Suay Karaman
Köşe Yazarı
Suay Karaman
 

ANADİL

15 Ekim 2024 tarihinde MHP grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, PKK terör örgütünün bebek katili başı için; “terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” demişti. 22 Ekim 2024 tarihinde MHP grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli’nin bu kez bebek katili için “tecridi kaldırılsın, terörist başı gelsin, DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün bittiğini açıklasın, sonra da umut hakkının kullanılması için başvurusunu yapsın. Hodri meydan, buna varız” demişti. Hatta bu söz üzerine aynı gün CHP grup toplantısında Özgür Özel; “el yükseltiyorum Devlet bey. Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Kürtlere, tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum” söyleminde bulunmuştu. Ekim 2024 tarihinden Mayıs 2026 tarihine geldik, bu kepazelikler üzerine yeni olaylar yaşandı, bebek katili terörist başı için kurucu önderlikten, barış koordinatörlüğüne kadar hukuksuz teklifler önerildi. Şimdi bu açılım safsatası el birliğiyle devam ettirilmektedir. 14 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda, DEM Parti’nin ‘Kürtçenin kamusal alanda kullanımının önündeki engellerin araştırılması’ için verdiği önerge görüşüldü. Önergenin görüşülmesine geçilmeden önce partilerin grup önerileri görüşüldü. DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varlı, Kürt sorununun çözümü yolunda atılacak adımların, onlarca yıldır Kürt halkının karşılaştığı engellerin kaldırılmasını da beraberinde getireceğini, Kürtçenin korunması ve geliştirilmesinin, demokratik toplum ilkeleri ile kültürel çeşitliliğin yaşatılması açısından en iyi yerde durduğunu ifade ederek: “bu nedenle komisyonun kurulması aynı zamanda toplumsal barışın güçlenmesine de katkı sağlayacaktır” diye konuştu. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP’nin 2025 yılında yenilenen parti programında yer alan ilkelere dikkat çekerek, toplumsal sorunların çözüm adresinin eşit yurttaşlık temelinden geçtiğini ifade ederek; “dillerin kaybı aidiyet duygusunu zedeler, ortak yaşam iradesini aşındırır. Ana dil hakkının güvence altında olduğu toplumlarda ise bireyler ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır, ortak geleceğe daha fazla inanır” diye konuştu. Yeni Yol Grubu Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, AKP iktidarı öncesine kadar Türkiye'nin geçmişten bu yana barındırdığı farklı medeniyet ve kültürlerin bir arada yaşama kültürüyle her milletten, her kültürden insanların barış, huzur ve kardeşlik içerisinde yaşadığı bir ülke olduğunu savundu. Önerge AKP, MHP ve İYİ Partinin oylarıyla reddedilirken, CHP ve DEM Parti olumlu oy kullandı. Ancak partilerin kullandığı oy sayıları kamuya açıklanmadı. Tüm etnik azınlıkların ana dillerinde eğitim almaları ve anadillerin kamusal alanda kullanımının millet birliğini böleceği çok açıktır. CHP’li milletvekilinin “bireylerin ülkelerine daha güçlü bağlanacağını, ortak geleceğe daha fazla inanacağını” söylemesi PKK terör örgütü ve siyasi uzantısı DEM partinin bile savunamayacağı kadar bölücü bir istektir. Dil birliği, millet birliğinin sağlanmasındaki en önemli olgudur. Dil birliğini bozacak her türlü yaklaşım, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğe karşı yürütülen emperyalist projelerin oyunudur. Devlet ile vatandaşlar arasındaki tüm resmi işlemlerin resmi dilde yapılması gerekmektedir. Resmi dil, bir ülkede anayasa ile kabul edilen dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Bir ülke sınırları dahilinde yaşayan kişiler ya da topluluklar farklı bir dil konuşsalar bile, resmi işlemlerini gerçekleştirirken resmi dil kullanmak durumundadırlar. Anadil ise, insanın çocukken anasından, babasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir. Anadili ne olursa olsun, insanların resmi dili öğrenmeleri, bilmeleri gereklidir. Çünkü ülke içindeki tüm resmi işlemler gerçekleştirilirken, anadil yerine sadece resmi dil kullanılır. Ülkemizi bölmeye götürecek açılım sürecinde ne yazık ki cumhuriyeti kuran partinin de DEM’lendiği gözlenmektedir. DEM Parti emperyalizmin güdümündedir, PKK terör örgütünün siyasal uzantısıdır. Her konuda görüş bildiren DEM Partinin şimdiki ve önceki bütün sözcüleri, toprak reformu konusuna hiç değinmemektedir. DEM Parti, emekçilerin, çiftçilerin, köylülerin partisi değildir; feodal beylerin, toprak ağalarının, silah ve uyuşturucu ticareti yapanların desteklediği partidir. DEM Parti, ilerici ve devrimci bir parti değildir, etnik temelli ve gerici bir partidir. Kısaca şöyle diyebiliriz: DEM Parti feodalizm üzerinden federalizme ulaşmayı planlayan, ağızlarına hiç toprak reformu almamış gerici partidir. Cumhuriyeti kuran partinin, böyle bir partinin peşine takılıp DEM’lenmesi iyi niyetle açıklanamaz; bu gaflet ve dalaletin de ötesi bir durumdur. Cumhuriyetimizi kuran partinin genel başkanı ve eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu yaşananları görseydi 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkar mıydı denilecek günlerden geçmekteyiz. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olan 19 Mayıs 1919 tarihi, güzel vatanımızın kurtuluşunun başlangıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti, 19 Mayıs 1919 tarihindeki o büyük inançtan, o kutsal isyandan, o çelik inattan, o azim ve karardan doğmuştur. Bizlere düşen Atatürk’ü özümseyerek anlamak, ilkelerine sarılmak, devrimlerini içselleştirmek, Misakı Milli sınırlarına sahip çıkmak ve ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa’ demektir. Azim ve Karar
Ekleme Tarihi: 18 Mayıs 2026 -Pazartesi
Suay Karaman

