Ben Çanakkale kızıyım…
Rüzgârı serttir memleketimin; o yüzden yumuşak sevmeyi bilsem de, dimdik durmayı daha iyi bilirim.
Yüreğim, boğazdan geçen akıntı gibidir; bir bakarsın dingin, bir bakarsın önüne geleni sürükleyecek kadar hırçın.
Tavrım, Aynalı Çarşı’nın aynası gibidir;
bakan kendini görür bende.
Ne eksik ne fazla…
Kim ne getirirse, onu alır karşılığında.
Benim atalarım, Çanakkale Savaşı’nda toprağa düşerken kefen aramadı.
Çünkü bu toprakta vatan, kefenden daha kıymetliydi.
O yüzden ben de bilirim; gerektiğinde bir insan sadece yaşamak için değil, yaşatmak için de nefes alır.
Ve o toprak…
Sadece bir toprak değildir.
Çanakkale Şehitler Abidesi’nin gölgesinde durduysan eğer,
bilirsin…
Orada rüzgâr bile başka eser.
Sessizlik bile konuşur.
Her adımında bir hikâye, her nefesinde bir emanet vardır.
Toprağa bakarsın…
Sıradan bir toprak değildir o.
Bir annenin duası, bir evladın son bakışı, bir milletin direnişidir.
İnsan orada başını eğmez…
Eğilmek zorunda kalır.
Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı o mermi var ya…
İşte o sadece bir mermi değildi.
Bir milletin “bitti” denildiği yerde yeniden ayağa kalkma kudretiydi.
Benim gücüm de oradan gelir.
Mesele memleket olunca, kadınlığım değil, yüreğim konuşur.
Evreşe yollarını bilirim ben…
Tozunu yutmuşluğum vardır çocukken hayaller kurarken.
Bayramiç dağlarının serinliğini taşırım içimde;
üzüm yapmaz bağları derler ya…
Ben bilirim, o toprak sabrı öğretir insana.
Her şeyin vakti olduğunu…
Tamahkâr olmayı üzüm hoşafından öğrendim ben…
Azla yetinmeyi değil, azın kıymetini bilmeyi öğrendim aslında.
Bir tas hoşafla doyanın şükrünü,
yoklukta bile paylaşmanın bereketini gördüm.
Çünkü bu toprakta bereket, şükürle büyür.
Truva Savaşı’nın gölgesinde büyüdüm ben.
Truva Atı masal değil bizim oralarda;
aklın, sabrın ve stratejinin simgesidir.
O yüzden ben, hayatla savaşırken sadece güçle değil, akılla da yürürüm.
18 Mart…
Sadece bir tarih değildir bizim için.
Bir milletin diz çökmediği gündür.
Bir annenin gözyaşını içine akıttığı,
bir evladın adını bile söyleyemeden toprağa karıştığı gündür.
Ama bugün…
Aynı zamanda bir zaferdir!
Çanakkale Zaferi;
imkânsız denileni mümkün kılanların,
“geçilmez” sözünü tarihe kazıyanların zaferidir.
Bugün başımız dik, yüreğimiz gururlu.
Çünkü biz, kaybetmeyenlerin değil;
vazgeçmeyenlerin torunlarıyız.
Ve ben…
Ben Çanakkale kızıyım.
Gerektiğinde rüzgâr olurum, savururum.
Gerektiğinde toprak olurum, saklarım.
Ama asla unutmam.
Bugün sadece hatırlamam…
Kutlarım.
18 Mart Çanakkale Zaferi kutlu olsun.
Anasayfa
Yazarlar
Zehra Ünal
Yazı Detayı
Bu yazı 3119 kez okundu.
Ben Çanakkale Kızıyım
Ben Çanakkale kızıyım…
Rüzgârı serttir memleketimin; o yüzden yumuşak sevmeyi bilsem de, dimdik durmayı daha iyi bilirim.
Yüreğim, boğazdan geçen akıntı gibidir; bir bakarsın dingin, bir bakarsın önüne geleni sürükleyecek kadar hırçın.
Tavrım, Aynalı Çarşı’nın aynası gibidir;
bakan kendini görür bende.
Ne eksik ne fazla…
Kim ne getirirse, onu alır karşılığında.
Benim atalarım, Çanakkale Savaşı’nda toprağa düşerken kefen aramadı.
Çünkü bu toprakta vatan, kefenden daha kıymetliydi.
O yüzden ben de bilirim; gerektiğinde bir insan sadece yaşamak için değil, yaşatmak için de nefes alır.
Ve o toprak…
Sadece bir toprak değildir.
Çanakkale Şehitler Abidesi’nin gölgesinde durduysan eğer,
bilirsin…
Orada rüzgâr bile başka eser.
Sessizlik bile konuşur.
Her adımında bir hikâye, her nefesinde bir emanet vardır.
Toprağa bakarsın…
Sıradan bir toprak değildir o.
Bir annenin duası, bir evladın son bakışı, bir milletin direnişidir.
İnsan orada başını eğmez…
Eğilmek zorunda kalır.
Seyit Onbaşı’nın kaldırdığı o mermi var ya…
İşte o sadece bir mermi değildi.
Bir milletin “bitti” denildiği yerde yeniden ayağa kalkma kudretiydi.
Benim gücüm de oradan gelir.
Mesele memleket olunca, kadınlığım değil, yüreğim konuşur.
Evreşe yollarını bilirim ben…
Tozunu yutmuşluğum vardır çocukken hayaller kurarken.
Bayramiç dağlarının serinliğini taşırım içimde;
üzüm yapmaz bağları derler ya…
Ben bilirim, o toprak sabrı öğretir insana.
Her şeyin vakti olduğunu…
Tamahkâr olmayı üzüm hoşafından öğrendim ben…
Azla yetinmeyi değil, azın kıymetini bilmeyi öğrendim aslında.
Bir tas hoşafla doyanın şükrünü,
yoklukta bile paylaşmanın bereketini gördüm.
Çünkü bu toprakta bereket, şükürle büyür.
Truva Savaşı’nın gölgesinde büyüdüm ben.
Truva Atı masal değil bizim oralarda;
aklın, sabrın ve stratejinin simgesidir.
O yüzden ben, hayatla savaşırken sadece güçle değil, akılla da yürürüm.
18 Mart…
Sadece bir tarih değildir bizim için.
Bir milletin diz çökmediği gündür.
Bir annenin gözyaşını içine akıttığı,
bir evladın adını bile söyleyemeden toprağa karıştığı gündür.
Ama bugün…
Aynı zamanda bir zaferdir!
Çanakkale Zaferi;
imkânsız denileni mümkün kılanların,
“geçilmez” sözünü tarihe kazıyanların zaferidir.
Bugün başımız dik, yüreğimiz gururlu.
Çünkü biz, kaybetmeyenlerin değil;
vazgeçmeyenlerin torunlarıyız.
Ve ben…
Ben Çanakkale kızıyım.
Gerektiğinde rüzgâr olurum, savururum.
Gerektiğinde toprak olurum, saklarım.
Ama asla unutmam.
Bugün sadece hatırlamam…
Kutlarım.
18 Mart Çanakkale Zaferi kutlu olsun.
Ekleme
Tarihi: 18 Mart 2026 -Çarşamba
Ben Çanakkale Kızıyım
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
