Halkın, aşırı sabır ve atâletinin bedelini ödüyoruz. Henry Kissinger, “USA ile düşman olmak kötüdür. Dost olmak ölümcüldür” demişti.
ABD Lozan anlaşmasını imzalamadı. İngiltere zamanı gelecek, Sevr de geri gelecek dedi. PKK terör örgütü kuruldu, 40-50 bin canımız katledildi.
Kaçak Apo’yu saklayacak yer arandı, CIA imdada yetişti, bize verdi! Yasa değişikliği yapıldı, Apo asılmadı. Gaye onun PKK’yı içimizden yönetmesini sağlamak ve bugüne hazırlamaktı. Sevr 10
Ağustos 1920 de imzalanmıştı, 10 Ağustos 2026’da TCMM ülkenin gidişini değiştirecek olan “Çerçeve” yasayı onayladı. ABD ve İngiltere bu büyük başarının arkasından gelecek büyük değişime, yol açtılar.
ABD’nin Ortadoğu planı, Tramp’ın istediği gibi ilerlemeliydi. Sıra PKK ve Apo’ya gelmişti, uyuldu.
İçeriliği halka açıklanmayan “Açılımın”, BOP ilişkili olduğu ve nereye gideceği saklı değildi. Ne olduğunu söyleyen ve yazan vatanseverler de vardı. Müsavat bey “Çözüm”e karşı adeta yalvardı. Fakat, ilgilenmesi gerekenler üç maymunu oynadı.
CHP komisyonda olmamalıydı, aman oldu ve Özgür Özel (ÖÖ), “Sorunlar TBMM’de çözülmelidir” derken, meclisin etkisiz olduğunu hiç kâle almadı!
Meclis tatilde idi, tatil iptal edildi, Çerçeve taslak mecliste Sevr’in imzalandığı 10 Ağustos’ta getirildi! ÖÖ Çerçeve yasanın anayasamıza aykırı olduğunu için meclise gelmemesi önergesini verdi. Meclis 25 yıl boyunca muhalefetin getirdiği hiçbir öneriyi geçirmemişti, tabii ki bunu da ret etti.
ÖÖ, anayasaya aykırı dediği “Çerçeve” tasarıya, partisindeki vekillerin 54’ü hayır derken ve kendi yetkisi olmamalıyken, 34 yöneticisi vekille beraber evet dedi. Tarihte yer alacak büyük bir hataydı. Meclis, bu tasarıyı aynı gün, acele onayladı.
ÖÖ YENİ partiyi halkın kurduğunu, partinin halkın partisi olduğunu ve halk için çalışacağını söyledi. ÖÖ parti başkanı olarak artık halkı temsil etmekteydi. Oy vermeden, halka ne istediklerini sormadı. Onunla beraber evet diyen 34 vekil de temsil ettikleri halka sormadılar. ÖÖ kişisel düşüncesiyle karar verdi ve Saygı Öztürk beyle olan konuşmasında; kararını temeli çürük toplumsal nedenlere bağlamaya çalıştı. Hiç tatminkâr değildi.
Eski CHP halka dayanmadığı için, butlan ile bölünmesine engel olamadılar. ÖÖ, YENİ parti ile halka bir ışık yakmış ve halk ümit ile birleşmiş iken, verdiği evet oyuyla, halkı böldü. AKP memnundu.
Ekrem bey, ÖÖ’nün arkasındayım derken “evet” e destek oldu. Yâni, halkın çoğunluğunun istemediğine oy vermiş oldu. Bu da çok yanlıştı!
Halkının çoğunluğu açılıma karşıydı. Müsavat bey referandum çağrısına ÖÖ hep sessiz kaldı!!
YENİ partinin arkasında olan halkın sayısı her gün artmaktaydı. Ne yazık ki ÖÖ’nün “Evet” oyu, sade YENİ partinin bölünmesini değil, halkın oylarının dağılmasıyla, oyları faydasız kılacak.
Evet oyunun Sevr’i geri getirmek oyundan farkı yok. Çünkü anayasanın delinmesi sağlanabiliyor. Meclisteki son oylama iktidarın istediği anayasa değişikliğini yapabileceğini de gösterdi.
Eğer ayın 9 unda tamamen yasal bir seçim yapılsaydı, Yeni parti muhalefetten destek alır ve kazanırdı. Yarın yasal bir seçim yapılsa destek alamaz ve destekçileriyle beraber iktidar kazanır.
AKP’de hareket var. Devletin üst kademesinde büyük değişiklik olmazsa, ne olacak?
Yapılan her araştırmada, haklı olarak Mansur Yavaş öne çıkar. Atatürk yolunda ve bağımsızlık için yürüyen İYİ ve Zafer partileri, Müsavat ve Ümit beyler var. YENİ partiye oy vermeyecekler,
İYİ ve Zafer parti birleşenine, hatta Mansur beyin aday gösterildiği bu gruba oy verseler bile, seçim kazanacak güce erişemeyebilirler. Ve iktidar daha da kuvvetlenmiş olarak tekrar başa gelir.
Olan AKP’nin, DEM’in ve ABD’nin başarısıdır ve yasal olmasa da başarı olduğu yansıtılamaz!
Buna rağmen, gün doğmadan neler doğar! Ümit her zaman vardır ve umuda doğru bütün gayretle çalışmak, elden bırakılmamalıdır.
Bırakmayacağız!
Sonuç: Yapılmış olan, Atatürk ilkelerine bağlı olanlara ve Cumhuriyetimize, Ulus devletimize karşı yapılmış, ABD isteklerine ve Büyük Ortadoğu Projesine yaramış, etrafımızdaki emperyalist ablukayı ilerletmiş ve güçlendirmiştir. KK’nin ve ÖÖ’nün neden olduğu durum, tarihe yazılacaktır. Umarım, yazılan çok vahim olmaz!
