Bizim buralarda arife günü çocuklara başka bir isim verilir.
Büyükler onlara “arife çiçekleri” der.
Bayramın müjdecisidir onlar.
Sokaklarda koşturan, kapıların önünde gülüşleri yankılanan çocuklar…
Bir gün sonra kapıları çalıp şeker toplayacak küçük eller.
Bayram sabahına herkesten önce uyanan kalpler.
Bayram biraz da çocukların sevincidir zaten.
Ama insanın kalbi bu yıl aynı yerde durmuyor.
Çünkü dünyanın başka yerlerinde
bayramı bekleyen çocukların sesi kesiliyor.
Henüz bayram sabahına ulaşamadan…
Bir yerde bir çocuk
imsak vaktinde kopardığı ekmeği ağzına götürmeden
ekmeğin üstünde bir sıcaklık hissediyor.
Bir damla.
Sonra bir damla daha…
Ve o çocuk anlıyor.
O sıcak kan
yanında yere düşmüş küçük kardeşinin kanıdır.
İşte o an
ekmek artık sadece ekmek değildir.
Bir çocuğun ekmeğine düşen kardeş kanı
dünyanın bütün sofralarına düşer.
Biz yine bayram sabahı uyanacağız.
Kapılar çalınacak.
Çocuklar şeker toplayacak.
Ama dünyanın başka yerlerinde
çıplak ayaklarıyla bayrama girecek çocuklar var.
Açlıkla bayrama girecek çocuklar…
Ramazan bize nefis terbiyesini öğretir.
İnsanın kendisiyle mücadelesini…
Ama bazen dünya
insanlığı çocuklar üzerinden terbiye eder.
Eskiler bir hikâye anlatır.
Bir köyde kuraklık olmuş.
Toprak susuz kalmış.
Herkes yağmur duasına çıkmış.
Eller açılmış, dualar edilmiş.
Ama günler geçmiş, gökyüzü susmuş.
Yağmur bir türlü yağmamış.
Sonra öğrenmişler ki aynı köyde küçük bir kız çocuğu
ellerini açıp şöyle dua ediyormuş:
“Allah’ım bugün yağmur yağmasın.”
Çünkü bayram için alınmış küçük ayakkabıları varmış.
Islanmasın diye…
Derler ki
onca yağmur duasına rağmen
o gün yağmur yağmamış.
İnsan o hikâyeyi duyunca düşünmeden edemiyor:
Bir çocuğun duası gökyüzünü durdurabiliyorsa
bir çocuğun ahı dünyayı nasıl sarsar?
Bir başka ibret daha anlatılır büyüklerin dilinde.
Bir gün yoksul bir memlekete ilaç yardımı göndermek istemişler.
Koliler hazırlanmış.
Sonra ilaç kutularına bakılmış.
Çoğunun üzerinde aynı cümle yazıyormuş:
“Tok karna alınır.”
Ve o cümle
orada bulunan herkesi susturmuş.
Çünkü bazı memleketlerde
ilaçtan önce bulunması gereken şey
ilaç değildir.
Ekmektir.
Ölen çocukların yeri
Allah’ın rahmetidir.
Ama geride kalanların sessizliği
insanlığın üzerine ağır bir soru bırakır.
Belki bu yüzden bu yıl bayram
biraz daha sessiz olacak.
Ama ben inanıyorum…
Bir gün
ekmeğinin üzerine kardeşinin sıcak kanı düşen o çocuğun
mezarında bir çiçek açacak.
Ve o çiçek
bizim buralarda bayramı müjdeleyen
arife çiçeklerine eşlik edecek.
O gün geldiğinde
belki dünya ilk defa
gerçekten bayram yapacak.
Çünkü insanlık şunu anlayacak:
Bir çocuğun ahı göğe yükseldiğinde
yeryüzünde hiçbir bayram tam değildir.
Anasayfa
Yazarlar
Zehra Ünal
Yazı Detayı
Bu yazı 3358 kez okundu.
