Turgut Karabekir
Köşe Yazarı
Turgut Karabekir
 

ABD-Siyonist İsrail / İran savaşından çıkan ders!

Halkların, her türlü beladan korunması, huzurlu bir hayat yaşaması, mutlu ve umutlu olması, yönetimlerin varlığının nedeni olmalıdır. Ülkenin imkânlarından, her bireyin yeteneği oranında hak ettiğini alabileceği bir ortamı, yönetim sağlamalıdır. Yönetimdeki hiçbir görevli, görevini ve yetkisini, kişisel çıkarları için kullanmamalıdır. Her bireyin yaşam şekil ve tercihini, toplumun yaşamına uyumla, yâni laiklikle yürütmesi için gereken imkânı sağlamak, yönetimin görevidir. Yönetenlerin, işvereni halktır. Denetim, halkın yetkisindedir. Yönetimdekiler, hırsızlığa karşı koruyucu, dürüstlüğe de örnek olmalıdır. Ama halk ta, bunları yapmayacak kişileri, kendi kişisel ihtiras ve çıkarları nedeniyle, yönetime seçmemelidir. Her birey, çıkarı ve partisi için değil, ulusun çıkarı için oy vermelidir. Ortadoğu bölgesindeki hiçbir toplum bu temel gerekçelere uyarak hareket etmedi. Toplumların hiçbirinde emniyet ve mutluluk, halkının yarattığı ve hak edilmiş öğeleri olarak var olmadı. Neden, bölge halkının yüzde doksanından fazlasının, mezhep ayrılıkları yüzünden birbirlerine düşman, Müslüman ve câhil otokrasilerden oluşmasıdır! Arap olmayan İran, 2500 yıldır var olan büyük bir ülkedir. Ne yazık ki Ortadoğu’daki diğer ülkeler gibi, İran halkı da sorumluluklarını yerine getirerek tarihlerine lâyik bir yönetime sâhip olamadılar. 1953’te Başbakan Musaddık ile başlayan uyanma, CIA’in AJAX operasyonu ile durduruldu. Şahın kalkınmaya öncelik vermeye başlaması nedeniyle, gene batı tarafından 1979’da Şah düşürüldü. ABD tarafından Molla rejimi başa getirildi. Molla rejimi de halkı, refaha ve mutluluğa değil, din örtüsü altında aşırı baskı ve yoksulluğa, sürükledi. ABD’nin amacı zâten İran’ın kalkınmasını durdurmaktı. Hakkı olmadan durdurdu. Ortadoğu Müslüman ülkeleri çoğu, ellerindeki imkânlara ve seçeneklere rağmen, kişisel çıkarlar veya batıl inançlar nedeniyle, ABD yörüngesine girdi. Ortadoğu’da ABD/İsrail “gasplara” başlayınca, İran’ın kolay bir lokma olmadığını, kan dökülmesinin de kaçınılmaz olacağını, ucunun bize de dokunacağını belirtmiştim, bu ateş içinde olmamamızı önermiştim. Ama maalesef artık her yerde, sıranın bize geldiği açıkça yazılıyor ve konuşuluyor! Bizi savaşa sokmak gayesiyle yapıldığı söylenen, füze / sahte bayrak ve Boğaz anlaşması nedeniyle, BOP ile yapılacakların hızlandırılmış olması da gündemde irdeleniyor. ***** İran molla rejimi, halkını sömürdü, baskıda tuttu ve kişisel servet edindi, ama diğer Ortadoğu ülkelerinin hiçbirinin yapmadığı olgunlukla, kimseye uşaklık da etmedi. En güçlü ve vicdansız ABD/İsrail ikilisinden gelmesi beklenen felâketlerden halkını korumak için, olağan üstü bir hazırlık yapmayı başardı. Bütünlükle hareketi, bütün ülkeleri şaşırttı. Rusya ve Çin’e bağımlı olmadan, milli değerlerine ve tarihî geçmişine yakışır ilişkiler kurdu, gerekli yardımları aldı. Ülkesini koruyabilecek güce erişti. Gaspa gelen US donanması zor kaçtı, çelik kubbe delindi, F35 düşürüldü, Hürmüz boğazı kapatıldı, US yandaşı komşular bombalandı, bütün US tehditleri boşa çıkarıldı, İran yılmadı, başarılı oldu, US pes etti. Dünyanın yüzkarası şartlarında, ABD/İsrail zorbasına karşı durabilmek, diğer ülkelere ders niteliğindeki başarı ve bir millî sorumluluk örneğidir. ABD’in ayıbını örtmek için başarı aradığı görülüyor. Ve soru, bize yapılacağı artık açıkça söylenen benzeri zorbalıklara maruz kalındığında, Türkiye İran gibi bütünlüğünü ve halkını koruma gücüne sahip midir? Değerlendirme derhal yapılmalıdır. Halkın bilgili olması, koruma için gerekecek güce, güç katar. Bekâmız için gereken her türlü caydırıcı önlem alınmalı ve ilişki değişikliği şimdiden yapılmalıdır. Müttefiklerimizi, ABD/İsrail gibi parçalamamızı, planlamış olanlar arasından seçmek, intiharımız olur. Düşmana karşı koymak birlik ister. İktidar, halkın sesini duymalı, gelen büyük tehlikeye karşı değişken olmalıdır. Bağımsızlığa ve özgürlüğe yönelmelidir. İsraf durmalı, üretim ekonomisine geçilmelidir. ***** İran tâviz vermek zorunda kalsa bile ABD/İsrail bu savaşı kazanmış olmayacak. Artık bunu bütün dünya biliyor. Aynı zamanda ABD hegemonyasının da artık yürütülemeyecek ve beklenti NATO şekil değiştirecek. “Petrodolar” artık kaçınılmaz bir para birimi olmayacak ve bu ABD ekonomisi yürütülemez kılacak. ABD baskı ve zorbalığını yapamayacak. Onun etkisi altında olup değişmeyenler, onunla beraber kaybedecek. Geri dönüşü olmayan kayıplara uğrayacaklar. Bağımsız olan kazanacak. Anla yani!  
Ekleme Tarihi: 01 Nisan 2026 -Çarşamba
Turgut Karabekir

