Suay Karaman
Köşe Yazarı
Suay Karaman
 

BARIŞ MASALI

10 Ağustos 2026 tarihinde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Kabul edilen yasanın her bir maddesi, anayasaya aykırıdır. Kısaca anayasa ihlal edilmiştir. Ne yazık ki proje siyasetçiler ile anayasanın ihlal edilmesi halka çözüm olarak sunulmaktadır. Bu yasaya toplumun tepkisi büyüktür ama içeriğini ve yapılacakları tam olarak bilmedikleri için sessizdir, beklemektedir. Çünkü TBMM’deki siyasi partilerin büyük çoğunluğuyla kabul edilen bu yasanın, ülkemizi bölünmeye götüreceği tam olarak kavranılamamıştır. PKK terör örgütü 15 Ağustos 1984 tarihinde ilk eylemini Hakkari’nin Şemdinli ilçesi ile Siirt’in Eruh ilçesine yapmıştı ve ilk şehitlerimizi orada vermiştik. Bu eylemin 42. yılı olan 15 Ağustos Cumartesi günü Adana, Diyarbakır, Mardin, Mersin ve Van’da PKK terör örgütü destekçileri tarafından kutlama yapıldı. PKK terör örgütüne ait Mezopotamya haber ajansındaki söylem her şeyi açıklamaktadır: “Birçok kentte 15 Ağustos dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde barış anneleri zılgıtlarla pasta kesti. Konserler verildi.” Sözde barış masalı ortaya atılırken, bu kanlı terörün başlangıcını havai fişekler atarak kutlamak, bu sürecin tam bir kandırmaca olduğunu ortaya koymaktadır. Bu pis hareket şehitlerimizin anılarına, yakınlarının acılarına, gazilerimize ve milletimizin hafızasına karşı küstah bir saygısızlıktır. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler, bu durum hakkında ne düşündüklerini açıklamalıdır. 20 Ağustos 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinden Pervin Buldan düzenlenen basın buluşmasında çerçeve yasa kapsamındaki kurulların çalışma takvimine ilişkin bilgi verdi ve 24 Ağustos tarihinde üst kurulun ilk toplantısını yapacağını açıkladı. Üst kurul toplantısının ardından alt kurulların devreye gireceğini belirten Pervin Buldan; “alt kurullardan biri 'Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu' olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak; çünkü kendisi bu gelişmeleri organize edecek” diyerek bu yasanın asıl amacını paylaştı. Zaten çıkarılan bu yasanın 7. maddesi uyarınca oluşturulacak alt kurulda bebek katili PKK terör örgütünün başına görev verileceği belli oldu. Üstelik yasanın 10. maddesine göre PKK terör örgütünün başına ‘özel statü’ verilerek, her yönden tam sorumsuz olması sağlanıyor. Kısaca eli kanlı terörist başının her durumda bu yasadan yararlanmasının önü açılmış oluyor. Şimdi bu durumda çıkarılan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak gerekiyor. Kanunların anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabilme hakkı, cumhurbaşkanına, iktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. TBMM’de 120 milletvekilinin bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi hayaldir. Ancak ana muhalefet partisi olan Yeni Parti bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürebilir. Gerçi bağımsız yargının olmadığı yerde Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmeyebilir ama esas olan tarihe not düşmektir. Atatürk’ü dillerinden eksik etmeyenlerin, ilkelerine sahip çıktıklarını söyleyenlerin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi gerekir. Çünkü çıkarılan bu yasanın ülkemize barış değil, iç savaş getireceği bilinmelidir ve ülkemizi bölme amaçlı bir emperyalist proje olduğunun farkına varılmalıdır. Ancak konuşmalarında sık sık Kürt sorunu, eşit yurttaşlık gibi emperyalizmin sözlerini söyleyenlerin iptal davası açması da zor gözükmektedir. Bu yasanın iptali için 19 Ekim 2026 tarihine kadar başvuru yapılmazsa, ana muhalefetin de sahte olduğu ortaya çıkacaktır. Emperyalizmin dillendirdiği Kürt sorunu, aslında Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki feodal ağalık düzenidir. Bu gerçek bilinmesine karşın, emperyalizmin maşaları, ısrarla Kürt sorunu diyerek, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne saldırmaktadırlar. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler ile Anayasa Mahkemesi’ne iptal için gitmeyenler tarihin sayfalarında iyi anılmayacaklarını bilmelidirler. Bu yaşanılan olaylar sonrasında ülkemizde artık iki cephe oluşmuştur: milletin birliğini dağıtmayı ve ülkemizin bölünmesini hedefleyen çerçeve yasaya ‘evet’ diyenler ile milletin birliğini ve ülkemizin bütünlüğünü savunup çerçeve yasaya ‘hayır’ diyenler. Kısaca ya vatan hainisiniz ya da vatan seversiniz. Safımızı ve duracağımız yeri, buna göre belirlemek gerekiyor. Azim ve Karar
Ekleme Tarihi: 24 Ağustos 2026 -Pazartesi
Suay Karaman

BARIŞ MASALI




10 Ağustos 2026 tarihinde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Kabul edilen yasanın her bir maddesi, anayasaya aykırıdır. Kısaca anayasa ihlal edilmiştir. Ne yazık ki proje siyasetçiler ile anayasanın ihlal edilmesi halka çözüm olarak sunulmaktadır.

Bu yasaya toplumun tepkisi büyüktür ama içeriğini ve yapılacakları tam olarak bilmedikleri için sessizdir, beklemektedir. Çünkü TBMM’deki siyasi partilerin büyük çoğunluğuyla kabul edilen bu yasanın, ülkemizi bölünmeye götüreceği tam olarak kavranılamamıştır.

