Zehra Ünal
Köşe Yazarı
Zehra Ünal
 

8 Mart: Çiçek Değil, Ayna

Bugün 8 Mart. Çiçeklerin en hızlı satıldığı, en çok “iyi ki varsın” cümlesinin kurulduğu gün. Peki soralım: İyi ki var olan kim? Markasının logosu insanlığının önüne geçen mi? “Kadın kadının yurdudur” deyip, ilk fırtınada birbirinin altını oyan mı? Aynı masada gülüp, aynı odada birbirini kıskançlıkla parçalayan mı? “Kadın dayanışması” diye fotoğraf verip, perde arkasında birbirinin emeğini silenleri mi alkışlayacağız bugün? Hayır. Ben öyle bir 8 Mart yazısı yazmayacağım. Çünkü bu gün, süslü cümlelerin değil, aynaya bakma cesaretinin günü olmalı. Evet, güçlü kadın koalisyonları var. Gerçekten omuz omuza duran, bir diğerinin ayağı takıldığında eğilip kaldıran kadınlar var. Sözüm onlara değil. Sözüm; çantasının markasını ezberleyip, karşısındaki kadının hikâyesini hiç merak etmeyenlere. Sözüm; milyar dolarlık saatine bakıp “vaktim yok” diyen ama milyonluk ayakkabılarıyla çamurlu bir sokağa fotoğraf vermeye gidenlere. Sözüm; iki ekmek ve bir koli yardımı, insan onurundan büyük sananlara. Sözüm; yardım ederken bile üstünlük kuranlara. Dünya şu an savaşı konuşuyor. Gazze’de çocuğunu toprağa veren annenin bugün “Kadınlar Günü” var mı? Ukrayna’da siren sesleriyle yaşayan kadının takviminde 8 Mart kırmızı mı? Onların günü; hayatta kalabildikleri her gün. Ve biz burada birbirimizin saç tonunu, kilosunu, eşini, statüsünü konuşuyoruz. Ne kadar çarpık. Kadın kadının yurdu değildir. Kadın, kadının vicdanıysa yurttur. Kadın, kadının omzuna yük değil güç oluyorsa yurttur. Kadın, bir başka kadının başarısını görünce içi daralmıyorsa yurttur. Kadın, rekabeti değil merhameti büyütüyorsa yurttur. Yoksa aynı cinsiyetten olmak, kader birliği değildir. 8 Mart, erkeklere atılmış bir slogan günü de değil. Bu yazı erkeklere karşı bir savaş çağrısı hiç değil. Asıl savaş, içimizde. Kıskançlıkla. Gösterişle. İkiyüzlülükle. Samimiyetsizlikle. Bir kadının en büyük düşmanı yine bir kadın oluyorsa, orada düzeni suçlamak yetmez. Önce kendi içimizdeki küçük iktidar hevesini sökmeliyiz. Bugün çiçek almayın demiyorum. Ama çiçek verirken aynaya bakın. Bugün paylaşım yapmayın demiyorum. Ama paylaşırken bir kalbinizi yoklayın. Gerçekten kimi kutluyorsunuz? Sosyal medyada “kraliçe” dediğiniz kadının arkasından konuşuyorsanız, bu gün sizin gününüz değil. Bir başka kadının yükselişini sindiremiyorsanız, bu gün sizin gününüz değil. Yardımı gösteriş için yapıyorsanız, bu gün sizin gününüz değil. 8 Mart; Yamalı kıyafetiyle, çamurlu sokakta, kimse görmeden ekmek götüren kadının günü. Gece sessizce ağlayıp sabah dimdik ayağa kalkan kadının günü. Çocuğunu kaybettiği halde başka bir çocuğun başını okşayabilen annenin günü. Başarılı olduğunda böbürlenmeyen, düştüğünde kimseyi suçlamayan kadının günü. Ve evet… Gerçekten yanında duran erkeklerin de vicdan sınavı bugün. Çünkü mesele cinsiyet değil. Mesele insanlık. Taşlar yerinden oynasın istiyorsak, önce içimizdeki taşları yerinden oynatmalıyız. Çiçeklerden önce vicdanı büyütmeliyiz. Gösterişten önce samimiyeti. Belki o zaman 8 Mart gerçekten bir güne değil, bir duruşa dönüşür. Ve şunu bil: Gerçek kadın dayanışması sessizdir. Reklam yapmaz. Birbirinin omzuna dokunur ve geçer. Vicdan.
Ekleme Tarihi: 08 Mart 2026 -Pazar
Zehra Ünal

