İkinci Dünya Savaşı, en büyük felâketlerden biri olarak algılanmıştı. Yaklaşık 45 milyon sivilin ve 25 milyonda askerin öldüğü savaştan, ABD muzaffer olarak çıktı. Ortamı sâhipsiz buldu, kendisini dünya lideri olarak konumlandırdı. Halklar, tavadan kurtulup ateşe düştüklerini ve geçmiştekilerden daha vicdansız bir belanın başlarına çökmekte olduğunu bilmiyorlardı.
ABD’nin 250 yıllık tarihi, 1776’da İngiltere’den kopmasıyla başladı. O tarihten beri de ABD, yaptığı anlaşmaların hiç birini tutmadı. Çıkarları için, her türlü yalanı, yasasızlığı mubah sayıp, suçsuz halkları, vicdansızca, sömürdü, öldürdü, haklarını gasp etti.
Sosyalizm onun çıkarlarına karşıydı, Stalin canisinin Komünizmini kötü örnek yaptı, sömürücü emperyalist kapitalizmi yerleştirdi. Bazıları bilgisizlikten, bazıları da yönetenlerin çıkarlarına uygun geldiğinden, ABD izinden yürüdüler. Sömürgelerini kaybeden İngiltere, ABD’nin peşinden gitmeyi seçti. Avrupa ülkelerin çıkarları ABD gölgesinde olmayı gerektirdi, onu seçtiler.
İnsanlığa en büyük düşmanlığın biat ettikleri ABD yönetiminden ve onun patronu Nazilerle çalışmış Siyonist Finans Sermaye (SFS) örgütünden geleceğinin bilincinde değildiler.
Özgürlük ve bağımsızlıklarından vazgeçmeyi kabul etmeyen ülkeler, “Komünist” ve düşman ilan edildi.
ABD başkanı şimdi, yasasız küstah korsan Trump, İran savaşını meclisten onay almadan başlatmış bir suçlu. Hurafeye dayanarak, soykırım, suikast, halkalara ölüm saçan, terörist Nedenyahu, insanlık suçlu işliyor.
Vicdansızlığa ve katliama katılmayanların geldiği yer ise; açlık, sefalet, esaret, mutsuzluk ve umutsuzluk!
*****
Nükleer bombayı, bir terörist veya bir deli ele geçirerek kullanmadıkça, bombanın sadece caydırıcı bir
gaye için var olduğu ve olacağı, anlaşılmış görülüyor. Hiçbir gerektirici neden olmadan, ABD-İsrail tarafından İran’a karşı açılan savaşın, nükleer silah engellemesi ile bağlantılı olduğu kanıtı yok. İran’a denetim UAEA tarafından yapılmaktaydı ve bomba imalatına dair bir çalışma yapılmadığı kanıtlanmıştı.
Kaldı ki, Iran diğer bütün ülkeler gibi, aynı haklara sahiptir ve “biz yaparız sen yapamazsın” denilemez. Dolayısıyla, İran’ın ABD’nin ana vatanına nükleer bir tehdit oluşturduğu ideası da tutarsızdır.
ABD’nin dünyanın en borçlu ülkesi olduğu ve Petro doların gücünü kaybetmesiyle ekonomik çöküşün hızlanacağı ve Çin’in hâkimiyeti ele geçireceği korkusu,
Trump’ın her hareketinde açıklıkla görülüyor. Savaş kanına susamış, açgözlü, yasaları çiğneyen dengesiz Trump, ekono-terör savaşı başkanı rolünde.
Siyonist İsrail, insanlık dışı vahşetle uygulanan, soykırımcılık ve toprak kazanma savaşı yapıyor.
Trump, ateşkes yoluyla savaş hâlini uzatarak para kazanmak ve ekonomisine güç katmak istiyor. ABD en çok ham petrol ve NLG ihraç eden ülke. Başlattıkları savaş nedeniyle Hürmüz boğazının kapanması ve Kuveyt tesisinin tahribinden beri, ham petrol ve NLG’in fiyatları ikiye katlandı. ABD’nin ihracatı, petrol ve gazda %60, silah satışları %40 arttı. ABD en büyük NLG ihracatçısı konumuna girdi ve kazançta olduğu için memnun. İran ile anlaşma yolunda anlamsız engeller yaratarak, soygununu devam ettiriyor. Yâni anlaşma istemiyor.
Zaten emperyalist Siyonist sermayenin iki yüz yıldır yaptığı, savaş ortamından istifade etmek, ekono-terörle büyümek, tek elden idareye erişmek.
Diğer yanda, Rusya ve Çin de eskisinin iki misli kazanıyorlar ve durumu sonlandırma aceleleri yok. Kaybeden Avrupa ülkeleri ve enerji bağımlısı olan diğer ülkeler. Fakir fakirleşiyor, zengin zenginleşiyor.
Yâni, fakir ülkelerden çıkmaya başlayan para, kârları katlanan üç ülkenin ve SFS’in de cebine giriyor.
*****
Ukrayna sulh içinde yaşayan bir ülkeydi. NATO’ya katılmasını ortaya atarak Rusya ile harbe soktular.
Ukrayna’da en az 55 bin asker 14 bin sivil öldü. Rusya’da en az 180 bin asker öldü.
İran sulh içinde yaşayan bir ülkeydi, uranyum sorununu bahane ederek savaşa soktular. İran’da en az 3 bin kişi öldü. 100 bin öldü diyen de var.
Lübnan sulh içinde yaşayan bir ülkeydi, Hizbullah bahanesiyle istilaya başladılar. En az 2 bin kişi öldü.
Gazze, doğal hakları olarak Filistinlilerin ülkesiydi, kurgulanmış bir katliam ayarlayarak istila ettiler. En az enkaz altında 10 bin, ölü 62 bin, 170 bin de yaralı oldu.
Irak ve Suriye savaşsız yaşayan ülkelerdi, uydurma bahanelerle savaş çıkardılar. En az 200 bin kişi öldü.
Ortadoğu din ve mezhep ayrılıklarına rağmen sulh içinde olmayı başaran diktatörlerle yaşamaktaydı.
Bugün Batı tarafından silahlandırılan ve birbirleriyle savaşması kurgulanan kaos içerisinde ve ölüm üreticisi. Yasa tanımaz, zorba, korsan, ABD ve Siyonist İsrail’in ihtirasları nedeniyle, milyonlarca insan öldü, sakat kaldı, evini, işini kaybetti, mutsuz, ümitsiz bedbaht oldu.
Onlar insanlık suçu işliyorlar. BM ve NATO etkisiz!
Ve, asıl suçlu yapılanlara seyirci kalan halklardır. ABD ile yola çıkmış ve mutlu sona ermiş ülke de yoktur.
