Değerli okurlarım, Siyonist İsrail bütün dünyanın gözü önünde, hiçbir şey saklamadan, kabul edilebilecek bir neden göstermeden soykırım ve genel katliam yapmaya devam ediyor. Ve bu yeni bir olay değil 1967’den beri değişik şekil ve boyutta olan bir olay. Son iki yıl artık açıkça cinâyet olarak isimlendirebileceğimiz bir vahşet boyutuna erişti.
Üstüne üstelik katliama bir de bir ülkeyi tamamen yok etmek eklendi.
Bu olaylara suskunluk taraf olarak katılmak değilse de, hiç şüphe yok ki aynı suça biraz da olsa bulaşmak demektir.
Bu katliama karşı durabilme imkânı yükseldikçe, suçun sorumluluğuna katılmış olmak derecesi de yükselir. 21. Yüzyılda bu katliama seyirci kalmanın herkesi biraz suçlu yaptığı da açıktır.
Bazı ülkeler BM Genel Kurul toplantılarında katliamın durdurulmasını ve haksız istilaların BM’in alınmış 123 kararlarına uyularak, sonlandırılmasını geçen aylarda defalarca dile getirdiler. Ne yazık ki her şey lafta kaldı ve aylar geçtiği hâlde katliam devam etti.
Çünkü hiçbir somut ve uygulanan karar almadılar!
Şimdi birkaç ülke Ekimdeki toplantıda Gazze’de bir Filistin devletinin varlığını kabul edeceklerini beyan edeceklerini söylediler. Bu hareketin Ekim ayna kadar beklemesi bence katliama ortak kalmakla eşdeğerlidir.
Soruyorum?
Neden Genel Kurulu özel bir acil toplantıya çağırmıyorsunuz? Bunu yapmamanızın arkasında gelişmekte olan istilanın geri dönülemeyecek şekilde oldu-bitti ye gelmesi için mi?
BM’deki her birinize nefretle bakıyor ve suçluyorum. Sokaktaki eli kanlı katilden hiç farkınız yok! Sizler insanlığın yüzkarasısınız!
Pekâlâ, siyasi oyunlar ile hayatlarını sürdüren ve umursamadan rahatça uyuyabilen bu pislikleri bir tarafa bırakalım ve kendimizi sorgulayalım.
Biz ne yapabiliriz? Biz derken bütün ülkeleri kastetmeme rağmen, öncelikle kendimizi ilk sırada gördüğümü biliniz.
Siyonist İsrail’in destekçisi ABD yönetimime karşı çıkmaları için beyni yıkanmış ABD halkını uyandıracak gerçekleri ortaya dökebiliriz. Halkı bilgilendirerek ve baskılayarak onların ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapmasını sağlayabiliriz.
İsrail’in petrolü yok, İsrail’e petrol vermemesini isteyebiliriz.
İsrail’in birçok maddeyi ithal etmesi zorunluluğu var. Bütün ithalatı durdurabilir, mutlak ambargo uygulayabilir, uygulanmasını isteyebiliriz.
İsrail halkının yarısından fazlası yapılanlara karşı.
Ama karşı olmak yeterli değil ve onların büyük bir kısmı İsrail içinde değil, başka hür ülkelerde yaşıyorlar.
Onların yaşadıkları ülkelerin yönetimlerine baskı yapmalarını isteyebiliriz.
Natenyahu’nun Devletler mahkemesinde savaş suçlusu ilan edilmesini isteyebilir ve yakalanma kararı alınmasını sağlayabiliriz.
İsrail’in şimdi yönetiminde olanların bu katliam emirlerine uymamalarını, aksi hâlde aynı suça iştirakten yargılanacaklarını söyleyebiliriz.
Yeni bir Nüremberg mahkemesi benzerinin bu sefer Siyonist Yahudilere karşı oluşacağını söyleyerek etkili olabiliriz.
İsrail uçaklarının hiçbir hava alanına inmeye, hava sahasına girmeye yetkisi olmayacağını bildirebiliriz.
İsrail gemilerine bütün limanları kapatabiliriz.
İsrail ile ticarete devam edenlere de ambargo uygulayabiliriz.
Gazze’ye Birleşmiş Milletler göçlerini göndererek istilanın durdurulmasını sağlayabiliriz.
BM eliyle insani yardımların uygar bir şekilde dağıtılmasını ve suçsuz halkın ölmesini önleyebiliriz.
Bunları yapmak için ABD’den izin almayı bekleyenler, yazımın başında söylediğim suç ortaklarıdır. Olay bu kadar açık ve nettir. Boş lafla bu güne kadar katliama ortak olmaktan utanmalı ve derhal harekete geçilmelidir.
Bence bugün Gazze’de olanlar en aşağı 2. DS’ındaki Alman fırınlarındaki vahşete eşittir. Hatta bugün o zamanlardan 80 yıl daha uygarlaşmış olmamız gerektiğinden daha da vahşî ve vicdansız bir harekettir.
Her eli kalem tutanın, mesaj atabilenin üstüne düşen görevi yapması gerekir.
Bu katliam sinemada filim değil, gerçek kişilere yapılan gerçek cinayettir.
Her susan insanlığını düşünmeli ve ona göre yolunu seçmelidir.
Suskun kalmak, olayların devamını sağlamakla eş değerlidir.
Atatürk olsa ne mi yapardı?
Yukarıda sıraladıklarımı çoktan yapmış ve bu katliamı durdurmuş olurdu!
ABD bu karmaşayı fırsat bilerek Türkiye’nin müdahalesini isteyerek bizi öne sürmeye yeltenebilir.
Başka suçsuzların ölümüne neden olacak bu hareket, ve bu ve benzeri hareket yeni bir ABD tuzağı olasıdır ve kesinlikle bu katliam, kan dökülmeden birleşik karar ve hareketle durdurulmalıdır.
Kabadayılık çare değil, birlikte olmaktan doğacak gücü kullanmak akılcıdır.
Vakit kaybetmeden, hemen, şimdi!