(Bölüm 7’den devam)
İnsanlığın hâli ne olacak? (4)
Değerli okurlarım, 18. BRİCS zirvesi 13 Eylül’de Yeni Delhi’de yapıldı. Jeopolitik bir birleşme, değişik medeniyetlerin varlığının kabûlü ve artık dünyanın çok kutuplu olacağı, açıkça görülüyordu.
Avrupa ülkelerinin ABD gölgesinden çıkarak bir kutup oluşturmasının doğal olacağı imâ edildi.
18 Nisan 2025’te yazdığım yazı hâlâ geçerli,
Zirve, açıkça dillendirmedi ama, BRİCS’in güçlenen varlığının görülür olması, ABD’nin tek kutup varlığının son bulduğunun, açık ifadesi idi.
İlişkileri çelişkili ve gergin olan Çin ile Hindistan’ın bildiriyi imzalamış olması, insanlığın, hiç değilse sayıları artmakta olan BRİCS ülkelerinin, iyiyi ve barışı arzuladığının kanıtıydı.
Çin’in barışçı öngörüsü ile çıkan anlayış, geleceğin kalıcı barışı için ümit kaynağıdır. Trump, sade kendi çıkarları için İran savaşını kullanarak, petrol ve altın üzerinden çevirdiği yasa dışı dolaplarla, para kazanmayı devam ettiriyor. Yolsuzluğunun ve vicdansızlığının, Kasım ara seçimlerine kadar devam edeceği de bekleniyor. İstikrar yok, dengesizin ne yapacağı belli değil, fakat, 6. Bölümde söylediğim gibi, hâlâ iki yol var:
Biri iyiye çıkıyor, diğeri kötüye.
İyi yol, Trump’ın arar seçimlerden sonra yalanlar söyleyerek savaşı kazandığının ilânıdır.
Kötü yol, şimdi yaptığı gibi askeri varlığını arttırması, 3. Dünya Savaşı (DS) temelini kurmaya devam etmesi, belki de aniden saldırmasıdır.
Diğer tarafta, kâtil İsrail, Yunanistan / Kıbrıs ve Ege adaları üzerinden Türkiye’yi ablukaya almayı sürdürüyor. Artık bizi baş düşman olarak görüyor.
Bu kötü haber, çünkü Netanyahu ve Trump rasyonel değiller, vicdansız katillerin ne boyutta yasasız hareket edecekleri belli olmaz. 3. DS’nı bizi kullanarak çıkartmaları düşünülüyor olabilir.
Aşağıdaki ekonomik irdelemeye de, ABD’nin hegemonyasının ve Petro-Doların gücünün var olmayacağı görüşüyle bakmamız gerekecek.
****
Kötü senaryo değil de iyi senaryo gerçekleştiği takdirde, AB ne yapmalı?
ABD, AB pazarını Rusya’ya bırakmamak için, Ukrayna ile savaşı sürdürüyor. Artık AB Rusya’dan ucuz yakıtı alamıyor. AB, ABD’nin gerçek yüzünü görmeli, bağımsızlığını kazanmalı,
Rusya’nın içtenlikle sunmaya çalıştığı barışçı yaklaşımlarını değerlendirerek, Çin-vâri bir ilişkiyi kurmalıdır.
Bunun aksini yaparsa, ABD’nin komploları doğrultusunda, 3. DS’nın çıkmasını körüklemiş olur. Barışçı hareket etmesi bütün bölgede huzuru ve barışı getirecek bir adımdır. AB’nin Rusya’ya, Rusya’nın AB’ye ihtiyacı olduğundan, aynı kutupta olmaları, akılcı ve doğaldır. AB ülkeleri arasındaki süregelen çağ dışı düşmanlıkta, artık bitmelidir.
Biz ne yapmalıyız?
Ortadoğu ateşinden uzak durmalı, Kıbrıs, Akdeniz ve egedeki varlıklarımızı korumalıyız.
Bunu yapmak için, caydırıcı güçlü olmalıyız. Güçlü olmak için de, bağımsız olmalıyız.
Elimizde devrim yaptığımız, başarılı sonuç verdiğini bildiğimiz yol, Kemalizm var.
“Kemalizm” sözü sonradan batı tarafından kullanılmıştır. Mustafa Kemal’in eserine sade Atatürk olarak ve Altı Oka’a CHP amblemi olarak bakmak, yanıltıcı, yol şaşırtıcı, dar görüştür.
Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik, hiçbir “İZM”e saplanmadan başarıya, dolayısıyla refah ve mutluluğa giden ilkelerin harmanı olan yoldur. Yalnız bu yolun değil, hiçbir başarı yolunun hukuk güvencesiz yürümeyeceği de kesindir.
20. ve 21. Yüzyılın en büyük hamlesini yapan Çin, Kemalizm’den örnek alarak yaptığı harmanla ABD’yi hegemonik tahtından indirdi.
Bize planlanan parçalanmaktan kurtulmak istiyorsak; partizanlığı bir tarafa bırakarak doğru yola, hukukun ve aklın yoluna hemen dönmeliyiz.
Halk aç, boş lafa da karnı tok. Düşmanımız çok ama bizim denemiş başarılı bir yolumuz var.
Öncelikle yanlışlar örtüsü demokrasi “sözü”, ekonomiyi düzeltecek bir yol ve aygıt değil.
Korkmadan, halka doğruları söyleyelim.
Devam edecek
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 7)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 6)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 5)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 4)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 3)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 2)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 1)
