Zehra Ünal
Köşe Yazarı
Zehra Ünal
 

Bir Yanı Eksik Bayram

Bizim buralarda arife günü çocuklara başka bir isim verilir. Büyükler onlara “arife çiçekleri” der. Bayramın müjdecisidir onlar. Sokaklarda koşturan, kapıların önünde gülüşleri yankılanan çocuklar… Bir gün sonra kapıları çalıp şeker toplayacak küçük eller. Bayram sabahına herkesten önce uyanan kalpler. Bayram biraz da çocukların sevincidir zaten. Ama insanın kalbi bu yıl aynı yerde durmuyor. Çünkü dünyanın başka yerlerinde bayramı bekleyen çocukların sesi kesiliyor. Henüz bayram sabahına ulaşamadan… Bir yerde bir çocuk imsak vaktinde kopardığı ekmeği ağzına götürmeden ekmeğin üstünde bir sıcaklık hissediyor. Bir damla. Sonra bir damla daha… Ve o çocuk anlıyor. O sıcak kan yanında yere düşmüş küçük kardeşinin kanıdır. İşte o an ekmek artık sadece ekmek değildir. Bir çocuğun ekmeğine düşen kardeş kanı dünyanın bütün sofralarına düşer. Biz yine bayram sabahı uyanacağız. Kapılar çalınacak. Çocuklar şeker toplayacak. Ama dünyanın başka yerlerinde çıplak ayaklarıyla bayrama girecek çocuklar var. Açlıkla bayrama girecek çocuklar… Ramazan bize nefis terbiyesini öğretir. İnsanın kendisiyle mücadelesini… Ama bazen dünya insanlığı çocuklar üzerinden terbiye eder. Eskiler bir hikâye anlatır. Bir köyde kuraklık olmuş. Toprak susuz kalmış. Herkes yağmur duasına çıkmış. Eller açılmış, dualar edilmiş. Ama günler geçmiş, gökyüzü susmuş. Yağmur bir türlü yağmamış. Sonra öğrenmişler ki aynı köyde küçük bir kız çocuğu ellerini açıp şöyle dua ediyormuş: “Allah’ım bugün yağmur yağmasın.” Çünkü bayram için alınmış küçük ayakkabıları varmış. Islanmasın diye… Derler ki onca yağmur duasına rağmen o gün yağmur yağmamış. İnsan o hikâyeyi duyunca düşünmeden edemiyor: Bir çocuğun duası gökyüzünü durdurabiliyorsa bir çocuğun ahı dünyayı nasıl sarsar? Bir başka ibret daha anlatılır büyüklerin dilinde. Bir gün yoksul bir memlekete ilaç yardımı göndermek istemişler. Koliler hazırlanmış. Sonra ilaç kutularına bakılmış. Çoğunun üzerinde aynı cümle yazıyormuş: “Tok karna alınır.” Ve o cümle orada bulunan herkesi susturmuş. Çünkü bazı memleketlerde ilaçtan önce bulunması gereken şey ilaç değildir. Ekmektir. Ölen çocukların yeri Allah’ın rahmetidir. Ama geride kalanların sessizliği insanlığın üzerine ağır bir soru bırakır. Belki bu yüzden bu yıl bayram biraz daha sessiz olacak. Ama ben inanıyorum… Bir gün ekmeğinin üzerine kardeşinin sıcak kanı düşen o çocuğun mezarında bir çiçek açacak. Ve o çiçek bizim buralarda bayramı müjdeleyen arife çiçeklerine eşlik edecek. O gün geldiğinde belki dünya ilk defa gerçekten bayram yapacak. Çünkü insanlık şunu anlayacak: Bir çocuğun ahı göğe yükseldiğinde yeryüzünde hiçbir bayram tam değildir.
Ekleme Tarihi: 19 Mart 2026 -Perşembe
Zehra Ünal

