(Bölüm 4 ten devam)
İnsanlığın hâli ne olacak? Hiç iyi olmayacak! (1) Görünüş o ki, 21. Yüzyıl, Çin yüzyılı olacak!
Çin ve Rusya savaş istemiyor. Ama ABD, İsrail, UK ve Almanya, yürüttükleri savaşlarla, 3. Dünya savaşının hazırlıklarını yapıyorlar.
Birçok değerli uzmanın söyledikleri de bu yönde. Beklenenleri özetleyerek anlatacağım.
Komünist olmadığımı, hiçbir zaman eğilimlisi bile olmadım tekrar hatırlatırım. Ben sadece vicdanımı kullanır, Atatürk’ü izlerim.
Biz ancak, olanların temel nedenlerini irdeler ve öğrenirsek, o zaman doğruya varabiliriz. İnsanların yapısında, “sayki”sinde, onları yanlışa sürükleyen bir yapım hatası var. Her ne kadar biz yanlışlarımızı düzeltebilme yapısına sahip isek te, toplumun %90’ı bunun bilincinde değil. Değiştirebilir ama, toplumlar genlerimizde yer edebilen, öğrenilmiş alışkanlıklar ile yaşıyorlar.
Dünyada yaşam başladığından beri insanlar ihtiyaçlarını paylaşmak yerine, güç kullanarak istediklerini elde etmek yolunu seçtiler.
Varlıklı ve bilgili olan ülkeler, olmayanlara yardım yerine, olmayanlarda var olan, ama kullanamadıkları varlıkları, gasp ile, harp ile, hatta soykırım ile almayı seçtiler. Evet bu bir mecburiyet değil, bir seçenekti! İyi yerine kötüyü seçtiler!
Bilgili ve varda olan, birazını olsun paylaşarak, varlığı ve bilgisi yeterli olmayanı kalkındırabilirdi.
Paylaşmayı, kalkınmalarına yardımı seçmedi. Bilakis, güçlü olduğu için, ezerek, öldürerek gasp etmeyi seçti. Diğerleri, mağdur olanlar, hiçbir zaman birleşip engel olmaya çalışmadılar. Aksine, kötü örneği tekrarı seçtiler.
Dinler! Ah o yüzyıllardır sömürü aleti yapılan, aslî kuralları dinlenmeyen, Havarî dinler! Tevrat, inananına, “Siz seçilmiş insanlarsınız, bu seçilmiş topraklar sizindir, erkek, kadın, çocuk bakmadan hepsini öldürün, hakkınızı alın diyor”!
21. Yüzyılda hâlâ buna inan ve soykırım yapan var.
Nasıl bir Allah, diğer kullarının öldürülmesini ister? Arakasında Hristiyanlık geliyor ve biraz insancıl olarak, “Bir yanağına vurulursa, diğerini çevir” diyor. İnsana değere, akla, hoşgörüye sesleniyor.
Onun arkasından Müslümanlık geliyor ve fakir ve vicdanlı olan Hz. Muhammed, Araplar arasındaki eşitsizliğe karşı, “paylaşmayı, vicdanı ve Allah ile kul arasında hiçbir vasıtanın olmayacağı, “tanrı birdir” anlayışını getiriyor.
Yetmiyor, inanç insanın seçeneği olduğundan, dinin zorbalıkla, harp ile yayılmasını yasaklıyor. İnsanlar arasında yardımlaşmayı, şart olan kural yapıyor.
Sormak gerek, “Müslümanların kaçı parası bol olmadığı zaman bile başkalarına yardım ediyor?
Kaç tanesi, karşılık beklemeden yardım yapıyor?”
Dahası, Ortadoğu’da Hristiyanlar ve Siyonistler katliam yapıyor. Müslümanlar onlara çalışıyor, ya din kardeşini yasak olan tarikat farkı saçmalığı ile öldürenlere katılıyor, ya da olanlara seyirci!
Ne yazık ki, Müslümanlık lafta kalıyor.
****
Bütün dünya, bütün insanlık vicdandan yoksul, mantıksız, bilgisiz, nereye varacağına önem vermeyen, atâlet ve bana ne anlayışında, felâkete sürükleniyor. İnsanlık ufak bir azınlık tarafından kullanılıyor. Bunu yapanlar iyi niyetli değil. Kötü niyetle ne yaptıklarını çok iyi bilerek, pis gayelerine doğru, ezerek, yıkarak, sömürerek, öldürerek, ilerliyorlar. Toplumlar seyirci!
Yakın zamana kadar Atatürk’ten başka, “Ülkede sulh, Cihanda sulh” sözünü, sloganını söyleyen, onu hayatın, insanlığın hedefi yapmış bir lider yoktu!
Var olan bilgilere rağmen, dünya “okumuşların cehâleti” içinde, durdurulması zor bir felâket yoluna girmiş, şuursuzca yuvarlanıp çöküyor!
Durdurulabilir mi? Evet durdurulabilir. Ama, bu değişim yüzyıllardır birbirini boğazlayan “Uygar Batı (!)” dan gelmeyecek.
Onların baş düşman olarak belirlediği, Demokrasi örtüsünü kullanmamış olan, Çin ve Rusya’dan gelecek. Çünkü ABD açıkça, “Ya benimlesin ya da düşmanımsın” demeye devan ediyor.
Rusya ve Çin, siz, siz olarak kalın, anlaşalım ve beraber refaha erişelim diyor. Gözü dönmüş BATI ise hâlâ, savaş çıkarma yolunu kurguluyor!
