Biberonla tatmin edilmiş ABD halkının başkanı, korsan-zorba-Siyonist esiri, dengesiz Trump, aç çakallar gibi saldırıyor, halkları ekonomik zora sürüklüyor.
Terörist Netanyahu büyük bir olasılıkla çoktan öldü.
Ama demek ki, Siyonist İsrailliler içinde başka kâtil Netanyahu’lar var ki, İnsanlık suçlusu ilan edilmiş
Netanyahu’yu yaşatmak istiyorlar.
Ortadoğu kanıyor!
İsrail kanatarak ta olsa, toprağa, varlığa, doymuyor; hukuksuzluğa karşı var olan Hizbullah bahanesiyle, Lübnan istila ediliyor, binlerce insan ölüyor, evsiz, işsiz, eşsiz, çocuksuz, acılar içinde kalıyor. Hizbullah duruyor.
Suriye’yi de adım adım gasp ediliyor. İsrail büyüyor. Gazze’yi ise yok ediliyor, halk çaresiz, kanıyor.
Yetmiyor, İran yok olsun, yalnız ben olayım istiyor.
Her şey, her yer onun olsun istiyor.
Ateşkes ilan ediyor, ama kendisi öldürmeye, yıkmaya devam ederken, sen ihlal etme, yakarım diyor.
Afrika kanıyor!
Çoğu Müslüman ama, Müslüman olsun, Hristiyan olsun, fark etmiyor, birçok ülke 400 yıldır kanıyor.
Sade kanamıyorlar, onlar fakir, aç, hasta, sakat, muhtaç ve mutsuz. Hâlbuki Afrika zenginliklerle dolu.
Dolu ama, varlıklar batılılar tarafından gasp edilmiş.
Afrikalılar kendi varlıkları içinde sefil. Kanıyorlar!
Seyrettiğiniz yıkıntılar filim sahnesi değil, gerçek.
Yıkılanlar bir yuvaydı, işyeriydi, okuldu, hastaneydi, ama şimdi mezar, kilometrelerce ölülerle dolu kokan enkaz.
Sahipleri ya ölü, ya açıkta, ya da işsiz ve aç, en azından acı içinde çaresiz ve muhtaç. Suçsuz, ümitsiz ve umutsuz.
Neden? Görülüyor ki, sıcak evlerinde, karınları tok, cepleri dolu hemcinsleri oldukça, nedenini takan yok!
Bana dokunmayan yılan, bin yaşasın diyenler, o yılanın sokmasını hak ediyorlar. Çünkü suskunlukları kendi felaketlerini hazırlıyor. Çocuklarının geleceklerini karartıyorlar. Yaşlıları, yaşadıklarına pişman ediyorlar.
Bu katliamı yapanlar, zâten yaptıklarından memnun, umursamayan ve seyredenler ise işlenen suçlara ortak.
Ya çocuklar!
Zavallı masum çocuklar! Elindeki kâğıt topla oynamaktan başka bir arzusu olamayan, zavallı uygarlık (!) kurbanı çocuklar! Bir deri bir kemik, büyük kalmış gözleri korkuyla bakan, Afrikalı aç çocuklar!
Bu çöküşü yaşamak için nasıl insanlar olduk, nasıl nesiller yetiştirildi ki, göz göre göre hâlâ böyle ya çökmüş, ya felaket saçan nesiller yetiştirmekteyiz?
Hiçbir şey sebepsiz değil! Yapılanlarla verilen dersleri, çocuklara yıllardır gösterdiğimiz örnekleri görün:
Yasalar dinlenmez,
İnsanların değersizdir, İstediğini yap,
Saygıyı, utanmayı boş ver.
Yalan söyle,
Çal,
Öldür.
Bak ben hepsini yapıyorum, Kimse ses çıkarmıyor,
Sen de yapabilirsin.
Ve çocuklar artık gördüklerini, öğrendiklerini yapıyor.
Daha ergenliğine erişmemiş çocuk, anasını defalarca bıçaklayarak öldürüyor, babasının tüfekleriyle okuldaki arkadaşlarını katlediyor. Pişman bile değil!
Bunlar cahil ve bilgisiz terörist değil, bizlerin örnek olup yetiştirdiğimiz, aile ocaklarından gelen çocuklar!
Peki, bunlar büyüdükleri zaman ne olacaklar?
Aileleri ne ki, onlar ne olsun? Adam mı olacaklar?
Hayır olmayacaklar. Ya bir korsan Tramp ya da bir terörist Nedenyahu olacaklar. Hattâ onlardan daha kötü, daha beter olacaklar.
Onlar dünyayı daha da kötü ve yaşanmaz yapacaklar.
Çünkü onlara, insana, hayvana ve doğaya; saygıyı, sevgiyi öğretmedik. Öğretmiyoruz. Ellerine bir telefon verdik, etten oluşan ruhsuz robotlar yetiştiriyoruz.
İnanç yerine, efsanelerle yozlaşan dinlerin doğru olan öğütlerini bile, saymamayı, dinleri kullanmayı, çıkarlar elde etmek için tahrif etmeyi, dindar değil, inançlı değil, sahtekâr olmayı öğreten örnekler olduk.
Ne ektikse onu biçtik, biçiyoruz! Gelecek mahsulün daha da kötü olacağı açık. Aldıran yok! Sorun da bu.
Seyirciyiz!
Eğitimsiz olmak suç değil,
Bilgisiz ve eğitimsiz bırakmak suç.
Siyah olmak suç değil, sarı olmak suç değil.
Beyaz olmak üstünlük değil.
Zengin olmak istediğini yapmaya hak değil.
Teknoloji milyarderleri, daha da zengin olmak ve daha da güçlü olarak sömürmek yolunda evrene gitmek için milyarlar harcıyorlar.
Ama toplumun yarısından fazlası sıkıntıda. Ya bilgisiz, ya eğitimsiz, ya güçsüz, aç ve mutsuz.
Milyarderler onlar üzerinde ilaç tecrübesi de yapıyorlar.
Sanki yoksul halk laboratuvarlarında deney faresi!
Küresel vicdan sıfır!
Bize gelince, 19 Mayıs Gençlik bayramında, suçsuz zavallı çocuklara yapılan yanlışlardan utanç duymalıyız.
Sömürenler, sebep oldukları açı kadar acıda olsun, lanet saçanlar, lanet bulsun. Sorumluluklarını bilen vicdanlılar, susmasın.
