Bu yıl bitiyor…
Takvim yaprakları düşerken hepimiz aynı dileği tutuyoruz:
“Geçen yılın yorgunluğu, hastalığı, kırgınlığı geride kalsın.”
Bu dilek masum.
Bu dilek insanî.
Ama yeni bir yıla girerken, sadece takvimi değil, kendimizi de gözden geçirmek gerekiyor.
47 yaşındayım.
Bu topraklarda doğmuş, bu kültürle büyümüş bir kadınım.
Hayatım; doğumdan ölüme kadar bizi biz yapan ritüellerle şekillendi.
Bir çocuk doğar…
Kırkı çıkar, mevlüdü okunur.
Erkek çocuk sünnet olur.
Kız ya da erkek, Kur’an’la tanışır, hatim indirir.
Ve bayramlar gelir…
Ramazan Bayramı…
Sabah erken kalkılır.
El öpmek vardır, harçlık vardır, affetmek vardır.
Kurban Bayramı…
Paylaşmak vardır.
Komşunun kapısını çalmak, ihtiyacı olana uzanmak vardır.
Bayram; süs değil, bağdır.
Son yıllarda başka ritüeller de hayatımıza girdi.
Dünyanın başka yerlerinde anlamı olan bayramlar…
Kabaklar oyuldu, yumurtalar boyandı, çamlar süslendi.
Ve ben şunu fark ettim:
Mesele bunların yapılması değil, neden bu kadar sahiplendiğimiz.
Çünkü aynı anda, bayram sabahı el öpmeyi bilmeyen,
sahura kalkmanın ne demek olduğunu tatmamış bir nesil büyüyor.
Kısa bir hikâye anlatayım:
Dünyanın bir ucunda bir kız çocuğu var.
Yeni bir gün için erkenden kalkıyor, yumurta boyuyor.
O yumurta onun kültüründe bir anlam taşıyor.
Bu tarafta bir çocuk var.
Sahur için annesi uyandırıyor.
Uykulu ama huzurlu…
O da bir geleneğin içinde büyüyor.
İki çocuk da aynı duyguyla besleniyor aslında:
Aidiyet.
Yeni yıl meselesi ise başka…
Yeni bir yıla girerken dilek tutmak, umut etmek güzel.
Ben de diliyorum:
Geçen yılın kötülükleri burada kalsın.
Ama yeni yıl, aynı zamanda bir yaş daha almak demek.
Bir yıl daha sorumluluk, bir yıl daha bilinç demek.
Ben yabancı kültürlere saygılıyım.
Onların bayramlarını kutlarım, onlar da benimkileri.
Bu karşılıklı bir nezakettir.
Ama yeni yıla girerken şunu hatırlatmak istiyorum:
Başkasının ritüelini bilmek zenginliktir.
Kendi ritüelini unutmak ise kayıptır.
Bu yıl biterken,
sadece eski defterleri değil, köklerimizi de kapatmayalım.
Yeni yıl; umut getirsin.
Ama bizi bizden koparmasın.
Çünkü kabak oymak kolaydır…
Ama kök salmak emek ister.
Anasayfa
Yazarlar
Zehra Ünal
Yazı Detayı
Bu yazı 6476 kez okundu.
Bir Yıl Biterken Kim Kaldık?
Bu yıl bitiyor…
Takvim yaprakları düşerken hepimiz aynı dileği tutuyoruz:
“Geçen yılın yorgunluğu, hastalığı, kırgınlığı geride kalsın.”
Bu dilek masum.
Bu dilek insanî.
Ama yeni bir yıla girerken, sadece takvimi değil, kendimizi de gözden geçirmek gerekiyor.
47 yaşındayım.
Bu topraklarda doğmuş, bu kültürle büyümüş bir kadınım.
Hayatım; doğumdan ölüme kadar bizi biz yapan ritüellerle şekillendi.
Bir çocuk doğar…
Kırkı çıkar, mevlüdü okunur.
Erkek çocuk sünnet olur.
Kız ya da erkek, Kur’an’la tanışır, hatim indirir.
Ve bayramlar gelir…
Ramazan Bayramı…
Sabah erken kalkılır.
El öpmek vardır, harçlık vardır, affetmek vardır.
Kurban Bayramı…
Paylaşmak vardır.
Komşunun kapısını çalmak, ihtiyacı olana uzanmak vardır.
Bayram; süs değil, bağdır.
Son yıllarda başka ritüeller de hayatımıza girdi.
Dünyanın başka yerlerinde anlamı olan bayramlar…
Kabaklar oyuldu, yumurtalar boyandı, çamlar süslendi.
Ve ben şunu fark ettim:
Mesele bunların yapılması değil, neden bu kadar sahiplendiğimiz.
Çünkü aynı anda, bayram sabahı el öpmeyi bilmeyen,
sahura kalkmanın ne demek olduğunu tatmamış bir nesil büyüyor.
Kısa bir hikâye anlatayım:
Dünyanın bir ucunda bir kız çocuğu var.
Yeni bir gün için erkenden kalkıyor, yumurta boyuyor.
O yumurta onun kültüründe bir anlam taşıyor.
Bu tarafta bir çocuk var.
Sahur için annesi uyandırıyor.
Uykulu ama huzurlu…
O da bir geleneğin içinde büyüyor.
İki çocuk da aynı duyguyla besleniyor aslında:
Aidiyet.
Yeni yıl meselesi ise başka…
Yeni bir yıla girerken dilek tutmak, umut etmek güzel.
Ben de diliyorum:
Geçen yılın kötülükleri burada kalsın.
Ama yeni yıl, aynı zamanda bir yaş daha almak demek.
Bir yıl daha sorumluluk, bir yıl daha bilinç demek.
Ben yabancı kültürlere saygılıyım.
Onların bayramlarını kutlarım, onlar da benimkileri.
Bu karşılıklı bir nezakettir.
Ama yeni yıla girerken şunu hatırlatmak istiyorum:
Başkasının ritüelini bilmek zenginliktir.
Kendi ritüelini unutmak ise kayıptır.
Bu yıl biterken,
sadece eski defterleri değil, köklerimizi de kapatmayalım.
Yeni yıl; umut getirsin.
Ama bizi bizden koparmasın.
Çünkü kabak oymak kolaydır…
Ama kök salmak emek ister.
Ekleme
Tarihi: 23 Aralık 2025 -Salı
Bir Yıl Biterken Kim Kaldık?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