ANADİL



15 Ekim 2024 tarihinde MHP grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, PKK terör örgütünün bebek katili başı için; “terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin” demişti. 22 Ekim 2024 tarihinde MHP grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli’nin bu kez bebek katili için “tecridi kaldırılsın, terörist başı gelsin, DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün bittiğini açıklasın, sonra da umut hakkının kullanılması için başvurusunu yapsın. Hodri meydan, buna varız” demişti. Hatta bu söz üzerine aynı gün CHP grup toplantısında Özgür Özel; “el yükseltiyorum Devlet bey. Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Kürtlere, tam olarak kendilerine ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahibi olmayı teklif ediyorum” söyleminde bulunmuştu.

Ekim 2024 tarihinden Mayıs 2026 tarihine geldik, bu kepazelikler üzerine yeni olaylar yaşandı, bebek katili terörist başı için kurucu önderlikten, barış koordinatörlüğüne kadar hukuksuz teklifler önerildi. Şimdi bu açılım safsatası el birliğiyle devam ettirilmektedir. 14 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda, DEM Parti’nin ‘Kürtçenin kamusal alanda kullanımının önündeki engellerin araştırılması’ için verdiği önerge görüşüldü. Önergenin görüşülmesine geçilmeden önce partilerin grup önerileri görüşüldü.

DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varlı, Kürt sorununun çözümü yolunda atılacak adımların, onlarca yıldır Kürt halkının karşılaştığı engellerin kaldırılmasını da beraberinde getireceğini, Kürtçenin korunması ve geliştirilmesinin, demokratik toplum ilkeleri ile kültürel çeşitliliğin yaşatılması açısından en iyi yerde durduğunu ifade ederek: “bu nedenle komisyonun kurulması aynı zamanda toplumsal barışın güçlenmesine de katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, CHP’nin 2025 yılında yenilenen parti programında yer alan ilkelere dikkat çekerek, toplumsal sorunların çözüm adresinin eşit yurttaşlık temelinden geçtiğini ifade ederek; “dillerin kaybı aidiyet duygusunu zedeler, ortak yaşam iradesini aşındırır. Ana dil hakkının güvence altında olduğu toplumlarda ise bireyler ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır, ortak geleceğe daha fazla inanır” diye konuştu.

Yeni Yol Grubu Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, AKP iktidarı öncesine kadar Türkiye'nin geçmişten bu yana barındırdığı farklı medeniyet ve kültürlerin bir arada yaşama kültürüyle her milletten, her kültürden insanların barış, huzur ve kardeşlik içerisinde yaşadığı bir ülke olduğunu savundu.