ABD-Siyonist İsrail / İran savaşından çıkan ders!

Halkların, her türlü beladan korunması, huzurlu bir hayat yaşaması, mutlu ve umutlu olması, yönetimlerin varlığının nedeni olmalıdır.

Ülkenin imkânlarından, her bireyin yeteneği oranında hak ettiğini alabileceği bir ortamı, yönetim sağlamalıdır.

Yönetimdeki hiçbir görevli, görevini ve yetkisini, kişisel çıkarları için kullanmamalıdır. Her bireyin yaşam şekil ve tercihini, toplumun yaşamına uyumla, yâni laiklikle yürütmesi için gereken imkânı sağlamak, yönetimin görevidir.

Yönetenlerin, işvereni halktır. Denetim, halkın yetkisindedir. Yönetimdekiler, hırsızlığa karşı koruyucu, dürüstlüğe de örnek olmalıdır.

Ama halk ta, bunları yapmayacak kişileri, kendi kişisel ihtiras ve çıkarları nedeniyle, yönetime seçmemelidir. Her birey, çıkarı ve partisi için değil, ulusun çıkarı için oy vermelidir.

Ortadoğu bölgesindeki hiçbir toplum bu temel gerekçelere uyarak hareket etmedi.

Toplumların hiçbirinde emniyet ve mutluluk, halkının yarattığı ve hak edilmiş öğeleri olarak var olmadı. Neden, bölge halkının yüzde doksanından fazlasının, mezhep ayrılıkları yüzünden birbirlerine düşman, Müslüman ve câhil otokrasilerden oluşmasıdır!

Arap olmayan İran, 2500 yıldır var olan büyük bir ülkedir. Ne yazık ki Ortadoğu’daki diğer ülkeler gibi, İran halkı da sorumluluklarını yerine getirerek tarihlerine lâyik bir yönetime sâhip olamadılar. 1953’te Başbakan Musaddık ile başlayan uyanma, CIA’in AJAX operasyonu ile durduruldu. Şahın kalkınmaya öncelik vermeye başlaması nedeniyle, gene batı tarafından 1979’da Şah düşürüldü. ABD tarafından Molla rejimi başa getirildi. Molla rejimi de halkı, refaha ve mutluluğa değil, din örtüsü altında aşırı baskı ve yoksulluğa, sürükledi. ABD’nin amacı zâten İran’ın kalkınmasını durdurmaktı. Hakkı olmadan durdurdu.

