellendi. Kim bilir belki konferansa katılanlar rahatsız olabilir diye düşünülmüştür. Böyle konferanslarda, toplantılarda, sempozyumlarda Türk Bayrağı ve Atatürk fotoğrafı sahnenin önüne konur, salonun arkasına konmaz. Çünkü Türk Bayrağına ve Atatürk’e sırt dönülmez.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin düzenlediği konferansa CHP tabanından ciddi bir tepki gelmemektedir. CHP tabanı o kadar uyuşturulmuş, hipnotize edilmiş ve duyarsızlaştırılmış ki, hiçbir şeyi sorgulamıyor. Atatürk ilkeleri, emperyalizm karşıtlığı, tam bağımsızlık, üniter yapı, ulus devlet, Türk Milleti tanımı gibi olgularla ilgilenmemektedir. Parti yönetiminin doğru ya da yanlış her kararını destekleyen, bilinçsiz üyeler ve seçmenler sayesinde ülkemizin daha nerelere doğru sürükleneceğini göreceğiz.

Konferansta CHP Genel Başkanı Özgür Özel şöyle dedi: “Bu ülkenin sorunlarını inkar ederek değil yüzleşerek çözeceğiz. Geçmişimiz de geleceğimiz de ortaktır. Ortak vatanımızda ay yıldızlı bayrağımızın altında, kardeşçe, huzur içinde hep birlikte yaşayacağız.”

Toprak ağalığı, feodalite, terör, bölücülük gibi sorunlarla yüzleşmeden, hangi sorunları çözeceksiniz? PKK terör örgütünün çocuk katili başı 2009 yılında şöyle demişti: “Türkiye ve Kürdistan ortak vatandır.” Bu sözler siyasi bir mesajdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ortaklığa değil, eşitliğe dayanır. Kimse kimseye ortak değildir; herkes aynı devletin eşit yurttaşıdır. Ülkemizi yönetenlerin ve yönetmeye aday olanların, PKK terör örgütünün yapay diliyle değil demokratik ve laik cumhuriyetimizin diliyle konuşmaları gerekmektedir. Yüzünü PKK terör örgütüne ve savunucularına, sırtını ise Türk Bayrağı ve Atatürk’e dönenler seçim zamanı silineceklerdir. CHP’ye, kuruluş felsefesi dışında yön çizmeye çalışanlar, Atatürk’ün adını kullanarak, milleti kandırabileceklerini sanmamalıdırlar.

CHP, doksana yakın miting yaptı, toplumun desteği arkasında, yerel seçimlere göre birinci parti ama anketlerde kararsızların oyu ilk sırada. Bunun üzerinde düşünmek gerekir. CHP yönetimi, Atatürk’ü anlamayarak, Altı Ok’tan kaçınarak, ulus devleti unutarak, ülkemizde nefret objesi haline gelen bölücü terör örgütü PKK ve uzantılarına yanaşarak iktidara gelemeyeceğini bilmelidir. İktidar olmak için sadece Atatürk’ün partisi olduğunu söylemek yetmez; Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olduğunu, tam bağımsızlıktan ve emperyalizm karşıtlığından yana olduğunu, üniter yapıyı savunduğunu, demokratik ve laik cumhuriyeti sonsuza dek yaşatmak kararlılığında olduğunu söylese, tek başına iktidar olmanın yolunu açabilir.

Azim ve Karar

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

31
Ocak
29
Aralık
24
Aralık
01
Aralık
24
Kasım
10
Kasım
13
Ekim
06
Ekim
02
Ekim
09
Eylül
01
Eylül
01
Eylül
18
Ağustos
28
Temmuz
14
Temmuz
11
Temmuz
04
Temmuz
23
Haziran
16
Haziran
09
Haziran
26
Mayıs
17
Mart
04
Mart
25
Şubat
17
Şubat
10
Şubat
01
Ocak
30
Aralık
09
Aralık
02
Aralık
25
Kasım
12
Kasım
07
Kasım
04
Kasım
28
Ekim
14
Ekim
30
Eylül
16
Eylül
26
Ağustos
19
Ağustos
12
Ağustos
22
Temmuz
15
Temmuz
08
Temmuz
24
Haziran
10
Haziran
27
Mayıs
20
Mayıs
13
Mayıs
29
Nisan
24
Nisan
08
Nisan
01
Nisan
25
Mart
11
Mart
27
Şubat
12
Şubat
06
Şubat
09
Ocak