Önerge AKP, MHP ve İYİ Partinin oylarıyla reddedilirken, CHP ve DEM Parti olumlu oy kullandı. Ancak partilerin kullandığı oy sayıları kamuya açıklanmadı. Tüm etnik azınlıkların ana dillerinde eğitim almaları ve anadillerin kamusal alanda kullanımının millet birliğini böleceği çok açıktır. CHP’li milletvekilinin “bireylerin ülkelerine daha güçlü bağlanacağını, ortak geleceğe daha fazla inanacağını” söylemesi PKK terör örgütü ve siyasi uzantısı DEM partinin bile savunamayacağı kadar bölücü bir istektir. Dil birliği, millet birliğinin sağlanmasındaki en önemli olgudur. Dil birliğini bozacak her türlü yaklaşım, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğe karşı yürütülen emperyalist projelerin oyunudur.

Devlet ile vatandaşlar arasındaki tüm resmi işlemlerin resmi dilde yapılması gerekmektedir. Resmi dil, bir ülkede anayasa ile kabul edilen dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Bir ülke sınırları dahilinde yaşayan kişiler ya da topluluklar farklı bir dil konuşsalar bile, resmi işlemlerini gerçekleştirirken resmi dil kullanmak durumundadırlar. Anadil ise, insanın çocukken anasından, babasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir. Anadili ne olursa olsun, insanların resmi dili öğrenmeleri, bilmeleri gereklidir. Çünkü ülke içindeki tüm resmi işlemler gerçekleştirilirken, anadil yerine sadece resmi dil kullanılır.

Ülkemizi bölmeye götürecek açılım sürecinde ne yazık ki cumhuriyeti kuran partinin de DEM’lendiği gözlenmektedir. DEM Parti emperyalizmin güdümündedir, PKK terör örgütünün siyasal uzantısıdır. Her konuda görüş bildiren DEM Partinin şimdiki ve önceki bütün sözcüleri, toprak reformu konusuna hiç değinmemektedir. DEM Parti, emekçilerin, çiftçilerin, köylülerin partisi değildir; feodal beylerin, toprak ağalarının, silah ve uyuşturucu ticareti yapanların desteklediği partidir. DEM Parti, ilerici ve devrimci bir parti değildir, etnik temelli ve gerici bir partidir. Kısaca şöyle diyebiliriz: DEM Parti feodalizm üzerinden federalizme ulaşmayı planlayan, ağızlarına hiç toprak reformu almamış gerici partidir. Cumhuriyeti kuran partinin, böyle bir partinin peşine takılıp DEM’lenmesi iyi niyetle açıklanamaz; bu gaflet ve dalaletin de ötesi bir durumdur.

Cumhuriyetimizi kuran partinin genel başkanı ve eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu yaşananları görseydi 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkar mıydı denilecek günlerden geçmekteyiz. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olan 19 Mayıs 1919 tarihi, güzel vatanımızın kurtuluşunun başlangıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti, 19 Mayıs 1919 tarihindeki o büyük inançtan, o kutsal isyandan, o çelik inattan, o azim ve karardan doğmuştur. Bizlere düşen Atatürk’ü özümseyerek anlamak, ilkelerine sarılmak, devrimlerini içselleştirmek, Misakı Milli sınırlarına sahip çıkmak ve ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa’ demektir.

Azim ve Karar

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

18
Mayıs
11
Mayıs
20
Nisan
13
Nisan
06
Nisan
30
Mart
16
Mart
23
Şubat
31
Ocak
29
Aralık
24
Aralık
01
Aralık
24
Kasım
10
Kasım
13
Ekim
06
Ekim
02
Ekim
09
Eylül
01
Eylül
01
Eylül
18
Ağustos
28
Temmuz
14
Temmuz
11
Temmuz
04
Temmuz
23
Haziran
16
Haziran
09
Haziran
26
Mayıs
17
Mart
04
Mart
25
Şubat
17
Şubat
10
Şubat
01
Ocak
30
Aralık
09
Aralık
02
Aralık
25
Kasım
12
Kasım
07
Kasım
04
Kasım
28
Ekim
14
Ekim
30
Eylül
16
Eylül
26
Ağustos
19
Ağustos
12
Ağustos
22
Temmuz
15
Temmuz
08
Temmuz
24
Haziran
10
Haziran
27
Mayıs
20
Mayıs
13
Mayıs
29
Nisan
24
Nisan