PKK terör örgütü 15 Ağustos 1984 tarihinde ilk eylemini Hakkari’nin Şemdinli ilçesi ile Siirt’in Eruh ilçesine yapmıştı ve ilk şehitlerimizi orada vermiştik. Bu eylemin 42. yılı olan 15 Ağustos Cumartesi günü Adana, Diyarbakır, Mardin, Mersin ve Van’da PKK terör örgütü destekçileri tarafından kutlama yapıldı. PKK terör örgütüne ait Mezopotamya haber ajansındaki söylem her şeyi açıklamaktadır: “Birçok kentte 15 Ağustos dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde barış anneleri zılgıtlarla pasta kesti. Konserler verildi.” Sözde barış masalı ortaya atılırken, bu kanlı terörün başlangıcını havai fişekler atarak kutlamak, bu sürecin tam bir kandırmaca olduğunu ortaya koymaktadır. Bu pis hareket şehitlerimizin anılarına, yakınlarının acılarına, gazilerimize ve milletimizin hafızasına karşı küstah bir saygısızlıktır. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler, bu durum hakkında ne düşündüklerini açıklamalıdır.

20 Ağustos 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti üyelerinden Pervin Buldan düzenlenen basın buluşmasında çerçeve yasa kapsamındaki kurulların çalışma takvimine ilişkin bilgi verdi ve 24 Ağustos tarihinde üst kurulun ilk toplantısını yapacağını açıkladı. Üst kurul toplantısının ardından alt kurulların devreye gireceğini belirten Pervin Buldan; “alt kurullardan biri 'Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu' olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak; çünkü kendisi bu gelişmeleri organize edecek” diyerek bu yasanın asıl amacını paylaştı.

Zaten çıkarılan bu yasanın 7. maddesi uyarınca oluşturulacak alt kurulda bebek katili PKK terör örgütünün başına görev verileceği belli oldu. Üstelik yasanın 10. maddesine göre PKK terör örgütünün başına ‘özel statü’ verilerek, her yönden tam sorumsuz olması sağlanıyor. Kısaca eli kanlı terörist başının her durumda bu yasadan yararlanmasının önü açılmış oluyor.

Şimdi bu durumda çıkarılan yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak gerekiyor. Kanunların anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabilme hakkı, cumhurbaşkanına, iktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. TBMM’de 120 milletvekilinin bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi hayaldir. Ancak ana muhalefet partisi olan Yeni Parti bu yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürebilir. Gerçi bağımsız yargının olmadığı yerde Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmeyebilir ama esas olan tarihe not düşmektir.

Atatürk’ü dillerinden eksik etmeyenlerin, ilkelerine sahip çıktıklarını söyleyenlerin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesi gerekir. Çünkü çıkarılan bu yasanın ülkemize barış değil, iç savaş getireceği bilinmelidir ve ülkemizi bölme amaçlı bir emperyalist proje olduğunun farkına varılmalıdır. Ancak konuşmalarında sık sık Kürt sorunu, eşit yurttaşlık gibi emperyalizmin sözlerini söyleyenlerin iptal davası açması da zor gözükmektedir. Bu yasanın iptali için 19 Ekim 2026 tarihine kadar başvuru yapılmazsa, ana muhalefetin de sahte olduğu ortaya çıkacaktır.

Emperyalizmin dillendirdiği Kürt sorunu, aslında Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki feodal ağalık düzenidir. Bu gerçek bilinmesine karşın, emperyalizmin maşaları, ısrarla Kürt sorunu diyerek, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne saldırmaktadırlar. Çıkarılan bu yasaya evet oyu verenler ile Anayasa Mahkemesi’ne iptal için gitmeyenler tarihin sayfalarında iyi anılmayacaklarını bilmelidirler.

Bu yaşanılan olaylar sonrasında ülkemizde artık iki cephe oluşmuştur: milletin birliğini dağıtmayı ve ülkemizin bölünmesini hedefleyen çerçeve yasaya ‘evet’ diyenler ile milletin birliğini ve ülkemizin bütünlüğünü savunup çerçeve yasaya ‘hayır’ diyenler. Kısaca ya vatan hainisiniz ya da vatan seversiniz. Safımızı ve duracağımız yeri, buna göre belirlemek gerekiyor.

Azim ve Karar

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

24
Ağustos
10
Ağustos
20
Temmuz
13
Temmuz
08
Temmuz
02
Temmuz
08
Haziran
25
Mayıs
18
Mayıs
11
Mayıs
20
Nisan
13
Nisan
06
Nisan
30
Mart
16
Mart
23
Şubat
31
Ocak
29
Aralık
24
Aralık
01
Aralık
24
Kasım
10
Kasım
13
Ekim
06
Ekim
02
Ekim
09
Eylül
01
Eylül
01
Eylül
18
Ağustos
28
Temmuz
14
Temmuz
11
Temmuz
04
Temmuz
23
Haziran
16
Haziran
09
Haziran
26
Mayıs
17
Mart
04
Mart
25
Şubat
17
Şubat
10
Şubat
01
Ocak
30
Aralık
09
Aralık
02
Aralık
25
Kasım
12
Kasım
07
Kasım
04
Kasım
28
Ekim
14
Ekim
30
Eylül
16
Eylül
26
Ağustos
19
Ağustos
12
Ağustos
22
Temmuz
15
Temmuz
08
Temmuz
24
Haziran