Caroline LAURENT Turunc
Köşe Yazarı
Caroline LAURENT Turunc
 

IRMAKLA TAŞIN TEMASI

Irmak, kendini adım adım unutarak yürür; adı kalmaz dudaklarında, yalnızca yönü kalır— taş ise yerinde durarak öğrenir zamanı, kıpırtısız bir sabırla, bin yankıyı içinde saklar. İlk temas bir soru değildir; ne ırmak sorar taşın neden sustuğunu, ne taş ırmağın niçin acele ettiğini— ikisi de bilir: Hakikat, cevaplardan önce gelir. Irmak, taşın alnına dokunduğunda suyun dili yumuşar, ses bir zikir olur; taşın göğsünde oyulan her çizgi bir hatıradır, adını söylemeyen bir mühür. Taş, ırmağa direnmez; direniş sandığımız şey, teslimiyetin en ağır biçimidir— kırılmadan aşınmak, gitmeden kalmayı öğrenmek gibi. Irmak, her dokunuşta biraz daha berraklaşır, kendini bırakır, kendini çoğaltır; taş, her geçişte biraz daha yuva olur, üstüne konan kuşun susuşunu da taşır. Aralarında bir sır dolaşır: Akış, duruşu öğretir; duruş, akışı kutsar. Biri ötekini yüceltmeden, ikisi de aynı dairede sema eder. Gece çöktüğünde, ay suya eğilir; taş, ayın yüzünü ezberler. Irmak, ayın kırık ışığını toplar ve karanlığa dağıtır— ışık, paylaşıldıkça hafifler. Şafakta, sis çekilirken taşın suskunluğu derinleşir, ırmağın sesi incelir; ikisi de aynı kelimeyi söyler farklı alfabelerle. Eğer bir gün durmak istersen, taşa bak: Zaman nasıl diz çöker. Eğer bir gün geçmek istersen, ırmağa bak: Yük nasıl bırakılır. Ve bil ki— Irmakla taşın teması ne çarpışmadır ne uzlaşma; bu, varlığın kendini yoklayıp yeniden adlandırdığı sessiz bir ahittir.
Ekleme Tarihi: 24 Aralık 2025 -Çarşamba
Caroline LAURENT Turunc

IRMAKLA TAŞIN TEMASI

Irmak, kendini adım adım unutarak yürür;
adı kalmaz dudaklarında, yalnızca yönü kalır—
taş ise yerinde durarak öğrenir zamanı,
kıpırtısız bir sabırla, bin yankıyı içinde saklar.
İlk temas bir soru değildir;
ne ırmak sorar taşın neden sustuğunu,
ne taş ırmağın niçin acele ettiğini—
ikisi de bilir: Hakikat, cevaplardan önce gelir.
Irmak, taşın alnına dokunduğunda
suyun dili yumuşar, ses bir zikir olur;
taşın göğsünde oyulan her çizgi
bir hatıradır, adını söylemeyen bir mühür.
Taş, ırmağa direnmez;
direniş sandığımız şey, teslimiyetin en ağır biçimidir—
kırılmadan aşınmak,
gitmeden kalmayı öğrenmek gibi.
Irmak, her dokunuşta biraz daha berraklaşır,
kendini bırakır, kendini çoğaltır;
taş, her geçişte biraz daha yuva olur,
üstüne konan kuşun susuşunu da taşır.
Aralarında bir sır dolaşır:
Akış, duruşu öğretir;
duruş, akışı kutsar.
Biri ötekini yüceltmeden,
ikisi de aynı dairede sema eder.
Gece çöktüğünde, ay suya eğilir;
taş, ayın yüzünü ezberler.
Irmak, ayın kırık ışığını toplar
ve karanlığa dağıtır—
ışık, paylaşıldıkça hafifler.
Şafakta, sis çekilirken
taşın suskunluğu derinleşir,
ırmağın sesi incelir;
ikisi de aynı kelimeyi söyler
farklı alfabelerle.
Eğer bir gün durmak istersen,
taşa bak: Zaman nasıl diz çöker.
Eğer bir gün geçmek istersen,
ırmağa bak: Yük nasıl bırakılır.
Ve bil ki—
Irmakla taşın teması
ne çarpışmadır ne uzlaşma;
bu, varlığın kendini yoklayıp
yeniden adlandırdığı
sessiz bir ahittir.
Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

30
Mayıs
21
Mayıs
15
Haziran
02
Mayıs
26
Nisan
07
Kasım
01
Kasım
24
Ekim
12
Ekim
19
Eylül
08
Ağustos
07
Temmuz
22
Haziran
30
Mayıs
15
Mayıs
28
Şubat