Suay Karaman
Köşe Yazarı
Suay Karaman
 

CHP’NİN TASFİYESİ

Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş 103 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihidir, belleğidir ve Atatürk’ün kurduğu partidir. Bugün ülkemiz çok tehlikeli bir süreçten geçmektedir. Hukuktan adalete, eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa, ekonomiden sanayiye aklımıza gelen her sektörde büyük bir tıkanmışlık, çürümüşlük yaşanmaktadır. Demokratik ve laik cumhuriyetimiz bitirilmek üzeredir, ülkemiz bölünme sürecine sokulmuş, tarikat ve cemaatler her konuda söz sahibi haline getirilmiş ve ekonomik kriz toplumu derinden sarsmaktadır. Bu aşamada 103 yıllık CHP yok edilmek istenmektedir. Tüm bu yaşananlara karşın, ‘kim haklı’, ‘kim Atatürkçü’, ‘kim daha ulusalcı’, ‘kim daha demokrat’ diye tartışılmaktadır. Bugün esas tartışılması gereken şudur: CHP varlığını sürdürecek mi, yoksa yüz yılı aşkın tarihsel birikimiyle birlikte tasfiye mi edilecek? Sorun Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel değildir; bir genel başkanlık yarışı, kurultay tartışması ya da kişisel hesaplaşma değildir. Bunların hepsi yaşanan büyük dönüşüm için hazırlanan algı operasyonudur. Bu operasyonun yapılmasının asıl nedeni ise CHP’nin geleceği üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin şekillendirilmesidir. 300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizme karşı ilk kez zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk’ün ve ülkemizin bugün CHP üzerinden tasfiye edilmesiyle karşı karşıyayız. 103 yıldır ve özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’nin büyük hataları vardır, yapılan tercihlerde ve tarihsel sorumluluklarda büyük yanlışlar vardır. CHP’yi savunmak, bütün yanlışlarını ve yöneticilerini savunmak değildir. Bugün emperyalizmin desteğiyle CHP tasfiye edilmek istenmektedir. İçten ve dıştan, bilerek ya da bilmeyerek; isteyerek ya da istemeyerek buna destek verenler vardır. Toplum haklı olarak 23 yıllık AKP iktidarından kurtulmak için güçlü görünen ama ne olduğu hakkında yeterli bilgisi olmadan bazı kişilerin peşinden gitmektedir. CHP’nin tasfiyesi sadece bir siyasi partinin yok edilmesi değildir. Atatürk ilke ve devrimlerinin tasfiyesidir, laik ve demokratik cumhuriyetin tasfiyesidir, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün tasfiyesidir, çağdaş, bilimsel, laik eğitimin tasfiyesidir, sosyal devletin tasfiyesidir, demokratik iktidar seçeneğinin tasfiyesidir. Bilinen bütün yanlışlarına karşın CHP, milyonlarca insanın ortak buluşma noktasıdır. CHP’yi savunmak ve korumak eleştiriden vazgeçmek anlamına gelmez. CHP’yi kurucu ilkelerine kavuşturana kadar güçlü biçimde eleştirmeliyiz. Ancak CHP’yi tasfiye edecek girişimlere karşı da bütün gücümüzle karşı çıkmamız gerekmektedir. Bugün CHP’yi sahiplenmek kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) kararına sahip çıkmak ya da Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkmak anlamına gelmez, gelmemelidir de. Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olunca ‘Yeni CHP’ söylemini başlatmıştı. Şimdi de aynı sürecin devamı olarak CHP’si gitti sadece yenisi kaldı ve Yeni Parti kuruldu. CHP’nin kurtuluşu Kemal Kılıçdaroğlu ya da Özgür Özel ile olamaz çünkü birbirilerinden farkı olmayan bu düzen siyasetçilerinden kurtuluş beklenemez. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm yanlışlarına hiçbir zaman ses çıkarmayan Özgür Özel ve ekibinden umut beklememek gerekir, çünkü ideolojik olarak aynı yolun yolcularıdır. Zaten Yeni Parti’nin programında; ‘Kürt sorununa demokratik çözüm’, ‘ana dilde eğitim hakkı’ ve ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının tam olarak uygulanması’ maddelerinin olması bu konuda insanlara fikir vermektedir ama okuyana ve anlayana. Göstermelik biçimde, oy veren seçmeni karşılarına almamak için arada bir Atatürk’e bağlılık vurgusu yapılmaktadır. ABD, NATO ve AB'nin güvenliğini sağlayacaklarını bildirenlerin, serbest piyasa ekonomisini savunanların ve bölücülerle birlik olanların Atatürk’ten söz etmeleri ikiyüzlülükten öteye geçmemektedir. Kapsayıcı olduğu söylenen yeni partinin ideolojik belirsizliği bulunmaktadır. Bu nedenle CHP’nin bugünkü yanlışları savunulamayacağı gibi 103 yıllık CHP’nin tarihsel birikiminin dağıtılmasına da izin vermemek gerekmektedir. Sorun CHP’nin yöneticilerinin kim olduğu değildir. Sorun, CHP’nin ve onunla birlikte Türkiye’nin geleceğinin var olup olmayacağıdır. Bu nedenle CHP’nin tasfiye edilmesi demek Türkiye Cumhuriyeti’nin tasfiye edilmesi demektir. CHP içinde kalıp, kesin hükümsüzlüğe (mutlak butlana), yöneticilere ve yeni partiye karşı bilinçli ve kararlı şekilde mücadele etmek zorundayız. Azim ve Karar
Ekleme Tarihi: 27 Temmuz 2026 -Pazartesi
Suay Karaman