8 Mart: Çiçek Değil, Ayna

Bugün 8 Mart.
Çiçeklerin en hızlı satıldığı, en çok “iyi ki varsın” cümlesinin kurulduğu gün.
Peki soralım:
İyi ki var olan kim?
Markasının logosu insanlığının önüne geçen mi?
“Kadın kadının yurdudur” deyip, ilk fırtınada birbirinin altını oyan mı?
Aynı masada gülüp, aynı odada birbirini kıskançlıkla parçalayan mı?
“Kadın dayanışması” diye fotoğraf verip, perde arkasında birbirinin emeğini silenleri mi alkışlayacağız bugün?
Hayır.
Ben öyle bir 8 Mart yazısı yazmayacağım.
Çünkü bu gün, süslü cümlelerin değil, aynaya bakma cesaretinin günü olmalı.
Evet, güçlü kadın koalisyonları var.
Gerçekten omuz omuza duran, bir diğerinin ayağı takıldığında eğilip kaldıran kadınlar var.
Sözüm onlara değil.
Sözüm; çantasının markasını ezberleyip, karşısındaki kadının hikâyesini hiç merak etmeyenlere.
Sözüm; milyar dolarlık saatine bakıp “vaktim yok” diyen ama milyonluk ayakkabılarıyla çamurlu bir sokağa fotoğraf vermeye gidenlere.
Sözüm; iki ekmek ve bir koli yardımı, insan onurundan büyük sananlara.
Sözüm; yardım ederken bile üstünlük kuranlara.
Dünya şu an savaşı konuşuyor.
Gazze’de çocuğunu toprağa veren annenin bugün “Kadınlar Günü” var mı?
Ukrayna’da siren sesleriyle yaşayan kadının takviminde 8 Mart kırmızı mı?
Onların günü; hayatta kalabildikleri her gün.
Ve biz burada birbirimizin saç tonunu, kilosunu, eşini, statüsünü konuşuyoruz.
Ne kadar çarpık.
Kadın kadının yurdu değildir.
Kadın, kadının vicdanıysa yurttur.
Kadın, kadının omzuna yük değil güç oluyorsa yurttur.
Kadın, bir başka kadının başarısını görünce içi daralmıyorsa yurttur.
Kadın, rekabeti değil merhameti büyütüyorsa yurttur.
Yoksa aynı cinsiyetten olmak, kader birliği değildir.
8 Mart, erkeklere atılmış bir slogan günü de değil.
Bu yazı erkeklere karşı bir savaş çağrısı hiç değil.
Asıl savaş, içimizde.
Kıskançlıkla.
Gösterişle.
İkiyüzlülükle.
Samimiyetsizlikle.
Bir kadının en büyük düşmanı yine bir kadın oluyorsa, orada düzeni suçlamak yetmez.
Önce kendi içimizdeki küçük iktidar hevesini sökmeliyiz.
Bugün çiçek almayın demiyorum.
Ama çiçek verirken aynaya bakın.
Bugün paylaşım yapmayın demiyorum.
Ama paylaşırken bir kalbinizi yoklayın.
Gerçekten kimi kutluyorsunuz?
Sosyal medyada “kraliçe” dediğiniz kadının arkasından konuşuyorsanız, bu gün sizin gününüz değil.
Bir başka kadının yükselişini sindiremiyorsanız, bu gün sizin gününüz değil.
Yardımı gösteriş için yapıyorsanız, bu gün sizin gününüz değil.
8 Mart;
Yamalı kıyafetiyle, çamurlu sokakta, kimse görmeden ekmek götüren kadının günü.
Gece sessizce ağlayıp sabah dimdik ayağa kalkan kadının günü.
Çocuğunu kaybettiği halde başka bir çocuğun başını okşayabilen annenin günü.
Başarılı olduğunda böbürlenmeyen, düştüğünde kimseyi suçlamayan kadının günü.
Ve evet…
Gerçekten yanında duran erkeklerin de vicdan sınavı bugün.
Çünkü mesele cinsiyet değil.
Mesele insanlık.
Taşlar yerinden oynasın istiyorsak, önce içimizdeki taşları yerinden oynatmalıyız.
Çiçeklerden önce vicdanı büyütmeliyiz.
Gösterişten önce samimiyeti.
Belki o zaman 8 Mart gerçekten bir güne değil, bir duruşa dönüşür.
Ve şunu bil:
Gerçek kadın dayanışması sessizdir.
Reklam yapmaz.
Birbirinin omzuna dokunur ve geçer.
Vicdan.

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

17
Eylül
13
Ağustos
25
Temmuz
16
Mayıs
18
Nisan
03
Mart
27
Şubat