İnsan bazen kendi hayat mücadelesinin içinde başkalarına nasıl umut olabileceğini unutabiliyor.
Bu hafta Organ Bağışı Haftası. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Hamide Hanım'ın sosyal medyada paylaştığı bir bilgilendirme, benim de uzun zamandır düşündüğüm bir konuyu yeniden gündemime taşıdı.
Aslında çok araştırmıştım. Ama işlemin bu kadar kolay olduğunu bilmiyordum. Bilseydim belki de çok daha önce yapardım.
Hemen e-Devlet'e girdim ve organ bağışı beyanımı oluşturdum.
Neden mi?
Çünkü ben de ciddi bir sağlık mücadelesinden geçtim. Ameliyat oldum, tedavi gördüm, radyoterapi aldım. Bedenimin neler yaşadığını, sağlıklı bir nefesin ve yaşama tutunmanın ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorum.
Ama tam da bu yüzden kendime şu soruyu sordum:
Benim yaşadığım hastalık, başka organlarımın bir gün bir başkasına umut olmasına neden engel olsun ki?
Elbette hangi organların bağış için uygun olduğuna hekimler karar verecek. Benim yapabileceğim, bu konuda irademi ortaya koymak.
Üstelik organ bağışı için kendimizi çok sağlıklı, çok güçlü ya da hiç hastalık yaşamamış olmak zorundaymışız gibi düşünmemeliyiz. Tıbbi uygunluk ayrı, bağış iradesi ayrı bir konu.
Belki de bu konuda en büyük engelimiz bilgi eksikliği ve ertelemek.
Bir de üzerinde daha fazla konuşmamız gerektiğine inandığım başka bir konu var: Beden bağışı…
Tıp fakültelerinde geleceğin hekimlerinin insan anatomisini öğrenmesi, cerrahi eğitimlerini geliştirmesi ve mesleki deneyim kazanması için kadavra bağışı büyük önem taşıyor.
Ben bunu da araştırıyorum. Çünkü yalnızca bir hastanın yaşamına umut olmayı değil, gelecekte binlerce hastaya şifa verecek hekimlerin eğitimine de katkı sunabilmeyi çok değerli buluyorum.
Düşünsenize; bir gün organlarınız bir insana yaşam olabilir, bedeniniz ise geleceğin doktorlarının yetişmesine katkı sağlayabilir.
Bundan daha anlamlı bir miras olabilir mi?
Bu yazıyı kendimi örnek göstermek için değil, benim gibi hastalıkla mücadele etmiş, tedavi görmüş, hatta belki de kendisini artık hiçbir işe yaramaz hisseden insanlara seslenmek için yazıyorum.
Hayır, böyle düşünmeyin!
Hastalığınız, ameliyatınız, yaşadığınız zorluklar sizi başkalarına umut olma düşüncesinden uzaklaştırmasın. Kararı siz verin, tıbbi değerlendirmeyi uzmanlar yapsın.
Ben kararımı verdim. Şimdi bu kararı ailemle de paylaşacağım.
Sevgili Hamide Hanım'a da bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Bazen doğru bir bilgi, doğru bir insanın paylaşımıyla hayatımızda bir kapı açıyor.
Organlarım bağışlandı, omurgam hâlâ dimdik!
Çünkü ben hayata tutunmayı da, başka hayatlara umut olmayı da önemsiyorum.
Ya siz? Hiç düşündünüz mü?
Bir hayatı yaşamak güzel, bir başka hayata umut olmak paha biçilemez.
Anasayfa
Yazarlar
Zehra Ünal
Yazı Detayı
Bu yazı 1067 kez okundu.
Organlarım bağışlandı, omurgam hâlâ dimdik!
İnsan bazen kendi hayat mücadelesinin içinde başkalarına nasıl umut olabileceğini unutabiliyor.
Bu hafta Organ Bağışı Haftası. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Hamide Hanım'ın sosyal medyada paylaştığı bir bilgilendirme, benim de uzun zamandır düşündüğüm bir konuyu yeniden gündemime taşıdı.
Aslında çok araştırmıştım. Ama işlemin bu kadar kolay olduğunu bilmiyordum. Bilseydim belki de çok daha önce yapardım.
Hemen e-Devlet'e girdim ve organ bağışı beyanımı oluşturdum.
Neden mi?
Çünkü ben de ciddi bir sağlık mücadelesinden geçtim. Ameliyat oldum, tedavi gördüm, radyoterapi aldım. Bedenimin neler yaşadığını, sağlıklı bir nefesin ve yaşama tutunmanın ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorum.
Ama tam da bu yüzden kendime şu soruyu sordum:
Benim yaşadığım hastalık, başka organlarımın bir gün bir başkasına umut olmasına neden engel olsun ki?
Elbette hangi organların bağış için uygun olduğuna hekimler karar verecek. Benim yapabileceğim, bu konuda irademi ortaya koymak.
Üstelik organ bağışı için kendimizi çok sağlıklı, çok güçlü ya da hiç hastalık yaşamamış olmak zorundaymışız gibi düşünmemeliyiz. Tıbbi uygunluk ayrı, bağış iradesi ayrı bir konu.
Belki de bu konuda en büyük engelimiz bilgi eksikliği ve ertelemek.
Bir de üzerinde daha fazla konuşmamız gerektiğine inandığım başka bir konu var: Beden bağışı…
Tıp fakültelerinde geleceğin hekimlerinin insan anatomisini öğrenmesi, cerrahi eğitimlerini geliştirmesi ve mesleki deneyim kazanması için kadavra bağışı büyük önem taşıyor.
Ben bunu da araştırıyorum. Çünkü yalnızca bir hastanın yaşamına umut olmayı değil, gelecekte binlerce hastaya şifa verecek hekimlerin eğitimine de katkı sunabilmeyi çok değerli buluyorum.
Düşünsenize; bir gün organlarınız bir insana yaşam olabilir, bedeniniz ise geleceğin doktorlarının yetişmesine katkı sağlayabilir.
Bundan daha anlamlı bir miras olabilir mi?
Bu yazıyı kendimi örnek göstermek için değil, benim gibi hastalıkla mücadele etmiş, tedavi görmüş, hatta belki de kendisini artık hiçbir işe yaramaz hisseden insanlara seslenmek için yazıyorum.
Hayır, böyle düşünmeyin!
Hastalığınız, ameliyatınız, yaşadığınız zorluklar sizi başkalarına umut olma düşüncesinden uzaklaştırmasın. Kararı siz verin, tıbbi değerlendirmeyi uzmanlar yapsın.
Ben kararımı verdim. Şimdi bu kararı ailemle de paylaşacağım.
Sevgili Hamide Hanım'a da bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Bazen doğru bir bilgi, doğru bir insanın paylaşımıyla hayatımızda bir kapı açıyor.
Organlarım bağışlandı, omurgam hâlâ dimdik!
Çünkü ben hayata tutunmayı da, başka hayatlara umut olmayı da önemsiyorum.
Ya siz? Hiç düşündünüz mü?
Bir hayatı yaşamak güzel, bir başka hayata umut olmak paha biçilemez.
Ekleme
Tarihi: 06 Kasım 2026 -Cuma
Organlarım bağışlandı, omurgam hâlâ dimdik!
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