Ortadoğu Müslüman ülkeleri çoğu, ellerindeki imkânlara ve seçeneklere rağmen, kişisel çıkarlar

veya batıl inançlar nedeniyle, ABD yörüngesine girdi.

Ortadoğu’da ABD/İsrail “gasplara” başlayınca, İran’ın kolay bir lokma olmadığını, kan dökülmesinin de kaçınılmaz olacağını, ucunun bize de dokunacağını belirtmiştim, bu ateş içinde olmamamızı önermiştim.

Ama maalesef artık her yerde, sıranın bize geldiği açıkça yazılıyor ve konuşuluyor! Bizi savaşa sokmak gayesiyle yapıldığı söylenen, füze / sahte bayrak ve Boğaz anlaşması nedeniyle, BOP ile yapılacakların hızlandırılmış olması da gündemde irdeleniyor.

*****
İran molla rejimi, halkını sömürdü, baskıda tuttu ve kişisel servet edindi, ama diğer Ortadoğu ülkelerinin hiçbirinin yapmadığı olgunlukla, kimseye uşaklık da etmedi. En güçlü ve vicdansız ABD/İsrail ikilisinden gelmesi beklenen felâketlerden halkını korumak için, olağan üstü bir hazırlık yapmayı başardı. Bütünlükle hareketi, bütün ülkeleri şaşırttı.

Rusya ve Çin’e bağımlı olmadan, milli değerlerine ve tarihî geçmişine yakışır ilişkiler kurdu, gerekli yardımları aldı. Ülkesini koruyabilecek güce erişti.

Gaspa gelen US donanması zor kaçtı, çelik kubbe delindi, F35 düşürüldü, Hürmüz boğazı kapatıldı, US yandaşı komşular bombalandı, bütün US tehditleri boşa çıkarıldı, İran yılmadı, başarılı oldu, US pes etti.

Dünyanın yüzkarası şartlarında, ABD/İsrail zorbasına karşı durabilmek, diğer ülkelere ders niteliğindeki başarı ve bir millî sorumluluk örneğidir.

ABD’in ayıbını örtmek için başarı aradığı görülüyor. Ve soru, bize yapılacağı artık açıkça söylenen benzeri zorbalıklara maruz kalındığında,

Türkiye İran gibi bütünlüğünü ve halkını koruma gücüne sahip midir?

Değerlendirme derhal yapılmalıdır. Halkın bilgili olması, koruma için gerekecek güce, güç katar.

Bekâmız için gereken her türlü caydırıcı önlem alınmalı ve ilişki değişikliği şimdiden yapılmalıdır.

Müttefiklerimizi, ABD/İsrail gibi parçalamamızı, planlamış olanlar arasından seçmek, intiharımız olur. Düşmana karşı koymak birlik ister. İktidar, halkın sesini duymalı, gelen büyük tehlikeye karşı değişken olmalıdır. Bağımsızlığa ve özgürlüğe yönelmelidir. İsraf durmalı, üretim ekonomisine geçilmelidir.

*****

İran tâviz vermek zorunda kalsa bile ABD/İsrail bu savaşı kazanmış olmayacak. Artık bunu bütün dünya biliyor. Aynı zamanda ABD hegemonyasının da artık yürütülemeyecek ve beklenti NATO şekil değiştirecek.

“Petrodolar” artık kaçınılmaz bir para birimi olmayacak ve bu ABD ekonomisi yürütülemez kılacak.

ABD baskı ve zorbalığını yapamayacak. Onun etkisi altında olup değişmeyenler, onunla beraber kaybedecek. Geri dönüşü olmayan kayıplara uğrayacaklar. Bağımsız olan kazanacak.

Anla yani!


 

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

24
Şubat
16
Eylül
23
Ağustos
26
Temmuz
10
Mayıs
18
Kasım
02
Ekim
08
Kasım
02
Kasım