Bir Yanı Eksik Bayram
Bizim buralarda arife günü çocuklara başka bir isim verilir.
Büyükler onlara “arife çiçekleri” der.
Bayramın müjdecisidir onlar.
Sokaklarda koşturan, kapıların önünde gülüşleri yankılanan çocuklar…
Bir gün sonra kapıları çalıp şeker toplayacak küçük eller.
Bayram sabahına herkesten önce uyanan kalpler.
Bayram biraz da çocukların sevincidir zaten.
Ama insanın kalbi bu yıl aynı yerde durmuyor.
Çünkü dünyanın başka yerlerinde
bayramı bekleyen çocukların sesi kesiliyor.
Henüz bayram sabahına ulaşamadan…
Bir yerde bir çocuk
imsak vaktinde kopardığı ekmeği ağzına götürmeden
ekmeğin üstünde bir sıcaklık hissediyor.
Bir damla.
Sonra bir damla daha…
Ve o çocuk anlıyor.
O sıcak kan
yanında yere düşmüş küçük kardeşinin kanıdır.
İşte o an
ekmek artık sadece ekmek değildir.
Bir çocuğun ekmeğine düşen kardeş kanı
dünyanın bütün sofralarına düşer.
Biz yine bayram sabahı uyanacağız.
Kapılar çalınacak.
Çocuklar şeker toplayacak.
Ama dünyanın başka yerlerinde
çıplak ayaklarıyla bayrama girecek çocuklar var.
Açlıkla bayrama girecek çocuklar…
Ramazan bize nefis terbiyesini öğretir.
İnsanın kendisiyle mücadelesini…
Ama bazen dünya
insanlığı çocuklar üzerinden terbiye eder.
Eskiler bir hikâye anlatır.
Bir köyde kuraklık olmuş.
Toprak susuz kalmış.
Herkes yağmur duasına çıkmış.
Eller açılmış, dualar edilmiş.
Ama günler geçmiş, gökyüzü susmuş.
Yağmur bir türlü yağmamış.
Sonra öğrenmişler ki aynı köyde küçük bir kız çocuğu
ellerini açıp şöyle dua ediyormuş:
“Allah’ım bugün yağmur yağmasın.”
Çünkü bayram için alınmış küçük ayakkabıları varmış.
Islanmasın diye…
Derler ki
onca yağmur duasına rağmen
o gün yağmur yağmamış.
İnsan o hikâyeyi duyunca düşünmeden edemiyor:
Bir çocuğun duası gökyüzünü durdurabiliyorsa
bir çocuğun ahı dünyayı nasıl sarsar?
Bir başka ibret daha anlatılır büyüklerin dilinde.
Bir gün yoksul bir memlekete ilaç yardımı göndermek istemişler.
Koliler hazırlanmış.
Sonra ilaç kutularına bakılmış.
Çoğunun üzerinde aynı cümle yazıyormuş:
“Tok karna alınır.”
Ve o cümle
orada bulunan herkesi susturmuş.
Çünkü bazı memleketlerde
ilaçtan önce bulunması gereken şey
ilaç değildir.
Ekmektir.
Ölen çocukların yeri
Allah’ın rahmetidir.
Ama geride kalanların sessizliği
insanlığın üzerine ağır bir soru bırakır.
Belki bu yüzden bu yıl bayram
biraz daha sessiz olacak.
Ama ben inanıyorum…
Bir gün
ekmeğinin üzerine kardeşinin sıcak kanı düşen o çocuğun
mezarında bir çiçek açacak.
Ve o çiçek
bizim buralarda bayramı müjdeleyen
arife çiçeklerine eşlik edecek.
O gün geldiğinde
belki dünya ilk defa
gerçekten bayram yapacak.
Çünkü insanlık şunu anlayacak:
Bir çocuğun ahı göğe yükseldiğinde
yeryüzünde hiçbir bayram tam değildir.
Ekleme
Tarihi: 19 Mart 2026 -Perşembe
Bir Yanı Eksik Bayram
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