Devam edecek
(Bölüm 4 ten devam)
İnsanlığın hâli ne olacak? Hiç iyi olmayacak! (1) Görünüş o ki, 21. Yüzyıl, Çin yüzyılı olacak!
Çin ve Rusya savaş istemiyor. Ama ABD, İsrail, UK ve Almanya, yürüttükleri savaşlarla, 3. Dünya savaşının hazırlıklarını yapıyorlar.
Birçok değerli uzmanın söyledikleri de bu yönde. Beklenenleri özetleyerek anlatacağım.
Komünist olmadığımı, hiçbir zaman eğilimlisi bile olmadım tekrar hatırlatırım. Ben sadece vicdanımı kullanır, Atatürk’ü izlerim.
Biz ancak, olanların temel nedenlerini irdeler ve öğrenirsek, o zaman doğruya varabiliriz. İnsanların yapısında, “sayki”sinde, onları yanlışa sürükleyen bir yapım hatası var. Her ne kadar biz yanlışlarımızı düzeltebilme yapısına sahip isek te, toplumun %90’ı bunun bilincinde değil. Değiştirebilir ama, toplumlar genlerimizde yer edebilen, öğrenilmiş alışkanlıklar ile yaşıyorlar.
Dünyada yaşam başladığından beri insanlar ihtiyaçlarını paylaşmak yerine, güç kullanarak istediklerini elde etmek yolunu seçtiler.
Varlıklı ve bilgili olan ülkeler, olmayanlara yardım yerine, olmayanlarda var olan, ama kullanamadıkları varlıkları, gasp ile, harp ile, hatta soykırım ile almayı seçtiler. Evet bu bir mecburiyet değil, bir seçenekti! İyi yerine kötüyü seçtiler!
Bilgili ve varda olan, birazını olsun paylaşarak, varlığı ve bilgisi yeterli olmayanı kalkındırabilirdi.
Paylaşmayı, kalkınmalarına yardımı seçmedi. Bilakis, güçlü olduğu için, ezerek, öldürerek gasp etmeyi seçti. Diğerleri, mağdur olanlar, hiçbir zaman birleşip engel olmaya çalışmadılar. Aksine, kötü örneği tekrarı seçtiler.
Dinler! Ah o yüzyıllardır sömürü aleti yapılan, aslî kuralları dinlenmeyen, Havarî dinler! Tevrat, inananına, “Siz seçilmiş insanlarsınız, bu seçilmiş topraklar sizindir, erkek, kadın, çocuk bakmadan hepsini öldürün, hakkınızı alın diyor”!
21. Yüzyılda hâlâ buna inan ve soykırım yapan var.
Nasıl bir Allah, diğer kullarının öldürülmesini ister? Arakasında Hristiyanlık geliyor ve biraz insancıl olarak, “Bir yanağına vurulursa, diğerini çevir” diyor. İnsana değere, akla, hoşgörüye sesleniyor.
Onun arkasından Müslümanlık geliyor ve fakir ve vicdanlı olan Hz. Muhammed, Araplar arasındaki eşitsizliğe karşı, “paylaşmayı, vicdanı ve Allah ile kul arasında hiçbir vasıtanın olmayacağı, “tanrı birdir” anlayışını getiriyor.
Yetmiyor, inanç insanın seçeneği olduğundan, dinin zorbalıkla, harp ile yayılmasını yasaklıyor. İnsanlar arasında yardımlaşmayı, şart olan kural yapıyor.
Sormak gerek, “Müslümanların kaçı parası bol olmadığı zaman bile başkalarına yardım ediyor?
Kaç tanesi, karşılık beklemeden yardım yapıyor?”
Dahası, Ortadoğu’da Hristiyanlar ve Siyonistler katliam yapıyor. Müslümanlar onlara çalışıyor, ya din kardeşini yasak olan tarikat farkı saçmalığı ile öldürenlere katılıyor, ya da olanlara seyirci!
Ne yazık ki, Müslümanlık lafta kalıyor.
****
Bütün dünya, bütün insanlık vicdandan yoksul, mantıksız, bilgisiz, nereye varacağına önem vermeyen, atâlet ve bana ne anlayışında, felâkete sürükleniyor. İnsanlık ufak bir azınlık tarafından kullanılıyor. Bunu yapanlar iyi niyetli değil. Kötü niyetle ne yaptıklarını çok iyi bilerek, pis gayelerine doğru, ezerek, yıkarak, sömürerek, öldürerek, ilerliyorlar. Toplumlar seyirci!
Yakın zamana kadar Atatürk’ten başka, “Ülkede sulh, Cihanda sulh” sözünü, sloganını söyleyen, onu hayatın, insanlığın hedefi yapmış bir lider yoktu!
Var olan bilgilere rağmen, dünya “okumuşların cehâleti” içinde, durdurulması zor bir felâket yoluna girmiş, şuursuzca yuvarlanıp çöküyor!
Durdurulabilir mi? Evet durdurulabilir. Ama, bu değişim yüzyıllardır birbirini boğazlayan “Uygar Batı (!)” dan gelmeyecek.
Onların baş düşman olarak belirlediği, Demokrasi örtüsünü kullanmamış olan, Çin ve Rusya’dan gelecek. Çünkü ABD açıkça, “Ya benimlesin ya da düşmanımsın” demeye devan ediyor.
Rusya ve Çin, siz, siz olarak kalın, anlaşalım ve beraber refaha erişelim diyor. Gözü dönmüş BATI ise hâlâ, savaş çıkarma yolunu kurguluyor!
Devam edecek
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 4)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 3)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 2)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 1)
