Bu yazımda, neden 188 parti olduğunu sorgulayacak ve irdeleyeceğim. Önce soralım:
188 parti gerektiren ayrı ideoloji var mı?
188 parti gerektiren ayrı yönetim şekli var mı?
188 parti gerektiren din ayrılığı var mı?
188 parti gerektiren mezhep ayrılığı var mı?
188 parti gerektiren ırk ayrılığı var mı?
Hepsinin cevabı: Yok!
Yok, olduğu açık. Neden bu partiler açılmış?
Öncelikle, partiler halkın partisi değil, kişilerin partileri. O nedenle de, geçimsizlik başta gelen bir sorun. Yeni partiye ihtiyacın, vatan severlik ile, din ile, siyasi zorunluluklar ile, hiç ilgisi yok!
Olduğu partide sıkıyı, ya da yanlışları gören, olduğu yeri düzeltmeye çalışacağına, yeni parti açmış. Ve kurulanlar halkın partisi değil, kişinin partisi. Zamanının şartlarına göre, nadiren bazıları oy almış. Ana partilerden ayrılanların birkaçı seçim kazanmış, geçici olarak iktidar olmuş. Ama büyük çoğunluğu, hiçbir işe yaramamışlar ve hepsi oyların bölünmesine ve kaybına sebep olmuşlar.
Cevaplanması gereken ana soru şudur:
Bu partileri kuranlar; Kemalizm’de, Atatürk ilkelerinde, Altıok’ta ne eksik gördüler de başka arayışa geçtiler? Ayrılmayla milli birliği bozdular?
Son yüz yılın en başarılı kalkınmasını yaparak dünya liderliğine erişen Sosyalist kökenli Çin, 5 bin yıllık tarihinde Konfüçyüs gibi onlarca bilgesi varken, bakınız Atatürk’ün yolu için ne demiş:
Mao, “Ben Cin’in Atatürk’üyüm. 1948 yılından bugüne dek Çin Halk Cumhuriyetindeki okulların 8. Ve 9. sınıflarında Yakın çağ tarih derslerinde Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri okutuluyor.... “
Wang Pun Son, “Çinliler Türkiye’den çok büyük dersler almışlardır. Bizce Atatürk’ün çizdiği çağdaş insanlık siyaseti bütün dünya uluslarını bir ibret örneğidir. Çin ulusu bu Büyük Önderin çizdiği nurlu yoldan yürümeye azmetmiştir.”
Sol kanatta bu gerçeği görmeyen otuzdan fazla parti var. Bütün dünya 1929 krizinde sefalet çekerken kalkınmasını devam ettirebilerek, halkla birleşik kalarak, inanılmaz temel başarılara erişmiş olan Kemalizm’de, ne eksik gördüler de başka sol parti kurdular? Bilime dayanan, inandırıcı nedeni yok! Bölünmeye neden olmakla kaldılar.
Sağ kanatta, laikliği anlamayan, anlasa ad karşı çıkan, bilgisiz halkları dinsizlik yalanı ile de etkileyenler var. Atatürk’ün dinsiz olduğuna dair tek bir kanıtları bile yok! Dinsiz olmadığına, inancı olduğuna dair yüzlerce kayıt var! O, sadece Müslümanlığa sonradan sokulmuş yalanların çıkarılması için uğraşmış, diğer dinlerin yapmış olduğu gibi, Kur’an’nı okuyanın anlaması için, tercümesinin yaptırtmış. Yapılanın dini kaldırmak değil, korumak için yapıldığı gayet açık.
Karşıtların derdi din değil, dini kullanarak halkı kullanmak!
Laiklik ile herkes istediği dine ve mezhebe inanmakta serbestti. Camiler açıktı ve çalışanları devlet tarafından korunmaktaydı. Bayramlar, örf ve adetler, huzur ve mutlulukla kutlanıyordu.
Eksiklik yoktu, kötü olan bilgi noksanlığı ve fırsatçıların çıkarları için halkı kandırmalarıydı. Kur’an, “Bana ilimle gel” diyor. Çok sayıda partinin, mantıklı ve bilimle kanıtlanabilecek bir nedeni yok. Bunlar keyfi olarak açılmış, halkı bölmekten başka hiçbir işe yaramamış, kişisel egoları tatmin eden, başarısız girişimler.
Halkımızı, mutsuz, ümitsiz, aç ve işsiz bırakmış olan yanlışlar yapıldı. Zâten düşmanlarımızın planı da ayrılıklar yaratarak yurdumuzu bölmekti!
Onlar yapacaklarını saklamadan söylemişlerdi:
“Yapılması gereken Atatürk’ün din ve Kürt düşmanı olduğunu yaymaktır” Kurt Ziemke
“Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir” Samuel Hantington
“Atatürkçülük öldü, Nurcular ileri” Paul Henze
“Kemalizm’e son verin, Osmanlıyla övünün” Greham Fuller ( ABD/CIA Ortadoğu masası şefi)
Görülüyor ki partilerin çoğalması bölünmemizi yarattı ve halkın olmayan, güçsüz partiler çöküşümüze neden olmakta devam ediyor.
Mevlana der ki: “Fikir ona derler ki, bir yol açsın. Yol ona derler ki, gerçeğe ulaşsın”
Çoğu partinin ulaştığı gerçek, fikir değil, gaflettir. Ülkemizin parçalanmasına yardım edilmiş olunduğudur. Parti başkanları gerçekleri görüp, partisini kapatıp, Atatürk yoluna dönmeli, halkın güç kazanmasına yardımcı olmalıdırlar.
Halk ve birlik olmazsa, ülke yakında yok olacak.
