Bu topraklarda kadın; bazen bir ocağın dumanı, bazen bir siperin gölgesidir. Bazen omzunda çocuk, bazen omzunda silah taşır. Bu topraklarda kadın; düğününde beyaz giyer, şehidinde bayrak. Ve bazen bir sabah, omzuna yıldız takılır: General olur. Aynı gün, başka bir kadın memlekete canını teslim eder: Şehit düşer.
Ve işte o an… Kalemin ucu kırılır.
Türk kadını güçlüdür; ama bu güç sadece kaslarda değil, kalptedir. Tankın motorunda değil, dualarında; uçağın burnunda değil, iradesindedir. Bugün gökyüzünde jet kullanan bir kadın varsa, o gökyüzü artık sadece mavi değil, aynı zamanda cesaretin rengidir.
Birileri hâlâ sanıyor ki; güç, bağırarak gösterilir. Oysa kadın; sessizliğinde devrim taşır. Masanın başında strateji kuran da odur, yangının ortasında hortum çeken de. Kimi kucağında evlatla cepheye düşer, kimi cebinde anne duasıyla devriye gezer.
İstanbul’un soğuğunda sabaha kadar nöbet tutan bir kadın polis… Hakkâri'nin dağlarında vatan nöbetinde düşen bir kadın asker… Helikopterin içinde görev bekleyen kadın astsubay, ve elinde telsizle timini yöneten bir kadın komutan…
Sahi biz, onları ne zaman "görmeye" başlayacağız?
Kadın, gücünü göstermeye çalışmaz; çünkü zaten güçlüdür. O yalnızca elini taşın altına değil, yüreğini toprağın altına koyar. Bugün bir kadın general olabiliyorsa, bu yalnızca onun başarısı değildir. Şehit düşen her kadın askerin, ayak izidir. Önceki kadınların açtığı çatlaklardan ışık sızmıştır; o ışık şimdi yıldız olmuştur.
Bu yazı, sadece bir “kutlama” değil; bir “saygı duruşudur.” Çünkü biz; yalnızca yaşayanlara değil, şehit olan kadınlara da borçluyuz. Onlar ki; bir gün üniformayı giyerken annesinin elini öpmüş, bir başka gün o el mezar taşına kapanmıştır. Onlar ki; kimse alkışlamasa da, bayrağın gölgesinde görevlerini tamamlamıştır.
Bazen diyorlar: “Kadından komutan mı olur?”
Biz de diyoruz ki:
“Yuvayı dişi kuş kurar, devleti de kadın büyütür.”
Ve evet, olur!
Kadından komutan olur.
Kadından kahraman olur.
Kadından tarih yazılır.
Kadından gelecek doğar.
Çünkü Türk kadını; ister general rütbesi taksın, ister şehitlik mertebesine erişsin…
Her hâlükârda bu toprağa yakışan tek şeydir.