CHP’NİN TASFİYESİ


Kuvayı Milliye’den, Müdafaa-i Hukuk’dan, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan, Halk Fırkası’ndan doğan Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizin kurtuluş ve kuruluşuna öncülük etmiş 103 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihidir, belleğidir ve Atatürk’ün kurduğu partidir.

Bugün ülkemiz çok tehlikeli bir süreçten geçmektedir. Hukuktan adalete, eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa, ekonomiden sanayiye aklımıza gelen her sektörde büyük bir tıkanmışlık, çürümüşlük yaşanmaktadır. Demokratik ve laik cumhuriyetimiz bitirilmek üzeredir, ülkemiz bölünme sürecine sokulmuş, tarikat ve cemaatler her konuda söz sahibi haline getirilmiş ve ekonomik kriz toplumu derinden sarsmaktadır.

Bu aşamada 103 yıllık CHP yok edilmek istenmektedir. Tüm bu yaşananlara karşın, ‘kim haklı’, ‘kim Atatürkçü’, ‘kim daha ulusalcı’, ‘kim daha demokrat’ diye tartışılmaktadır. Bugün esas tartışılması gereken şudur: CHP varlığını sürdürecek mi, yoksa yüz yılı aşkın tarihsel birikimiyle birlikte tasfiye mi edilecek?

Sorun Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ya da Özgür Özel değildir; bir genel başkanlık yarışı, kurultay tartışması ya da kişisel hesaplaşma değildir. Bunların hepsi yaşanan büyük dönüşüm için hazırlanan algı operasyonudur. Bu operasyonun yapılmasının asıl nedeni ise CHP’nin geleceği üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin şekillendirilmesidir.

300 yıldır dünyayı sömüren emperyalizme karşı ilk kez zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk’ün ve ülkemizin bugün CHP üzerinden tasfiye edilmesiyle karşı karşıyayız. 103 yıldır ve özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’nin büyük hataları vardır, yapılan tercihlerde ve tarihsel sorumluluklarda büyük yanlışlar vardır. CHP’yi savunmak, bütün yanlışlarını ve yöneticilerini savunmak değildir.

Bugün emperyalizmin desteğiyle CHP tasfiye edilmek istenmektedir. İçten ve dıştan, bilerek ya da bilmeyerek; isteyerek ya da istemeyerek buna destek verenler vardır. Toplum haklı olarak 23 yıllık AKP iktidarından kurtulmak için güçlü görünen ama ne olduğu hakkında yeterli bilgisi olmadan bazı kişilerin peşinden gitmektedir. CHP’nin tasfiyesi sadece bir siyasi partinin yok edilmesi değildir. Atatürk ilke ve devrimlerinin tasfiyesidir, laik ve demokratik cumhuriyetin tasfiyesidir, ülkemizin bölünmez bütünlüğünün tasfiyesidir, çağdaş, bilimsel, laik eğitimin tasfiyesidir, sosyal devletin tasfiyesidir, demokratik iktidar seçeneğinin tasfiyesidir.