Bir Yanı Eksik Bayram

Bizim buralarda arife günü çocuklara başka bir isim verilir.
Büyükler onlara “arife çiçekleri” der.
Bayramın müjdecisidir onlar.
Sokaklarda koşturan, kapıların önünde gülüşleri yankılanan çocuklar…
Bir gün sonra kapıları çalıp şeker toplayacak küçük eller.
Bayram sabahına herkesten önce uyanan kalpler.
Bayram biraz da çocukların sevincidir zaten.
Ama insanın kalbi bu yıl aynı yerde durmuyor.
Çünkü dünyanın başka yerlerinde
bayramı bekleyen çocukların sesi kesiliyor.
Henüz bayram sabahına ulaşamadan…
Bir yerde bir çocuk
imsak vaktinde kopardığı ekmeği ağzına götürmeden
ekmeğin üstünde bir sıcaklık hissediyor.
Bir damla.
Sonra bir damla daha…
Ve o çocuk anlıyor.
O sıcak kan
yanında yere düşmüş küçük kardeşinin kanıdır.
İşte o an
ekmek artık sadece ekmek değildir.
Bir çocuğun ekmeğine düşen kardeş kanı
dünyanın bütün sofralarına düşer.
Biz yine bayram sabahı uyanacağız.
Kapılar çalınacak.
Çocuklar şeker toplayacak.
Ama dünyanın başka yerlerinde
çıplak ayaklarıyla bayrama girecek çocuklar var.
Açlıkla bayrama girecek çocuklar…
Ramazan bize nefis terbiyesini öğretir.
İnsanın kendisiyle mücadelesini…
Ama bazen dünya
insanlığı çocuklar üzerinden terbiye eder.
Eskiler bir hikâye anlatır.
Bir köyde kuraklık olmuş.
Toprak susuz kalmış.
Herkes yağmur duasına çıkmış.
Eller açılmış, dualar edilmiş.
Ama günler geçmiş, gökyüzü susmuş.
Yağmur bir türlü yağmamış.
Sonra öğrenmişler ki aynı köyde küçük bir kız çocuğu
ellerini açıp şöyle dua ediyormuş:
“Allah’ım bugün yağmur yağmasın.”
Çünkü bayram için alınmış küçük ayakkabıları varmış.
Islanmasın diye…
Derler ki
onca yağmur duasına rağmen
o gün yağmur yağmamış.
İnsan o hikâyeyi duyunca düşünmeden edemiyor:
Bir çocuğun duası gökyüzünü durdurabiliyorsa
bir çocuğun ahı dünyayı nasıl sarsar?
Bir başka ibret daha anlatılır büyüklerin dilinde.
Bir gün yoksul bir memlekete ilaç yardımı göndermek istemişler.
Koliler hazırlanmış.
Sonra ilaç kutularına bakılmış.
Çoğunun üzerinde aynı cümle yazıyormuş:
“Tok karna alınır.”
Ve o cümle
orada bulunan herkesi susturmuş.
Çünkü bazı memleketlerde
ilaçtan önce bulunması gereken şey
ilaç değildir.
Ekmektir.
Ölen çocukların yeri
Allah’ın rahmetidir.
Ama geride kalanların sessizliği
insanlığın üzerine ağır bir soru bırakır.
Belki bu yüzden bu yıl bayram
biraz daha sessiz olacak.
Ama ben inanıyorum…
Bir gün
ekmeğinin üzerine kardeşinin sıcak kanı düşen o çocuğun
mezarında bir çiçek açacak.
Ve o çiçek
bizim buralarda bayramı müjdeleyen
arife çiçeklerine eşlik edecek.
O gün geldiğinde
belki dünya ilk defa
gerçekten bayram yapacak.
Çünkü insanlık şunu anlayacak:
Bir çocuğun ahı göğe yükseldiğinde
yeryüzünde hiçbir bayram tam değildir.

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

17
Eylül
13
Ağustos
25
Temmuz
16
Mayıs
18
Nisan
03
Mart
27
Şubat