Bilinen bütün yanlışlarına karşın CHP, milyonlarca insanın ortak buluşma noktasıdır. CHP’yi savunmak ve korumak eleştiriden vazgeçmek anlamına gelmez. CHP’yi kurucu ilkelerine kavuşturana kadar güçlü biçimde eleştirmeliyiz. Ancak CHP’yi tasfiye edecek girişimlere karşı da bütün gücümüzle karşı çıkmamız gerekmektedir.

Bugün CHP’yi sahiplenmek kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) kararına sahip çıkmak ya da Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkmak anlamına gelmez, gelmemelidir de. Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olunca ‘Yeni CHP’ söylemini başlatmıştı. Şimdi de aynı sürecin devamı olarak CHP’si gitti sadece yenisi kaldı ve Yeni Parti kuruldu. CHP’nin kurtuluşu Kemal Kılıçdaroğlu ya da Özgür Özel ile olamaz çünkü birbirilerinden farkı olmayan bu düzen siyasetçilerinden kurtuluş beklenemez. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm yanlışlarına hiçbir zaman ses çıkarmayan Özgür Özel ve ekibinden umut beklememek gerekir, çünkü ideolojik olarak aynı yolun yolcularıdır. Zaten Yeni Parti’nin programında; ‘Kürt sorununa demokratik çözüm’, ‘ana dilde eğitim hakkı’ ve ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının tam olarak uygulanması’ maddelerinin olması bu konuda insanlara fikir vermektedir ama okuyana ve anlayana.

Göstermelik biçimde, oy veren seçmeni karşılarına almamak için arada bir Atatürk’e bağlılık vurgusu yapılmaktadır. ABD, NATO ve AB'nin güvenliğini sağlayacaklarını bildirenlerin, serbest piyasa ekonomisini savunanların ve bölücülerle birlik olanların Atatürk’ten söz etmeleri ikiyüzlülükten öteye geçmemektedir. Kapsayıcı olduğu söylenen yeni partinin ideolojik belirsizliği bulunmaktadır. Bu nedenle CHP’nin bugünkü yanlışları savunulamayacağı gibi 103 yıllık CHP’nin tarihsel birikiminin dağıtılmasına da izin vermemek gerekmektedir.

Sorun CHP’nin yöneticilerinin kim olduğu değildir. Sorun, CHP’nin ve onunla birlikte Türkiye’nin geleceğinin var olup olmayacağıdır. Bu nedenle CHP’nin tasfiye edilmesi demek Türkiye Cumhuriyeti’nin tasfiye edilmesi demektir. CHP içinde kalıp, kesin hükümsüzlüğe (mutlak butlana), yöneticilere ve yeni partiye karşı bilinçli ve kararlı şekilde mücadele etmek zorundayız.

Azim ve Karar

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

20
Temmuz
13
Temmuz
08
Temmuz
02
Temmuz
08
Haziran
25
Mayıs
18
Mayıs
11
Mayıs
20
Nisan
13
Nisan
06
Nisan
30
Mart
16
Mart
23
Şubat
31
Ocak
29
Aralık
24
Aralık
01
Aralık
24
Kasım
10
Kasım
13
Ekim
06
Ekim
02
Ekim
09
Eylül
01
Eylül
01
Eylül
18
Ağustos
28
Temmuz
14
Temmuz
11
Temmuz
04
Temmuz
23
Haziran
16
Haziran
09
Haziran
26
Mayıs
17
Mart
04
Mart
25
Şubat
17
Şubat
10
Şubat
01
Ocak
30
Aralık
09
Aralık
02
Aralık
25
Kasım
12
Kasım
07
Kasım
04
Kasım
28
Ekim
14
Ekim
30
Eylül
16
Eylül
26
Ağustos
19
Ağustos
12
Ağustos
22
Temmuz
15
Temmuz
08
Temmuz
24
Haziran
10
Haziran